Küçülme – Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı

Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor. Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz. Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır: “Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”. Küçülme ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı, ekolojik açıdan sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hal aldığını, “büyüme”yi temel alan mitik inançların terk edilmesi gerektiğini savunuyor.

Bunun için büyüme tahayyülünü ayakta tutan ve ekonomiyi bilim olmaktan çıkaran terimlerle düşünmekten vazgeçmek gerekiyor. Kullanımdaki iktisadi dil, ifade edilmesi gerekeni ifade etmekte yetersiz kaldığı içindir ki yeni bir söz dağarcığına ihtiyacımız var. Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunuyor. “Küçülme” kavramı, daha az doğal kaynak tüketen ve tamamen farklı ilkeler çerçevesinde örgütlenen toplumlara giden yolu temsil ediyor. Sadelik, şenliklilik, otonomi, bakım, müşterekler gibi kelimeler de küçülme toplumlarının neye benzeyebileceği konusuna ışık tutuyor.

Bu derlemenin, sadece başka bir dünyanın mümkün olduğunu düşünmekle kalmayıp aynı zamanda onu şimdi inşa etmek adına mücadele eden herkes için değerli bir bilgi ve ilham kaynağı olacağını umuyoruz.


OKUMA PARÇASI
Önsöz, Küçülme: Daha Az Değil, Daha Başka Bir Dünya, Bengi Akbulut ve Ethemcan Turhan, s. 11-13

Artık dünya üzerinde hemen hemen herkesin tanıdığı genç iklim aktivisti Greta Thunberg, 23 Eylül 2019 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı öfkeli konuşmada dünya liderlerine şöyle hitap ediyordu:

“Hayallerimi ve çocukluğumu boş sözlerinizle çaldınız. Ve dahası, ben şanslı olanlardan biriyim. İnsanlar acı çekiyor. İnsanlar ölüyor. Ekosistemler bir bütün olarak çökmekte. Kitlesel bir yok oluşun başlangıcındayız, sizinse tek konuştuğunuz şey para ve ekonomik büyümeye dair peri masalları. Ne hakla [bunu yapıyorsunuz]!”

Greta’nın dikkat çektiği küresel iklim krizi –hızlı kentleşme, endüstriyel tarım ve küresel tedarik zincirleri içerisinde dünyanın bir ucundan diğerine taşınan metalar için artan talep gibi faktörleri de hesaba kattığımızda– fosil yakıt yoğun, büyüme takıntılı bir ekonomik modelin de krizine işaret ediyor. Neoliberal küreselleşmenin ve doğayı metalaştırmaya durmaksızın devam eden piyasaların entegrasyonunun daha çok refah ve özgürlük getireceğine dair masallar, küresel korumacılık ve otoriter popülist rejimlerin yükselişiyle duvara tosladı. Bugün Küresel Kuzey’den ve Küresel Güney’den eşzamanlı yükselen iklim ve çevre adaleti çağrılarının da vurguladığı gibi küresel iklim, biyoçeşitlilik, su, toprak ve kentleşme krizlerinin bağlantı yeri insan refahını ekonomik büyümeden ayrı tutamayan ideolojik bir kör nokta. Sanayi süreçlerinde verimliliğin artması, otomasyonun yükselişi ve internet bazlı hizmet sektörlerinin belirgin hale gelmesi gibi olguları bir yana koyarsak, küresel ekonomik büyümenin enerji ve hammadde akışlarından aslında çokça hayal edildiği gibi bir ayrışma (decoupling) yaşamadığını söyleyebiliriz (Hickel ve Kallis 2019).

Bu açıdan özellikle II. Dünya Savaşı’ndan beri küresel tüketimin üstel biçimde büyümesi biliminsanlarının “Büyük İvmelenme” (The Great Acceleration) dediği olguyu da beraberinde getirdi. Son 30 yılda gittikçe finansallaşan dünyanın maddi gerçeklikten kopmasıyla beraber aslında insan refahının göstergelerinden sadece birisi olan ekonomik büyüme de adeta sorgulanamaz, tartışılamaz bir model halini aldı. Müesses nizam ile çok da derdi olmayan çevre iktisatçılarının onlarca yıldır vurgulamalarına rağmen ancak kısıtlı ilerleme elde edebildikleri dışsallıkların bile hesaba katılmadığı bir ortamda, ekonomik büyümenin gezegensel sınırları zorladığına dair her geçen gün daha fazla kanıt ortaya konuyor. Bu ortamda radikal fikirleri daha çok tartışmaya, daha çok uygulamaya ve tekrar tekrar denemeye ihtiyacımız var.

Küçülme: Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı kitabı bu tür radikal bir fikri, küçülmeyi, hem daha geniş çevrelerce tartışmayaaçma, hem de diğer radikal fikir ve pratiklerle eklemleme arzusundan doğdu. İngilizce orijinali 2014 yılında basılan kitap bugüne dek 12 dile çevrildi. Aradan geçen 6 sene içinde küçülme fikri hem toplumsal hareketler ve anaakım dışı düşünürler arasında hem de yerleşik yapılar ve kurumlar (Avrupa Parlamentosu’ndan Papa’ya kadar) içerisinde daha fazla ses bulur oldu. Bugün küçülme bir yandan gezegensel sınırların aşıldığı, diğer yandan meta ve hizmet özgürlüğü pahasına insanların daha da çok sınırlarla karşılaştığı bir dünyada “daha fazlası değil, daha farklısıyla iyi yaşayabiliriz” diyen bir düşünce akımını, bir hareketi, siyasi, iktisadi ve kültürel bir dönüşüm talebini ifade ediyor. Küçülme fikri bu anlamıyla her şeyden önce siyasalın ortadan kaldırıldığı, uzmanlar eliyle sosyal-siyasi taleplerin sümen altı edildiği bir teknokrasinin, sayısal hedeflerin toplumsal sonuçları gölgelediği bir ekonomizmin eleştirisini sunuyor.

Kitabı Türkçeye kazandırma fikrimizin ana esin kaynağı bu yakın dönemde zenginleşen –ve bir bakıma radikalleşen– küçülme tartışmalarını Türkiye bağlamına taşımaktı. Ekonomik büyüme fikrinin ülke tarihindeki yeri sanırız ki yadsınamaz; ancak yakın dönem Türkiyesi’nin büyüme ile istikrarın bu derece doğrudan ilişkilendirildiği ortamında küçülmeyi tartışmanın ayrı bir önemi var. Özellikle son yirmi yıl Türkiye’de ekonomik büyümenin sadece faydalarının değil toplumsal ve ekolojik maliyetlerinin de son derece eşitsiz paylaşıldığı, büyüme politikalarına içkin yerinden edilme, mülksüzleşme ve parçalanma süreçlerinin yıkıcı etkilerinin toplumun en kırılgan kesimleri tarafından omuzlandığı bir dönem oldu. Öte yandan bu yıkıcı etkilerin büyüme adına meşrulaştırıldığına, her türlü toplumsal muhalefetin yine ekonomik büyüme sopasıyla bastırıldığına şahit olduk. Bugün Türkiye’de yaşanan ve gitgide keskinleşen ekolojik, toplumsal ve ekonomik kriz(ler) kayıtsız şartsız ekonomik büyüme hedefinin ne derece arzu edilebilir olduğunu sorgulamayı ve dolayısıyla küçülme fikrinin tartışılmasını ve bir anlamda da yerelleştirilmesini elzem kılıyor. Covid-19 pandemisinin gündeme getirdiği, ekonomik büyüme ile halk sağlığı arasındaki ilişkinin basit fayda-maliyet analizleriyle yürütülemeyecek olması da bu konunun aciliyetini pekiştiriyor.


KÜNYE
Küçülme
Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı
Hazırlayanlar: Giacomo D’Alisa, Federico Demaria, Giorgos Kallis
Metis Yayınları
Özgün adı: Degrowth
A Vocabulary for a New Era
Çeviri: Ayşe Ceren Sarı, Berk Öktem, Burag Gürden, Yaprak Kurtsal
Türkçe Edisyon: Bengi Akbulut, Ethemcan Turhan
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kapak İllüstrasyonu: Bàrbara Castro Urío
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2020
320 s.


İÇİNDEKİLER
Önsöz
Küçülme: Daha Az Değil, Daha Başka Bir Dünya
Bengi Akbulut ve Ethemcan Turhan

Giriş
Küçülme
Giorgos Kallis, Federico Demaria ve Giacomo D’Alisa

I. Düşünce Hatları
1. Faydacılık Karşıtlığı Onofrio Romano
2. Biyoiktisat Mauro Bonaiuti
3. Kalkınma; Eleştiriler Arturo Escobar
4. Çevre Adaleti Isabelle Anguelovski
5. Çevrecilik; Akımlar Joan Martinez-Alier
6. Metabolizma; Toplumsal Alevgül H. Şorman
7. Politik Ekoloji Susan Paulson
8. Durağan Durum İktisadı Joshua Farley
9. Devlet Bengi Akbulut

II. Temeller
10. Özerklik Marco Deriu
11. Kapitalizm Diego Andreucci ve Terrence McDonough
12. Bakım Giacomo D’Alisa, Marco Deriu ve Federico Demaria
13. Metalaşma Erik Gómez-Baggethun
14. Meta Menzilleri Marta Conde ve Mariana Walter
15. Müşterekler Silke Helfrich ve David Bollier
16. Şenliklilik Marco Deriu
17. Maddesizleşme Sylvia Lorek
18. Harcama Onofrio Romano
19. Depolitizasyon (“Politik Olan”) Erik Swyngedouw
20. Felaket Pedagojisi Serge Latouche
21. Entropi Sergio Ulgiati
22. Emerji Sergio Ulgiati
23. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Daniel O’Neill
24. Büyüme Peter A. Victor
25. Mutluluk Filka Sekulova
26. Tahayyül; Özgürleştirilmesi Serge Latouche
27. Jevons Paradoksu (Geri Sekme Etkisi) Blake Alcott
28. Neo-Malthusçular Joan Martinez-Alier
29. Zirve Petrol Christian Kerschner
30. Sadelik Samuel Alexander
31. Büyümenin Toplumsal Sınırları Giorgos Kallis

III. Eylem
32. Toprağa Dönüşçüler Rita Calvário ve Iago Otero
33. Temel ve Azami Gelir Samuel Alexander
34. Topluluk Para Birimleri Kristofer Dittmer
35. Kooperatifler Nadia Johanisova, Ruben Suriñach Padilla ve Philippa Parry
36. Borç Denetimi Sergi Cutillas, David Llistar ve Gemma Tarafa
37. Dijital Müşterekler Mayo Fuster Morell
38. İtaatsizlik Xavier Renou
39. Eko-Topluluklar Claudio Cattaneo
40. Öfkeliler (İşgal Et/Occupy) Viviana Asara ve Barbara Muraca
41. İstihdam Garantisi B. J. Unti
42. Para; Kamusal Mary Mellor
43. Yeni Ekonomi Tim Jackson
44. Şimdi-Buradacılar Chris Carlsson
45. Post-Normal Bilim Giacomo D’Alisa ve Giorgos Kallis
46. Sendikalar Denis Bayon
47. Kent Bahçeciliği Isabelle Anguelovski
48. İş Paylaşımı Juliet B. Schor

IV. İttifaklar
49. Buen Vivir Eduardo Gudynas
50. Kalıcılık Ekonomisi Chiara Corazza ve Solomon Victus
51. Feminist İktisat Antonella Picchio
52. Ubuntu Mogobe B. Ramose

Kaynakça
Katkıda Bulunanlar


Giacomo D’Alisa
Ekolojik iktisatçı ve politik ekolojist. Doktorasını iktisat ve sürdürülebilir kalkınma teknolojisi alanında yapan D’Alisa, 2012-14 yılları arasında Barselona Otonom Üniversitesi Çevre Bilim ve Teknolojileri Enstitüsü’nde Politik Ekoloji Avrupa Ağı projesinde yardımcı araştırma koordinatörü olarak görev aldı. Çalışmalarında ekolojik iktisat, sürdürülebilir kalkınma, kamu malları, müşterekler, toplumsal metabolizma, çevre ihtilafları ve su güvenliği gibi konulara odaklanan D’Alisa, halen Portekiz’deki Coimbra Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmalarını yürütüyor. Kendisi ayrıca Araştırma & Küçülme (İspanya) kolektifine üyedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here