Türkiye?nin dilleri birer birer soluyor

Tehlike altındaki diller atlasına göre üç dil, Ubıhça, Mlahso ve Kapadokya Yunancası kayboldu. Çerkes dilleri ve Zazaca “güvende değil”, yedi dil “açıkça”, üç dil “ciddi anlamda”, “Hertevin” diliyse “son derece” tehlike altında.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) dünya üzerinde mevcut 6 bin 700 lisandan 2 bin 400?ünün yok olma tehdidi altında olduğunu, Türkiye?de ise on sekiz dilin kaybolma riski taşıdığını belirledi.

UNESCO ve otuz üç dilbilimcinin katkısıyla 2008?de yayımlanan “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre dünyada konuşulan dillerin karşı karşıya olduğu tehlikeler seviyesine göre beş gruba ayrılıyor. Bu sınıflandırmaya göre, kaybolma tehlikesi en az hissedilen diller ?güvende değil? olarak niteleniyor.

Bir dilin bu kategoride yer alması ?çocuklar tarafından da konuşulmasına karşın bazı alanlarda kısıtlanması? anlamına geliyor. UNESCO?nun çalışmasında Adige, Kabar-Çerkes dilleri ve Zazaki (Zazaca) Türkiye?de ?güvende değil? kategorisinde.

?Açıkça tehlikede? seviyesinde değerlendirilen ikinci grupta Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Çingene dilleri (Atlasta yalnızca Romani bulunuyor), Süryanice’ye benzeyen Suret (atlasa göre Türkiye’de konuşan kalmadı; konuşanların çoğu göçle başka ülkelere gitti) ve Ermenice yer alıyor. Bu lisanların kaybolma tehlikesine gerekçe olarak, ?çocuklar tarafından anadili olarak öğrenilmemesi? gösteriliyor.

?Ciddi anlamda tehlikede? grubu genelde toplumun en yaşlı kesimi tarafından konuşulan, orta kuşakça anlaşılan ancak kullanılmayan ve çocuklara da öğretilmeyen dilleri içeriyor. Gagavuzca, Türkiyeli Yahudilerin konuştuğu Ladino ve Süryanice bu gruba dahil.

?Son derece tehlikede? kategorisine Türkiye?den dahil edilen tek dil Hertevin. Ethnologue.com’a göre Siirt kökenli, Kuzeydoğu Arami dilerinden olmasına karşın diğerlerinden oldukça farklı bu dili 1999’da bin kişi konuşuyordu.

Kaybolup giden üç dil
Atlasa göre Türkiye’deki üç dil kayboldu. Kapadokya Yunancası, dünyada da son derece tehlike altında. Diyarbakır Lice’deki Kamışlı köyünde konuşulan Mlahso da kayboldu. Suriye’ye göçen köylülerden İbrahim Hanna’nın 1995’te ölümüyle bu dil de öldü. Ubıhça da Tevfik Esenç’in 1992’de ölmesiyle kayboldu.

Tehlike faktörleri
UNESCO bir dilin ne derece tehlike altında olduğunu sınıflandırmak için dokuz ölçüt kullanıyor:
* Dilin kuşaktan kuşağa aktarılması
* Dili konuşan kişi sayısı
* Dili konuşanların toplam nüfusa oranı
* Dilin kullanım alanlarında değişiklikler
* Yeni alanlara ve ortamlara dilin tepkisi
* Dilin öğrenilmesi, o dilde okuma yazma öğrenilmesi için gerekli materyallerin varlığı
* Devletlerin ve kurumların tutum ve politikaları, buna dilin resmi durumu ve kullanımı da dahil
* Toplumun bireylerinin kendi dillerine yönelik tutumu
* Dille ilgili varolan belgelerin miktarı ve niteliği.

Bir dil yok olmaktan nasıl korunabilir?
UNESCO kılavuzunda bu sorunun yanıtı şöyle: “Bir dili yok olmaktan koruyabilmek için yapılabilecek en önemli şey insanların o dili konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulları yaratmaktır. Bu genellikle, azınlık dillerini tanıyan ve koruyan ulusal politikaların, anadili eğitimini destekleyen eğitim sistemlerinin, o dili konuşan toplulukla dilbilimciler arasında bir yazı sistemi ve biçimsel yapı kazandırmak için yaratıcı bir işbirliğinin varolmasını gerektirir.

Haberin Kaynağı: 05.04.2013 http://kitap.radikal.com.tr

Türkiye?nin dilleri birer birer soluyor” üzerine bir yorum

  1. İnsanlığın Ekinsel Evriminin Altını kalın çizmek gerekir.
    Kültür; İnsanların edindiği birikimleri çeşitli yollarla( GELENEK, adetler vs)le, hem birbirlerini hem kuşaklararası taşınmasını sağlayan,bilgi, sanat, inanç ve değerleridir..
    Dilki; en büyük etkilşerim alanıdır .Dile ket vurmulmaz..
    Dünya üzerinnde , toplumlararas ilişkileri Tamamlayan, toplumun oluşumunu sağlayan en temel taştır…

Yorum yapın

Daha fazla _Diğerleri
Homo Ludens (Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme) – Johan Huizinga

Biz insanların Homo Sapiens nitelemesini hak edecek kadar akıllı olmadığımız anlaşıldı... Birçok hayvanın da alet yapabildiği, dolayısıyla insana Homo Faber...

Kapat