Anton Semyonoviç Makarenko ‘ ya Dair – Yevgeni Balabanoviç

Makarenko 1888’de Ukrayna’da doğdu. Babası yapı res­samıydı. Makarenko daha on yedi yaşında bir delikanlıyken, bir yıl eğitim dersleri aldıktan sonra, bölgedeki demiryolu işçilerinin çocuk­larının geldiği bir ilkokula eğitmen oldu. Makarenko, ancak dokuz yıl sonra kendini geliştirme olanağını buldu. 1914’te, Poltava’daki Eğitim Kurumu’na girdi. 1917’de pekiyi dereceyle bitirdi.
Genç eğitmen günlük çalışmasında büyük bir tutkuyla yeni yöntemler arıyordu. Öğrencilerinin çok sevdiği, sıradışı bir eğiticiydi. Makarenko eğitim alanındaki yerleşik Rus ya da evrensel yapıtlara büyük zaman ayırıyordu. Kısa sürede, eğitbilimin (pedagojinin) ku­ramsal yanlarıyla ilgilenmeye, yeni bir eğitim dizgesi üzerinde dü­şünmeye başladı. Aynı zamanda, kitap yazmayı, eğiticilik uğraşıyla yazarlığını atbaşı götürmeyi düşlüyordu.

Ekim Devrimi’nden sonra iktisadî yaşam allak bullak olmuştu, düzeltebilmek için büyük çabaların harcanması gerekiyordu. 1921’de, açlık ülkenin birçok bölgesini kırdı geçirdi. Yüzüstü bırakılan çocuklar ulusal bir felâket haline geldi.
Ülke, büyük çabalarla, anasız, babasız, ailesiz binlerce çocuğu kurtarmaya uğraştı. Bu çocuklar, kendileri için kurulmuş yetiştirme yurtlarına ya da eğitim topluluklarına gönderiliyordu.

Bunun üzerine, Makarenko, eğitim alanının en çetin bölümünde çalışmaya koştu. 1920’de, yüzüstü bırakılmış çocuklarla başıboş gençler için bir topluluk kurdu. Bu topluluk Poltava yakınlanndaydı, Makarenko onu 1928’e dek yönetti. Önerisi üzerine, birliğe Gorki Topluluğu adı verildi. Bu, Topluluk yöneticisinin gerçekleştirdiği işe tam anlamıyla uygun bir addı. Gorki’nin yapıdan Makarenko’nun olu­şumunda büyük yer tutar. Birbiri ardı sıra fırıncılık, boyacılık, aşev-lerinde bulaşıkçılık yapmış olan Gorki, Makarenko’ya çok yakındı. Gorki gibi, Makarenko da kendi kendini yetiştirmişti, kültür dün­yasına amansız bir çalışmayla girmişti. Gorki’nin Makarenko’ya aşıla­dığı insan inancı, başıboş gençlerin “en umutsuzlarTndaki iyi yanı bulup ortaya çıkarmasına yardım ediyordu. Makarenko, Gorki’nin et­kisiyle, eğitsel deneyimine anlam veren şu kuralı benimsemişti: “insandan en çoğunu istemde, onu elden geldiğince çok saymak.”

Çok çetin çocuklarla uğraşan Makarenko, sonradan çok işe yara­yan yeni eğitim ilkeleri geliştirmiştir. Eğitim Topluluğunun yöneticisi, eğitimi iki kişinin, eğiten eğitmenle eğittiği öğrencinin karşılıklı etkinliğine indirgeyen geleneksel denklemi elinin tersiyle it­ti. Kişiliğin oluşumunda en büyük önemin eğitimcilerden, eğitilecek çocuklardan meydana gelen ve yetkili birinin yönettiği topluluklarda olduğu sonucuna vardı.

Eğitim Topluluğundaki yaşam, eğitilen çocukların her birinin ken­disini edilgin bir nesne gibi değil, Topluluğun yazgı ve onurundan so­rumlu öbür insanlarla aynı haklara sahip, etkin bir üye gibi duyumsa­masını sağlayacak biçimde düzenlenmişti. Makarenko, eğitim dizge­sinde, okul eğitimiyle atbaşı giden üretici çalışmaya büyük önem ve­riyordu (Eğitim Topluluğunda tarım son derece güzel örgütlenmişti). Bunun sonucu, güçlünün zayıflara boyun eğdirmesi yasasına göre yaşayan bu düzentanımaz çocukların tam anlamıyla değişmesi oldu.

Makarenko, 1927-1935 arasında, sonradan ün kazanan başka bir eğitim merkezini yönetti: Haıkov’daki Zerjinski Topluluğu. Bu, Ma­karenko’nun giriştiği denemenin doruğu, kafası yeniliğe açık bu eğitimcinin yaşamındaki yeni bir aşamadır.

Bu Toplulukta, bedensel çalışmayla kafa çalışması iç içeydi. Top­luluktaki herkes günde dört, beş saat ortaokulda okumak, uygula­yımın en son olanaklarıyla donatılmış elektrikli aygıtlar ya da fo­toğraf araç-gereçleri fabrikalarında da dört saat çalışmak zorundaydı. Toplulukta yaşayanların kazandıkları para yaşama koşullarının düzel­tilmesine harcanıyordu.

Son derece güzel örgütlenmiş, çeşitli dersler vardı: spor etkinlik­leri, bir orkestra, tiyatro saatleri, ülkenin türlü bölgelerine geziler, Toplulukta yaşayanların kültürel düzeyinin yükseltilmesine yardım ediyordu. Topluluktaki yaşam öylesine iyi örgütlenmişti, öylesine do­luydu ki, burada bir estetik yetkinlikten bile sözedebiliriz. Topluluk­taki çocukların birçoğu daha sonra yüksek öğrenim görecek, ülkenin düşünsel yaşamına katılacaktır.

Makarenko’nun çalışması yan tutmayan kişilerce öğrenildiği an saygı ve coşkunlukla karşılanıyordu. Bunun büyük erimini gerektiği gibi değerlendiren ilk kişilerden biri Gorki olmuştur. Makarenko’yla çocukları 1928’den sonra Gorki’yle sürekli olarak yazışmışlardır. Gorki, Eğitim Topluluğunun yaşamını dikkatle izliyordu. Yenilikçi kafası o günkü eğitim dünyasının etkili kişilerinden kimisince iyi an­laşılmayan Makarenko’yu bütün tinsel gücüyle destekledi.

1928 yazında, Gorki, Eğitim Topluluğunda bir süre kaldı. Bu­luşma, sevinçli ve coşturucu oldu. Gorki, sabahtan akşama dek, mek­tupla tanıdığı Makarenko’nun çocuklarıyla yanyanaydı. Çalışması tam anlamıyla insanseverliğini yansıtan Eğitim Topluluğu yönetici­siyle saatlerce tartışıyordu. Makarenko, sonradan, Gorki’yle geçirilen o günlerin ömrünün en güzel günleri olduğunu söylemiştir.

Gorki’yle ilinti hiç kesilmemiştir. 1933’te, Gorki, uzun gözlemle­rinin dökümünü çıkararak, Makarenko’ya şunları yazıyordu: “Büyük önem taşıyan ve tam anlamıyla başarıya ulaşmış bulunan deneyimini­zin erimi, bence, dünya çapındadır.(1)
İşinin, ustası ve dostu tarafından böylesine değerlendirildiğini görmenin Makarenko’yu nasıl sevindirdiğini söylemek gereksiz.

Gorki, Makarenko’nun yazarlık yaşamında da belirleyici ol­muştur. Makarenko, son derece kötü koşullarda, dinlenme ve uyku saatlerinden çalarak, 1925’te en önemli yazınsal yapıtına girişmiştir: Yaşam Yolu. On yıl üzerinde çalıştığı bu yapıtın tamamlanmasını Gorki’nin yüreklendirmeleri ve üstelemesi sağlamıştır. Yaşam Yolu* 1933-35 arasında, Gorki’nin yönettiği yıllıklarda yayımlanmıştır.

Yaşam Yolu gerçek olgulara dayanmaktadır. Poltava’daki Eğitim Topluluğunun bütün yaşamını anlatmaktadır. Yazarın kendisinin de belirttiği gibi, kitapta “birkaç aile adıyla, birkaç ender durumun dışında, hiçbir şey uydurma değildir.”(2) Bununla birlikte, Eğitsel Şiir diye de anılan bu kitap, Eğitim Topluluğunun romanlaştmlmış yaşamı da değildir. Makarenko, tanıklık ettiği ve katıldığı değişik olaylar arasından en anlamlı ve ilginç olanlarını seçmiştir. Yazar, kişilerinin betimlenmesine, gerçek olayların yansıtılmasına gerçek sa­natın bütün parlaklığını katmıştır.

Makarenko, büyük bir içtenlikle ve şiirli hafif bir acı alayla, Eği­tim Topluluğundaki çalışması sırasında kafasında beliren düşünce ve coşkuları dile getirmektedir.

Kitabın başkişisi olan Topluluk, bütün karmaşıklığıyla, bütün çelişkileriyle canlandırılmıştır. Yazar, Eğitim Topluluğunda doğmak­ta olan yeni yöntemlerin yürürlükten kalkmakta olan, ama büyük bir inatla direnen eski yöntemlere karşı verdiği amansız kavgayı, Toplu­luğun birey üzerindeki iyileştirici etkisini göstermektedir.

Yaşam Yolu’nun yazarı için, söz konusu Topluluk canlı bir varlık­tır, sürekli büyümektedir, her biri kendi açısından ilginç, değişik bi­reylerden oluşmuştur. “Topluluk beylik ve alışılmış bir karmaşık yapı değildir. Sınırsız dalgalanmalarla dolu bir kişilik denizidir,” demiştir, Yaşam Yolu’nun elyazması taslaklarından birinde.

Makarenko çocuklarından pek çoğunun çok anlamlı, canlı resmini çizer. Kitabı okuyanlar Karabanov’un taşkınlığım, Zadorov’un ölçülü­lüğünü, Lapot’un bitmez tükenmez alaycılığını, Verşnev’in akılcı din­ginliğini, Bratçenko’nun bağnaz didingenliğini, Galatenko’nun tem­belliğini, Burun’un ağırkanlılığını ve daha başka birçok kişinin özel­liğini anımsayacaklardır.
Kişilerin ve yazgılarının çeşitliliğine karşın, hepsinin ortak bir yanlan vardır. İnsanın daha iyi bir yaşam için nasıl savaştığını, bu sa­vaşım sırasında nasıl değiştiğini, bencilliğini nasıl yendiğini, yavaş yavaş kişisel çıkarlarının nasıl herkesin çıkarlarıyla karıştığını görü­rüz. Makarenko buna “bireyin toplumsallaşması” adını vermektedir.

Kitaptaki kahramanların kargaşacılıktan Topluluğun yaşamına et­kin olarak katılmaya geçişleri yazar tarafından özgür ve bilinçli bir çalışmanın meyvesi diye gösterilmektedir. Eğitim Topluluğunun işle­rine vurgun üyeleri ve onları işbaşında gösteren sahneler kitabın en başarılı bölümleridir.

İnsanoğlu, çalışma aracılığıyla, başkalarıyla bir olmanın engin se­vincini öğrenmektedir. İnsan saygınlığı duygusunun pekiştiği görül­mektedir. Önünde güzelliklerle dolu, yepyeni bir dünya açılmaktadır, müthiş bir çekim gücü olan bir dünya. Bu, Makarenko’nun da dediği gibi, “yeninin gizemli doğuşunun” Yaşam Yolu’nda sanatın bütün inandırıcı ve hayran bırakıcı yanlarıyla gösterilmesidir.

Yazar, Gorki Eğitim Topluluğuna katılmaya gelen Kuryaj’lı yüz­üstü bırakılmış çocuklardan sözederken şöyle der: “önlerinde se­vinçlerin en büyüğünü veren bir ufkun açıldığım, insan kişiliğinin değerini gördüler.”(3) Yaşam Yolu’nâski kahramanların çoğu için aynı şeyi söyleyebiliriz. Gerçek bir Eğitim Topluluğu insanı kişiliğinden etmemekte, tersine, kişiliğin gelişebilmesi için yeni koşullar yarat­maktadır. Bu, Makarenko’nun kitabının belli başlı düşünlerinden biri­dir.

Makarenko, kitabında, beklenmedik bir ozan olarak ortaya çık­maktadır: eğitim çalışmasının, insanın değişiminin, insanlar arasın­daki dostluğa ve işbirliğine dayalı yeni ilintilerin şiiridir yazdığı. Ya­zar, bir Eğitim Topluluğundaki yaşam gibi ilk bakışta son derece sınırlı gözükebilecek bir örnekle sağlıklı bir toplumun yaratıcı ola­naklarını gözler önüne sermektedir.
 1934’te, Makarenko, Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir. 1937’de, Moskova’ya yerleşmiş, kendini yazarlığa vermiştir. Ömrü­nün son yıllarında (1939’da ölmüştür), yazar büyük bir yaratıcı dönem yaşamıştır. Değişik türlerde, bir sürü yapıt kaleme almıştır, Ana Babaların Kitabı (1937) ile Kulelerde Bayraklar (1938) bunlar arasındadır.

Yazar, geniş ve destansı Topluluk yaşantısından sonra, görüş alanını sınırlandırıp aileye indirgemekten çekinmemiştir. Ve ortaya Ana Babaların Kitabı çıkmıştır. Ama bu onu salt aile sorunlarını irde­leyen bir kitap haline getirmez. Makarenko aile içindeki eğitim so­runlarım kişiliğin oluşmasının temel sorunlarına bağlamayı başar­mıştır.

Ana Babaların Kitabı, bir ailenin günlük yaşamını dile getirir. Ya­zar göze çarpmadan geçilebilecek, ilk bakışta dikkate değer gözük­meyen, bir eğitimciyle bir sanatçının gözünde ilginç ve önemli olan her şeye değinir. Belli ve ilk bakışta son derece özelmiş gibi duran bir olaydan geniş genellemelere varır.

Makarçnko, Ana Babaların Kitabında son derece yaygın, ama al­datıcı bir düşünceyle savaşır: aile eğitiminin çocuklara duyulan içten gelme sevgiye dayandığı düşüncesi. Kitap, ana babalarla çocukların ruh dünyasına derinlemesine girer. Makarenko çocuğun aile içindeki eğitimim nesnel bir toplumsal süreç sayar, ve bu sürecin gerektiği gi­bi düzene konmasinm kaçınılmaz olduğunu öne sürer.
Aile yalnız aile bağlarıyla biraraya gelmiş kişilerin yakınlığı değildir, ayrıca bir topluluk’tiar, toplumun ilk ve doğal hücresidir. Ai­le topluluğunu düzene koyan kişilerin tinsel ve toplumsal görüşleri, yani ana babaların davranış ve tutumları çocukların eğitiminin başarılı olup olmamasını belirler. Makarenko’nun kitabının ana düşüncesi budur.

Aile eğitimindeki başarısızlıkların somut nedenlerinin türleri aile içindeki yaşama biçimleri kadar çeşitlidir. Yazar, eğitimcilerin asal yanılgısını tanımlayacak sözcükleri bulmuştun “Belki de eğitimdeki bütün başarısızlıklar şu denkleme indirgenebilir: ‘Açgözlülüğün  eğitilmesi.’ “(4) Makarenko, Ana Babaların Kitabı’nda, dış görünüşleri ne denli zararsız olursa olsun, bencilliğin eğitilmesine karşı çık­maktadır. Ailenin asal görevi yırtıcı bir kuş, kamu mallarını sorum­suzca tüketen birini değil, o mallan yaratan birini yetiştirmektir.
“Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir.” Makaren­ko’nun Yaşam Yolu’nu yazarken tuttuğu notlardan alınmış şu kısa söz, bütün yapıtına öncülük eden düşünceyi anlamak istiyorsak, çok önemlidir. Makarenko, kitaplarının içeriğiyle, eğitsel deneyimiyle, insanın doğuştan kusurlu olmadığını, tersine, birtakım kılıflar altında ne kadar gizlenirse gizlensin, güzel olduğunu öne sürmektedir. Ya­zar, insanı gerçekten insanca ilintiler içinde, arkadaşlık, dostluk ve birlikte yaşama koşullan içinde başka bir kılığa sokmanın kaçınılmaz olduğunu savunmaktadır.

Makarenko’nun bizlere bıraktığı kalıt çok büyüktür. Bu kalıtın içinde yazınsal yapıtlar, gazete yazıları, yazınsal eleştiriler ve eğitim sorunlarına ayrılmış yapıtlar vardır.
Yukarda sözünü ettiğimiz yazınsal yapıtların dışında, Makarenko daha başka bir sürü yapıt kaleme almıştır. Burada, Zerjinski Toplu­luğundaki yaşamın değişik aşamalarını anlatan 1930 Yılı Yürüyüşü ve F.D.l adlı kitapları anımsatmak gerek. Yazarın bütün yapıtlarında, değişik araç gereçle işlenmiş, terimin en geniş anlamında, eğitim ko­nusuyla karşılaşırız. Binbaşı ve Newton’ın Halkaları adlı oyunlarda aynı tema egemendir; film öyküleri, Onur adlı uzun öykü ve tamam­lanmamış romanı Bir Kuşağın Yolları hep aynı konuyu işlemektedir.

Makarenko’nun yaşamı her gün yinelenen bir hüner gösterisi, yo­rulmak bilmez bir çalışma, sürekli bir özünden geçmedir. Makarenko için yaşamak çalışmak, çalışmak da yaşamaktır.
Hiç gevezelik etmeyen, oldukça sakınımlı Makarenko çalışmaya vurgundu ve başkalarıyla ilintilerinde tutkulu bir insandı. Bu tutku şaşmaz bir istençle atbaşı gitmektedir; söz konusu istenç, Makaren­ko’nun yürüttüğü günlük eğitim ve örgütleme çalışmasının gerilimi içinde, binlerce çetin kişilikle boğuşurken büyüyüp güçlenmiştir.
Pek çok özveri isteyen bu zorlu çalışma Makarenko’nun yaşamını kaçınılmaz, ama katlanması güç bir kendini feda etmeye dönüş-türmemiştir. Bu sert görünüşlü adamın içinde iyilik ve sevecenlik ha­zineleri gizliydi. Şaşırtıcı bir acı alay duygusu vardı ve gülmek Ma­karenko için tinsel sağlığın belirtilerinden biriydi. Makarenko, büyük bir sevinçle, kolayca, yalınlıkla kendini başkalarına adamıştır.

“Benim dünyam, başkalarıdır.” Makarenko’nun bu sözleri, her şeyden öte, yazınsal etkinliğinin anlamını dile getirmektedir. Onca gence yol gösteren, bir sürü büyük Topluluğu yöneten Makarenko herkese özel olarak seslenirdi. “Her bireyi ayrı ayrı ele aldığınızda, güçlüklerini, kuşkularını, insan sıcaklığını gözönüne getirdiğinizde, bunlar belki son derece önemsizdir, ama büyük insanlık kültürü içinde, her biri büyük önem taşır,” derdi. Makarenko her bireyi kar­maşık, şaşırtıcı bir dünya ve kendine göre parlak bir insan olarak gö­rür ve her durum ve koşulda dikkate değer bir bireysel varlık sayardı.

Makarenko yaşamı bütün varlığıyla severdi, onun değerini, şiirini ve güzelliğini sezerdi. “Yaşamın güzel olması gerektiğine, onun bütün güzel şeylerin kökeninde bulunduğuna inanıyorum. Yaşamı ol­duğu gibi seviyorum. Yaşam, kılgısal olmadığı, ölçüt olarak bencil­liği almadığı, uğraşıp didinmelerden, tehlikelerden, acılardan, düşün­celerden, doğa karşısındaki bir tür övünç ve bağımsızlıktan oluştuğu için güzeldir… Yaşamı sevdiğim için yaşıyorum, geceyi, gündüzü se­viyorum, uğraşıp didinmeyi seviyorum, insanın büyümesini, doğayla boğuşmasını, özellikle de kendi doğasıyla boğuşmasını seyretmeyi seviyorum.”(5) Makarenko’nun iyimserliği insanın yaratıcı güçlerine duyduğu, kötülüğü yenme gücüne duyduğu güvenden gelmektedir.

“İnsan her şeyden önce insan olmalıdır, sözcüğün tam anlamıyla İnsan olmalı, gerçek bir İnsan.”(6) Makarenko’nun bu sözleri onu bütünüyle dile getirmektedir.

Yevgeni BALABANOVÎÇ

(1) Makarenko, Bütün Yapıtlar, c VII, Moskova, 1958, s.355.
(2) A.g.y., c. V, s. 281.
(3) A.g.y.y c. I, s. 569.
(4) A.g.y., aIV, s. 334.
(5) A.g.y? aVII. s. 464-465.
(6) A.g.y? s. 465.

Kitapların Künyeleri
Yaşam Yolu 1 (The Road to Life)
Anton Semyonoviç Makarenko
Payel Yayınları, Çeviren: Şemsa Yeğin
318 sayfa, Baskı Tarihi: 1997

Yaşam Yolu 2 (The Road of Life)
Yazar: Anton S. Makarenko
Yayınevi: Payel Yayınları
Çevirmen : Şemsa Yeğin
Haziran 1997, 468 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Sherlock Holmes ; yazarının hain komplosuna rağmen hayatta kalmayı başaran dedektif – A. Ömer Türkeş

?Yaman Çelik, Keskin Bıçak, Arthur Conan Doyle, Şövalye, Vatansever, Doktor ve Edebiyatçı?? Mezar taşına yazılı bu sıfatlara bakılırsa renkli bir...

Kapat