Yaşar Kemal’e soru: Sizi yazmaya iten ya da gençliğinizde, bir gün gelip kendinizi yazma eylemine adayacağınızı size söyleyen özel bir olay oldu mu?

Alain Bosquet

8- Sizi yazmaya iten ya da gençliğinizde, bir gün gelip kendinizi yazma eylemine adayacağınızı size söyleyen özel bir olay oldu mu? O sırada kaç yaşındaydınız. Ya da belki daha önceleri başka düşleriniz, başka amaçlarınız var mıydı?

Yaşar Kemal

8- Çok küçüktüm. Kaç yaşımda olduğumu bilmiyorum. Bir gün köyün kızları bir eğlencede toplu olarak türküler söylüyorlardı. Böyle türküleri ilk olarak duyuyordum. Ben de öyle türküler söyleyebilirim, dedim ve onlara benzer türküler uydurmaya başladım ama, kimselere söyleyemiyordum. Sonraları köye aşıklar, destancılar geldi, onlara öykündüm. Beni buraya iten neydi bilemiyorum. Köyün kayalık dağına çıkar dağ üstüne, çiçekler üstüne türküler söylerdim kendi kendime. Ovada, kalede hep türküler söylerdim. Sonra da köylülere söylemeye başladım. Beni bu işe itenin ne olduğunu düşünüyor, düşünüyor bulamıyorum. Yazmadan, daha doğrusu söylemeden önce şu olayım ya da bu olayım, diye düşlerim olamazdı. Çok küçüktüm. Sonradan düşlerim oldu. On altı ya da on yedi yaşlarımda folklor derlemelerine başladım. İlk kitabım Ağıtlar da bir derleme kitabıdır. Bir de tekerlemeler, destanlar, masallar derledim. Karacaoğlanın, Dadaloğlunun, öteki halk şairlerinin derlenmemiş şiirlerini arayıp buldum. Bana kadar ağıtlar hiç derlenmemişti. Ağıtlar, kadınların ölüler üstüne söyledikleri şiirlerdir. Daha doğrusu türkülerdir. Türkmende her kadın ölüsü üstüne ağıt söyler. Bu bir gelenektir. Bunlarla birlikte her ölüye ağıt yakan çok ünlü ağıtçılar da vardır. Bunlardan ikisini yakından tanıdım. Biri Hasibe Hatun, ötekisi Telli Hatundur. Bunlar Türkmen beyleri soyundan geliyorlardı. Türkmende çok saygın bir yerleri vardı. Değer verdikleri ölülerin evlerine gidiyor, ölülerin üstünde ağıtlarını söylüyorlardı. Bu gelenek Kürtlerde de vardı. En büyük düşüm bir bilim adamı olmak, doğu dünyasının folklorunu, etnografyasını araştırmaktı. Bunun için liseyi, üniversiteyi bitirmek, bir batı dili öğrenmek istiyordum. Okula devam edebileyim diye çok uğraştım ya, buna bir türlü olanak bulamadım, kendimi Çukurova tarlalarında buldum. Bütün yaşamım boyunca bir tek düşüm oldu, bundan sonra biraz daha, biraz daha güzel yazabilmek. Hikayeden, şiirden, romandan başka bir şey düşünmedim, diyebilirim. Politik yaşamım bile edebiyat ilişkisinden dolayıydı. Dünyayı doğru algılayabilmek, gerçeğe daha derinlemesine inebilmek, anlatımını gerçekle bütünleştirebilmek…

YAŞAR KEMAL
YAŞAR KEMAL KENDİNİ ANLATIYOR
Alain Bosquet ile Görüşmeler
RÖPORTAJ
Yapı Kredi Yayınları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir