Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış açısı olağanüstü ve bu küçük kitap neredeyse bir manifesto.

?Hayvanların olmadığı bir çocukluk neye yarar ki?? diyor Elias Canetti. ?Hiçbir şeye; böyle bir çocukluk yaşanmaya değmez.?

Çocukluk, hemen her durumda taklitle birlikte insanın insanlaşma sürecindeki en önemli uğraktır. Orada yaşar, bütün kişiliğinizi ve kimliğinizi etkileyecek özelliklerin önemli bir bölümünü oradan alır, yola onlarla devam edersiniz. Hayvanlarla ilişki kurulmadan geçen bir çocukluk, sonraki yetişkinlik dönemlerine çeşitli arızalar bırakır. Hem hayvana hep öteki olarak bakılır hem de bu yüzden insanın insanlaşma sürecindeki boşluklar dolmadan bırakılır.

Akıl evrimini kim kaybetti?
İnsan bir evrimin sonunda kendi cinsi olan hayvandan ayrıldı ve bir başka cins olarak doğanın parçası olurken bir de toplumsallaşarak bütün geleceğini bozmak zorunda kaldı. Toplumsallaşmak, insanı doğanın yarattığı insan olmaktan çıkardı ve bütün kötülüklerin tohumu böylece atıldı. Hayvanlar Üzerine?nin ?Hayvansız? başlıklı önsözünü yazan Brigitte Kronauer ?akıl evrimi?nden söz ediyor ve bu evrimin kaybedenlerine karşı eskiden bazen, artık sürekli zarar veren insanın, duygudaşlığını zaman zaman hatırlasa da, çoğun unutmuş göründüğünden yakınıyor. Çocuklar daha şanslı, çünkü çocuklar toplumsallaşmanın zararlı etkilerini tamamıyla almamış durumda.

Kronauer, Canetti?nin insanlara olan ilgisini, hayvanlar lehine kaybettiğinden söz ediyor. Bunun bana yabancı bir duygu olmadığını söyleyebilirim. İnsanın niçin hayvandan daha değerli olacağını da oldum olası anlamadım, kabul de etmedim. Bir sokak köpeğinin ölümüyle bir insanın ölümü, yaşadığımız bu hayatın terazisinde aynı ağırlığı çeker. Ölçütlerimiz aynı olmalıdır. Toplumsal hayat insanı yüksekte tutar ama o insan doğayı yaşamayı unuttuğu için. Doğanın içinde terazinin dengesinin bozulması için neden bulunmaz. Orada akıl değil, doğadan gelen varoluş hakları tartılır. İnsanın kibri ne derse desin ve doğanın yasası insan zoruyla nasıl değiştirilirse değiştirilsin, bu eşitlik hayatın özünde vardır.

İnsanın sınırsız iktidarını acıyla karşılıyor Canetti. Aslında acıklıdır. Zavallı insan, iktidarını öteki insanlara karşı dayattığı ve bunun için her şeyi yapmayı göze aldığı gibi, hayvanlar üstünde de deniyor. Bir gün sopayı hayvanın eline aldığı hayalini ben de kurarım, bu kez onun karşıtına şiddet uygulaması için değil, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayabilmek için. Üzücü olan, kendiliğinden daha çok parçamız olan büyük hayvanların soylarının birer birer tükenecek olması, böceklerle kalacak insan bu dünyada ve koskoca aslanlar, kaplanlar, atlar, filler, kediler ve köpekler bir gün yok olacak, bunu bilmiyor gibi davranıyor insan.

Hem sonra, insan kendini ne sanıyor, bunu da anlamak zor, biraz derin düşünürseniz, görülür bu kibrin anlamsızlığı. Doğadan verilmiş bir akıl varsa, onu iyiye kullandığı kadar kötüye de kullanmış insan. Bunun akılla ilgisi ne peki. Üstelik hayvanın duyguları var.

Canetti bu insan gerçeğine daha ilginç yaklaşıyor. ?Maymunların insanlara diğer hayvanlardan daha yakın olduğu daha bugünden yanlış,? diyor. ?Uzun süre boyunca onlardan çok farklı olmak istemedik; o zamanlar bizimle yakın akrabalardı; ama sayısız dönüşüm geçirerek onlardan o kadar uzaklaştık ki, artık maymunlara ait olduğu kadar, kuşlara da ait olan bazı özellikler taşıyoruz.? Bunun insana bir şeyler mi kattığı, yoksa insandan bir şeyleri mi alıp götürdüğünü kendi bakış açımıza sığdırmayı deneyelim. Maymundan uzaklaşıp kuşlardan da özellikler aldıkça, insanın aslında doğasından uzaklaştığını mı anlatıyor Canetti. Sanırım kendini kaybettikçe neye benzediğini de tanımlamakta güçlük çekiyoruz.

Elias Canetti, ?Tarihte hayvanlardan çok az söz ediliyor,? diyor. Tarih, çoğu kez Canetti?nin dediği biçimde yazılır. Çoğun yukarıdakilerin hikâyesi olarak. Bu eksikle malul olmak için ille de saray tarihçisi olunması gerekmez. Tarihi bilinenlerin, yönetenlerin, kahramanların, büyük olayların tarihi olarak yazmaya kendiliğinden koşulludur tarih yazıcısı. Orada sıradan insanlara pek yer verilmez. Oysa yukarıdakiler, bulundukları konumu aşağıdakilerin varlığına borçludur ve savaşlar ya da tarihteki dönüm noktaları sıradan insanlar olmadan yaşanmamıştır. Gezegenimizin hayvansız bir zamanı yok yok olmasına ama hayvanlar tarih karşısında dilsiz olduğu için, tarihte yazılmış hayvan yok denecek kadar azdır.

İnsanın tarihi de bir bakıma avladığı hayvanların bilgisini kaydetmekle başlamadı mı? Bir sorun da insanın kendi soyundan gelenlerin ?gökyüzündeki yıldızlar ve denizdeki kum kadar çok olmasını? istemesinden gelmiştir. Binlerce yılı bırakalım bir yana, Birleşik Amerika?da bizonların soykırımı, insanın alabildiğine uzanan boş topraklara yalnızca kendi başına sahip olma tutkusunun da sonucudur. Acı bir katliamdır bizonların yok edilişi.

?Yukarıdakilere yönelmeden önce, insan her şeyin acısını en alttakilerden, av hayvanlarından çıkarıyor,? diye de ekliyor Canetti. Kendinden güçlünün karşısına çıkmak yerine, her zaman kendinden zayıf olana yönelmiş insan. Neden sonra, kendi içindeki kırımı da aynı güdüyle yaptı. Kendinden olanın çoğalmasını sağlama almak için, neredeyse orada, kendinden olmayanları yok etmeye çalıştı durdu, bıkmadı bu soysuzluktan.

Efsanelerin en üzücüsü
Canetti, ?Hayvanların, sabırlı hayvanların, ineklerin, koyunların, elimize verilmiş ve elimizden kurtulamayacak bütün hayvanların bize asla başkaldıramayacak olması beni incitiyor,? diyor.

Bu düşünme biçimi yazık ki insana egemen olmayacak, bundan kuşkum yok, hayvanların başkaldırısı da gerçekleşmeyecek ama en azından çoğalması da yeter. ?Dünyanın bizim için yaratılmış olduğu ise tüm efsanelerin en üzücüsüdür.? İnsan cennet düşüncesine inandığı gibi buna da inandı. Oysa doğa herkese ortaklaşa verilmiştir.

Semih Gümüş
(24.01.2014, http://kitap.radikal.com.tr/)

HAYVANLAR ÜZERİNE
Elias Canetti
Çeviren: Levent Konca
Sel Yayıncılık
2014, 116 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler, Makaleler
Nereden sevdim o zalim takımı… – Burak Kuru

Futbol takımı taraftarlığında ?sevilen?i anlatmak mümkün. Tanıl Bora ile Ziya Adnan, Kimi Başrol Kimi Karakter?de, futbol kulüplerinin hikâyelerini anlatarak ?sevilen?i...

Kapat