Kategori: Sigmund Freud

Arzunun ve Acının Çarpışması: Dorian Gray ile Orpheus’un Karşılaştırılması

Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi adlı eserinde Dorian Gray’in haz arayışı ile Orpheus ve Eurydice mitindeki Orpheus’un aşk ve kayıp acısı, insan ruhunun en karmaşık dürtülerini ve çatışmalarını yansıtır. Freud’un haz ilkesi ve Jung’un gölge arketipi, bu iki karakterin içsel yolculuklarını anlamak için güçlü bir çerçeve sunar. Dorian’ın haz arayışı,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Acı ve Haz Arasında: Justine ile Heathcliff’in İnsanlık Durumuna Yansımaları

Marquis de Sade’ın Justine adlı eserinde Justine’in acıya teslimiyeti ile Emily Brontë’nin Uğultulu Tepelerindeki Heathcliff’in haz ve acı arasındaki gerilimi, insan doğasının en karmaşık yönlerini açığa vurur. Bu iki karakter, Nietzsche’nin Dionysos-Apollon ikiliği ve Freud’un haz ilkesi üzerinden okunduğunda, yalnızca bireysel varoluşun değil, aynı zamanda toplumsal, tarihsel ve ahlaki düzenlerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Özgürleşme Pratikleri : Geçmişten Günümüze.

Özgürleşmek artık Mümkün mü ? “Özgürleşmek” derken artık Jung’un ya da Fromm’un zamanındaki gibi içe dönüp kendi özümü bulayım demek yetmiyor. Çünkü sistem değişti. Bugün mesele sadece “ben kimim?” değil — aynı zamanda: “Bu sistemde kendim olarak var olabilir miyim?” O hâlde sorunu seninle birlikte şöyle açalım: 🔓 Eskiden Özgürleşme

OKUMAK İÇİN TIKLA

Baba’yı Öldürmeden Adam Olunur mu?

“Baba’yı öldürmek” metaforu, sadece psikanalizin temelini oluşturan değil, aynı zamanda bireysel gelişim ve toplumsal evrimin anahtarını barındıran güçlü bir kavramdır. Freud, Lacan ve Jung’un bu konudaki yaklaşımları, bireyin olgunlaşma ve kendi öz benliğini inşa etme sürecindeki evreleri ve zorunlulukları farklı derinliklerde açıklasa da, hepsinin ortak paydası sembolik bir ölümü işaret

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un etkilendiği ve okuduğu başlıca yazarlar ve düşünürler

Freud’un etkilendiği ve okuduğu başlıca yazarlar ve düşünürler şunlardır: Freud, bu yazarların ve düşünürlerin eserlerindeki insan doğasına, bilinçdışına, arzulara ve iç çatışmalara dair gözlemlerinden ilham almıştır. Edebiyatın, insan psikolojisinin karmaşıklığını anlamak için önemli bir kaynak olduğuna inanmış ve kendi teorilerini edebiyat eserlerindeki karakter analizleriyle desteklemiştir. Freud’un edebiyatla bu sıkı ilişkisi,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Toplumsal Normların Üç Kuramsal Yorumu: Freud, Jung ve Deleuze

Toplumsal normlar, bireyin topluluk içindeki davranışlarını, arzularını ve kimliğini şekillendiren görünmez kurallar olarak insanlık tarihinin temel taşlarından biridir. Freud’un Oedipus kompleksi, Jung’un arketipler kavramı ve Deleuze’ün anti-Oedipus düşüncesi, bu normların kökenini, işleyişini ve etkilerini açıklamak için farklı yollar sunar. Bu üç yaklaşım, birey ile toplum arasındaki ilişkiyi anlamak için tarihsel,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanalizin Çift Yönlü Doğası

Psikanaliz, insan ruhunun derinliklerine inen bir yolculuk olarak ortaya çıkarken, aynı zamanda modern toplumların birey üzerindeki etkilerini sorgulayan bir araç olmuştur. Sigmund Freud’un bilinçdışı kavramıyla temellendirdiği bu disiplin, bireyin iç dünyasını anlamayı ve onu özgürleştirmeyi vadeder. Ancak Michel Foucault’nun eleştirel bakış açısı, psikanalizi bir özgürlük pratiğinden çok, bireyi denetleyen ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sanatın Terapötik Dönüşümü: Freud’un Yüceltme Kavramı ve Çift Terapisinde Yaratıcı İfade

Freud’un Yüceltme Kavramı ve Sanatın Psişik Kökenleri Freud’un yüceltme (sublimation) kavramı, insanın bastırılmış arzularını ve içsel çatışmalarını sanatsal yaratıma dönüştürerek toplumsal olarak kabul edilebilir bir forma büründürmesini ifade eder. Bu, yalnızca bireyin kaotik dürtülerini dizginlemesi değil, aynı zamanda bu dürtüleri estetik bir düzlemde yeniden inşa etmesidir. Sanat, Freud için bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Baba – Oğul Çatışmasının Psikodinamiği

“Baba-oğul çatışması” psikanaliz tarihinde o kadar güçlü, o kadar çok katmanlı bir motif ki… Neredeyse tüm Batı anlatı geleneği bu çatışmanın yankısıyla örülmüş: Oedipus’tan Hamlet’e, Star Wars’tan Kızgın Damdaki Kedi’ye kadar. 👨‍👦‍👦 Baba-Oğul Çatışması: Psikanalitik Bir Açılım 1. 🔪 Freud: Oedipus Kompleksi ve Öldürülmesi Gereken Baba Freud’a göre oğulun en

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hasedi Anlamak; Bazı Psikanalistlerin Görüşleri

Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, haset duygusunu ve insan psikolojisini anlamak için çeşitli psikanalitik teorisyenlerden ve yazarlardan alıntılar yapılıyor. Çalak, bu yazarların fikirlerini kendi çerçevesine entegre ederek hasetin kökenini, gelişimini ve toplumsal etkilerini ele alıyor. Aşağıda, kitapta adı geçen yazarlar ve temel fikirleri özetlenmiştir: 1. Melanie Klein 2. Sigmund

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bireyin Doğası ve Toplumun İradesi: Spinoza, Aristoteles, Jung ve Freud Perspektifinden Demokrasi

İnsan Doğasının İkiliği: Tutku ile Aklın Çatışması Spinoza’nın insan doğasını “affectus” (tutku) ve akıl arasındaki gerilimle açıklaması, bireyin içsel dünyasının karmaşıklığına işaret eder. Ona göre, insan, tutkularının esiri olabileceği gibi, aklıyla bu tutkuları dizginleyerek özgür bir varlığa dönüşebilir. Spinoza’nın bu yaklaşımı, demokrasiyi bireylerin içsel durumlarını dönüştüren bir alan olarak ele

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Eğer gerçekten insanları inceliyorsak, birbirlerinin üzerine eklenebilecek gözlemler yapmamız beklenmelidir. Bireyler dünyayla, ya dolaysız ya da yüceltilmiş biçimlerde içgüdüsel tatmin bulmalarını sağlayan yollardan ilişki kurarlar.” Winnicott

Bu pasaj hem psikanalizin gözleme dayalı doğasını, hem de birey ile dünya arasındaki ilişki kurma yollarını çok sade ama derin bir dille özetliyor. 🔍 1. “Eğer gerçekten insanlar inceliyorsak…” Bu ifade, bilimsel bakışın yüzeysel genellemelerle yetinmemesi gerektiğini ima eder. İnsan gözlemle anlaşılır. Ama bu gözlem, soyutlamalardan çok, yaşantıya dayalı, deneyime

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gregor’un Dönüşümünde Freud’un İzleri: Psikanalitik Bir Okuma

Bastırılmış Arzuların Dışavurumu: Böcek Olmanın Anlamı Gregor’un bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş bulması, Freud’un bilinçdışında yatan bastırılmış arzuların sembolik bir şekilde yüzeye çıkışı olarak okunabilir. Psikanalitik perspektiften, bu dönüşüm, Gregor’un cinsel arzularının ya da Ödipus kompleksiyle bağlantılı çatışmalarının grotesk bir metaforu olabilir. Ödipus kompleksi, bireyin ebeveynlerinden birine duyduğu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gazze’nin Tarihsel ve Etik Sorgusu: Babil Sürgünü’nden Filistin’e Kurban Narratifleri

Babil Sürgünü’nün Anlamı Babil Sürgünü (MÖ 587-538), Yahudi halkının Kudüs’ten sürülmesi, tapınaklarının yıkılması ve Babil’de esaretle geçirdiği yıllarla tarihe kazınmıştır. Bu dönem, Yahudi kimliğinde derin bir yara açmış, sürgün, kayıp ve yeniden doğuş temalarını kolektif bilinçlerine işlemiştir. Sosyolojik açıdan, bu travma, bir topluluğun kendini “mağdur” olarak tanımlamasının ilk taşlarını döşemiştir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Göbeklitepe ve Karahantepe: Süblimasyonun Anıtsal İzleri

Taşlara Kazınan İnsanlık Freud’un psikanalitik merceği, Göbeklitepe ve Karahantepe’nin devasa T biçimli sütunlarını, insanlığın en ilkel dürtülerinin bir yansıması olarak okumaya davet eder. Bu yapılar, yaklaşık 12.000 yıl önce, avcı-toplayıcı toplulukların hayatta kalma mücadelesinin ortasında yükseldi. Freud’un süblimasyon kavramı, insanın yıkıcı içgüdülerini –ölüm dürtüsü (Thanatos) ya da saldırganlık eğilimlerini– yaratıcı

OKUMAK İÇİN TIKLA

John Steinbeck “İnsan çaresiz kalınca ister istemez cesur olur.” gerçekten mi ?

“O çaresizlik sınırı nedir ki insan artık kendi iradesine sahip çıkar?” Bu soruyu şimdi birlikte açalım. Multidisipliner, katmanlı, ama duygusu eksik olmayan bir biçimde: 🧱 1. Çaresizlik: Eşik mi, çöküş mü, doğum mu? İnsanın çaresizliği genellikle bir sınır durumunda belirir:Artık hiçbir dış destek, sistem, kişi ya da öğreti onu kurtaramıyordur.Bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Doğayla İlişkimizin Arketipsel Krizi

“İnsanın doğaya savaşı”, sadece ekolojik bir kriz değil, aynı zamanda psikodinamik düzeyde benliğin kendi kökleriyle çatışmasının dışavurumudur. Bu savaşı anlamak için Freud’dan Jung’a, Fromm’dan Hillman’a uzanan bir çizgide bilinçdışı süreçlere bakalım. 🌿 1. Doğaya Savaş: Kendi İlksel Yanımıza Yabancılaşma İnsan doğaya savaş açtığında, aslında kendi içindeki “doğal olanı” — yani

OKUMAK İÇİN TIKLA

İktidar, Din ve Kadın : Tarihin Sevdiği Üçleme

İktidar ve din gibi toplumsal olgular kadın üzerinde bu kadar ısrarla durmasının birkaç yapısal, psikolojik ve ideolojik nedeni var. Bunları politik psikoloji, toplumsal cinsiyet teorisi, psikanaliz ve siyasal ideoloji eleştirisi bağlamında şöyle açıklayabiliriz: 1. Kadın Bedeninin Denetimi = Toplumun Denetimi Kadın, biyolojik olarak doğurganlıkla ilişkilendirilir. Bu nedenle ataerkil toplumlarda kadın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Binbir Gece Masalları: Anlatının Gücü ve İnsan Doğasının Yansımaları

Binbir Gece Masalları, yalnızca bir hikâye derlemesi değil, aynı zamanda insanlığın korkularını, arzularını ve hayatta kalma çabalarını yansıtan derin bir anlatı evrenidir. Şahrazad’ın gece boyunca hikâye anlatma eylemi, bireysel ve kolektif bilincin karmaşık katmanlarını açığa çıkarırken, Şahriyar’ın öfkesi ve bu öfkenin dönüştürülme çabası, güç ilişkilerinin ve bilginin nasıl işlediğine dair

OKUMAK İÇİN TIKLA

Anubis’in Ölümle Dansı: Thanatos’tan Transhümanizme Bir Yolculuk

Anubis ve Ölümün Arketipsel Yüzü Mısır mitolojisinin çakal başlı tanrısı Anubis, ölümün eşiğinde bir rehber, ruhların öteki dünyaya geçişinde bir eşik bekçisidir. Ölüleri mumyalayan, kalpleri tartan ve adaletin terazisini tutan Anubis, yalnızca bir tanrı değil, insanlığın ölümle yüzleşme çabasının arketipsel bir yansımasıdır. Freud’un “ölüm dürtüsü” (Thanatos), yaşamın zıddı olarak değil,

OKUMAK İÇİN TIKLA