Lotte Weimar’da – Thomas Mann

Lotte Weimar’da (Almanca: Lotte in Weimar), Thomas Mann (1875-1955) tarafından 1936 – 1939 yılları arasında yazılmış roman. Bu roman, modern Alman edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biridir. Konusunu başka bir romandan, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’ndan almaktadır. Goethe’nin bu başyapıtlarından bu romanın anımsanarak okunması, okuyucu için büyük bir kazanç olacaktır.
Aradan uzun yıllar geçmiş, Werther?in büyük aşkı Charlotte, Goethe?nin yaşadığı kente, Weimar?a, yaşlı ve zengin bir kadın olarak geri dönmüştür. Charlotte ile Goethe?nin bu buluşması yalnızca çağdaş, metinlerarası bir buluşma değildir kuşkusuz; gençlik, aşk, karşılıksız bırakılan duygular, insanın yaşama bakışının zamanla değişmesi, toplumsal ve ahlaki sorumluluklar… Bütün bunlar iki olgun kahramanın gözünden aktarılır. Böylece Alman toplumunun izleği arasından evrensel değerler yakalanır. Thomas Mann?ın bu önemli romanını okurlarımızın Genç Werther?in Acıları?nı anımsayarak okumaları kuşkusuz büyük kazanç olacaktır.  (Tanıtım Yazısı)

Thomas Mann’ın Goethe’si – A. Ömer Türkeş
(27/11/2009 tarihli Radikal Kitap Eki)

Goethe, Genç Werther?in Acıları?nı 1774?te, bir arkadaşının nişanlısına âşık olduğu için yaşadığı duygu ve ahlak çatışmasından esinlenerek yazmıştı. Sondaki intihar vakası ise, o sıralarda gazetelere yansıyan bir haberin verdiği ilhamla olmuştur. Kısaca özetlersek; Werther, büyük kentin yarattığı ruhsal çöküntüden doğaya kaçarak Weimar?a yerleşen aydın bir gençtir. Orada tanıştığı soylu bir ailenin güzel kızı Lotte?ye âşık olur. Lotte de kayıtsız değildir bu aşka ama Albert?le nişanlıdır ve verilen sözler, ahlaki değerler önemlidir. Lotte, Albert?le evlenir. Werther ise bir aile dostu olarak yer alır yanlarında. Ne var ki aşk ve dostluk arasındaki sınır çizgisi zayıftır. Sınırı geçmekten korkan Lotte, bir daha görüşmemeleri gerektiğini bildirir genç adama. Werther?in bu acıya dayanması imkânsızdır. Lotte?ye bir mektup yazar ve intihar eder…
Yaklaşık 160 yıl sonra, 1939 yılında yayımlanan Lotte Weimar?da romanında Thomas Mann, Genç Werther?in Acıları?ndan yola çıkarak hem Goethe?ye hem de ünlü romanına yeni bir yorum getirecektir. Bu romanı da kısaca özetleyelim; Genç Werther?in Acıları?nın yayımlanışı üzerinden kırk iki, hikâyenin konu edindiği tarihten kırk dört yıl geçmiştir. Weimar?daki Zum Elephanten Oteli?ne 22 Eylül 1816 tarihinde iki konuk gelir; ?iki hanımdan anne görünümlü olanı, tam bir hanımefendiydi, iyice yaşını başını almış, altmışına yaklaşmıştı, hafif topluydu, siyah pelerinli beyaz bir elbise giymiş, kısa örgü eldivenler takmıştı, başında ise bir zamanlar sarı, şimdiyse kül rengi olan kıvırcık saçların göründüğü bir kapüşon vardı.?
Bu kadın, Goethe?nin romanındaki Lotte karakterine esin veren Charlotte?den başkası değildir. Charlotte, nişanlısıyla evlenmiş, dokuz çocuk doğurmuş, çocuklarını yetiştirmiş, kocası öldükten sonra -itiraf etmemekle birlikte- Goethe?yle bir kez daha karşılaşmak istemiştir. Charlotte?un Weimar?a gelişi, Alman edebiyatının artık yaşayan en büyük efsanesi haline gelmiş Goethe?ye ve romanına büyük hayranlık duyan kent sakinleri arasında büyük bir heyecan yaratır. Herkes Charlotte -aslında onun şahsında Lotte- ile tanışmak, sanki Goethe?nin sırlarına vakıf olmak istemektedir. Charlotte, ilgiliden hoşnut olmakla birlikte, kendisinin Lotte ile özdeşleştirilmesinin yanlışlığını vurgulayacaktır;
?Bay Mager?ciğim, siz özdeşleştirmelerinizde çok ileri gidiyorsunuz ve müthiş abartıyorsunuz, beni ya da o sıralar ben olan o genç şeyi bu çok anılan kitapçığın kahramanıyla karıştırmakla. Dikkatini çekmek zorunda kaldığım ilk insan siz değilsiniz, kırk dört yıldan fazla, bunu vaaz edip dururum. Öyle ünlü, öyle kesin ve kutlanan bir gerçeklik kazanmıştır ki o roman figürü, biri çıkıp diyebilir, biz ikimizden asıl ve hakiki olanı odur, oysa ben kendim de kabul etmek istemem, bu kız benim o zamanki halimden çok farklıdır, şimdiki halimi tabii bir yana bırakalım. Herkes görüyor ki benim gözlerim mavi, oysa Werther?in Lotte?si bilindiği gibi kara gözlüdür.?
Bu itiraz ve ardından gelen şu satırlar, kurmaca ve gerçekliği birbirine karıştıran bugünün biyografik roman yazarları ve okurları için bir uyarı niteliğinde; ?Goethe de anılarında insanların merakından çektikleri konusunda yakınır durur, acaba gerçek Lotte kimmiş, yok nerede otururmuş ve bilmiyorum demekle kurtaramazmış kendini hakiki bir ceza adını verir buna sanırım ve der ki o kitapta, eğer bir günah işlediyse, cezasını da çekmek zorunda kalmıştır, hem de fazlasıyla. Ama işte görülüyor, erkekler hele şairler iyice yalnız kendini düşünüyor; çünkü düşünmez ki bizler de bu merak illetine katlanmak zorundayız, onun gibi, kendisinin bize, yani rahmetli babana ve bana edebiyatla hakikati o berbat karıştırışıyla ettiklerinin üstüne hem de…?
Lotte Weimar?da romanında gerçek bir kişiden yola çıkıp kurmaca bir karakter yaratan Thomas Mann, edebiyatın yaratıcılık sorunsalını öne çıkarıyor. Gerçek yaşamdan tanıdığımız kişilerle romanlardan tanıdığımız kişiler arasındaki ayrım; ruhun nüfuz edemediği bölümlerin yerine, eşit miktarda manevi, yani ruhumuzun özümleyebileceği unsur koymak, ?kaynağındaki saklı yaşamı ortaya çıkarmak?, böylelikle gerçek bir tarihi şahsiyet hakkında bilinebilecek olanlardan daha fazlasını anlatarak artık o tarihi şahsiyetle bir bir karakter yaratmak.

Faşizme karşı omuz omuza
Mann?ın Genç Werther?in Acıları?na gönderme yapan bir roman tasarlaması sadece edebiyatın sorunsallarına yanıtlar vermek amacını taşımıyor. Burada asıl amaçlanan, romanın yanlış yorumlamalarını reddetmek, Goethe?yi yeni bir bakışla ele almak, onun düşünsel mirasındaki faşizm karşıtlığını öne çıkarmak. 1930?lu yıllarda ülkesini terk etmek zorunda kalan yalnız bir aydın olarak Thomas Mann, antifaşist mücadelesinin düşünsel köklerini kendi döneminin yalnız aydını Goethe?ye uzatıyor. Mann, sonraki romanlarından Doctor Faustus?ta da yine Goethe?nin Faust?unda yola çıkacak ve Faust tipinin çağdaş Avrupa insanıyla özdeşleştirirken Nasyonal Sosyalizm?in çoşkusuna kapılmış Almanya?nın trajedisini işleyecektir.
Yedinci bölüme kadar sahneye çıkmadığı halde oğlu August, sekreteri Mager, Charlotte ve çevresindeki diğer kişiler ağzından aktarılan davranış ve düşünceleriyle romanın merkezi karakteri Goethe?dir. Yedinci bölüm mükemmel bir bilinç akışıyla açılır. Bir sabah vakti yatağından kalkan Goethe?nin zihninden akan düşünceleri yakalarken ustalığını sergileyecektir Thomas Mann. Yazar burada, erotik bir rüyadan uyanmış ve yataktan lavaboya, berber sandalyesine, çalışma masasına giderken yaşamı ve eserleri hakkında düşünen altmışlarındaki Goethe?yi resmeder. Monolog birkaç tanıdığıyla arasında geçen konuşmalarla kesilir, bunlardan biri (oğlu) ile olan konuşmasıyla da bölüm biter. Charlotte Buff?un -yani kırk yıl önce Werther?in Lotte?sini yaratırken model aldığı kadının- Weimar?a ziyarete geldiğini ancak bu noktada öğrenir. Dolayısıyla romana başlığını veren olay, monoloğu sırasında Goethe tarafından bilinmez; bu monolog tümüyle sıradan bir günde olağanüstü bir zihni resmeder.
Diyalog ve monologların birbirine karıştırılmadan kullanıldığı bölüm boyunca Goethe?nin retorikçi, hatta ahkâm kesici sesi yankılanır. Ancak Lucas?ın da belirttiği gibi, Thomas Mann?ın bölük pörçük sözler, yarım cümleler, konudan konuya atlayışlarla yarattığı çağrışım akışı ancak görünüşte özgürdür. Monolog büyük bir sanatçı titizliğiyle düzenlenmiş, her ayrıntısı Goethe?nin kişiliğinin özüne yaklaşan bir çizgiye göre özenle tasarlanmıştır. Kısacası iç monolog Goethe?nin dünyasının değişik yanlarını araştırma olanağı sağlayan bir anlatım özelliğidir. Goethe?nin yaşantısı duyular üzerindeki anlık izlenimlerle sınırlı olarak sunulmaz. Tersine bu yöntemle Thomas Mann, Goethe?nin kişiliğinin özüne; geçmiş, şimdiki, hatta gelecek zamandaki yaşantılarıyla arasındaki ilişkilerin karmaşıklığına uzanır. Sunuluş ne denli alışılmış dışı olursa olsun, romanın bütününün düzeni geleneksel epik düzenidir; olayların akışındaki hızı denetiminde, geçiş bölümlerinde ve doruk noktalarında epik anlatımın eski kurallarına büyük bir bağlılıkla uyulmuştur.
Sona gelindiğinde, Alman muhafazakârlığına, soyluluğa, soya dayalı evliliklere nefretinin ürünü olarak yazıldığı anlaşılan Genç Werther?in Acıları, Goethe?nin Almanya?nın siyasi ve toplumsal yaşantısından kaynaklanan acılarıyla kaynaşacaktır…
Lotte Wimar?da, önemli meseleleri tartışan hikâyesi ve Thomas Mann?ın mükemmel üslubu ile görkemli bir edebiyat yapıtı. Ancak Goethe dönemi Alman toplumu ve edebiyatını, Goethe?nin kişiliğini, Thomas Man?ın yaşantısını bilmeyen okuyucular için kolay bir metin değil. Olaylardan ziyade uzun diyalog ve monologlarla ilerleyen hikâyesi, günümüz okuma kalıplarını kırmayı gerektiriyor. Artık sayıları az kalmış edebiyat meraklıları için…

Kitabın Künyesi
Lotte Weimar’da
Thomas Mann
Çevirmen : Gürsel Aytaç
Yayınevi: Can
Yayıma Hazırlayan: Şebnem Sunar
Yayın Tarihi: Kasım 2009
374 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Yaşamda Bir Başlangıç – Honoré de Balzac

Yaşamda Bir Başlangıç, Balzac?ın (1799-1850) bir olgunluk dönemi yapıtı. Dev yapıtı İnsanlık Güldürüsü?nü oluşturan 88 parçadan biri. Bu kitabı Goriot...

Kapat