Ateş hattında geleceği düşlemek – Mazlum Vesek

peri_17_ler1990’lar, Türkiye toplumunun ama özellikle özgürlük mücadelesi veren Kürt halkının hafızasında “karanlık çağ” olarak anılır. Her şey o kadar hızlı yaşandı ki, aklı eren herkesin “90’lı yıllar” da bir hikâyesi oluştu. Kimisi için bir köy yakılması, kimisi için yitirilen yoldaşlar, kimisi için faili meçhule kurban giden baba, kimisi için asker postalı, polis copu, kimisi için lastikle yakılan Newroz ateşi…

1990’ların en çizgi dışı hikâyesi de herhalde o ateşin içinde gerilla olmayı seçenlere aitti. Bazı kaynaklarda, o yıllarda PKK’ye günlük katılımın 50 kişi civarında olduğu yönündedir. Tabii, ‘kirli bir savaşın’ gerillaya katılan herkesi kalıcılaştırması mümkün değildi. Bugün, 1990’ların rüzgârının savurduğu binlerce insan o yıllara dair hafızayı taşıyor.

Dersim Yayınları, bu döneme dair kıymetli bir çalışmayı yakın zamanda okuyucular ile buluşturdu. Ozan Munzur’un kaleme aldığı “Peri 17’ler- Dersim’den Kırsala Liseli Gençlerin Hikâyesi” adlı kitap, aslında bir gerilla günlüğü. Yazarın, ustalıklı birleştirmesi ile bir roman akışıyla da okunabiliyor.

Dersim, malum, 1938 kıtali ve bin yılı bulan direniş geleneği ile ilgili serüvenini 1990’lara da taşıyan bir coğrafya. Aileler istediği kadar çocuklarının yanında Kürtçe konuşmasın, istedikleri kadar ‘okuyup adam olmak’ tek çıkış yolu olarak gösterilsin, “Kimim ben?” diyen bir kuşak bu sorunun peşine düşer. Evlerde anne-babalar kısık sesle konuşurken, dağlardaki gerillanın silahının sesi bu suskunluğa itiraz eder gibi yükselmektedir. Bin yıldır her türlü haksızlığa başkaldıran Dersim’in çocukları, ‘devlet’ ile karşılaştıkları her yerde bu isyan biçimini ortaya koyarlar. Yazarın dağlara uzanan hikâyesi de lise yıllarında başlıyor.

Dersim dağlarına Peri köyünden 17 genç katılır. Dersim’deki örgüt yapısı onlara “Peri 17’ler” adını verir. 17’lerin yolculuğu boyunca Dersim coğrafyası, dereleri, köyleri, Kürtçesi ile kitaba eşlik eder. Bu gerilla günlüğünü özgün kılan yönlerden biri de budur, desek yeridir. Aslında, devrimci-direnişçi bir geleneği olan Dersim’de yeni bir isyan biçiminin, gerilla savaşının yaşandığı dönemin bir parçasıdır bu günlükler. Coğrafya kadar, Dersim’in siyasi tarihine mal olmuş olaylar ve kişiler de karşımıza çıkıyor. ARGK komutanlarından Dr. Baran ve oğlu Delal, faili meçhul cinayete kurban giden Ayten Öztürk de anlatının önemli bir parçası olarak kitapta yer alır.

Kitaptaki anlatıyı özgün kılan bir diğer yön, yazarın kendisi ve yoldaşları hakkındaki yargıların samimiyetidir. Liseli yaşların heyecanları, acemilikleri, korkuları tüm doğallığıyla vardır. Anlatıyı sakatlayan bir yönden söz etmek gerekirse, yazarın gerilla grubu içindeki bazı olaylar üstü kapalı anlatmasıdır. Örneğin grupta bir “yetersizlik” yaşanır ve bu sorun çokça konuşulur. Ama yetersizliğin ne olduğu anlatılmaz. Bu üstü kapalılık kitabın belge yönünü zayıflatıyor.

Genç bir gerillanın yaşadıklarını algılaması ve sorumluluklarının bilincinde olması yazarın dünyasından çok güçlü bir şekilde yansıtılıyor. Dersim’de hayatını kaybeden Suriyeli Kürt devrimci Kendal’i anlattıktan sonra şu satırları aktarıyor:

“Yaşananları anlatmak çok zor. Hele de benim gibi, her şeyin yeni başladığı bu yeni yaşam içinde olanlar için. Acıların artarak devam ettiği bugünleri çok daha zor günler bekliyordu. Bugünleri yazmak, paylaşmak çoğumuzun hayaliydi. Yaşadıklarımızın bilinmesi ve gencecik canlara mal olan bu kirli savaşın acımasız yüzünün, yarınlara taşınması gerekiyordu.” (s.117)

Şüphesiz her gerillanın ardından bıraktığı bir yaşam vardır. Anne-babalar, sevgililer, eşler… Komutan Şiyar’ın kız kardeşi ve nişanlısının karargaha bir ziyareti olur. Gerillanın geçmiş ve aile ile ilgili somut tutumları aktarılır. Herkesin özlemleri umutları olsa da, “zor” kelimesi bu yaşam için hafif kalan bir sözcüktür. Yazarın şu sözleri gerçekten çarpıcıdır:

“Bizim yaşadığımız her an, yaşanılmış olan geleceğimiz oluyordu. Ateş hattı içinde yarını hayal etmek çok kolay değildi.” (s. 128)

Peri 17’ler, ağızda uzun bir rüyanın ardından uyanmanın verdiği bir tat bırakan bir anlatı. Bir sandıkta bekleyen ve yıllar sonra okunan hatıraların ağırlığı ve adeta gerçek ile ayırt edilemeyen bir çocukluk rüyalarını hatırlamanın halini yaşatan bir anlatı. Bununla birlikte sayfalar bittiğinde, “Evet, 1990’lar böyle yaşandı” diyorsunuz.

(Kaynak: 23.07.2015 http://www.birgun.net/)

Kitabın Künyesi
Peri 17′ ler
(Dersim’den Kırsala Liseli Gençlerin Hikayesi)
Ozan Munzur
Dersim Yayınları / Anı Dizisi
Türkçe
200 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 14 x 20 cm
İstanbul, 2015
ISBN : 9786058515031
Kapak Tasarımı : Savaş Çekiç

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Zararlı Kitaplar – Zafer Köse

ÖRNEĞİN, BİR ÖNGÖRÜ Temmuz 2015’in bu son günlerinde birçok kişinin “olamaz” diyeceği bazı gelişmeler, kısa süre sonra çoğu kişinin tahmini...

Kapat