Galata’dan Karaköy’e / Bir Liman Hikâyesi, Orhan Türker

Orhan Türker’in ilk defa 2000 yılında basılan Galata’dan Karaköy’e / Bir Liman Hikâyesi adlı kitabı, okuyucuya iyi düşünülmüş bir kentsel, tarihsel envanter sunuyor. Günümüzde Karaköy olarak adlandırılan, İstanbul’un merkezindeki liman bölgesi Galata, Beyoğlu ilçesinin bir bölümünü oluşturmaktadır. 1453’den 1960’lı yıllardaki Kıbrıs olaylarına kadar Galata diye anılan bölgenin adı bu tarihteki Kıbrıs olaylarına bir tepki olarak değiştirilen Rumca isimler gibi Karaköy’e dönüştürülmüştür.
Galata’dan Karaköy’e, sadece bir semtin çalkantılı ve hüzünlü öyküsü değil, aynı zamanda bir İstanbullu olarak neler kaybettiğimizin de acı bir bilânçosudur.
Galata’dan Karaköy’e-Bir Liman Hikâyesi ile Orhan Türker, kaybedilmiş bir tarihsel bölge olan Galata’daki son kalıntıları, son yapıları, son değerleri tespit etmeye yönelik bir kitap hazırlamış. Kitap korumacılık alanında düşünen, çalışan, tarihsel kalıtlara önem veren okurların ilgisini derleyebilecek öğelerle dolu.
Kitap, Osmanlı tarihi içinde de Bizans’ta olduğu gibi ayrıksı hatta zaman zaman özerk bir duruma sahip Galata’nın tarihçesi ve konumunu anlatarak işe başlıyor. Daha sonra, Galata’daki Rum nüfus yapısı, Galata ile Sakız Adası arasındaki ilintiler, bölgenin idari yapısı, Galata’daki Rum kiliseleri, Ayazmalar, dernekler, hastaneler, camiler, Ermeni kiliseleri, sinagoglar, Rus manastırları, Galata okulları, denizyolu bağlantıları, Galata Rıhtımı, bölgedeki göçler, Galata Borsası, Galata bankerleri, tiyatrolar, meyhaneler, barlar, genelevler, oteller, çeşmeler, hamamlar, tünel ve tramvay, Galata’da iz bırakmış isimler, yangınlar ve tulumbacılar, 1894 depreminde Galata, Galata’da Papa Eftim olayı, Karaköy Meydanı, İstimlakler ve yıkımlarla anlatısını sürdürüyor.
Orhan Türker’in Galata’dan Karaköy’e adlı kitabı, oldukça başarılı ve iyi düşünülmüş bir kentsel, tarihsel envanter sunuyor bizlere. Bu bölgede girişilecek imar, ıslah, restorasyon gibi faaliyetlerde göz önünde bulundurulması gereken öncelikleri bir bir sıralıyor. Girişilebilecek herhangi bir densizlik için şimdiden önümüze röper noktaları, işaretler, kayıtlar koyuyor. Üzerinde oturduğumuz tarihsel hazinenin ne kadar hor kullanıldığını ve aslında ne düzeyde bir ehemmiyet taşıdığını belagate fazla girmeden listeler halinde sıralıyor.
Kitabın, biz edebiyatçılar için sempatik gözükmeyen yanı ise son derecede dökümanter, envanter çıkarmaya yönelik, belagatten uzak tutumudur. Bizler, yörenin tatlı anlatılarını, efsanelerini, anekdotsal ayrıntılarını, şen şakrak cezbedici, tecessüs uyandıran mufassal hikâyelerini bilmek, duymak isterdik. Biz edebiyatçılar böyle şeyleri çok severiz. Belki de bilinçli bir tercih olarak Orhan Türker kitabında bu edebi unsurlara eğilim göstermemiş. Bu da kitabı bambaşka bir alanda ciddi bir referans kitap olmak noktasına taşımış. Bunu kitabın arka kapağı pek güzel betimliyor: “Evliya Çelebi’nin ‘Meyhanecileri Rum, satıcıları Ermeni, ulufecileri Yahudi’dir’ diye anlattığı bölge, günümüzde kalan son birkaç Rumu, tek tük meyhaneleri, yirmi üç kişilik cemaati ile üç kilisye sahip Türk Ortodoks Patrikhanesi, öğrencisiz Rum okulu, hanlardaki elektronik eşya dükkânları ve baklava imalathaneleri ile geceleri yaşamayan garip bir semte dönüşmüştür.”
Hikmet Temel Akarsu, Radikal Gazetesi,14/12/2007

Kitap hakkında bilgi
Galata’dan Karaköy’e / Bir Liman Hikâyesi
Orhan Türker, Sel Yayıncılık, 2. basım 2007

Orhan Türker?in Yaşam Öyküsü

1949’da İstanbul’da doğdu. Moda İlkokulu, Kadıköy Ortaokulu ve Marmara Koleji’nden sonra Gazetecilik Yüksek Okulu’nu bitirdi. Özellikle Moda’da geçen çocukluk yıllarında Rumlarla yakın ilişkisi sonucunda küçük yaşta Yunanca’yı öğrendi. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nda çalışmasının yanı sıra ülkesel Yunanca tercüman-rehber kokardına sahip olması nedeniyle turizm alanında da faaliyetleri oldu.

Osmanlı İstanbul’undan Bir Köşe Tatavla (1998),
Mega Revma’dan Arnavutköy’e Bir Boğaziçi Hikayesi (1999),
Galata’dan Karaköy’e Bir Liman Hikayesi (2000),
Fanari’den Fener’e Bir Haliç Hikayesi (2001) ve
Halki’den Heybeli’ye Bir Ada Hikayesi (2003),
Antigoni’den Burgaz’a,
Galata’dan Karaköy’e,
Nihori’den Yeniköy’e -Bir Boğaziçi Köyünün Hikayesi,
Osmanlı İstanbulundan Bir Köşe,
Prinkipo’dan Büyükada’ya,
Therapia’dan Tarabya’ya,
isimli kitapları ile Türkiye okuyucusunun yanı sıra İstanbul’dan Yunanistan’a göçmüş Rum okuyucuların da dikkat ve ilgisini çekti.

Yunanca ve İngilizce bilen yazar, İstanbul Rumları üzerine araştırma ve çalışmalarını Yunanca kaynaklardan eşi Keti Proku Türker’in destek ve yardımı ile sürdürmektedir.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Seyahat Kitapları
İnsanlığın 19.yüzyıldan günümüze Opera Tarihi 4.cilt, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi?nin dördüncü ve son cildinde, 19. yüzyıldan bu yana gelişimlerini sürdürmekte olan ulusal operalar...

Kapat