Kitap Okumanın Faydaları

Kitap okumak, insanın yalnızca bilgi edinmesini sağlayan bir uğraş değildir; aynı zamanda düşünme biçimini, hayata bakışını ve kendini ifade etme gücünü geliştiren derin bir alışkanlıktır. Bir kitabın sayfaları arasında ilerlemek, bazen başka bir insanın hayatına tanıklık etmek, bazen geçmiş bir dönemi anlamak, bazen de kendi iç dünyamıza daha dikkatli bakmak anlamına gelir. Bu nedenle kitap

okumak için tıklayınız

NE KADAR POLİTİKSİNİZ ?  POLİTİK DAVRANIŞ – PSK. BANU BEYAZ

Ferris ve diğerlerinin (1994) çalışmasında, politik davranış “bireyin uzun ya da kısa dönemli çıkarlarını maksimize etmek için, diğerlerinin çıkarları ile tutarlı olacak ya da diğerlerinin çıkarlarına ters düşecek şekilde kendi davranışlarını stratejik biçimde düzenlediği sosyal bir etkileme süreci” olarak tanımlanmıştır. Politik davranışlar, “kişinin örgütteki resmi rolünün bir parçası olarak gerekli olmayan, ancak örgüt içindeki avantaj

okumak için tıklayınız

Ölümsüzlük Saplantısından Ağacın Köklerine: The Fountain Filminin Jungiyen ve Simyasal Analizi

Darren Aronofsky’nin yönettigi The Fountain (Kaynak) filmi; lineer zamanı paramparça eden anlatısı, görsel sembolizmi ve ölüm-yaşam döngüsüne getirdigi mistik yaklasımla sinema tarihinin en saf, en görkemli bireylesme (individuation) krizlerinden birini beyaz perdeye tasır. Film bizi üç farklı düzlemde (16. Yüzyıl Ispanya’sı, günümüz laboratuvarı ve 26. Yüzyılın uzay boslugu) aslında tek bir adamın, Tommy’nin (Hugh Jackman)

okumak için tıklayınız

Kapadokya Balayı Otel Deneyimi ile Romantik Bir Kaçamak

Kapadokya son yıllarda balayı planlayan çiftlerin en çok tercih ettiği bölgeler arasında yer alıyor. Bölgenin sunduğu manzara kadar tatilin genel akışı da bunda etkili oluyor. Sabah erken başlayan günler, gün içine yayılan keşif planları ve akşam saatlerinde yavaşlayan atmosfer birçok çiftin Kapadokya’yı balayı tatili için ideal bir lokasyon olarak görmesini sağlıyor. Sonuç olarak Kapadokya balayı otel seçeneklerini

okumak için tıklayınız

Simyadaki Rüya Simgeciliği ve Mandaladaki Rüya Simgeciliği Arasındaki İlişki

Carl Gustav Jung’un “Rüyalar” adlı eserinde (özellikle kitabın IV. Kısmını oluşturan vaka analizlerinde) ele aldığı en muazzam keşiflerden biri, bilinçdışının kriz ve şifa anlarında iki farklı geometrik ve sembolik dili eşzamanlı olarak kullanmasıdır. Jungiyen psikolojide Simya Sembolizmi ile Mandala Sembolizmi birbirine düşman yapılar değil; ruhun bütünleşme yolculuğunda (bireyleşme / individuation) farklı psikodinamik aşamalara, ihtiyaçlara ve

okumak için tıklayınız

Simya, Mandala ve Rüyalar

Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisinde hem simya hem de mandala sembolizmi, insan psikesinin bütünlüğe (bireyleşmeye) ulaşma çabasını anlatır; ancak rüyalardaki işlevleri, dilleri ve vurguladıkları aşamalar bakımından belirgin farklara sahiptirler. Bu iki sembolizm dünyası arasındaki temel fark, simyanın ruhsal “dönüşüm sürecine ve çatışmaya”, mandalanın ise bu sürecin yarattığı “düzene, merkeze ve korunmaya” odaklanmasıdır. Verilen kaynaklar ışığında

okumak için tıklayınız

Rüyalarımızdaki Merdivenler ve Zosimos’un 15 Basamağı: Ruhsal Dönüşümün Rehberi

Rüyalarımızda sık sık merdiven inip çıktığımızı, bazen bu basamakların tehlikeli bir hal aldığını ya da sonu gelmeyen bir yolculuğa dönüştüğünü görürüz. Carl Gustav Jung, rüyalardaki bu “basamak ve merdiven” temasını açıklarken, antik çağların ünlü simyacısı Zosimos’un bir görüsüne atıfta bulunur: “Aydınlığın ve karanlığın on beş basamağını inip çıkmak”. Peki, binlerce yıl öncesinden gelen bu simyasal

okumak için tıklayınız

Ebeveynlerin ‘’Okul Öncesi Öğretmeni” Kavramına İlişkin Kullandıkları Metaforlar – Psk. Banu Beyaz

Çocuk, ihtiyacı olan tüm bilgi ve becerilerle donanımlı olarak dünyaya gelmez. Çocuğa yeni öğrenme fırsat ve olanakları hazırlayan çevre, onun gelecekteki başarısı açısından önem taşır. Bu nedenle erken gelişim yılları, zeka, kişilik ve sosyal davranış şekillenmesi açısından son derece önemli bulunmuştur. (Yavuzer, 2004: 61) Bu yaş çocuğu için öğretmen, her şeyi bilen, hiç yanılmayan insandır.

okumak için tıklayınız

KENDİMİZİ DEĞERLENDİRELİM:KALP SAĞLIĞI İÇİN İKİ ÖLÇEK- PSK. BANU BEYAZ

Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) ölçeği Arıkan ve arkadaşları (2008) tarafından geliştirilmiş olup geçerlilik ve güvenirlilik çalışmasını yapmışlardır. Ölçek 28 maddeden oluşmaktadır. Ölçekteki maddelerden ilk dördü kardiyovasküler hastalıkların özelliklerini, 15 madde risk faktörlerini, 9 madde ise risk davranışlarında değişimin sonucunu sorgulamaktadır. İfadeler doğru veya yanlış

okumak için tıklayınız

Ev İnterneti Seçerken Hız mı Fiyat mı Daha Önemli?

Ev interneti seçimi sırasında kullanıcıların aklındaki en önemli sorulardan biri, hız ve fiyat arasında nasıl bir denge kurulması gerektiğidir. İnternet paketleri arasındaki farklar arttıkça karar vermek de zorlaşabilir. Bazı kullanıcılar düşük maliyetli paketlere yönelirken bazıları yüksek hız odaklı seçim yapar. En doğru tercih ise kullanım alışkanlıklarını iyi analiz etmekten geçer. İnternet Hızı Günlük Kullanımı Nasıl

okumak için tıklayınız

Yaşam Doyumu – Psk. Banu Beyaz

Doyum “eldekinden hoşnut olma durumu” (TDK, 2022) olarak tanımlanırken; yaşam doyumu ise kişilerin kendi belirledikleri ölçütlere uygun biçimde yaşamlarının bütününü olumlu değerlendirmeleri olarak kabul edilmektedir (Diener ve diğerleri, 1985; akt: Eryılmaz, 2012). Neugarten (1961) tarafından ilk kez önerilen yaşam doyumu kavramı, bireyin beklentileri ile sahip olduğu şeylerin karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan bir durum veya sonuç

okumak için tıklayınız

Ritüeller ve Jungiyen Psikoloji

Ritüeller (veya ayinler), Jungiyen psikoloji ve antik inanç sistemleri çerçevesinde yalnızca geleneksel veya sıradan törenler değil; insan ruhunu dönüştüren, psikolojik enerji akışını (libidoyu) yönlendiren, koruyucu ve yeniden doğuşu sağlayan büyüsel ve sembolik eylemler olarak tanımlanır. Kaynaklara göre ritüellerin doğası ve temel işlevleri şunlardır: 1. Enerji Dönüşümü ve Şifa (Yantra ve Çuringa): Ritüel vasıtasıyla enerji dönüşümünün

okumak için tıklayınız

Rüyalarda Görülen Kare, Dörtgen, Üçgen ve Daire gibi Geometrik Şekillerin Sembolizmi

Rüyalarda görülen kare, dörtgen, üçgen ve daire gibi geometrik şekiller, analitik psikolojide insan ruhunun kendi kendini düzenleyen merkezinden (Kendilik) doğan ve bireyleşme (individuation) sürecini resmeden evrensel arketipik sembollerdir. Rastgele ortaya çıkmayan bu formlar, psişik enerjinin, çatışmaların ve ruhsal bütünlük arayışının dilidir. Bu geometrik şekillerin rüyalardaki sembolik anlamları ve birbirleriyle olan ilişkileri şu şekildedir: 1. Daire

okumak için tıklayınız

Jungiyen psikolojide, rüya analizlerinde ve simya geleneğinde “sol” ve “sağ”

Jungiyen psikolojide, rüya analizlerinde ve simya geleneğinde “sol” ve “sağ”, insan ruhunun temelini oluşturan en önemli karşıtlık çiftlerinden (bilinç ve bilinçdışı, aydınlık ve karanlık) birini sembolize eder. İnsan psişesinin yapısı gereği, hiçbir şey karşıtı olmaksızın tam olarak tanımlanamaz; dolayısıyla bilincin ve ruhsal gelişimin var olabilmesi bu iki zıt kutbun mevcudiyetine bağlıdır. Solun Sembolizmi (Bilinçdışı ve

okumak için tıklayınız

Kozmik Laboratuvarın Geometrisi: Jungiyen Psikolojide Simya, Mandala ve Rüyaların Psikodiyalektik Birliği

Modern insan kendini rasyonel kalelerin, plaza unvanlarının ve doğrusal zamanı ölçen dijital saatlerin arkasına gizlese de, gece olup bilincin ışıkları söndüğünde ruhun tabanında binlerce yıllık antik bir mesai başlar. Carl Gustav Jung, başyapıtı “Rüyalar” adlı eserinde (özellikle kitabın “Simyayla Bağlantılı Olarak Tekil Rüya Sembolizmi” bölümünde), modern bireyin zihninin derinliklerinde ilk çağların simyacılarıyla tam olarak aynı

okumak için tıklayınız

Kendilik-Self ve Ego Arasındaki İlişki

Carl Gustav Jung’un “Rüyalar” adlı eserinde (özellikle kitabın “Bireyleşme Süreci” ve “Simya Sembolizmi” bölümlerinde) ele aldığı Kendilik (The Self), analitik psikolojinin ulaştığı en tepe ve en kapsamlı kavramdır. Jung’a göre Kendilik, sadece bilincimizin merkezi olan “Ego”dan ibaret değildir; bilinci, kişisel bilinçdışını ve kolektif bilinçdışını içine alan bütünsel psişenin (ruhun) merkezidir. Kitaptaki referanslar ve analitik ilkeler

okumak için tıklayınız

Rüyalarımızın Gizli Rehberliği: Amplifikasyon, Prospektif ve Redüktif Yaklaşımlar

Rüyalarımız, gece boyunca zihnimizde rastgele dönüp duran anlamsız görüntüler veya zihinsel atıklar değildir; aksine, insan ruhunun kendi kendini düzenleyen çok hassas bir otoregülasyon (telafi) mekanizmasının ürünleridir,. Eğer rüyalar bize anlamsız ya da saçma geliyorsa, bu onların gerçekten anlamsız olmasından değil, bizim o gece dilini ve bilinçdışının şifreli metnini okumayı bilmememizden kaynaklanır,,. Carl Gustav Jung’un analitik

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Rüyalar Kitabındaki Rüyaların Anlaşılması

Carl Gustav Jung’un Psikoloji ve Simya çalışmasında yer alan bu rüya dizisi, bilimsel eğitim almış genç bir adamın on ay boyunca kaydettiği 400’den fazla rüyanın bir kesitidir. Bu rüyalar, rastgele olaylar değil; bilinç ve bilinçdışının uzlaşarak “kendilik” (self) etrafında birleştiği bireyleşme (individuation) sürecini ve bu merkezin sembolü olan mandala motifinin adım adım inşasını resmeder. Kitapta

okumak için tıklayınız

Maskenin İflası: Persona Çöker mi?

Jungiyen psikolojinin en dinamik ve gündelik hayatta en sık takındığımız arketipi şüphesiz ki Persona’dır. Latince “maske” anlamına gelen bu kavram, egonun dış dünyaya karşı giydiği sosyal zırhtır. İş hayatındaki profesyonel kimliğimiz, ailemizdeki “hayırlı evlat” rolümüz ya da dernek ve cemiyetlerde üstlendiğimiz o saygın koordinatör/içerik üreticisi duruşumuz birer personadır. Persona, bizi toplumun vahşi beklentilerinden koruyan ve

okumak için tıklayınız

Taht Oyunları ve Aynalar: Oidipus ve Elektra Komplekslerinin Psikodinamik Savaşı

İnsan ruhunun derinliklerine inmek, çoğu zaman antik bir trajedinin sahne arkasına geçmek gibidir. Psikodinamik ekolün (özellikle Sigmund Freud ve daha sonra Carl Gustav Jung’un) insan gelişimini anlamak için seçtiği en güçlü metaforlar, güç savaşlarının, arzunun ve ihanetin göbeğinden, yani Yunan mitolojisinden beslenir. Çocuğun erken çocukluk döneminde (fallik evre, 3-6 yaş) ebeveynleriyle kurduğu o tekinsiz, yoğun

okumak için tıklayınız