Yürüyen Kelimeler, Eduardo Galeano “Kelimeler olmakta olanı anlatırlar ve olacak olanı haber verirler.”

eduarda_galeano“Hikaye anlatıcıları, hikaye şarkıcıları yalnızca kar yağarken anlatabilirler hikayelerini. Gelenek böyle emrediyor. Amerika’nın kuzeyindeki yerliler hikayelerin bu yönüne çok dikkat ediyorlar. Diyorlar ki; hikayeler anlatılırken, bitkiler büyümeyi bırakır ve kuşlar yavrularını beslemeyi unuturlar.”
“Guarani Kızılderililerinin dilinde “kelime”nin bir diğer anlamı “ruh”tur. Bu da ağızdan çıkan her kelimenin bir ruhu olması gerektiğini gösterir. Ruhu yoksa söylenen kelimelerin, o kişi ya yalan söylüyor ya da boş konuşarak ruhuna ihanet ediyordur. Hikâye anlatmakta usta olanlar bilirler ki konuştukları dile ait sözcükler o toplumun ve kişilerin hayatını oluşturur. Kelimeler toplumu oluşturur, kişilik yaratırlar. Tarih yazarlar, efsaneler anlatırlar. Kahramanları anlatır kelimeler.”

Yürüyen Kelimeler (İspanyolca “Las Palabras Andantes”), Latin Amerikalı damarlarından alabildiğine beslenen Eduardo Galeano ile Brezilyalı tahta baskı ustası Jose Francis Borges’in eşsiz işbirliği sonucu ortaya çıkan bir başyapıt. Köklü bir öykücülük geleneğinin izlerini taşıyan Yürüyen Kelimeler’de Galeano, yalın diline karşın şiirsel bir anlatım ile Guarani Kızılderililerin inançlarının, Kabala’nın, Hıristiyanlığın ve Latin Amerikan folklorünün izlerini sürüyor.
Meseller, halk öyküleri, masallar, taşlamalar, rüyalar ve şiirlerle harmanladığı ve tarzlara meydan okuyan eserleriyle Eduardo Galeano, Yürüyen Kelimeler’de okuyucuya büyülü bir dünyanın kapılarını aralarken, bir yandan da yaşamın farklı alanlarına açtığı pencerelerle, öykü sanatının baş döndürücü varisi konumuna yükseliyor.

Kitaptan bölümler:
Hatalar Üzerine Pencere
“Uzun gecelerin ve buzdan ayazların mevsiminde oldu: Bir sabah evimin bahçesindeki yasemen çiçek açtı, soğuk hava onun aromasını içine çekti; aynı gün erik ağacı da çiçek açtı ve kaplumbağalar uyandı.
Bir hata oldu ve kısa sürdü. Ama bu hata sayesinde yasemin, erik ağacı ve kaplumbağalar bir gün kışın biteceğine inanabildiler.
Ben de.”

Kelime Üzerine Pencere (V)
“Kalmak istemeyen kelimelerin toplandığı bir yer olabilir mi?
Bir kayıp kelimeler krallığı?
Senden kaçan kelimeler, seni nerede bekler? ”

Kitabın girişinde yer alan Caetano Veloso’nun bir sözü: “Yakından bakınca kimse normal değildir.”

Kitabın Künyesi
Yürüyen Kelimeler
Eduardo Galeyano
Çeviren: Bülent Kale
Desen: José Francis Borges
Çitlembik Yayınları, Eylül 2003
Masal-Öykü, 320 sayfa

Eduardo Galeano’nun Hayatı
1940’ta Uruguay’ın başkenti Montevideo’da doğdu. Çocukluğu, birçok Latin Amerikalı çocuk gibi bir gün futbolcu olmayı düşlemekle geçti. Gençliğinde fabrikalarda çalıştı, vergi tahsildarlığı ve tabela ressamlığı yaptı. İlk politik karikatürü henüz 14 yaşındayken Sosyalist Parti’nin dergisi El Sol’da yayımlandı. 1960’ların başlarında, Mario Vargas Llosa, Mario Benedetti gibi yazarların da yazdığı, dönemin etkili haftalık gazetesi Marcha’nın yayın yönetmeni oldu. Daha sonra Epoca gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. 1970’lerin başında, Latin Amerika’nın 15. yüzyıldan bu yana emperyalistlerce sömürülüşünü anlatan Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nı yazdı. 1973’te Uruguay’da gerçekleşen askerî darbeden sonra bir süre hapis yattı, daha sonra ülkeyi terk ederek Arjantin’e yerleşti, Crisis adlı kültür dergisini çıkardı. 1976’da Videla’nın kanlı darbesiyle birlikte Galeano’nun adı “ölüm mangaları”nın listelerinde yer aldı. Bu kez, İspanya’ya yerleşen Galeano, burada, tarihsel kişiliklerden yola çıkarak Amerika kıtasının sömürge tarihini anlatan Ateş Anıları adlı üçlemesini kaleme aldı. 1985’te doğduğu kente, Montevideo’ya döndü.
Türkçedeki kitaplarından bazıları şunlardır: Ateş Anıları Üçlemesi, Kucaklaşmanın Kitabı, Gölgede ve Güneşte Futbol (Can), Tepetaklak, Latin Amerika?nın Kesik Damarları ve Yürüyen Kelimeler (Çitlembik).

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
Postmodern Çağda Ortodoks Hristiyanlar ve İslamiyet – Andrew Sharp

Elinizdeki kitap Ortodoks Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki ilişkileri, iki din arasındaki farklılıkları, onları birbiriyle anmamızı sağlayan benzerlikleri tarihsel zemine oturtarak tartışıyor....

Kapat