Kelebek etkisi

Haldun Taner’in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu öyküsü, kelebek etkisini Türk edebiyatında en iyi anlatan eser. Senarist Haldun Taner’in habercisi.

Bazı kitapların etkisi ömür boyu sürer. Tekrar tekrar okursunuz onları. Hayretiniz, sevginiz sürekli yenilenir. Her okuyuşta belki ilk buluşma anına, o buğulu ve güzel zamana dönersiniz. Zihnim zaman zaman Ayışında Çalışkur ile Şişhaneye Yağmur Yağıyordu’yu birbirine karıştırır, yakıştırır, hatta yarıştırır. Ne var ki Kalender’in hikâyesi dipten hızla yukarı yükselir. Bu kez de öyle oldu. Taner’in yeni durağı YKY, üstadın üç kitabını birden bastı: Keşanlı Ali Destanı, Koyma Akıl Oyma Akıl ve Şişhaneye Yağmur Yağıyordu. Elbette bu sunumdaki fikri doğru yorumlamak gerekiyor. Öykücü, Tiyatro ve deneme (fıkra belki) yazarı olduğu her şeyden evvel vurgulanıyor bir kere daha. Şüphesiz daha ötesidir de o.

Türk Edebiyatında, kelebek etkisi kavramını bu derece ustalıkla kullanan ilk öykücü var mıdır acaba? Belki Şişhaneye Yağmur Yağıyordu’nun sonrasında yazılmıştır teknik bakımdan benzerleri. İlklikteki yaratıcılık her zaman önemlidir ve Taner, o ironik, kavrayıcı, sorucu, yumuşak, hin, zekâ dokulu ve asıl önemlisi dil zevki ve anlatım hamleleriyle dolu bu öyküsünde “kelebek etkisi” kavramını ustalıkla kullanmıştır. Dünyanın herhangi bir yerindeki sıradan bir olayın başka yerlerdeki insan ve olayları etkilemesine kısaca “kelebek etkisi” denir. Hayat, tuhaf, şaşılası, gizemli ama bir o kadar açık bir bütünlüktür ve insan denilen mahluk nice olay ve sebep arasında, farklı zaman dilimi ve şehirlerde aslında aynı kaderi yaşar. Kaderin kılcal damarları yaşamak dediğimiz kalbe bağlanır sonuçta. İster bunu akılla isterse duygularıyla çözsün insanoğlu. Yeter ki çözsün.

Yirmisini geçmiş, belediyenin çöpçü kadrosunda iş gören Kalender isimli atın, yağmurlu günde, Şişhane yokuşunda bir hamalın sırtladığı aynada kendi suretini görünce kişnemesiyle başlar her şey. Bu kadar basit ve sıradan bir durumdan hareketle hiç umulmadık alanlara dalacaktır yazar. Sinemanın kurguda kullandığı şekliyle, insanlar, zamana ve mekâna, sebepler sonuçlara bağlanacak, güncel olanla sürekli olan, bireysel kalanla kolektif bilinen iç içe geçirilecektir. Kurgu bağlamında açıkça harikadır öykü. Hazır bir senaryo gibidir. Ve senaryocu Haldun Taner’e göz kırpar.

Kişner at. Bu kişneyiş vesilesiyle İstanbul São Paulo’ya, São Paulo Hamburg’a bağlanacaktır. Tıpkı atımız Kalender, kahve tüccarı Artin Margusyan ve avukat Süheyl Erbil ile ihtiyar Lorenzo, yetmedi Alios Morgenrot ve kızı Helga’nın birbirine bağlanması gibi. Herkesin burun kıvırdığı, etinden kaçak sucuk bile yapılmayacak Kalender kişnemiştir üstelik…

Yazı zekâsı, ironi, öyküye takla attırma, kaderi silkeleme daha da ötesi sanat bağlamında kurguyu kelebek etkisi üzerinden işletme büyük maharettir. Haldun Taner, kültürü, yaşama şevki ve zevki yanında bitmez yaratıcı amatörlüğü ile Türkçe edebiyata mesafe üzerine mesafe katettirir. Okuma ve yorum bağlamını zenginleştiremeyen edebiyat dünyamız ona çok şey borçludur.

Konuşma dili ile süzülmüş yüksek yazı dilini kolaylıkla birleştirebilmesi, eski kültür ile yeni hayat arasındaki geçiş ve düğüm noktalarını bilmekteki seziş gücü onu hep diri tutmuş olmalı. Sıradan bir anlatım üzerinden bile en sosyal konuları yoklayabilmesi başka türlü gerçekleşemezdi. Şişhaneye Yağmur Yağıyordu, gerilim yaratma, zamanı sıkıştırıp gevşetme, aşk, kadın erkek ilişkileri, para ve kültürel ve kozmopolit çeşitlilik iklimi gibi pek çok konuyu içine yedirmiş bir öykü. Sona yaklaşmakla sonuna varmak arasındaki duyuşu altın ifadelerle örüşüne ise söyleyecek söz ne olabilir.

“İçerideki daktilo durmuştu. Bir an sessizlik oldu. Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu.”

İşte böyle. Sonra, Kalender kişnedi. Zaman kelebek olup havalandı.

Ömer Erdem
10.04.2015 http://kitap.radikal.com.tr/

Şişhaneye Yağmur Yağıyordu,
Haldun Taner,
YKY
2015, 96 sayfa,

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Öykü Kitapları
Dünya 30 yıldır A. Kadir’siz…

16 Temmuz 1917 doğumlu olan A. Kadir, 1 Mart 1985 yılında, altmış sekiz yaşında ölmüştü. “Bizim hiçbir hürriyetimiz yok,/ hiçbir...

Kapat