Kurnaz Tilki – Johann Wolfgang von Goethe

Kurnaz Tikli, büyük Alman ozanı Goethe’nin bundan iki yüzyıl önce yazdığı bir kitap. 1783 yılında kaleme aldığı ?Kurnaz Tilki? isimli manzum öyküde; tecrübelerinden yaralanan Goethe, dönemin yönetiminde gördüğü kimi olayları ve durumları hayvanların dünyasında yaşanıyormuşçasına bir masal havası içinde anlatıyor.
Bu kitapta Ormanlar Kralı Aslan ve çevresindekilerle, halktan biri olan kurnaz Tilki’nin çatışmaları, sürtüşmeleri ilginç bir serüven biçiminde dile getiriliyor. Gerek ilkokul gerekse ortaokul çağındaki çocukların severek okuyacakları bir kitap.

Kurnaz Tilki
Kral Aslan?ın yönettiği ormanda bütün hayvanlar Aslan?ın adaletine güvenmektedir. Kitap, Aslan?ın orman halkının dertlerini dinlemek için yaptığı bir toplantıyla başlamaktadır. Aslan halkının dertlerini, sıkıntılarını anlatması için herkesi huzuruna çağırmıştır. Toplantıya bütün hayvanlar gelmiştir. Ancak bir hayvan, Kurnaz Tilki, bu çağrıya kulak asmamıştır.

?Kurnaz Tilki bu çağrıya uymamış, toplantıya gelmemişti. Böyledir: Vicdanı kararmış kişiler, aydınlıktan korkarlar?[1]

Toplantıya katılan bütün hayvanlar Tilki?den şikâyetçidir. Nerdeyse ormanda yaşayan her bir hayvan Kurnaz Tilki?den ve onun atalarından çeşitli zararlar görmüştür. Her biri Kral Aslan?ın huzurunda söz alır ve Kurnaz Tilki?den neler çektiklerini anlatırlar.

Çil Horoz, Mırnav Kedi, Kocaoğlan Ayı, Obur Kurt, Panter? hepsi sırayla Tilki?den neler çektiklerini anlatırlar. Hele Çil Horoz?un anlattıkları içler parçalayıcıdır. Hayvanların içinde bir tek Posbıyık Köstebek Kurnaz Tilki?den yanadır. Çünkü onun akrabasıdır. Kralın karşısından bir o savunur Tilkiyi. Bütün suçlamaların yersiz olduğunu ve Tilki?ye savunma hakkının verilmesini söyler. Tilki?nin de dinlenilmesi demokrasinin gereğidir. Kral Aslan emir verir, Kurnaz Tilki?yi de huzura çağırır. Ne ki gönderdiği elçiler Kurnaz Tilki?nin gazabına uğramaktan kurtulamaz. Önce Kocaoğlan ayı, ardından da Mırnav Kedi gönderilir. Ama her birinin zaaflarını iyi bilen Kurnaz Tilki, Kral?ın buyruğuna uymadığı gibi elçileri de bir güzel benzetir.

Sonunda Kral Aslan?ın tehditlerinden korkan Kurnaz Tilki?yi Posbıyık Köstebek Kral?ın huzuruna getirir. Tilki?nin suçları gün gibi aşikardır. Onun kötülüklerine tanık olmamış, onun hilelerinden zarar görmemiş neredeyse hiçbir hayvan yoktur. Yargılama başlar. Kimse Tilki?nin bu kadar şahit huzurunda paçayı yırtacağına ihtimal vermez. Ne ki Kurnaz Tilki üç şeyi çok iyi bilmektedir. Güzel konuşmayı, yalan söylemeyi ve düşmanlarının zaaflarını.

Tilki tam idam edilecekken Kral Aslan?ın zihnini çelmeyi başarır. Artık herkesin Tilki için kurtuluş yok dediği bir anda o, Ormanlar Kralı’nı da aldatmayı başarır. Ama kısa bir süre içinde Kral aldatıldığını anlar.

Kral bütün orman halkının karşısında küçük düşmenin acısıyla kıvranmakta, öfkesi sel olup taşmaktadır. Herkes sanır ki, Tilki?yi bir yakalasa onu bu sefer hiç konuşturmayacak, hemen cezasını verecek. Kral Tilki?yi güçbela yeniden huzura getirtir. Kurnaz Tilki, Aslan?ın zihnini çelmeyi, söz hakkı almayı yine başarır. Herkes tedirgin olur. Çünkü Tilkinin herkesi şaşkına çeviren en büyük marifeti ?dilidir?. O konuşmaya başladı mı, diliyle gündüzü gece, kısayı uzun, bakırı altın, beyazı siyah yapabilmektedir.

Kurnaz Tilki en iyi bildiği üç şeyi bütün maharetiyle kullanır: Güzel konuşur, kimsenin aklına gelmeyen yalanları büyük bir ustalıkla söyler ve düşmanlarının zaaflarını kollar. Süslü sözleriyle Kral Aslan?ın eşi Kraliçe Aslan?ın kalbine girmeyi başarır. Öyle olur ki, Tilki?nin en ezeli düşmanları bile artık Kurnaz Tilki?nin ?cezalandırılamayacağına? inanır. Hatta içlerinden ona gıptayla bakanlar olur. Bir ara Kral Aslan bile Tilki?nin elinden zulüm görmüş olanlara değil de Tilki?ye hak verecek gibi olur.

Ne var ki, sözle, dille, konuşmakla, onun hakkından gelinemeyeceğini anlayan ondan çekmiş Obur Kurt Kurnaz Tilki?yi düelloya davet eder. Onunla ancak bilek gücüyle baş edilebileceğini anlar. Ama Tilki?nin kurnazlıkları bitmeyecektir. Fakat bütün orman halkının artık ?adalet?ten ümidiği kestiği bir ortamda Tilki?nin hilelerini dikkatle takip eden birisi vardır.

Kitap bundan 200 yıl yazılmış olmasına rağmen haksızlık, iki yüzlülük, adalatsizlik, dalkavukluk gibi sosyal zaafları öylesine güçlü bir şekilde işlemiştir ki, kitap günümüz çocuklarının da yaşadıkları dünyayı daha doğru bir şekilde değerlendirebilmeleri için iyi bir fırsattır. Kitap heyecanlı bir kurguyu çok akıcı şiirsi bir uslupla işlemektedir. Bu yönüyle kitap, çocuklarımızın hem zevkle okuyacakları hem de okurken içinde yaşadıkları dünyayı daha iyi anlayacakları hikmetli mesajlar taşımaktadır.

Kitabın, dizgi, mizanpaj ve baskısının güzel olduğunu söyleyebiliriz. 119 sayfalık bu kitapta toplam 40 resim bulunuyor. Resimler de kitabın bütünlüğüne ve konu akışına güzel bir katkı yapmış. Çizilen bazı hayvanların ?hangi hayvan olduğu?nun bilinemeyecek kadar farklı çizilmiş olmasının dışında, kitabın illüstrasyon çalışmaları da güzel olmuş.
Kitabın çevirisi de gayet iyi. Kitap boyunca neredeyse hiç çeviri bir kitap okuyormuş hissine kapılmıyorsunuz.
Sözlerimizi, pek çok ibretle dolu kitabın sonunda Goethe’nin bütün çocuklara yaptığı seslenişle bitirelim:
?İşte böyle çocuklar, sizler de kötü iyiyi birbirinden ayırmayı bilin. Akıl yolu sizin de yol göstericiniz olsun. Bu kitabı alanlar, okuyanlar, dünyanın gidişini ibretle izlemeli, çevrilen dolapları görmeli, sonunda doğru yolu bulmalı.? [2]
Mücahit Gültekin / www.akiloyunlariakademisi.com
[1] Kurnaz Tilki, sh. 7
[2] Kurnaz Tilki, sh. 119

Kitabın Künyesi
Kurnaz Tilki
Johann Wolfgang von Goethe
Can Yayınları
Çeviren: Zeyyat Selimoğlu
Resimleyen: Emre Senan
Baskı Tarihi: 1998
120 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
Keder Perileri – Remziye Arslan

(*) On iki tane öykü. Göç öyküleri. Öykülerde kimler yok ki? Gözleri altı aydır kapanmayan, göç ettiği topraklarda ölmeyi bekleyen...

Kapat