Abdülhamid ve Sherlock Holmes

II. Abdülhamid iyi bir polisiye okuruydu. Yıldız Sarayı?ndaki 10 bin kitaplık kütüphanesinin 2 bini polisiye romandı ve kelimenin tam anlamıyla bir Sherlock Holmes hayranıydı.

Kadere bakın ki, dönemin ünlü Osmanlı yazarlarından Yervant Odyan her ikisini bir polisiyenin kahramanı kılar: ?Abdülhamid ve Sherlock.? Orijinali Osmanlıca yazılan ve 832 sayfa olan romanda, Abdülhamid?in ünlü istibdat yönetiminin gizli hafiyelerinden üçü öldürülür ve tüm çabalara rağmen cinayet çözülemez.

Bunun üzerine de sultan, ünlü İngiliz dedektifi İstanbul?a çağırır. Böylece Sherlock Holmes?ün de dahil olduğu bir macera başlar. Ancak roman sadece klasik polisiye ile sınırlı kalmaz, dönemin siyasi atmosferinin eleştirisini de içerir. Abdülhamid ve baskı rejimi ünlü Ermeni yazar Odyan?ın eleştirilerinden payını fazlasıyla alırken, İttihat ve Terakki?nin çabaları desteklenir. Dahası dönemin gerçek olay ve kişileri de birer birer romanda yerini alır. Mesela Sai Bey Talat Paşa?dan başkası
değildir.

Üç gayretli akademisyen genç kadın Seval Şahin, Didem Armalı Büyükarman ve Banu Öztürk bu satırların yazarının manevi kızları oldular. Bilen bilir bu satırların yazarı polisiye roman çokseveridir. Hatta bu konuda sahafların tabiriyle tuğla gibi iki cilt kitap yazmıştır ve Türkiye?de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak geçer akçe olduğundan ve de polisiye roman üvey evlat muamelesi gördüğünden Türkiye?deki polisiye roman tarihi ve edebi değeri hakkında bilgisizce söylemlerden hep şikayet etmiştir. Ne mutlu ki, son günlerde ise bu durumu değiştiren çok önemli gelişmelerle karşı karşıyayız.
Mesela sadece polisiye roman yayımlayan Labirent Yayınları, zengin ama unutulmuş Osmanlı Polisiye Edebiyatı?nın ancak ilgilenenlerce bilinen ve sahaflarda bile bulunması çok zor örneklerini arka arkaya Latin harfleriyle bastı. Bunlar arasında ismini kimsenin anımsamadığı İskender Fahrettin?in ?Şeytan Hadiye? dizisi ile ünlü ?Eylül? romanının yazarı Mehmet Rauf?un iki polisiye romanı ve Türkiye?deki ilk Arsene Lupin uyarlaması olan ?Gece Kuşları? ile Fazlı Necib?in ?Cani mi Masum mu?? isimli ilginç polisiyesi de vardı.
Osmanlı polisiyelerinin en ilginç ilk örneklerinden biri olan ?Amanvermez Avni? dizisini 2006?da yayımlayan ve geçen yıl üçüncü baskısını gören biri olarak benzer çalışmaların devamını dilediğimden bu gelişme beni çok mutlu etti.

Bütün bunların arkasında ise bu gayretli üç kadın akademisyen var: TÜBİTAK?a kabul ettirdikleri ?Osmanlı Polisiye Romanları? konulu projeleri kapsamında unutulmuş Türk Polisiye Edebiyatı?nın örneklerini okuyucuya sunarken aynı anda çok ses getiren seminerler, toplantılar yaptılar; ?Edebiyatın Üvey Evladı Polisiye Roman? adı altında Mimar Sinan Üniversitesi?ndeki seminerin tebliğlerini yayımladılar ve bu tebliğin başına polisiye romanla ilgili çok ilginç bir inceleme de koydular. İşte bu üç gayretli bilim insanının benim ?manevi kızlarım? olmasının sebebi de budur.

ORJİNALİ 832 SAYFA
Son defa yaptıkları iş ise inanılmaz bir başarı; benim de hayal edip ama bitirebileceğimi ummadığım için bir türlü cesaret edemediğim Osmanlı Polisiye Edebiyatı?nın fenomen kitabı ?Abdülhamid ve Sherlock Holmes?i notlar ve bir Osmanlıca-Türkçe sözlük ilavesiyle Latin harflerine çevirdiler ve Everest Yayınları tarafından çok itinalı bir şekilde yayınlattılar. Benim cesaret edemememin nedeni kitabın orijinalinin Arap harfleriyle yazılmış ve 832 sayfa olması. Üstelik günümüz okuru, olayın geçtiği döneme pek aşina olmayacağı için gerekli bilgilerin notlarla verilmesi zorunluydu. Dahası kitapta artık bugün kullanılmayan Osmanlıca deyim ve sözcükler de yer alıyor ki, bunların da açıklanması ayrıca gerekliydi. İşte benim kızlarım bu işi eski deyimle bihakkın başardılar. Bir kez daha onları tebrik ederim.
Kitabın ve yazarının öyküsüne gelince… 1911 yılında, Yervant Odyan Efendi isimli Ermeni yazar, ?Abdülhamid ve Şerlok Holmes? isimli hacimli bir roman yayımlar; roman büyük boy ve 832 sayfadır. Aynı yıl romanın Rumca çevirisi ?Abdül Hamit Kai Şerlok Holmes? diye basılır.
Odyan Efendi (1869 – 1926) İstanbul?da doğmuştur. Ünlü Balyan ailesinin yanında mimarlık yapıp saray mimarlığına kadar yükselen Boğos Odyan?ın ailesindendir. Amcası Krikor Odyan, Midhat Paşa ile ilk Kanun-ı Esasi?yi hazırlayanlardandır. Bir ara Paris?e sonra da babasının konsolos olarak görev yaptığı Romanya?ya gitmiştir. Öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul?daki iki önemli Ermenice yayın organı olan Aravelk (Doğu) ve Manzume-i Efkâr?da yazıları yayımlanmaya başlar. 1896?da Aravelk?in editörü olur. Aynı yıl Osmanlı Bankası baskını olayından sonra Avrupa?ya kaçar; Paris ve Londra?da yaşayıp çeşitli Ermenice dergilerde yazılar yayınlayıp, kendisi de Azad Khosk (Özgür Söz) isimli bir dergi çıkarır. 1902- 1909 arası Mısır?da yaşayacaktır.
II. Meşrutiyet sonrasında İstanbul?a döner, yine Ermenice basında yazılar yazarken; ?Sev Kadu? (Kara Kedi) ve ?Manana? (Kudret Helvası) gibi mizah dergileri çıkarır ve Ermeni Edebiyatı?nın en ünlü mizahi romanlarından biri ?Yoldaş Pancuni?yi yazar.

1915 Ermeni Tehciri sırasında Suriye?ye tehcir edilir. Suriye?de Alman subaylarına çevirmenlik yaparak göreceli olarak rahat eder ve 1918?de İstanbul?a geri döner. 1922?ye kadar; iki yıl süreyle çıkardığı mizah dergisi İknad Ağa?da ve Jamanak gibi Ermenice gazetelerde yazıları yayınlanır. 1922?de Türkiye?yi yine terkedip önce Romanya?ya sonra Mısır?a gider ve 1926?da Kahire?de ölür.

Odyan Efendi?nin kitabını, dönemin ünlü Ermeni yayıncılarından Kevork Boyacıyan yayınlamıştır. Kitabın kapağında Abdülhamid ve Sherlock Holmes?in resimleri karşı karşıyadır. Kitabın isminin altında da ?İstibdadı yıkmak için vatanperver Osmanlılar ile kahraman Saliha Hanım?ın sergüzeştlerini hâvi ciddi ve meraklı büyük roman? ibaresi bulunmaktadır.
Kitabın iç kapağında ise roman ve yazarı şöyle tanıtılmaktadır:

?İşbu hikayede devr-i menhûsda (uğursuz dönemde) hürriyet uğrunda canlarını feda eden vatanperver kahramanların ve hususiyle bütün muhadderât-ı islamiyenin İslamiyetin namuslu ve örtülü kadınlarının ervâh-ı kahramanlarını kahraman ruhlarını vücudunda tecessüm ettiren Saliha Hanım nam hanımın cesaret ve fedakârlıkları izhâr ve tasvir edilmekte olduğundan bütün Osmanlılar tarafından mütalaası sezâdır.? Yani; ?İşbu roman hayali olmaktan ziyade şimdiye değin nameçhul kalmış olan hakiki ve esrarengiz vak?alar ve siyasi cinayetlerden ibarettir. İşbu romanın müellifi şehid-i hürriyet merhum Midhat Paşa ile beraber meşrutiyetin ilk tesisine çalışmış olan müteveffa Odyan Efendi?nin yeğeni ve ?Aravelk? gazetesi sermuharriri Yervant Odyan Efendi olup bilcümle Osmanlı vatandaşlarımız tarafından mazhar-ı rağbet olacağına ümidimiz berkemâldir.?

HEYECANLI, SÜRÜKLEYİCİ
Yukarıdaki ifadelerden yazarımızın Osmanlıcasının pek parlak olmadığını ve dönemin münevver okuyucularınca pek hoş karşılanmayacak hatalar içerdiğini görüyoruz. Örneğin tanıtım yazısındaki nameçhul kalmış vak?alar ifadesi çok şirindir.
Zaten çoğul olan malumat sözcüğünü bir daha çoğul yaparak malumatlar diye yazması da o dönem için affedilmez bir yanlıştır ama bunlar yazarımızın samimi ifade tarzını ve öyküsünün akıcılığını etkilemez. Hatta Ermeni hemşerilerimizin Türkçe konuşurken kendilerine has söylemlerini kullanması örneğin ?konuşma, sus? yerine ?sus ol!? demesi bile bu yargımızı değiştirmeyecektir.
?Abdülhamid ve Sherlock Holmes?in Türk Polisiye Edebiyatı?ndaki önemi ise tartışılmaz. İlk kez toplumsal ve siyasal sorunlarla polisiye kurguyu bir arada götüren ve heyecanlı olayların birbirini izlediği bir romanla karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir. Odyan Efendi?nin iyi bir polisiye roman okuru ve polisiye kurguyu bilen biri olduğu muhakkak.
Romanın başlangıcı ve ilk bölümü bayağı heyecanlı ve sürükleyicidir. Olay 1904 yılı ilkbaharında Kandilli?de boş bir yalıda üç kişinin garip bir şekilde öldürülmesi ile başlar. Öldürülenlerin üzerilerindeki gümüş saatlerine ve para dolu keselerine ilişilmemiş ama cesetlerine M.A. işareti bırakılıp birer numara konulmuştur. Gazeteler türlü yorumlarla olayı yazarlar ama birdenbire bu haber sansürlenir. Çünkü öldürülenlerin üçü de padişahın gizli hafiyesidir.
Padişahın buyruğu ile polis örgütü her işi bırakıp bu olayı aydınlatmak için çalışır; hiçbir sonuç elde edemezler; üçlü cinayeti Erenköy?deki bir dördüncüsü izler. Kitabı okuyacakların polisiye roman okuma keyfine set çekmemek için daha fazla ayrıntı vermeyeceğiz yalnızca olayın çözülmesinden ümidi kesen Abdülhamid?in İngiltere?den ünlü detektif Sherlock Holmes?i Türkiye?ye çağırdığını ve onun da olaya karıştığını söylemekle yetinelim.

TOLSTOY ETKİSİ
Kitabın önsözünde Seval Şahin?in yazdığı gibi Odyan Efendi?nin kitabı çok kahramanlı, çok olaylı bir kitaptır. Başta klasik bir polisiye roman şeklinde başlayan eser daha sonra bir gerilim romanına yani Amerikalıların deyimiyle ?thriller? havasına bürünür. Yapıt uzun konuşma sahneleri, bir olayı birçok kişinin gözünden farklı şekillerde anlatması ile ilgiyi çeker. Seval Şahin bu kurguyu Yervart Odyan?ın Tolstoy çevirmeni olmasıyla açıklıyor ve kurgusunun ?Savaş ve Barış? romanından etkilendiğini söylüyor.
Gerçekten de kitabımız polisiye olayların gelişimi yanında dönemin siyasi havasını yansıtan siyasi kişilerini eserin kahramanları arasına koymasıyla tarihi bir belgesel roman niteliği de taşıyor. Roman ayrıca bir Abdülhamid karşıtının düşüncelerini yansıtması bakımından da önemli. Böylece uzlaşmaz bir Abdülhamid karşıtı olan Odyan?ın gözünden tipik İttihat Terakki yandaşı bir Ermeninin fikirlerini öğreniyoruz.

Olaylarla ilişkisi olsun olmasın Abdülhamid?i aşağılayacak sahnelere kitapta çok sık rastlıyoruz. Ayrıca dönemin önemli siyasi figürleri Başkâtip Tahsin Paşa, İkinci Kâtip Arap İzzet Paşa, Kabasakal Mehmet Paşa, Necip Melhame ve Padişah?ın esvapçıbaşısı ve geceleri yatak odasında kendisine polis romanı okutacak kadar güvendiği İsmet Bey?in oğlu İstanbul?u haraca kesen Fehim Paşa gibi gerçek kişiler de yapıtta rol alıyor. Örneğin, o zaman çok ilgi çeken Fehim Paşa ile Avusturyalı Margrit isimli cambaz kız arasındaki gönül ilişkisi de romanda sayfalarca anlatılıyor.
Romanın kahramanlarından olan ?Sai Bey?e gelince… Kendisi ünlü Talat Paşa?dan başkası değil. Zira Sai Bey, Talat Paşa?nın İttihat ve Terakki içindeki kod ismidir. Yazarımız Sai Bey?i öve öve yere göğe sığdıramaz ama talihin garip cilvesine bakın ki, Talat Paşa?nın sadrazamlığı sırasında da Suriye?ye sürülür. Türk Polisiye Edebiyatı?nın bu ilginç eserini hem polisiye roman meraklılarına, hem de Osmanlı?nın son dönemlerine meraklı olanlara hararetle öneririm.

EROL ÜYEPAZARCI
(http://vatankitap.gazetevatan.com/, 13 Şubat 2014)

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Polisiye Romanlar
Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren...

Kapat