Zülfü Livaneli: En hayırlı evlatlarını yiyen bu ülkede bir gözüm gülerse öteki ağlıyor. Engel olamıyorum.

metinaltiokMetin Altıok – Zülfü Livaneli
Bir şeyi fark ettim: Dostum Metin Altıok üzerine yazı yazmak çok zor geliyor bana. Bir türlü elim varmıyor.
Bunun nedenini merak ettim; üzerinde çok düşündüm ve sonunda buldum ki, ben, Metin’i bir türlü solgun bir anıya dönüştürmeyi başaramamışım. Ne öldüğünü kabul edebiliyorum, ne artık var olmadığını.

İçimdeki bir şey bana, onun Ankara’da yaşamakta olduğunu fısıldıyor. Hadi, diyor; bin gençliğindeki otobüslerden birine, Ankara’ya git; orada sığırcık kuşlarının ötüştüğü ağaçların altında dolaşan şairi göreceksin. İçine dönük, fazla konuşmayan, mahcup, gülüşünü bile elâlemden saklamaya çalışan o duygulu genç adama rastlayacaksın.

Birlikte, Kocabeyoğlu Pasajı’nın altındaki eski kitap dükkânlarına gideceksiniz, Piknik’te oturup birer soğuk bira parlatacaksınız, Nâzım’dan, sosyalizmden, Türkiye’den konuşacaksınız. Sonra Erdal Öz’ün Sergi Kitabevi’nde alacaksınız soluğu; kitapları, plakları seveceksiniz.

Anlıyorum ki, gençliğim bana ne kadar yakınsa Metin de o kadar yakın, bana ne kadar uzaksa Metin de o kadar uzak.
Annem genç yaşta ölüp gidince, onun “soğuk yüzü”nü görmem için çok ısrar etmişlerdi. Yoksa öldüğüne inanamazmışım. Ben de bir türlü cesaret edememiştim. Bu yüzden aradan geçen bunca yıla rağmen onun öldüğüne inanamam hâlâ.

Metin de bana o lanetli otele hiç gitmedi gibi geliyor. Orada hiç bulunmadı, alevler ve duman bu narin, kırılgan ve duyarlı şairi yutmadı, diye düşünüyorum.
Ve Ataol’un dizelerini hatırlıyorum:
Kucaklıyor beni Metin Altıok
“Aldırma” diyor gülerek
Ben de gülmeye çalışıyorum.
Ama en hayırlı evlatlarını yiyen bu ülkede bir gözüm gülerse öteki ağlıyor. Engel olamıyorum.

Yorum yapın