Varoluşun grotesk trajedisi – Vildan Kıralı

Ferdydurke, Polonyalı yazar Witold Gombrowicz’in 1937’de yayınlanan ilk ve en dikkat çekici romanıdır. Yazar eserinde varoluşun verdiği acıyı grotesk bir biçimde anlatır. Özgün Lehçe metinde başkahraman ve anlatıcı olan Józio, Józef Kowalski’dir ama eserin Türkçe çevirisinde Osman Fırat Baş tarafından Yuzef Kovalski, Yuzef’cik ya da Yujo olarak çevrilmesi uygun görülmüştür. Bu yüzden yazının devamında Osman Fırat Baş’ın çevirdiği Ferdydurke eseri baz alınacağı için Yuzef olarak kullanılacaktır.

Yuzef 30 yaşında bir yazar olmasına rağmen artık 17 yaşında bir çocuk olduğu iddia edilmektedir. Okul müdürü Pimko tarafından çocuk muamelesi yapılarak, okula götürülmesiyle ötekinin ve karakterin tüm bedenini ele geçirmek isteyen karakterlerin varlığıyla hikâyeyi başlatır. Bu eseri sınıflandırmak mümkün değildir. Bir hiciv mi, roman mı, parodi mi yoksa bir günce mi? Bu eserin sınıflandırılamamasının sebebi Gombrowicz’in öyle istemiş olmasıdır. Gombrowicz Ferdydurke eserinde vurguladığı gibi biçime girmekten kaçar ve biçime karşı bir başkaldırı gösterir. Bu yüzden de eseri, sınıflandırılmamak, ötekiler (insanlar) tarafından biçime sokulmamak üzere yazmıştır.

Etrafı binlerce ayna ile çevrili olması mı daha acıydı yoksa aynalara yansıyan yansımaların benliğini es geçip başka bir öz oluşturması mı? Dante’nin dalıp gittiği cehennemin yeni bir katını yeryüzünde oluşturduğu yere Gombrowicz bir benlik yerleştirir ve o benlik, kendinin olmayan ayaklarının kendinin varsaydığı topraklarda, koşabildiği kadar uzağa koşar.

Okulda Yuzef’i biçimlendirmeye başlarlar. Kendi başına düşünemeyen insan ve tek tip birey yaratma çabası okulun ana fikri olarak dikkat çeker. Belirli manipülasyonlarla fikirler empoze etmeye çalışılır ve Yuzef bir yaprak gibi oradan oraya savrulmaktadır. Bu trajik yolculuğunda beden parçaları da yavaş yavaş kaybolmaktadır. Giriştiği her var olma mücadelesinde bedeninde parçalarının zaten ona ait olmadığını fark eder. Öğretmeni onu modern bir aileye götürür ve orada yaşamasını ister. Modern aile onu biçimlemek ister ve bu biçimler Gombrowicz’in beden parçaları üzerinden yarattığı bir hiyerarşi tarafından olur. Modernitenin ve gelenekselmiş yapının çatışması ortaya çıkar. Yuzef’in eve gelmesi modern ailenin yapısını bozar ve onları gelenekselleştirir. Eserde yapıların zıtlığı ve çatışması dikkat çeker. Ve Yuzef’in her girdiği kurumun düzenini bozduğu ve onların Yuzef’in yapısını bozduğunu gözlemlenir. Çıkmaz sokağa geldiğini Teyze’yi görünce anlar.

BİR SANİYE ÖNCESİNDEKİ ÖZNE

Yuzef’e geçmişi hatırlatan her şey onu biçimlendirmek isteyen şeylerdir. Karşısına geçmişten fırlayarak çıkan teyze ise gerçek anlamda geçmişten gelmiştir, onu biçimlendirmek isteyenlerin en güçlüsü ve en yırtıcısı odur. Çünkü çocukken zar zor hatırladığı anılara sahip değildir, anlatılanlar teyzenin anılarıdır. Geçmiş, kendi ve başkaları tarafından şekillendirilmiş en korkutucu yaşam döngüsünün parçasıdır. Başkalarının anılarından gelen insan geçmişten kaçarken, gelecek ona yaklaşmaktadır. Mükemmel uyum şimdiki zamanda saklıdır ama ondan da her saniye daha da uzaklaşır. Etrafı zamanla çevrili bir kutunun içindeyken Yuzef’in kaçışı bir çözüm değildir. Üstelik o kutu bile kendinin değilken, bu yolculuk başkası adına çıkılmış bir yolculuktur. Çünkü bu yolculuk geleceğe doğru akmaktadır, insanların seni hayalinde düşlediği ve geçmiş zamandaki senden alıntılarla yarattığı zaman döngüsüne aittir. Rüyada zaman döngüsü kişinin kendini var etmesinin bir yolu olabilir ama bazı çelişkili durumlar çıkabilir. Rüyada arzu edilen zaman döngüsü yakalansa da arzu edilen bedene ulaşılamaz ama gerçek dünya ile kıyaslandığı daha saf bir form ortaya çıkar. Çünkü kişi rüya içerisinde bulunan insanları ve nesneleri biçimler, hatta zaman onu değil, o zamanı biçimler. Ama rüyanın dış dünyadan geçirgenliği mükemmele ulaşmayı imkânsız kılar.

BEDEN PARÇALARINDAN PİRAMİT

Yuzef’in tek derdi kendi olamamak değildir, kendinin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırmadan kurtulmak için uşağının kendisine tokat atmasını ister. Böylelikle artık efendi değil uşağa dönüşür. Bu durumun bir fark yaratacağını sanar ama hiçbir şey değişmez. Çünkü uşak da olsa efendi de olsa herkesi sınıflandıran insanlar içinde hiyerarşinin yerini almıştı.

Gombrowicz kendine özgü bir hiyerarşi kurar. Bunu yaparken piramit yerine insan vücudunu kullanır. Ve bunları parçalara ayırır. Çünkü bir sürünün (toplumun) değil bireyin peşindedir. Böylelikle her şey parçacıklardan oluşur. Bu yüzden organlarda istediği yerde, istediği şekilde işlevlerini yerine getirebilir. Ama kurumların belirlediği düzen ve kıyafetlerin yarattığı hiyerarşi bireyin kurtulma çabalarını olanaksız kılıyor. Yaratılmaya çalışan insan modeli, üstinsandan çok uzakta, yoksun bir birey ortaya çıkarıyor.

Ferdydurke eserinin ‘Astarı Çocuktan Filidor’ bölümünde Anti-Filidor ve Filidor’un beden parçalarıyla yaptığı bir düello ile karşılaştırması bu açıdan önemlidir. Düello, beden parçalarını görme ve onları eşle geçirmek şeklinde gerçekleşir. Parmaklar, kulaklar, burunlar bedenin tüm parçaları etrafta uçuşur adeta. Bu düello Öteki ile yapılan düellodan çok daha fazlasıdır. Filidor’un büyük düşmanı Anti-Filidor aslında onun alter egosu olduğunu haykırır. Filidor’un Anti-Filidor’a attığı her tokat kendi benliğinde yer bulur. Bu yüzden bir galibi olmayan bir düellodur.

Ve tüm bu trajedinin başkahramanı ve anlatıcı olan Yuzef sonsuz döngünün içine çekilmiş, bir çözüm arayışının imkânsızlığıyla başka bir insanın bedenine kaçmıştır. Bu dinmeyen bir acı! Yabancı bir vücut içinde, yabancı bir tözle yaşamak ve tek umudu saniyeler içinde kalmış o anda aramak, dizleri kanayan bir çocuk gibi ağlamak ve bir saniye sonra oyuna koşmak… Sanki o an hiç yaşanmamış, sanki o an içinde var olmamış gibi…

VİLDAN KIRALI
birgun.net 12.06.2020


Kitabın Künyesi
Ferdydurke
Yazar: Witold Gombrowicz
Çevirmen: Osman Fırat Baş
Editör: Ferhat Özkan
Yayınevi : Jaguar Kitap
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2015


Kitap Açıklaması

“Ferdydurke’yi, Proust’un ölümünden sonra yazılmış üç veya dört büyük romandan birisi olarak görüyorum.”
-Milan Kundera-

“Ferdydurke, Nietzsche’ci diyebileceğim birkaç romandan birisi ve kesinlikle tek ‘komik’ romandır, eğer böyle bir tanımlama yapılabilirse.”
-Susan Sontag-

“Gombrowicz, bu yüzyılda, hatta belki de başka bir yüzyılda da kavrayamayacağımız meseleleri dert edinmiştir.”
-Czeslaw Milosz-

Polonya’da 1937’de yayımlanan Ferdydurke ilk önce Naziler, sonrasındaysa Komünist rejim tarafından yıllarca yasaklı kaldı. Savaştan hemen önce Arjantin’e yerleşen Gombrowicz, on yıl sonra Arjantinli arkadaşlarının yardımı ve teşvikiyle kendi romanını İspanyolcaya çevirince Ferdydurke kendi dilindeki tutsaklığından kurtulmakla kalmadı, Avrupa’nın da “edebiyat olayı” haline geldi: Modern roman, yeni bir başyapıt kazanmıştı. Fakat Ferdydurke baş döndürücü kimyasıyla sadece hayranlık değil merak da uyandırdı. Okumayanları okumaya, okuyanları ise bir sihrin büyüsünü anlamaya çağıran bir meraktı bu. Ne olup bittiğini anlamak isteyen veya kitabı bir başkasına tavsiye ederken zorlanan okurların yardımına neyse ki Gombrowicz’in kendisi yetişti:

“Kendisine çocuk gibi davrandıkları için bir çocuğa dönüşen bir adamın grotesk bir hikâyesidir bu. Ferdydurke, insanoğlunun Büyük Toyluğu’nu ortaya çıkarmaya amaçlıyor. Kitapta da açıklandığı üzere, kendisini bazı davranışlarla açıklamak zorunda kalan saydam ve belirsiz bir varlıktır insan. Sonunda dışarıdan bakıldığında -başkaları için- kendi içinde olduğundan çok daha belirli ve kesin hale gelir. Bu durum, insanın gizli toyluğu ve başkalarıyla iletişime geçerken takındığı maske arasında trajik bir bölünmeye yol açar. Asıl kişiliğini bu maskeye uyarlamaktan başka çaresi kalmaz insanın; sanki göründüğü kişi, kendisiymiş gibi. ‘Ferdydurke insanı’nın da başkaları tarafından yaratılmış olduğunu; insanların, kendilerine ‘varoluş şekilleri’ diyebileceğimiz yeni şekiller dayatarak kendilerini yarattıklarını söyleyebiliriz.”

Ferdydurke, Osman Fırat Baş’ın yıllar süren çalışmasıyla Lehçe aslından Türkçeye ilk kez çevrildi.
(Tanıtım Bülteninden)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here