Kan Altın Demir – Christian Wolmar

Dünyanın ilk küresel haberiyle başlıyor ?Kan Altın Demir?; Eylül 1830?da Liverpool?Manchester arasında ilk çift yönlü ve buharlı ?demir at?ın raylarda ilerlemesiyle ve binlerce izleyicisinin yarattığı coşkuyla? Kitabı okumaya devam ettikçe de fark ediliyor ki, bu haber, yarattığı etkiyle hem ?ilk? hem de ?küresel? sıfatının hakkını fazlasıyla veriyor. Kitabın yazarı Christian Wolmar? Bir önceki kitabı ?Ateş ve Buhar?da İngiltere?deki demiryollarının 175 yıllık tarihini ele almış, ?Kan Altın Demir?de ise çerçeveyi oldukça genişletmiş görünüyor. 1830?lardan başlayarak demiryollarının tüm dünyadaki gelişim sürecinden, inşalarını tetikleyen politik ve ekonomik nedenlerden -aralara demiryollarında yaşanmış ilginç hikâyeler katarak- oldukça detaylı bir şekilde bahsediyor. Lakin demir ağlarla ördük dünyayı tarzında bir peri masalı anlatmıyor Wolmar. Bir yandan Dünya demirle sarıldıkça altınlar çoğalıyor, diğer yandan çeşitli sebeplerle her daim kan gövdeyi götürüyor.
Wolmar?ın on üç bölümde ele aldığı kitapta, demiryollarının insanların ufkunu yadsınamaz şekilde açtığını, günümüzde internet erişimiyle zirveye ulaşan küreselleşmeye önayak olduğunu görüyoruz. Sanayi Devrimi?ni nasıl tetiklediğini ve yarattığı ekonomik devinimlerde güçlü bir katalizör olarak görev aldığını okumak mümkün. Ayrıca Wolmar, İngiliz teknolojisinin bir ürünü olan demiryollarının, uzun yıllar mühendisleriyle ve sermayesiyle tüm dünyadaki diğer demiryolu faaliyetlerinin de atardamarı olmasına ve kaçınılmaz olarak, İngiltere?nin tarihine yakışır bir şekilde sömürgeciliğe büyük hizmetlerde bulunmasına da oldukça detaylı şekilde değiniyor.

Demir ökçe eziyor
Sanayi Devrimi?nde katalizör olarak yer alan demiryollarının kitap boyunca geniş bir pencereden kapitalizmle paralel olarak gelişimini ve kapitalizmin gelişimine katkılarını da görüyoruz. Zamanı için oldukça büyük bir girişim olan demiryollarının desteklenmesi amacıyla bankacılık ve finansman sistemleri kuruluyor ve küçük esnaflar yavaş yavaş kendi kasabalarından öte piyasalara ulaşarak tekelciliği ve piyasa baskısını kırmaya başlıyorlar ve liberal ekonomi sistemi ilk adımlarını atmaya başlıyor.
Wolmar?ın kitap boyunca kimi zaman ekonomik nedenlerin maske olarak kullanıldığı demiryolu inşalarındaki askeri ve siyasi etkileri de anlatması, kitabı kusursuzlaştırıyor. Öyle ki Avrupa?da demiryollarının yapımının en önemli nedenin hâlâ dağınık olan ulusları birleştirmek olması ve soyutlanma yanlısı İspanya?nın farklı ray ölçüleri kullanarak olası işgal girişimlerini önleme düşüncesi oldukça etkileyici. Bunun yanında diğer tüm ülkelerden farklı ray ölçüleri kullanan Çarlık Rusya?sının soyutlanma çabalarının ileride kendi askeri çıkarlarına da ket vuruşunu okumak mümkün. Demiryollarının, olası isyanların bastırılmasında ve askeri sevkiyatın hızlandırılmasındaki etkileri düşünüldüğünde, otoriter ve sömürgeci rejimler için oldukça küçük bir bedeli olduğu ise gün gibi ortada. Demiryollarının 20. yüzyılda soykırım gibi bir terimin literatüre girmesinde de büyük pay sahibi olduğuna da değiniyor Wolmar… Birinci Dünya Savaşı?nın getirdiği yıkım demiryolları kullanılmasa bu denli büyük olamazdı. Bunun yanında, İkinci Dünya Savaşı?nda Nazilerin, etnik temizlik amacıyla toplama kamplarına götürdükleri insanlar vagonlarla taşınmıştır ve bir gerçektir ki demiryolları olmasa katliamın bu denli korkunç boyutlara ulaşması oldukça zorlaşırdı.

Zamana hükmeden yollar
Christian Wolmar, ?Demiryollarının etkisinin derinliğini abartmak bile mümkün değildir,? diyor kitabının önsözünde. Kitabı da bunu kanıtlar nitelikte. Öyle ki, ülkelerin ekonomik, siyasi ve askeri sebepleriyle şekillenen demiryollarının elit kesimlerin çıkarlarına hizmet etmekten öte sosyal sınıflar üzerinde de büyük etkileri olduğunu görüyoruz. En basitinden, vagonlarda oluşan sınıf sistemleri, bir nevi kast sistemine kan veriyor. İnsanların ulaşım kolaylığı nedeniyle artık topraklarını ekmeyi bırakarak demiryollarında veya yan sektörlerinde işçi oluyorlar. Sosyo-ekonomik açıdan gelişemeyen fakat mevcut olarak artan bir işçi sınıfına tanık oluyoruz. Bunun yanında ucuz iş gücü nedeniyle Afrika?dan getirilen kölelerin sıtma, dizanteri gibi çeşitli hastalıklardan ölmesini, hatta Panama Kanalı demiryolu inşasında Çin?den getirilen sekiz yüz işçinin büyük kısmının bunalıma sürüklenerek toplu intihar edişlerini okuyoruz. Sonu gelmeyen kazalarda ölen binlerce insanın yanısıra çalışma koşullarına ve hastalıklara dayanamayan mühendislerin ve işçilerin trajik sonlarını da görebiliyoruz.
İnsanlığın zihninde yer eden mekân algısını geri dönülmeyecek şekilde değiştiren demiryollarının kitapta ilginç bir sonucunu daha görüyoruz. Zamana hükmedişini? Demiryolları inşa edilmeden önce her kentin boylamına göre kendi saati varken şirketlerin kentleri birbirine bağlayışıyla İngiltere, Greenwich saatini demiryolu saati olarak kabul ediyor ve bildiğimiz gibi bu ayar daha sonra evrensel saat olarak kabul ediliyor.
Kitapta Osmanlı Devleti?nin Abdülmecit ile başlayan ve İkinci Abdülhamit?le yoğunlaşan demiryolu macerasını da okuyoruz. Ayrıca Wolmar şu sıralar ?Kültürel Tesis, Turizm Konaklama? alanı olarak ayrılan Haydarpaşa Garı?nın önemini ve tarihi değerini oldukça net bir şekilde vurguluyor. Her ne kadar kendisini yalancı çıkarsak da günümüzde TCDD?nin ana istasyonu olarak hizmet verdiğini de belirtiyor. Wolmar?ın kitapta belirttiği gibi, demiryollarının etkileri, faydaları ve zararları abartılamayacak derecede fazla. Savaşlardaki yıkımın şiddetini arttıran, çevre tahribatı yaratan bu demir atların yorucu ve ağır işleri de ortadan kaldırdıkları, insanların kasabalarından çıkıp dünyayı tanımalarına vesile olduklarını da söylemek gerek.
?Kan Altın Demir?, gerek araştırmacılar için gerek sıradan okurlar için eksiksiz bir kaynak. Wolmar?ın, kitabını şaşırtıcı derecede derin bir araştırmanın ürünü olarak sunduğu açık. Demiryollarının Dünya?yı ne ölçüde değiştirdiğini düşünürseniz düşünün?Kan Altın Demir?i okuduktan sonra size her daim varmış gibi görünen demiryollarını oldukça küçümsediğinizi fark edeceksiniz. Kendisinden sonra gelişen motorlu taşıtların hatta uçakların bile pabucunu henüz tam olarak dama atamadığı, 21. yüzyılda hızlı trenlerle birlikte hâlâ gelişimini sürdüren demiryollarının esnekliği ve direnci karşısında şaşıracaksınız.

Demiryolları için ne dediler?
* Goethe: ?Eğitimli bir dünyanın aradığı şeyler demiryolları, ekspres posta, buharlı gemiler ve diğer bütün olası iletişim yollarıdır.?
* Jules Michelet: ?Bu şato zevki, bir insanın kaprisini simgelemektedir; demiryolu herkesin kullanımı içindir, Fransa?yı bir araya getirmektedir; Lyon ile Paris arasında görüş birliği, duygu birliği yaratmaktadır.?
0 ?Demiryolu! Kelimenin kendisinde bile büyülü bir hava var. Bu kelime uygarlıkla, ilerlemeyle ve kardeşlikle eşanlamlı. Şimdiye kadar insanlar, havanın ve denizin sakinlerine kıskançlıkla ve belirli bir aşağılık duygusuyla bakıyordu. Demiryolu sayesinde artık kuşların veya balıkların insanlardan üstün yanı kalmadı.?
* Lamartine: ?Beyler, uygarlığın herkesin ilerlemesi için birçok insanın hayatını kaybettiği bir savaş alanı olduğunu biliyoruz. Onlara acıyalım, onlara acıyalım (?) ve ilerleyelim.? (Büyük bir tren kazası sonrasında?)

Emre Türün
(23/03/2012 tarihli Radikal Kitap Eki’nde yayımlanan “Atlar demirleşti ve değişti dünya” adlı yazı)

Tanıtım Yazısı
Dünyamız sonsuz uzay boşluğunda bir gemi ve tarih giderek hız kazanan bir yolculuk gibi. Şu anda bulunduğun yerde olmanı, hayatını bu şekilde yaşamanı, en azından bu kitabı elinde tutmanı sağlayan şeyleri en son ne zaman düşündün? Ateş. Tekerlek. Yazı. Para. Barut. Matbaa. Telgraf. Telefon. Fotoğraf. Elektrik. Televizyon. İnternet. Tarihin akışını değiştiren bütün icatlar… Peki, gözden kaçırdığın bir şey olabilir mi? Belki de gözünün tam önünde olduğu için göremediğin bir şey? Sanayiye, ticarete, savaşa ve barışa, kültüre, sanata, edebiyata, kısacası seni ilgilendiren hemen her konuya etki eden, değiştiren, dönüştüren bir icat… Demirağlar, 10. Yıl Marşı’nda geçen bir sözcükten biraz daha fazlası olabilir mi? Özellikle de ülkemizde, kurucu önder Mustafa Kemal’in ölümünün ardından yok sayılan, görmezden gelinen, neredeyse yeni tek bir çivi dahi çakılmayan demiryolları ile ilgili daha önce yazılmamış, yazılmaya cesaret bile edilememiş bir eser. Her evin kütüphanesinde olmazsa olmaz bir başyapıt. Kan Altın Demir, akılalmaz gerçekleri, değişimleri ve dönüşümleri belgeler, görseller ve haritalar eşliğinde, roman akıcılığında anlatıyor, yeni tarihin öyküsünü ruhumuza damıtıyor.

Wolmar hem ciddi bir tarihsel inceleme hem de sürükleyici bir macera kaleme almış.
Library Journal

Wolmar çok yönlü, zor bir konuyu canlı tasvirler ve tarihsel bilgilerle besleyerek imkânsızı başarmış.
Publishers Weekly

Kitabın Künyesi
Kan Altın Demir
Christian Wolmar
Çeviren: Dilek Berilgen Cenkciler
April Yayıncılık
Mart 2012,
520 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Kuşatmayı Yarmak: Eğitim, Bilim ve Aydınlar – Sibel Özbudun, Temel Demirer

Hayır; neo-liberal yıkım karşısında "paralı eğitim"i savunmadık; bunu "sol" adına savunanların karşısına "açık mektup"larımız ve itirazımızla dikildik... "Türk(iye) eğitim(sizliğ)i"yle, sonuna...

Kapat