Kategori: Sigmund Freud

Carl Gustav Jung’a Göre Yaratıcı İmgelem Kavramı ve Freud’un Serbest Çağrışım Yöntemi Arasındaki Farkları

Carl Gustav Jung’un yaratıcı imgelem konsepti, psikolojide oldukça önemli bir yer tutar. Jung, imgelemi, bilinçaltının içeriklerini ifade eden ve kişisel ile kolektif bilinçdışının köprüsü olarak gören bir araç olarak değerlendirir. Bu kavram genellikle “aktif imgelem” olarak da adlandırılır ve bireyin bilinçli zihni ile bilinçdışı arasında diyalog kurmasını sağlayan bir teknik

OKUMAK İÇİN TIKLA

Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud Karşılaştırılması

Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud’un düşünceleri, çeşitli alanlarda derin etkilere sahip olmuştur. İşte onların felsefe, din, sanat, psikoloji, terapi ve diğer belirttiğiniz kriterlere göre karşılaştırması: 1. Felsefe 2. Din 3. Sanat 4. Psikoloji 5. Terapi 6. İnsan Ruhu 7. Çocuk 8. Erkek ve Kadın 9. Hayvan 10. Kültür 11. Tanrılar 12. Dua 13. Mistizm 14. Spiritüalizm 15. Mandala 16. Sanat Terapileri 17. Bilim 18. Mitoloji 19. Rüyalar 20. Kolektif

OKUMAK İÇİN TIKLA

Søren Kierkegaard, Michel Foucault, Jacques Lacan, Sigmund Freud ve Erich Fromm’un İktidara Bakış Açıları,

Søren Kierkegaard, Michel Foucault, Jacques Lacan, Sigmund Freud ve Erich Fromm’un iktidara bakış açıları, her bir düşünürün felsefi ve psikolojik çerçevesine göre şekillenmiştir. İşte bu beş düşünürün iktidar kavramına dair görüşleri: Her bir düşünür, iktidar kavramını kendi teorik çerçevesi içinde ele alır ve bu, onların iktidarın doğası ve insan deneyimi

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanalizin “Altın Çağı”

Psikanalizin “altın çağı” genellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllar ve 1950’ler boyunca Amerika’daki dönemi ifade eder…. Bu dönem, psikanalizin egemen psikanalitik çevre tarafından psikiyatrinin bir alt uzmanlığı olarak kabul edildiği ve psikoterapiden ayrı tutulduğu bir “mutabakat dönemi” olarak tanımlanır…. Bu dönemin “altın çağ” olarak nitelendirilmesinin temel nedenleri ve özellikleri şunlardır:

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanalizin “şibbolet”leri nelerdir?

“Şibbolet” kelimesinin kökenini ve psikanaliz tarihindeki kullanımına dair Halk İçin Psiktoerapi kitabında açıkça ortaya konmaktadır. “Şibbolet” kelimesi, İbranice kökenlidir ve Eski Ahit’te geçen bir hikâyeden gelir…. Bu hikâyede, farklı bir etnik grubun üyeleri, belirli bir kelimeyi (“şibbolet”) doğru telaffuz edemediklerinde düşman oldukları anlaşılır ve bu durum onların öldürülmesine yol açar….

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikoterapide Bakım ve Tedavi Tarihsel Süreç İçinde Birbirinden Nasıl Ayrıldı ?

Halk İçin Psikoterapi Kitabında özellikle bu konuda tartışılır. “Bakım” ve “tedavi” kavramlarının nasıl ayrıldığını anlamak; tarihsel, kültürel ve mesleki arka planını ortaya koymamızı, psikanaliz ve psikoterapi alanındaki etkilerini anlamanıza yardımcı olacaktır. Bakım ve tedavi arasındaki ayrım, modern tıp ve psikolojik uygulamaların gelişiminde önemli bir yere sahiptir ve bu ayrım, cinsiyetçi

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Bilinçdışı Kavramının Felsefi Temelleri Nelerdir?

Sigmund Freud’un bilinçdışı kavramı, modern psikolojinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir ve yalnızca klinik psikanalizin değil, aynı zamanda felsefi düşüncenin de derinliklerine nüfuz eder. Bilinçdışı, Freud’un teorik çerçevesinde, insan psişesinin gözlemlenebilir bilincin ötesinde işleyen, bastırılmış arzular, anılar ve dürtülerin saklandığı dinamik bir alan olarak tanımlanır. Bu kavramın felsefi temelleri,

OKUMAK İÇİN TIKLA

¿Cuáles son los fundamentos filosóficos del concepto de inconsciente de Freud?

El concepto de inconsciente de Sigmund Freud se considera una de las piedras angulares de la psicología moderna y penetra profundamente no sólo en el psicoanálisis clínico sino también en el pensamiento filosófico. El inconsciente se define, dentro del marco teórico de Freud, como un área dinámica de la psique

OKUMAK İÇİN TIKLA

What are the Philosophical Foundations of Freud’s Concept of the Unconscious?

Sigmund Freud’s concept of the unconscious is considered one of the cornerstones of modern psychology and has penetrated not only clinical psychoanalysis but also the depths of philosophical thought. In Freud’s theoretical framework, the unconscious is defined as a dynamic area of ​​the human psyche that operates beyond observable consciousness,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Was sind die philosophischen Grundlagen von Freuds Konzept des Unbewussten?

Sigmund Freuds Konzept des Unbewussten gilt als einer der Eckpfeiler der modernen Psychologie und hat nicht nur in der klinischen Psychoanalyse, sondern auch im philosophischen Denken tiefe Spuren hinterlassen. Das Unbewusste wird im theoretischen Rahmen von Freud als dynamischer Bereich der menschlichen Psyche definiert, der jenseits des beobachtbaren Bewusstseins operiert

OKUMAK İÇİN TIKLA

Quels sont les fondements philosophiques du concept d’inconscient de Freud ?

Le concept d’inconscient de Sigmund Freud est considéré comme l’une des pierres angulaires de la psychologie moderne et pénètre profondément non seulement dans la psychanalyse clinique mais aussi dans la pensée philosophique. L’inconscient est défini, dans le cadre théorique de Freud, comme une zone dynamique de la psyché humaine qui

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’a göre uygarlık, insanları içgüdülerine karşı suçluluk duymaya iter mi?

Freud’a göre uygarlık, insanları içgüdülerine karşı suçluluk duymaya iter. Bunun nedenleri şunlardır: Sonuç olarak, Freud’a göre uygarlık, bireylerin içgüdülerini toplumun beklentileriyle uyumlu hale getirmek için sürekli bir mücadele içinde olmasını gerektirir, bu da doğal olarak suçluluk duygusunu doğurur.

OKUMAK İÇİN TIKLA

CARL GUSTAV JUNG’un Sigmund Freud hakkında düşünceleri

Sigmund FreudPsikiyatrist olmayı seçmekle zihinsel gelişme maceram başlamış oldu. Tüm saflığımla akıl hastalarını dıştan izlemeye başladım ve çarpıcı ruhsal süreçlerle karşılaştım. Bu vakaları içeriğini hiç anlamadan not ediyor ve sınıflandırıyordum. Zaten bu vakalar “patolojik” diye değerlendiriliyor ve iş orada bitiyordu. Zamanla daha iyi anladığım, paranoya, manik depresif delilik ve psikojenik

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un ve Jung’un Din Hakkında Karşılaştırmalı Görüşleri

II. FREUD ile JUNG Freud en derin ve göz alıcı kitaplarından biri olan The Future of an Illusion’da din ve psikanaliz sorununu ele alır. Mitsel ve dinsel düşüncelerin derin sezgilerin ifadesi olduğu sonucuna varan ilk psikanalist olan Jung da Psychology and Religion (Psikoloji ve Din) başlığıyla yayımlanan 1937 Terry Konferansları’nda

OKUMAK İÇİN TIKLA

FREUD: “Ezilen sınıfların, yöneten ve onları sömüren sınıfla özdeşleşmesi daha büyük bir bütünün yalnızca bir parçasıdır. Çünkü, öte yanda, ezilen sınıflar efendilerine duygusal olarak da bağlanabilirler. Düşmanlıklarına rağmen onlarda kendi ideallerini görebilirler.”

– II – Farkında olmadan ekonomik alandan psikoloji alanına geçtik. Önceleri, uygarlığın değerli niteliklerini mevcut zenginlikte ve bu zenginliğin bölüşümünü düzenleyen kurallarda arama peşindeydik… Ama, her uygarlığın, işe zorlama ve içgüdülerden feragat temelinde yükseldiğini ve dolayısıyla kaçınılmaz olarak bu taleplerden etkilenenlerin muhalefetini doğurduğunu gördükten sonra uygarlığın temel olarak ve yalnızca

OKUMAK İÇİN TIKLA

FREUD: Şimdiki durumun, gelecek hakkında bir yargıda bulunmamıza yarayacak gözlem noktalan sağlayabilmesi için, insanların şimdiki durumla aralarına bir mesafe koymaları gerekir.

– I – Kişi belirli bir uygarlıkta uzunca bir süre yaşayıp sık sık bu uygarlığın kökenlerini ve nasıl bir yol izleyerek geliştiğini keşfetmeye çalıştığında, bazen karşı yöne de bir bakarak bu uygarlığın akıbetini ve hangi dönüşlere uğramaya mukadder olduğunu sorma gereksinimini duyar. Ama, böyle bir soruşturmanın değerinin daha başından birkaç

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sigmund Freud: Saldırganlık, mülkiyet ile yaratılmamıştır; mülkiyetin henüz son derece kıt olduğu tarihöncesi devirlerde saldırganlık neredeyse sınırsız olarak hüküm sürmekteydi.

V Psikanalitik çalışma, nevrotik denen kişilerin, cinsel yaşamın tam da bu engellenmelerine katlanamadıklannı bize göstermiştir. Bu kişiler, belirtileri ile kendilerine yan tatminler bulurlar. Ancak bunlar da ya kendi başlarına acılara yol açar, ya da kişinin çevre ve toplum ile ilişkilerinde güçlüklere neden olarak acı kaynağı haline gelir. Bu son olgu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’da Toplum, Kültür, Din Felsefesi – Ali Babaoğlu

Başlangıcından itibaren psikanalitik kuram din, sosyoloji, uygarlık tarihi ve güzel sanatlar alanlarına da yayılıp yansımaya başlamıştır. Bu yansımalar belki psikanalizin yüzyılımız eğilim ve düşünceleri üzerine yaptığı en önemli etkidir. Asıl amacı olan psikiyatri ve tıp alanındaki etkisinin görece zayıfladığı sırada doruğa çıkmış görünen bir etki. Bugün özellikle uygulamalı sosyoloji denilebilecek

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud: “Uygarlık ile sevgi arasındaki çatlak kaçınılmaz gibidir.”

IV Görev o denli büyük görünüyor ki, insan ürktüğünü itiraf edebilir. Yine de bulup çıkardığım birkaç şey var: îlk insan dünya üzerindeki kaderini iyileştirmenin -sözcüğün tam anlamıyla- kendi elinde olduğunu keşfettikten sonra, başka bir insanın kendisi ile birlikte mi yoksa kendisine karşı mı çalışacağını önemsemezlik edemezdi. Öteki insan, birlikte yaşamanın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sigmund Freud: Dostoyevski’nin karmaşık kişiliğinde üç etkenin rol oynadığını saptayabilmekteyiz

SIGMUND FREUD: Dostoyevski’nin karmaşık kişiliğinde üç etkenin rol oynadığını saptayabilmekteyiz; olağanüstü duygusallık, kendisini ister istemez bir sado-mazoşizm ya da suça yatkınlıkla donatan sapık bir içgüdü, çözümleme konusu yapılamayan bir sanatçı yeteneği. Bu üç etken, nevroza yol açmaksızın da pekâlâ varlığını sürdürebilir kişide; nitekim bir nevrozu bulunmayan salt mazoşistlere rastlayabilmekteyiz. İçgüdüsel

OKUMAK İÇİN TIKLA