Nazım Hikmet’in “Kör Padişah” adlı tiyatro oyunu

KÖR PADİŞAH.
Bu oyunu, Nazım, Vera ile beraber 1960 yılında çocuk oyunu olarak yazdı. İlk yazıldığında adı ‘Başka Çıkış Yok’ olan oyun, Teatr Yunogo Zritelya (Gençlik Tiyatrosu) yönetmeni Boris Golubovski’ye verildi.

Tüm dünyayı fethetmiş kudretli padişah günün birinde kör olur. Ancak padişahın ayağının basmadığı, atının çiğnemediği bir avuç toprak gözlerine sürülürse tekrar görebilecektir. Padişahın üç oğlu bu toprağın peşine düşerler. Büyük oğlan, iktidar özentisine kapılır ve komşu ülkenin hükümdan olur. Ortanca oğlanı cezbeden ise ‘Doğudaki bolluk ve sakinlik’ dir. Sadece küçük oğlan, babası hakkında duyduğu ilentilere aldırmadan, toprak parçasını aramayı sürdürür. Bulduğunda ise, padişahın görme yetisine kavuştuğunda, hükmü altına girmemiş bu toprağı da egemenliği altına alacağını öğrenir. Bunun üzerine, babasına yardım etmeyi reddeder. Padişah kör kalır.

Daha önce alıntılar yaptığım, Golubovski’nin ‘Kardeşim Nazım’ başlığı altında kaleme aldığı anılarında bu oyuna da yer bulmuştur: “Oyunda, olayların temelinde üç cadı vardır. Onlar, değişime uğrayarak her yere sızarlar. Oyunun felsefesi ve dönemin işaretidir, onlar.” Yönetmen, Nazım’ın oyun için yazdığı kendi notlarını da anılarına alır: “Her sarayın kendi cadıları vardır. Biz onları padişahın sarayında, kimi zaman vezir olarak, kimi zaman da komşu ülkenin ordularının başkumandam olarak görürüz. Onlar bazen petrol ticareti ile uğraşan Emir’in kızkardeşi ya da kendilerine göre Raykin maskeli bürokratlar olabilirler … Onlar, duruma göre değişiklik gösterirler. Felsefeleri globaldir. Basit ve inandırıcıdırlar.”

Golubovski oyunun provalarına başladığı zaman, Nazım, alışkanlığı gereği hemen işin içine girdi ve sahne çalışmaları için kollarını sıvadı. Bu noktada, yönetmenin anılarına dönmek istiyorum: “Prova saatleri, herkes için çok mutlu anlardı. Nazım sahneleme yöntemleri bulmada aktif rol alıyordu. Doğaçlamalar yapıyor, ortaya çıkarttığımız her güzel şeyle çocuk gibi mutlu oluyor, başarısız durumlarda gene çocuk gibi üzülüyordu. Birşeyleri beğenmediği durumlarda, hoşnutsuzluğunu söylemeye çekinse de, keskin tavrını takınıyar ve asla uzlaşmaya yanaşmıyordu. Tasarlanan eskizlerden birinde çok güzel bir fil resmi vardı. Bunu gördüğünde, gece yarısı telefon etti bana, Nazım. ‘Gene mi Doğu?!’ derken öfke içindeydi.”

Ne var ki oyun sahnelenmedi. Tiyatroda ve diğer makamlarda oyunun kaderini belirleyecek kişiler, kendilerini garantiye almak amacıyla konuyu yukarılara ilettiler. Boris Golubovski’nin söylediklerine göre Nazım, kendilerini garantilemek isteyen bu insanlarla barışmadı, uzlaşmak için herhangi bir girişimde bulunmadı ve oyunun ilk biçimi, acımasızca ve geri dönülmezcesine gömülmüş oldu. Hem de hiçbir yerde yayımlanmadan.

Nazım’ın ölümünden sonra Vera oyunu yeniden kaleme aldı. Ve bu oyun ‘Kör Padişah’ adıyla, 1967 yılında basıldı. Golubovski’ye göre bu yeni biçimiyle, oyun daha sert ve tutarlıydı. “Metinde bütünlük oluşturmayan ve fazla olan kısımlar çıkarılmış, genç izleyicilerin kavradığı, ana temeli oluşturan cadı felsefesi kalmış.”

Colubovski, Gogol Tiyatrosu’nun baş yönetmenlik görevine geldiğinde, Nazım’ın bu eserini ele aldı.

Yönebnen V. Bogolepov, 1978 yılında oyunu sahneye koydu. Sabah saatlerinde oynanan çocuk seanslarında, değişmez bir başarıyla oynanan oyun, büyük ve zevkli buluşlarla yorumlanmıştı.

Oyun, sekizyüzden fazla perde açtı.

NAZIM HİKMET VE TİYATROSU
Dr. Antonina Sverçevskaya
Türkçesi: Hülya Arslan
1. Basım
Kasım 2002
Cem Yayınevi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here