Demosthenes: “İş bir eşeğin gölgesi olunca ba­kıyorum da fazlasıyla dikkat kesiliyorsunuz!”

“En kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiği şeyin gerçek olduğuna inanır.” Demosthenes (MÖ 384-322)

MÖ 384 yılında doğan Demosthenes, varlıklı bir aile­den geliyordu. Ancak babasını yedi yaşında kaybetmesi­nin ardından kendisine düşen mirası alamayan Demosthe-nes, geçimini sağlamak için dönemin mesleği logograflık (sözcük yazımı) yapmaya başladı.

İlerleyen yıllarda Atina’da oldukça popüler olan hita­bet sanatına yönelmek istediyse de kekeme olması onu faz­lasıyla engelliyordu. Halka ne zaman hitap etmek istese, onu ciddiye almıyor ve sözlerine kahkahalarla gülüyorlar­dı. Fakat onun söyleyecek sözü vardı ve bunu dinletmeyi başarmalıydı. Artık kendisine acımaktan çok düşünceleri­ni bu sorunu nasıl çözeceğine yoğunlaştırmaya başlamıştı.

Deniz kıyısına gitti ve bu düşüncelerle dolaşırken ak­lına bir fikir geldi. Ağzına aldığı çakıl taşlarıyla kıyıya vu­ran dalgaların gürültüsünü susturmak istercesine çalışma­ya başladı. Günlerce nefesini güçlendirmek ve konuşması­nı düzeltmek için uğraştı.

Uzun bir süre sonra tekrar kürsüye çıktığında artık halk ne söylediğini dinlemeye başladı. Hatta bu konuda o kadar iyi hâle geldi ki dönemin tüm hatiplerini geride bı­rakarak tarihe geçmeyi bile başardı.

Symmoriai Üzerine (354), Megalopolisliler İçin (353), Birinci Philippik (351), Rodosluların Özgürlüğü İçin ve Mali Örgütlenme Üzerine (350) adlı söylevleri ünlüdür.

Otuz yaşına geldiğinde politikaya adım attı. Demok­rasinin önemli savunucularından olan Demosthenes, o yıl­larda bağımsızlıklarını tehdit eden tehlikeyi görmüş ve Atina halkını Makedon Kralı Philip’e karşı uyarmaya ça­lışmıştı. Ancak hitabeti güçlü olmasına rağmen Atina halkı onu bu konuda ciddiye almamıştı.

Yine bir gün bu konuda halkın karşısında konuşurken sözlerinin dinlenmediğini anlayan Demosthenes, gürültü eden Atinalılara karşı sözlerine şöyle devam etmiş:

“Konuşmamı bitiriyorum, fakat size birkaç cümlelik bir hikâye anlatacağım: Vaktiyle bir delikanlı Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere işi düştüğü için birlikte yola çık­mışlardı. Konuşa konuşa giderlerken öğle sıcağı bastırmıştı.

Biraz dinlenmek ve öğle yemeğini yemek için birlikte bir su başına çökmüşler. Ama ortalıkta gölge edecek bir şey olmadığından eşeğin sahibi, eşeğinin gölgesine sığınmış. Eşeği kiralayan genç bunun üzerine, ‘Sen çekil ben oturaca­ğım oraya,’ demiş. Öteki, ‘Ne münasebet, eşek benim’ de­yince kiracı ‘İyi ama onu ben kiraladım’ diye itiraz etmiş.

‘Ben eşeği kiraya verdim, gölgesini değil’ demiş eşek sahibi. Derken aralarında kavga çıkmış.”

Demosthenes, sözün tam burasında kürsüden inmiş. Halk merakla “Sonra ne olmuş, hikâyenin sonunu neden anlatmıyorsun?” diye söylenmeye başlayınca yeniden kür­süye yönelmiş ve “Ey ahali! Sizin iyiliğiniz için laf edeyim dedim, dinlemediniz. Fakat iş bir eşeğin gölgesi olunca ba­kıyorum da fazlasıyla dikkat kesiliyorsunuz!” demiş.
İleride oluşabilecek istilaya karşı Atina halkını uyardı­ğı konuşmalar hitabet tarzının en güzel örnekleri arasında yerini almıştır. Ancak tüm bu uğraşlara rağmen Makedon Kralı Philip’in oğlu İskender, Yunanistan’ın tamamını ele geçirmeyi başardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here