İktidar Tohumları / Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler – Onur İnal (Derleyen), Yavuz Köse (Derleyen)

Geniş topraklara yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi araştırılırken ihmal edilen alanların belki de en başında çevre tarihi geliyor. Onur İnal ve Yavuz Köse’nin derledikleri İktidar Tohumları-Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler, alanında yetkin birçok ismin katkılarıyla değerli bir kaynak sağlamayı hedefliyor. Uzun süre hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihine birçok farklı açıdan, kapsayıcı bir anlayışla bakıyor. Osmanlıların doğayla ilişkisini, bu alanda yaptığı düzenlemeleri, “doğayla başa çıkabilmek” için çıkardığı mevzuatları inceliyor; “insanla insan olmayanın” birbirine olan bağımlılıklarını mercek altına alıyor.

“Kelimenin tam manasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihi açısından bütünlüklü ve tutarlı bir incelemesini sunan bu eser kuşkusuz Osmanlı ve çevre tarihçileri için, ancak yalnızca onlar değil, erken modern dönem, 19. yüzyıl tarihi, bilim tarihi ve Ortadoğu ve İslâm tarihi çalışanlar için de çok büyük bir değer taşıdığını gösterecektir.”
ALAN MIKHAIL


OKUMA PARÇASI

ÖNSÖZ
OSMANLI VE DOĞA
Alan Mikhail

“Deve” diye yazmıştı George Perkins Marsh, “göz ardı edilemeyecek bir zekâya sahip.”1
Bir natüralist, diplomat ve filolog
olan Marsh esas olarak 1864’te insanlar ve çevre üzerine yazdığı Man and Nature (İnsan ve Doğa) başlıklı bilimsel eseriyle tanınmıştı. Ne var ki Marsh, bu eserden yaklaşık on yıl önce deveyi daha çok askerî amaçlara uygunluğu konusunda Birleşik
Devletler’e tanıtan, az bilinen bir kitap kaleme almıştı. Bu eserde konunun “uzun süredir ilgisini çektiğini” ifade ediyor ve nihayetinde, yukarıdaki alıntıdan da tahmin edilebileceği üzere,
devenin Birleşik Devletler’e iyi uyum sağlayacağı ve büyük fayda vereceği sonucuna varıyordu.2
Bu sebeple de deve ithalatını ve onun bu yeni ortama uyum sağlaması yönündeki çabaları teşvik etmiştir.
Marsh’ın bu tavsiyeleri verebilmesinin yegâne sebebi Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği süreydi. 1850’lerde Birleşik Devletler elçisi olarak Osmanlı İmparatorluğu’nda beş yıl geçirmiş, bu süreç de onun devenin evcilleştirilme tarihini, davranışlarını ve fizyolojisini keşfetmesini sağlamıştı.3
Toynaklıları bir yana bırakacak olursak, Marsh’ın Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği yılların onun çevre ve insanın
çevreyle ilişkisi üzerine düşüncelerini nasıl şekillendirdiği; bu
deneyimin, biyografisini yazanlardan birinin “peygamber” diye bahsettiği çevre tarihinin bu kurucu şahsiyetini ve onun çığır açan eserini nasıl etkilediği biçimindeki daha kapsamlı sorunun cevabı hâlâ verilmedi. Kuşkusuz bu durum Marsh’ın biyografisinde büyük bir boşluk oluştururken, bir taraftan da Osmanlı üzerine çalışanlara büyük bir fırsat sunar: Amerikan çevre tarihi ekolünün ve Koruma Hareketi’nin entelektüel atalarından biri imparatorlukta beş yıl geçirmişti. Marsh ve Osmanlı
İmparatorluğu’nun hikâyesi yazılırken bu durumun, çevre tarihi alanının oluşumu ve imparatorluğun Koruma Hareketi’nin
kökleri üstündeki şaşırtıcı etkisini göstermeye bir katkı sağlayacağı düşünülebilir.
Biz bu anlatının kaleme alınmasını beklerken mutluluk verici bir gelişme olarak elinizde tuttuğunuz kitap yayımlandı.
Beklediğimiz kitabın yapmasını istediğimiz şeyi bu kitap tam
olarak yerine getiriyor ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihi açısından bazı önemli yönlerini gözler önüne seriyor. Ayrıca bununla yetinmeyip Osmanlı İmparatorluğu üzerine çalışmalar için çevre tarihinin barındırdığı olanaklara ve faydasına
da işaret ediyor. Bu kitaptaki makaleler tarihteki en geniş ve dayanıklı imparatorluklardan biri, İslâm dünyası tarihinin ise en
uzun ömürlü imparatorluğu olan Osmanlı’nın, insanlığın doğayla, doğada, doğa sayesinde ve doğaya karşı yaşayışını nasıl sayılamayacak kadar çok açıdan etkilediğini mercek altına
alıyor. Kelimenin tam manasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun
çevre tarihi açısından bütünlüklü ve tutarlı bir incelemesini sunan bu eser kuşkusuz Osmanlı ve çevre tarihçileri için, ancak yalnızca onlar değil, erken modern dönem, 19. yüzyıl tarihi, bilim tarihi ve Ortadoğu ve İslâm tarihi çalışanlar için de çok büyük bir değer taşıdığını gösterecektir.
Editörler yazdıkları giriş bölümünde kitabın ilerleyen kısımlarında “eski sorulara yeni cevaplar” verildiğini söylüyor. Bu
çok doğrudur. Kitabı oluşturan makaleler imparatorluğun hem
ortaya çıkışı hem de sona ermesi konusunda etkileyici ve özgün açıklamalar sunuyor, imparatorluğun başkenti ve iaşe havzasının tarihi hakkında kimi noktaları açıklıyor, toprak idaresi
ve tarım ekonomisi konusundaki anlayışımızı genişletiyor; ayrıca üzüm, pirinç ve incir gibi önemli mahsullerin tarihini anlatıyor, böylelikle insan olmayan aktörlerin Osmanlı tarihini nasıl şekillendirdiklerini gösteriyor ve imparatorluğun toplumsal
tarihini çevreye duyarlı bir bakışla yeniden ele alıyor. Bu makalelerden kapitalizmin, parlamenter hükümetin, demografinin
ve bilimin tarihi hakkında yeni bir bakış açısı elde ediyoruz.
Eski sorulara ilaveten bu eser aynı zamanda bazı görece yeni sorulara da yeni cevaplar veriyor. Şöyle ki, eser yeni filizlenen Osmanlı çevre tarihi alanının bazı ipuçlarını alıyor ve onları takip etmek için eleştirel yollar öneriyor. Örneğin, ilerleyen
bölümler bizi, insanlar ve insan olmayanlar arasındaki ilişkileri, sadece bugüne dek alışılagelen şekliyle mülkiyet ve sermaye meseleleri çerçevesinde değil, onun ötesinde anlamaya teşvik ediyor. Hayvancılığın Osmanlı Anadolusu’nda çok önemli
bir toplumsal ve hatta ailesel işleve sahip olduğunu görmemizi
sağlıyor. Bunun dışında, kitapta Küçük Buzul Çağı’nın imparatorlukta oynadığı rolün tarihçiler tarafından şimdiye dek nasıl
görüldüğü de titizlikle değerlendiriliyor. Ayrıca, farklı coğrafyalar göz önüne alındığında, altyapı sorunlarının, salgınların,
şehir ile kırsal arasındaki ilişkilerin ve çevresel gelişmelerin bizim şu anda elimizde olanlardan nasıl da farklı hikâyeler anlattığı gösteriliyor. Bu kitap, bu ve bunun gibi başka yollarla, Osmanlı çevre tarihi yazımını ikna edici ve üretken bir şekilde yeni bir zemine taşıyor.
Bu derlemedeki makalelerin en önemli ortak katkısı ise Osmanlı’nın kendine has çevre duyarlılığının spesifik özellikleri konusunda sundukları argümandır. Böylesi bir Osmanlı duyarlılığının ana hatları nelerdi? Bu duyarlılık iki kaide üzerinde
yükseliyordu: idare ve irtibat. Osmanlılar kontrol ettikleri kaynakların, iş gücünün ve toprakların dikkatli bir şekilde idaresine önem verirlerdi. Kıymetli ormanlarını koruyup oralardan
özenle ürün elde ederlerdi. Osmanlı toprak rejimi, vergi gelirleri ile devletin hazinesini doldururken, bir yandan da toprağın
aşırı kullanımını engellemeye önem veriyordu. Bununla birlikte, Osmanlılar ve imparatorlukta yaşayan herkes emperyal egemenliğin kurduğu ekolojik irtibatların da farkındaydı. Hayvanlar ve insanlar sadece üretim ve emek biçimleri üzerinden değil, aynı zamanda imparatorluğun köylerinde ve meralarında,
iç içe geçmiş dokunaklı yaşamlarıyla da birbirlerine bağlıydılar. Doğa hakkındaki fikirler, hem metin çevirileri sayesinde
hem de kimi doğal kaynakların kullanımının ve bunlara yaklaşımın bir parçası olarak yayılıyordu. Böylesi ekolojik bağlantılar imparatorluk coğrafyasındaki sorunları çözüme kavuşturmaya yardımcı olmakla birlikte, kimi olumsuz sonuçlar da doğurmuştu. Tatlı suyun ortaklaşa kullanımı öngörülürken, küçük bir zümre tarafından diğerlerini baskı altında tutmak için
tekelleştirilebiliyordu da. İmparatorluğun başka yerlerinden
gelen gıda maddelerine bel bağlayan bölgeler iaşelerinde öngörülemezliğe mahkûm oluyordu. Hepsinden önemlisi, editörlerin bize söylediği gibi, “Osmanlı iktidarı karşılıklı bağlar temelinde yükselmişti”. O halde, genişleyen imparatorluğun ekolojik kaynaklarını ve eksikliklerini etkili bir şekilde yönetmek
için dengeleyip birbirine bir ağ gibi örmesi, Osmanlı çevre tarihine özgü olan şeyi anlamanın da anahtarıdır.


KÜNYE
İktidar Tohumları
Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler
Onur İnal (Derleyen), Yavuz Köse (Derleyen)
İletişim Yayınları
1. baskı – Aralık 2022
360 sayfa


İÇİNDEKİLER
TÜRKÇE BASIMA ÖNSÖZ ……………………………………………………………….. 9
TEŞEKKÜR …………………………………………………………………………………………….11
ÖNSÖZ
OSMANLI VE DOĞA
Alan Mikhail …………………………………………………………………………………………..13
GİRİŞ
OSMANLI ÇEVRE TARİHİNİ
YENİDEN ELE ALMAK
Onur İnal – Yavuz Köse………………………………………………………………………..17
BİRİNCİ KISIM
İklim ve Tabiat
BİRİNCİ BÖLÜM
“KÜÇÜK BUZUL ÇAĞI”NIN ETKİLERİNİ ARAMAK:
SELANİK VE GİRİT ÖRNEKLERİ
Elias Kolovos – Phokion Kotzageorgis ………………………………………………35
İKİNCİ BÖLÜM
“MUHTEŞEM” BİR İKLİM: 16. YÜZYIL
ANADOLUSU’NDA DEMOGRAFİ, TOPRAK VE EMEK
Mehmet Kuru ………………………………………………………………………………………….57
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
18. YÜZYILDA BOĞAZ’DA ÜZÜM VE ŞARAP ÜRETMEK:
DOMENICO SESTINI’NİN TANIKLIĞI
Suraiya Faroqhi ……………………………………………………………………………………..83
İKİNCİ KISIM
Kaynaklar ve Enerji
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İMPARATORLUĞUN MEYVELERİ:
19. YÜZYIL SONUNDA İNCİR, KURU ÜZÜM
VE BATI ANADOLU’NUN DÖNÜŞÜMÜ
Onur İnal ……………………………………………………………………………………………….111
BEŞİNCİ BÖLÜM
“ORMANA YAKIN DOĞMAK TALİHSİZLİK”:
19. YÜZYIL KUZEYBATI ANADOLUSU’NDA
ORMAN, İNSANLAR VE MANDALAR
Semih Çelik………………………………………………………………………………………….. 145
ALTINCI BÖLÜM
BİR OSMANLI VİLAYETİNDE SU İDARESİ MESELESİ:
17. YÜZYILDA KIBRIS ÖRNEĞİ
Styliani N. Lepida………………………………………………………………………………. 171
ÜÇÜNCÜ KISIM
Teknolojiler ve Altyapı
YEDİNCİ BÖLÜM
DOĞANIN “KOZMOPOLİS”İ: 19. YÜZYIL SONU
İSTANBULU’NDA TERKOS SUYOLU BOYUNCA
KÖYLÜLER, MÜHENDİSLER VE HAYVANLAR
K. Mehmet Kentel ………………………………………………………………………………. 195
SEKİZİNCİ BÖLÜM
FOSEPTİKLER, SİVRİSİNEKLER VE HUMMA:
İSMAİLİYE VE PORT SAİD’DE SITMA TEDBİRLERİNİN
ÇEVRESEL BİR TARİHİ, 1869-1910
Mohamed Gamal-Eldin……………………………………………………………………… 229
DÖRDÜNCÜ KISIM
Fikirler ve Aktörler
DOKUZUNCU BÖLÜM
PİRİNÇ TARTIŞMALARI:
MECLİS-İ MEBUSAN’DA POLİTİK EKOLOJİ
Chris Gratien ………………………………………………………………………………………. 261
ONUNCU BÖLÜM
YENİ VATANIN DOĞASINI KEŞFETMEK:
OSMANLI İMPARATORLUĞU VE
ERKEN DÖNEM TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE
ALEXANDER VON HUMBOLDT (1769-1859)
Yavuz Köse …………………………………………………………………………………………… 295
ON BİRİNCİ BÖLÜM
İMTİYAZLA MÜLKSÜZLEŞTİRME:
OSMANLI İMPARATORLUĞU VE
ERKEN DÖNEM TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE
ORMAN MÜŞTEREKLERİ
Selçuk Dursun …………………………………………………………………………………….. 319
YAZARLAR …………………………………………………………………………………………… 349
DİZİN ……………………………………………………………………………………………………. 353


Onur İnal
Viyana Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacıdır. İnal doktora derecesini 2015’te Arizona Üniversitesi’nin Tarih Bölümü’nden almıştır. European Society for Environmental History’nin (ESEH) üyesi ve Türkiye bölge temsilcisi, aynı zamanda Network for the Environmental History of Turkey’nin (NEHT) kurucusudur. İnal’ın çalışmaları geç dönem Osmanlı İmparatorluğu ve erken dönem Türkiye Cumhuriyeti’nin kent ve çevre tarihlerine, ayrıca insan-hayvan ilişkilerinin geçmişine odaklanır. Makaleleri International Journal of Middle Eastern Studies, Journal of World History, Journal of Ottoman Studies, Journal of Urban History ve Environment and History gibi dergilerde yayımlanmıştır.

Yavuz Köse
Viyana Üniversitesi’nde Türkoloji profesörüdür. Araştırma alanı Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal, ekonomik ve tüketim tarihine odaklanır. Özellikle modernleşme ve küreselleşmenin geç dönem Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkileriyle ilgileniyor. Köse’nin üzerinde çalıştığı bir başka konu ise Osmanlı İmparatorluğu ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nde turizmin ortaya çıkışı ve gelişimidir. Son yayınları arasında şunlar sayılabilir: “The Confusion of the Agha: A Short History of Chocolate in the Ottoman Empire (17th-20th Century)’, Food & History 12 (1) (2015): 153-174; (der.) Osmanen in Hamburg – eine Beziehungsgeschichte zur Zeit des Ersten Weltkrieges (Hamburg: Hamburg University Press, 2015); (der.) Junge Perspektiven der Türkeiforschungen in Deutschland Bd. II (Burcu Doğramacı, Kerem Öktem ve Tobias Völker ile Berlin: Springer VS Verlag); (der.) Wunder der erschaffenen Dinge: Osmanische Manuskripte in Hamburger Sammlungen. Wonder of Creation: Ottoman Manuscripts from Hamburg Collections (manuscript cultures 9) (Janina Karolewski ile birlikte; Hamburg, 2018 (2. baskı).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here