Komünist Ufuk üzerinden Jodi Dean’in halka bakışı – M.Deniz Schulze

Yazının başlığı bir kitap tanıtım yazısı için dar görünebilir. Ancak Dean?in ele aldığı şekilde halk kavramının, ?Bizim Sovyetler?, ?Mevcut Güç?, ?Halkın Egemenliği?, ?Ortak Varoluş ve Ortak Kaynak?, ?Arzu?,? İşgal Hareketi ve Parti? gibi altı geniş alt başlıktan oluşan Komünist Ufuk?un içeriğine yön verdiğini okur fark edecektir.

Jodi Dean?e göre halk kavramı komünizmi hedefleyen bir örgütün nesnesi ve gerekçesidir; ?halk toplumsal bütünü değil, sömürülen, üreten çoğunluğu belirtmeye dönük bir addır?(120). Çünkü toplumsal bütün ya da kapitalist formasyon, yalnız sermaye birikimini değil, kapitalistlerin kendisi için verdiği mücadeleyi de kapsamaktadır. Türkiye örneğinde halk kavramı, burjuvazinin temsilcileri tarafından çoğunlukla ?millet?e tekabül edecek şekilde kullanılır. Eğer nitelik kategorisi, aynı bütünün tekrar eden çevrimlerine değil de, belirli bir ayrımı, ele alınan nesnelliğini belirlemeye yarıyorsa, halk kavramına yöntemsel olarak yaklaşılmalıdır. Öncelikle doğru saptamalar yapabilmek için; aynı zamanda ?halk siyasal ve ekonomik bir hedef? (31) olduğu için?

Halk kavramının nitel karakterini belirlemede öncelikle halkın ne olmadığına, ?halk olmayan?ın saptanması yoluna başvurulabilir. Hatta Grundrisse?de belirtildiği şekilde meta değişimi içinde özgür olan bireyin üretim ve bölüşüm ilişkilerinde özgür olmadığı vurgulanıp ?halk?ın özgür olanları ve olmayanları kapsayan burjuva bir nitelendirme olduğu söylenebilir. Ama karmaşıklık yaratmamak için somuttan yola çıkmak ve muğlâk kalan ifadeleri reddetmek gerekir. Dean bu konuda Lukacs?a işaret eder; devrim süreci içinde Lenin?in halk kavramının uğradığı diyalektik dönüşüm, ?muğlak ve soyut halk kavramını? reddetmeyi gerektirmişti, ?ama bu sadece proleter devrim koşullarına ilişkin somut bir anlayıştan devrimci, ayırt edici bir ?halk? kavramının (ezilenlerin devrimci ittifakı) gelişebilmesi içindi?(45).

Emmanuel Sieyes?in ?Üçüncü Sınıf Nedir?? broşüründe bahsettiği ?yürürlükteki siyasal düzende hiçbir yeri olmayanlar? tanımlamasıyla benzerlik taşıyan ?hiçbir şeyde hiçbir payı olmayanlar? kavramını benimseyen Dean, böylelikle halkı, ?ampirik bir verili kesime indirgememizin ya da toplumun bütünü olarak ele almamızın? (51) önüne geçilebileceğini belirtmektedir.

Burjuvazinin başta genel oy hakkı ve fikir düzeyinde kalsa da özgür üreticiler yaratmak suretiyle siyasal ve ekonomik düzende yaptığı devrimsel dönüşümü tekrarlaması mümkün olmadığına göre ?hiçbir şeyde hiçbir payı olmayanlar? kavramı halkı belirlemek için yeterli olabilir mi? Hiçbir şeyde hiçbir payı olmayanlar kavramı pekala bir Nazi subayını ya da meşhur ?milli irade?nin %50?lik diliminin büyük çoğunluğunu ifade edebilir. Bu nedenle tek başına bir anlam ifade etmeyen ve ancak ne olmadığı ile açıklanan halk kavramını aynı zamanda ?toplumun ortaya çıkmasını sağlayan temel antagonizmanın, yani zenginler ile biz ötekiler arasındaki ayrımın adı olarak? anlamak durumundayız. Bu, ? Her unsurun tam anlamıyla kendine yer bulduğu bir toplum?un olmadığı anlamına da gelir. ?Aksine, toplum aksaklıklar ve çözümler, bağdaşmalar, baskılar, ayrımlar ve dışlamalar yoluyla ortaya çıkar?(52).

Başta belirtilen adlandırmayla ?üreten çoğunluk? olarak halkın, boşluk (bağlantısızlık) ve halkalar teorisine nasıl yansıdığına bakalım: ?Her yönetim, sistem, örgüt ya da hareket için, halk kaçamaklı, bağdaşılmaz ve onu indirgeme, kısıtlama ya da temsil etme girişimlerini aksatıcı konumda kalır. Otoriterlik, oligarşi, aristokrasi, temsili demokrasi, parlamenter demokrasi, bu kalıpların hiçbiri yönetim ile halk arasındaki bağlantısızlığa pek aldırmaz? (120).

Dean?e göre halkın komünizm açısından ayırıcı özelliği, nesne olmaktan çıkmasında yani özneleşmesinde yatar. Komünizmin kurucu karakteristiği kolektif öznelleşmededir. Kapitalizm için halk ?ancak bireyler, küçük girişimciler ya da işletmeler olarak aktif? iken (58) komünizm açısından halk yalnız iktisadi yapıyı değil aynı zamanda toplumsal/kültürel biçimlenmeyi üreten ve düzenleyen bir unsur olarak var olmaktadır. Üstelik kapitalizm açısından yönetim ile halk arasındaki ?boşluk? yalnız emek ve sermaye ilişkisinde değil, gündelik yaşamın her noktasında yeniden ortaya çıkmaktadır. Dean, boşluk halini ?halk ve halkın egemenliği arasında özdeşliğin yokluğuna, halk ve yönetim arasındaki eksik halkaya? yönelerek çözümlemeye çalışan Buck-Morrs?un izinden gider.

?Komünizmin öznesi anlamında halk kavramının can alıcı materyalist bileşeni? (60) bu eksikliğin/ayrımın çözümlenmesidir.

Fakat yazar, genelden özele, soyut halk kavramından dinamik bir halk kavramına doğru ilerlerken halkın nesneleşmesi ile özneleşmesi arasındaki diyalektik gerilime çözüm öner(e)mez. Elbette, materyalist bileşenin doğru bir soruna odaklanmış olması çelişkiyi yadsımamaktadır. Gerçekten de ?gerçek mücadele içindeki halk?ın ortak hedefler doğrultusunda özneleşmesi ve ?kolektif hareket eden halk?a dönüşmesi gerekir. Ama komünizmin öznesi anlamında halk, kendiliğindenliği içinde özneleşmez. Böyle bir durumda da halk özne değil nesnedir!

Dean?in çizdiği sınırlar içerisindeki halk kavramı niteliği gereği Leninist teoriye yatkındır. Yine de ?hiçbir şeyde hiçbir payı olmayanlar? ile Negri?nin ?çokluk? kavramına biçimsel bir karşı çıkış dışında farklılık bulunmamaktadır. Parti tıpkı halk gibi bir ?kavram? olarak vardır ama rolü siyasal bir aktör olmak ve halkın zaten özneleşmiş siyasetini imgesel olarak ifade etmek dışında belirsiz ve siliktir. ?Hiçbir şeyde hiçbir payı olmayanlar?, öncü parti ve proletarya diktatörlüğü kavramlarıyla çelişkili bir ilişkiden ziyade eklektik hatta daha çok antinomiktir.

Komünist Ufuk, geçerliliği tartışmalı tezlerine rağmen okunmaya değer bir kitap.

M.Deniz Schulze
(Bu yazı 7 Mayıs 2014 tarihinde soL Kitap ekinde yayımlanmıştır.)

Künye
Kitap: Komünist Ufuk
Yazar: Jodi Dean
Çevirmen: Nurettin Elhüseyni
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 145
Baskı Yılı: 2014

Komünist Ufuk üzerinden Jodi Dean’in halka bakışı – M.Deniz Schulze” üzerine bir yorum

  1. Bir kitap ancak bu kadar güzel tanıtılabilir. Kutluyorum ve yeni yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum sevgili Deniz Schulze.

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Makaleler
Kenarın Kitabı: Damgalı mek?n çocuklarından, pencere kenarı kadınlarına – Emek Erez

Son dönemlerde derinlemesine mülakat ve katılımcı gözlem tekniğine dayalı, içeriden bakış sunan yayınlarla oldukça sık karşılaşıyoruz. Sosyal bilimler açısından oldukça...

Kapat