Bireysel Dert Yoktur, Toplumsal Delilik Vardır! Trigant Burrow’dan Grup Analizinin Doğuşu

Freud’un Koltuğu, Nasıl Olup da Koca Bir Tımarhaneyi Tedavi Etmeye Kalktı? Yazar: Jungish (Amerikan Ruhu, Sadece Kişisel Değil, Kolektif Olarak da Neden Hastadır?) Aziz Okuyucularım, Ey Kendi Derdiyle Yetinmeyenler! Şimdi size, Amerikan psikiyatri âleminin o koca cenderesinden çıkan, lakin meslektaşlarının “Sen ne yapıyorsun?” diye dışladığı bir zattan bahsedeceğim: Trigant Burrow

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Cinler romanında Liputin’in, Şatov cinayeti sahnesindeki psikolojik çöküşü

Dostoyevski’nin Cinler romanında Liputin’in, Şatov cinayeti sahnesindeki psikolojik çöküşü, onun küçük burjuva radikalizminin korkaklık, ikiyüzlülük ve suç karşısındaki çaresizlik ekseninde nasıl parçalandığını gösterir.Liputin, teoride devrimci şiddeti ve ateizmi savunan, entrikacı ve narsist bir tiptir. Ancak bu inançlar, kendisini gerçek, fiziksel şiddetle karşı karşıya bulduğu an tamamen çöker. 🔪 Şatov Cinayeti

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Cinler Romanında Liputin’in “Küçük Entrikaları” ve 19. Yüzyıl Rusya’sında Küçük-Burjuva Muhalefet Tipi

Fyodor Dostoyevski’nin Cinler (Besy, 1872) romanında Liputin, siyasal açıdan kararsız, sürekli “küçük entrikalar” kuran, fırsat kollayan ve manipülatif bir figür olarak resmedilir. Onun bu davranış biçimi, yalnızca psikolojik özellikleriyle değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya’sındaki küçük-burjuva muhalefet kültürünün tipik bir örneği olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda Liputin, devrimci hareketlere tümüyle

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un Psikolojik Kırılmalarının Cinler Romanındaki Kaos ve Parçalanma Temasındaki Yeri

Dostoyevski’nin Cinler romanında Kirillov, bireysel düzeyde yaşanan ruhsal parçalanmanın, toplumda yükselen kaotik ideolojik çöküşün bir yansıması olarak kurgulanmıştır. Kirillov’un zihinsel kırılmaları—özgürlük, Tanrı’nın yokluğu ve intihar saplantısı etrafında derinleşen düşünsel çatlaklar—romanın tamamına yayılan “içsel ve toplumsal dağılma” temasının merkezî bir parçasıdır. 1. Kirillov’un İçsel Dağılması: Aklın Tanrı’ya Karşı İsyanı Kirillov’un düşüncesi,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un ölüm fikrine “sakin ve teknik” bir yaklaşım göstermesi, depresif değil de başka bir psikopatolojik profile mi işaret eder?

Kirillov’un ölüm karşısındaki tutumu, klinik depresyonun (melankoli, enerji kaybı, anhedoni/haz yitimi) neredeyse tam zıttıdır. O, intiharı duygusal bir çöküş değil, entelektüel bir proje ve teknik bir zorunluluk olarak ele alır.Kirillov’un bu “sakin ve mühendisvari” tavrı, modern psikiyatri ve Dostoyevski’nin “ruhsal realizm” anlayışı üzerinden şu psikopatolojik profillerle açıklanabilir: “İstersen mektuba her

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un Ölüm Düşüncesi, Nihilizm ve Nietzsche Bağlamında Bir Analiz

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Cinler (Бесы, 1872) romanında Kirillov, nihilizmin uç bir tezahürünü temsil eden “felsefi intihar” düşüncesiyle metnin en radikal karakterlerinden biridir. Kirillov’un temel savı —“Tanrı yoksa ben Tanrıyım” (Dostoyevski, Cinler, Bölüm X)—, insan özgürlüğünün mutlaklaşmasıyla birleşerek intiharı bir metafizik eyleme dönüştürür. Bu fikir, 19. yüzyıl Rus düşün dünyasında yükselen

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Batı’ya karşı eleştirel tavrı, Cinler romanının ideolojik yapısını ve figürlerin temsil gücünü nasıl belirler?

1. Dostoyevski’nin Batı Eleştirisinin Temel Çerçevesi Dostoyevski, 1860’lardan itibaren Avrupa uygarlığının bireyci, rasyonalist ve seküler karakterini Rus ruhu için bir tehdit olarak görür. 1862 ve 1863 yıllarında yaptığı Avrupa seyahatlerinde Batı’yı “ruhsuz ve mekanik uygarlık” olarak nitelendirir (Dostoevsky, Zimniye zametki o letnikh vpeçatleniyakh, 1863).Bu değerlendirmeler, sonraki romanlarında olduğu gibi Cinler’de de Batı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Spot Aydınlatma Sistemleri: Modern Mekânlar için Şık ve Etkili Işık Çözümleri

Aydınlatma, bir mekânın kimliğini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Modern dekorasyon anlayışında hem estetik hem de fonksiyonel özellikleriyle öne çıkan spot aydınlatma sistemleri, günümüzde evlerden ofislere, mağazalardan restoranlara kadar çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yüksek ışık verimliliği, yönlendirilebilir yapısı ve dekoratif çeşitliliği sayesinde spot lamba ve spot ışık çözümleri,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kısaca hikâye: Yanlış bebek, yanlış hayat?

Kan Bağı Mı, Birlikte Büyümek Mi? Hirokazu Kore-eda’nın Like Father, Like Son Filmi Üzerine Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda, aileyi anlatırken duygusal sömürüyü değil, ince bir neşterle açılan yaraları tercih ediyor. Like Father, Like Son (Soshite Chichi ni Naru, 2013) tam da böyle bir film: Sessiz, sakin, minimalist… ama bittiğinde insanın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Geçmiş Dediğin Bir Ölü müdür, Yoksa Kapının Arkasında Bekleyen Bir Hayalet mi? Adorno Hekimin Acı Sözleri

Şu insan ruhunun o en garip, o en inatçı hallerinden biri de “unutma” sevdasıdır! Bir kötülük yapsak da, bir kabahat etsek de, hemen üstünü örtelim, hemen “Geçti gitti, haydi yeni sayfa açalım!” diyelim isteriz. Lakin bu mesele, o pek karamsar, o pek derin Alman filozofu Adorno Efendi’nin o pek acı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bizim Mektepli Gençlerin O Boğulan Nefesi: Yeni Nizamın Kurban Ettiği Evlatlar Üzerine Bir Kıssa

Aman efendim, şu dünyanın haline şaşıp kalmamak elde değil! Bizim o “fidan gibi” dediğimiz gençlerin suratlarında öyle bir hüzün, öyle bir bezginlik görüyorum ki, insanın içi yanıyor. Nerede o eski zamanların o “dünyayı fethederim” ateşi, nerede o gözlerindeki umutlu parıltı? Hepsi sönmüş, gitmiş! Bu duruma ne ad verilir, literatürde bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Cüzdanın Defteri ile Gönlün Hülyası: Kapitalizm Dediğin Sadece Para mıdır?

Aman efendim, şu dünyanın haline şaşıp kalmamak elde değil! Bizim mahallede de vardır o pek paragöz insanlar… Sürekli, “Daha çok, daha çok!” diye debelenir dururlar. Diyorlar ki: Kapitalizm, öyle bizim sandığımız gibi tek bir mahluk değildir. O, üç surette gezer: Mefhum (Concept), Hülya (Idea), ve Suret (Image)! Yazan: Junsigh Azizim,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Mahallenin Tek Adam Sevdası: “Tek Nizam, Tek Huzur” Yalanı Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Azizim, Bizim ruhumuzda öyle bir zaaf, öyle bir tembellik var ki, “Keşke biri gelse de, bütün bu kargaşayı, bu gürültüyü, bu kavgayı bir anda bitirse!” diye hayıflanırız. Bu “Tek Nizam, Tek Huzur” sevdası, işte bu tembel arzumuzun ete kemiğe bürünmüş halidir. Birinci Sual: Huzur, Zindanın Adı mı? Şimdi,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Biz Kimdik, Şimdi Ne Olduk? Aynadaki O Pek Yabancı Yeni İnsan Sureti Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Azizim, Bizim zamanımızda bir insan, neyse oydu. Hataları vardı, zaafları vardı, mahallesini, ailesini bilirdi. Sözünün arkasında dururdu. Lakin bu yeni nesle bir bakın! Hepsi birer “camekân süreti” olmuş! Bu ecnebi âlimlerinin tahlili de tam bu noktadan vuruyor: Diyorlar ki, bu yeni nizam (kapitalizm ve teknoloji), bizim o “içimizdeki

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Eril Dünya ile Özdeşleşme” Başlığı Altında Athena Dışında Ne Anlatılabilir?

1) Artemis: Bağımsızlık Üzerinden Erile Yakınlaşmak Artemis doğrudan erkekleşmez ama dünyaya karşı sertleşerek dişilden uzaklaşan kadın modeli sunar: Artemis, patriyarkal sistemin “duygusuz, güçlü, kimseye bağlanmayan kadın” idealinin bir prototipidir.Bu da eril özdeşleşmenin korunma amaçlı varyantıdır. 2) Amazonlar: Erille Savaşarak Özdeşleşen Kolektif Kadın Arketipi Amazonlar, erkek egemenliğine karşı çıkarak gücü erkek

OKUMAK İÇİN TIKLA

Murdock’un Kadın Kahramanın Yolculuğu – 10 Aşamanın Kısa Açıklaması

1️⃣ Dişilden Kopmak Kadın, anneyle özdeşleşen duygusal, ilişkisel ve bakım temelli “dişil dünya”yı değersiz görmeye başlar. Toplumun yücelttiği eril değerlere yönelir ve güçlü olmak için duygularını bastırması gerektiğine inanır. Bu kopuş özgürleştirici görünse de, içsel bir yarık yaratır. 2️⃣ Erille Özdeşleşme ve Müttefik Edinme Kadın, akıl, başarı, kontrol gibi eril

OKUMAK İÇİN TIKLA

Başkalarının Giysisi ve Ruhun Çıplaklığı: Hayallerin Mimarisi

Jungish Ey okur! Şu fani dünyada en büyük giyinme hatası nedir bilir misiniz? Size ait olmayan, dar gelen veya bol gelen bir giysiyi zorla üzerinize geçirmeye çalışmaktır! Bu durum, bedene ne kadar eziyet ederse, ruha da bir o kadar eziyet eder. İşte size modern insanın en büyük nevrozu: Başkalarının hayallerini

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruhun İnşaatı: Değerimiz Neden Dışarıdan Gelmez?

Jungish Ey okur! Şu modern insanın en büyük derdi, değerini ve huzurunu yanlış yerlerde araması değil midir? Sürekli dışarıdaki aynalara (partnerin sevgisine, patronun onayına, komşunun takdirine) bakıp, “Ben yeterli miyim?” diye sormaktan yoruluruz. Lakin, psikodinamiğin en temel dersi şudur: Kendi değerinizin kaynağını ve kendi huzurunuzun düzenini dışarıdan beklemek, ruhsal bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tahtı Sallanmayan Erillik: Kaosun Hâkimi Olmak Yerine Çapası Olmak

Jungish Ey okur! Şu erkeklik denen mefhum, ne büyük bir yanlış anlaşılmalar yumağıdır! Sanılır ki, gerçek erkek, fırtınaya karşı yumruğunu sıkan, duygularını bastıran ve her şeyi emirle hizaya sokan zorba bir tiptir. İşte bu toksik erkeklik zırhı, sadece eşine dostuna değil, en çok da o zırhı taşıyanın kendi ruhuna zarar

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yuva Kurmanın Sırrı: İki Eksik Parça Değil, İki Bütün İnsan!

Jungish Ey okur! Şu aşk ve evlilik denen kadim müesseseye dair ne çok yanlış itikat besleriz! Sanırız ki, ruhumuzdaki noksan parçayı, o büyük boşluğu, karşımızdaki sevgiliyi yutarak dolduracağız. İşte o zaman başlar o meşhur drama: Bir taraf boğulur (“yanındayken sıkılıyorum”), diğer taraf yalnız kalmaktan dehşete düşer (“uzaktayken yapışıyorum”)! Bu, sevgi

OKUMAK İÇİN TIKLA