Yusuf Atılgan’ın Futbola İlgisi – Oğlu Mehmet Atılgan anlatıyor

Seçil İpek: Futbola olan ilgisinden bahseder misiniz biraz?

Mehmet Atılgan: 1939 yılında 18 yaşındayken üniversite eğitimi için Manisa’dan İstanbul’a geliyor. Beyazıt’ta bulunan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümü binası 1942 yılında yanınca, eğitime geçici olarak Beşiktaş’ta Resim ve Heykel Müzesi’nin de bulunduğu Dolmabahçe Sarayı’nın Veliaht Dairesi’nde devam eder. Atılgan ve aralarında Vedat Türkali’nin de bulunduğu fakülteden birkaç arkadaşı okula yakın olmak için Çırağan Asariye Yokuşu’nda ortak ev tutarlar. Asariye Yokuşu o sırada Beşiktaş’ın futbol maçlarını oynadığı, Çırağan Sarayı’nın bahçesinde yer alan Şeref Stadı’nın tam karşısındadır. Babam, okuldan arta kalan zamanlarında sık sık maç izlemeye evine ve okula çok yakın olan Şeref Stadı’na gide gele Beşiktaşlı olur.

Kaderin garip bir cilvesidir ki, babam Beşiktaş’ın tarihinin en başarılı dönemini yaşadığı üç yılı göremeden hayata veda etmişti. Ölümünden (9 Ekim 1989) sadece bir hafta sonra Beşiktaş Adana Demirspor’u 10-0 yenerek hem kendi hem de Türkiye Birinci Futbol Ligi’nin hâlen egale edilemeyen en farklı galibiyetini alır (15 Ekim 1989), izleyen üç sezonu da şampiyon tamamlar.

Futbola ve genel olarak spora olan düşkünlüğü Beşiktaşlılığıyla sınırlı kalmamış, 1950 yılında çiftçilik yaptığı Manisa’nın Hacırahmanlı kasabasında Türkiye’nin kasaba düzeyinde ilk spor kulüplerinden birini kurmuş, kulübün futbol takımında oynamış ve antrenörlük yapmış.

Sadece futbola değil bütün spor türlerine karşı çok ilgiliydi. Olimpiyatlarda gülle atmadan uzun atlamaya kadar her yarışmayı sonuna kadar dikkatle izlerdi. 1984 yılında Los Angeles Olimpiyatları’nı izliyorduk. Sovyetler o yıl olimpiyatlara katılmamıştı. ABD, 1980 Moskova Olimpiyatları’na katılmamıştı, Sovyetler’in Afganistan’a girişini protesto ettikleri için. Sovyetler de ABD’yi boykot etti. Babamın keyfi kaçmıştı Sovyetler katılmadığı için. Çünkü devrim ülkelerine bir sempatisi vardı. 1986 Meksika’daki Dünya Kupası’nda Sovyetler, hakemin aslında ofsayt olan iki golünü sayması sonucu Belçika’ya yenilmişti. Hakeme çok sinirlendiğini hatırlıyorum. 1988’de de Avrupa Futbol Şampiyonası da yine Sovyetler’in çok iyi olduğu bir dönemdi. Babamın sempatisi sebebiyle Sovyetler’i tutuyordum, tüm arkadaşlarım Hollanda’yı destekliyordu. Sanırım Türkiye’de Sovyetler’i tutan üç beş çocuktan biriydim. 1986 Dünya Kupası sırasında “çabuk gel İtalya ‘90” dediğini hatırlıyorum. Ama maalesef görmeye ömrü yetmedi.

Söyleşiyi yapanın notu:
Mehmet Atılgan, Yusuf Atılgan’ın Serpil Gence ile olan evliliğinden olan tek çocuğu. Yusuf Atılgan, oğlu henüz 10 yaşındayken hayata veda etmiş olsa da bu kısa zamanda, belki de geç baba olmanın verdiği bir heyecanla, oğluna çok düşkün olduğunu, onunla çok ilgilendiğini hem çeşitli mektuplarından hem de anılarından biliyoruz. Bu yakınlığın izinden yola çıkarak yazar Yusuf Atılgan’ı hem oğlu hem okuru olarak Mehmet Atılgan’dan dinledik.

Seçil İpek
01 Haziran 2017 http://t24.com.tr

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Doğru Ne, Yanlış Ne? Selin Girit “Bugün etraf Josef K’larla dolu”

Kapat