Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın şiirler yazdığı aşık olduğu kadın Muazzez Akkaya ilk kez anlatıyor.

Muazzez Akkaya 70 yıl sonra ilk kez konuştu: Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’yı anlattı.

Şair Sezai Karakoç’un adına Mona Roza şiirini yazdığı, Cemal Süreya’nın soyadından bir harf eksilttiği Muazzez Akkaya, o dönemde Sezai Karakoç ve Cemal Süreya arasında yaşananları ve kendisinin bilinmeyen yönlerini anlattı.

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisine ilişkin, “Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim” diye konuştu.

Sezai Karakoç’un kendisinden küçük olması nedeniyle ihtimalini bile düşünmediğini aktaran Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi:
“Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, ‘erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı’ gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti.”

Cemal Süreya’nın soy isminden bir harfi eksilttiği olay hakkında da ilk defa açıklama yapan Akkaya, şöyle konuştu:
“Benimle gelip konuşmaya hiç çalışmadı. Bir iddiaya girmişler, onun sonucu soy isminden bir harfi attığı doğru. Hangimiz daha ileride olursak, diğeri bir şeyinden vazgeçecek diye iddiaya girmişler. Bu olay olduğunda Mülkiye’nin kafesinde arkadaşlarımızla oturuyorduk. Arkadaşlarım yanlarında Sezai Karakoç’la gelmişti. Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gidince ve sadece Sezai Karakoç’la benim masada kaldığım anı görünce Cemal Süreya, soy isminden bir harfi sildirmiş. Bana böyle izah etmişlerdi.”

Sezai Karakoç’la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, “Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim.

Muazzez Akkaya, “Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum. Evlenirken problem olmasın diye düşünerek ablamın evinde bir yere koymuştum. Sonra da eşimle bir sorun yaşamayalım diye geri almadım. Maalesef orada da şiirler zamanla telef oldu. Buna gerçekten üzülüyorum, keşke o şiirleri saklasaydım” diye konuştu.

Muazzez Akkaya, ömrü boyunca evlenmemeyi tercih eden Karakoç’a ilişkin şöyle konuştu:
“Böyle bir duruma sebep verdiysem diye üzülüyorum ama bir yerden de teselli oluyorum çünkü hiçbir yakınlık göstermedim, umut vermedim. Ancak üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç’u vefatından bir ay kadar önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Karşıdan yürüyordu ve o kadar dikkatli bana bakıyordu ki… Ama beyaz saçları, sakalları olunca tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede vefat ilanını görünce onun Sezai Karakoç olduğunu anladım. Eğer o olduğunu bilseydim, bir kafede oturup beraber bir kahve içmek isterdim.”

Mülkiye Mektebi’nin 1950’li yıllardaki öğrencileri Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, sınıf arkadaşları Muazzez Akkaya’ya şiir yazdı. Aynı zamanda yakın arkadaş olan, birbirlerine Akkaya’ya yazdıkları şiirleri okuyan iki şair, Akkaya için kaybeden tarafın soyadından bir harfi eksilteceği iddiaya girdi.

İddiaya göre, kim Muazzez Akkaya’nın ‘gönlünü kazanırsa’ diğeri soyadından sonsuza kadar bir harfi silecekti. İddiayı Cemal Süreyya’nın kaybettiği ve soyadındaki “y” harfinden vazgeçtiği öne sürüldü. Şair Karakoç ise Akkaya için “Tek Gül” anlamına gelen “Mona Roza”yı kaleme aldı. Şiirde kıta başlarındaki harfler yan yana getirildiğinde “Muazzez Akkayam” akrostişi ortaya çıkıyordu.

02 Ocak Salı 2024
gazeteduvar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir