Yüzleşmekten kaçındığımız korkularımızı örtbas edip kendimizi güvenlikte olduğumuza inandırırken hayatı kurutuyoruz.

Hayat Engin GeçtanBatı kültürü etkisi altındaki toplumlarda yüceltilen mantıklılık korkularımızla ve kırılganlıklarımızla yüzleşme fırsatından yoksun kalmamıza, dolayısıyla kendimize yabancılaşmamızın artmasına neden olmakta. Mantıklılığı, korkularımızın ve zedelenebilirliğimizin üzerini örtmek için kullanırken, içgüdüsel sezgilerimize de yabancılaşıyoruz.

Oysa insanlık tarihinin derinliklerinden getirdiğimiz, “sağduyu” denen bir hasletimiz var. Bir başka kitabımda da anlattığım gibi, pek çok insan mantıklılıkla “sağ-duyuyu” birbirine karıştırdığından kendilerini özlerine uymayan yaşantılar içinde buluyorlar. Horkheimer ve Adorno’ya göre: “Rasyonalizasyon mantığı ‘insanı korkudan kurtarmaya ve kendi egemenliğini kurmasını sağlamaya yönelik’ bir mantıkdır… İnsan bilinmeyen hiçbir şey kalmazsa korkudan kurtulacağına inanır…” Adını hatırlayamadığım bir Antik Yunan düşünürünün şöyle dediğini okumuştum: “Ölümden korkmuyorum, çünkü o benim bulunduğum yerde olamaz, ben de onun bulunduğu yerde.” Mantıklı bir söz, ama yine de ölmekten korkuyoruz, korkmasaydık hayatta kalma şansımız çok azalırdı.

Canetti “İnsan kendisine yabancı olan şeylerle temastan hep kaçınma eğilimindedir. Karanlıkta beklenmedik bir şeye temas etme olasılığı bile paniğe yol açabilir… İnsan, kendisine doğru yaklaşmakta olan bir şeyi görmek, tanımak, sınıflandırabilmek ister…” diyor ve başka biryerde konuya şöyle devam ediyor “…Kültür, korku unsuruna düzenleme ve içine almayla ilintilidir. İnsanın kendi etrafında yarattığı bütün mesafeler bu korku tarafından dayatılır.” Tabii bu söz bana, insanın “güncel kültür diye ifade edilen olguya neredeyse kayıtsız şartsız boyun eğme hatırlatıyor. Çünkü sürmekte olan kültüre ve onun alt,- kültürlerine ait olmanın sağladığı paylaşma duygusu insana bilinmeyenin korkusuna karşı sığınabileceği bir korumak sağlayabiliyor. Buna karşılık, deneyim yoluyla öğrenmede, bilinmeyenle karşılaşma sonucu yaşanabilen ürkütücü duyguları kabul edebilme ve değiştirebilme iradesi var. Yüzleşmekten kaçındığımız korkularımızı örtbas edip kendimizi güvenlikte olduğumuza inandırırken, hayatı ne denli kuruttuğumuzu çoğu zaman göremiyoruz.

Engin Geçtan
Hayat, Metis yayınları, haziran 2004, sayfa 70, 71

NOT: Bu kitabı kesinlikle satın almanızı öneriyoruz.
Büyük kent insanın sık kullandığı uyuşturuculardan biri de hız. Aynı şey, telaşsız da aynı sürede yapılabilir, üstelik yapılacak şeye ayrılan zaman ve enerjinin bir bölümü seferberlik sırasında tüketilmeden. Ama hız, insanın içindeki boşlukla yüzleşmemesi için çağdaş normlarında pekiştirdiği ve uyuşturucu niteliği kazandırdığında yavaşlatılması zor bir araç.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro