12 Ağustos 2026

“Ne Kadar Üretirsen O Kadar Değerlisin”: Adorno’da Şeyleşme ve İnsanın Ekonomik Ölçüye İndirgenmesi

“Ne kadar üretirsen o kadar değerlisin” düşüncesi, modern çalışma hayatının en güçlü kabullerinden birini ifade eder. Bu anlayış, insanın toplumsal değerini üretkenliği, performansı, geliri ve ekonomik katkısıyla ölçer. Ancak bu ölçüt, insanın ekonomik faaliyetini değerlendirmekle kalmaz; zamanla insanın kendisine verdiği değeri de belirleyebilir. Theodor W. Adorno’nun eleştirel teorisi bu noktada önemli bir düşünsel araç sunar. Adorno, özellikle

devamını oku

Theodor W. Adorno’da Şeyleşme: İnsanların “Müşteri”, “Çalışan” ve “Tüketici” Rollerine İndirgenmesi

Modern kapitalist toplumda insanlar birbirleriyle yalnızca birey olarak ilişki kurmaz. Bunun yanında ekonomik ve kurumsal sistem, kişileri belirli toplumsal roller üzerinden tanımlar. Örneğin bir mağazada çalışan kişi “çalışan”, karşısındaki kişi “müşteri”, bir şirket yöneticisi “yönetici”, satın alma sürecindeki kişi ise “tüketici” kimliğiyle öne çıkar. Bu durum tek başına şeyleşme anlamına gelmez. Çünkü toplumsal yaşam, işbölümü ve kurumsal roller olmadan sürdürülemez.

devamını oku

Çalışma Hayatında Yaşam Kalitesi/Sağlık Çalışanları – Psk. Banu Beyaz

Çalışma hayatı, insanların günlük rutin yaşamında önemli bir konumdadır. İnsanlar gün içindeki zamanlarının çoğunu iş yerinde harcarlar, ayrıca iş yaşamı hakkındaki mevzular çalışma süreleri içinde de dışında da devamlı olarak akıllarına gelir. Çalışma hayatı, insanların toplumdaki yerini, ailevi yaşantısını, yaşam doyumunu ve hayatta hoşlandığı şeyleri kısacası hayatın tüm boyutlarını etkilemektedir.(Altıntaş, 2003). Bundan dolayı bireyin çalışırken

devamını oku

Mahalle Güvenliğinin Boyutları – Psk. Banu Beyaz

Mahalle Güvenliğinin Boyutları Mahalle güvenliğini fonksiyon ve boyutlarının geniş olması nedeniyle farklı alt başlıklar altında açıklamak daha yerinde olacaktır. Bu alt başlıkları suça karşı güvenlik (can, mal, ırz güvenliği), trafik güvenliği, afet ve çevre güvenliği, sokak hayvanlarına kaşı güvenlik, içki ve uyuşturucu kullananlara karşı güvenlik, çocukların ve kadınların güvenliği, sosyal güvenlik ve yardımlaşma şeklinde sıralayabiliriz.

devamını oku

Müzik Tercihinde  Dinleyici ve Tür / Stil Odaklı Yaklaşımlar – Psk. Banu Beyaz

Müzik tercihini konu edinen araştırmalarda müzik tercihi, müzikal beğeni ya da müzik beğenisi gibi terimler karşımıza çıkar. Tercih, en genel haliyle, belirli bir şeyi seçmek ya da bir şeyin diğer şeylere göre avantajlı olması durumu, iki ya da daha çok alternatiften seçim yapmak olarak tanımlanmaktadır. Müzik tercihi ek olarak, içinde ilgi, değer, tutum, estetik ve

devamını oku

Marconi’yi “Radyonun Mucidi” Olarak Tanımlamak Neden Sorunlu?

Guglielmo Marconi, kablosuz telgrafın gelişiminde ve uzun mesafeli radyo iletişiminin pratik bir teknolojiye dönüşmesinde belirleyici bir rol oynadı. Ancak onu doğrudan “radyonun mucidi” olarak tanımlamak, 19. yüzyılın sonundaki bilimsel ve teknolojik gelişim sürecini tek bir kişiye indirger. Çünkü radyo teknolojisi; James Clerk Maxwell, Heinrich Hertz, Édouard Branly, Oliver Lodge, Nikola Tesla, Aleksandr Popov, Ferdinand Braun ve Marconi

devamını oku

Titanic Faciasında Marconi Telsiz Sisteminin Rolü

Titanic faciası, yalnızca 1912 yılının en büyük denizcilik felaketlerinden biri olarak değil, aynı zamanda modern deniz güvenliği anlayışının gelişiminde önemli bir dönüm noktası olarak da değerlendirilir. 14 Nisan 1912 gecesi gerçekleşen çarpışma sonucunda 1.500’den fazla insan yaşamını yitirdi. Bununla birlikte Titanic’in telsiz sistemi, felaket sırasında yardım çağrılarının çevredeki gemilere ulaşmasını sağladı ve denizcilik tarihinde kablosuz

devamını oku

Guglielmo Marconi ve Benito Mussolini: Bilim İnsanının Siyasi Sorumluluğu

Guglielmo Marconi, kablosuz telgrafı icat ederek iletişim alanında büyük bir devrim başlattı. Bununla birlikte, ünlü mucidin Benito Mussolini ile kurduğu yakın ittifak, bilim tarihine karmaşık bir gölge düşürdü. Bu tarihsel birliktelik, bilimin tarafsızlığı iddiasını sarsarken bilim insanının toplumsal ve siyasi sorumluluğunu yeniden tartışmaya açıyor. Marconi ve Mussolini İttifakı Nasıl Gelişti? Marconi, 1920’li yıllarda Faşist Parti’ye

devamını oku

Marconi’nin Mussolini’nin faşist rejimiyle kurduğu ittifak

Guglielmo Marconi, kablosuz telgrafı geliştirerek 1909 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Ancak ünlü İtalyan mucit, 1920’lerden itibaren Benito Mussolini’nin faşist rejimiyle yakın bir ortaklık kurdu. Bu siyasi bağ, Marconi’nin bilimsel çalışmalarının yönünü değiştirdi ve küresel saygınlığını doğrudan etkiledi. Faşist Rejimle Kurulan Siyasi Ortaklık Marconi, 1923 yılında Benito Mussolini’nin Ulusal Faşist Partisi’ne üye oldu. Mussolini, ünlü

devamını oku

Tesla ve Marconi Arasındaki Radyo Patent Mücadelesi

Nikola Tesla ile Guglielmo Marconi arasındaki radyo patenti savaşı, teknoloji tarihinin en çekişmeli hukuk mücadelelerinden birini oluşturur. Nitekim iki mucit, kablosuz iletişim teknolojisinin temelini atan buluşlar üzerinde hak iddia etmiştir. Bilim dünyası bu süreci yıllarca yakından takip etmiştir. Patent Savaşının Başlangıcı ve Finansal Müdahaleler Nikola Tesla, 1897 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde temel radyo teknolojisini içeren

devamını oku

Marconi’nin ilk radyo deneylerini gerçekleştirdiği sırada henüz 20 yaşında bile olmadığını biliyor muydunuz?

Guglielmo Marconi, kablosuz haberleşme teknolojisinin temellerini attığı ilk deneylerini 1894-1895 yıllarında, henüz 20 yaşındayken gerçekleştirdi. Genç yaştaki bu bağımsız araştırmalar, elektromanyetik dalgaların bilgi iletiminde kullanılabileceğini kanıtlayarak küresel iletişimde büyük bir devrim başlattı. Guglielmo Marconi ve Radyo Teknolojisinin Doğuşu İlk başarılı denemesinde sinyali yaklaşık 2,5 kilometre uzağa göndermeyi başardı. Ardından verici ve alıcı düzeneklerine toprak bağlantısı

devamını oku

Bošković’in Venüs’ün Güneş önünden geçişini izlemek için İstanbul’a gidip yetişemeyince Troya harabelerini araştırması

Hedef Değiştiren Merak: Ruđer Bošković’in Venüs Geçişi Yolculuğundan Troya Araştırmalarına Bilim tarihi, hedeflenen amaca ulaşılamayan durumlarda ortaya çıkan büyük keşif örnekleriyle doludur. Nitekim Cizvit bilgini, astronom ve fizikçi Ruđer Josip Bošković (1711–1787), 1761 yılında gerçekleşen Venüs’ün Güneş önünden geçişini gözlemlemek amacıyla İngiliz Kraliyet Cemiyeti adına İstanbul’a doğru yola çıktı. Ancak yolculuk sırasındaki gecikmeler ve yaşadığı

devamını oku

Bošković’in Doğal Felsefe Teorisi ve 19. Yüzyıl Fiziğinin Alternatif Tarihi

Roger Joseph Bošković ve Unutulan Kuramı 1. Alan Kavramının Erken Doğuşu ve Elektromanyetizma Newton fiziği, cisimlerin uzaktan anlık etkileştiğini varsayıyordu. Oysa Bošković, maddeleri kütlesel noktalar etrafında değişen çekim ve itim kuvveti alanları olarak tanımladı. Eğer 19. yüzyıl fizikçileri bu modeli erken dönemde kabul etseydi, Michael Faraday ve James Clerk Maxwell alan teorisini çok daha hızlı

devamını oku

Nietzsche’nin Bošković teorisini “duyular üzerindeki en büyük zafer” olarak nitelendirmesi ne anlama geliyor?

Ruđer Bošković’in maddesel tanecikleri boyutsuz kuvvet merkezleri olarak tanımlaması, doğa felsefesinde devrim niteliğinde bir dönüm noktası oluşturmuştur. Friedrich Nietzsche, bu fizik kuramını “duyular üzerindeki en büyük zafer” olarak adlandırırken, klasik atomculuğun somut madde algısını kökünden sarsmayı hedeflemiştir. Nitekim bilim tarihi, duyusal deneyimin sunduğu katı nesne yanılsamasının aksine, evrenin kuvvet ilişkilerinden ibaret olduğunu göstermektedir. Bošković Kuramı

devamını oku

Tarkovsky’nin en sevdiği ressamlar kimlerdi ve onların etkisi filmlerine nasıl yansıdı?

Sinematografik Tuval: Andrey Tarkovski’nin En Sevdiği Ressamlar ve Eserlerine Yansımaları Pieter Bruegel: Zamanın ve Mekânın Şiirsel Dokusu Tarkovski’nin sinemasında en belirgin iz bırakan ressamların başında Rönesans ustası Pieter Bruegel gelir. Özellikle Bruegel’in Karda Avcılar (The Hunters in the Snow) tablosu, yönetmenin görsel dünyasını derinden etkiledi. Nitekim Ayna (Zerkalo) ve Solaris filmlerinde bu tabloyu doğrudan kameraya

devamını oku

Tarkovsky’nin babası, ünlü şair Arseni Tarkovsky’nin şiirleri hangi filmlerinde duyulur?

Şiirin Sinemadaki Sesi: Andrei Tarkovsky Sinemasında Arseni Tarkovsky Şiirleri Dünya sinemasının en önemli yönetmenlerinden Andrei Tarkovsky, filmlerinde şiirsel bir görsel dil kurmuştur. Ancak yönetmen, bu görsel estetiği sadece imgelerle sınırlı tutmamıştır. Nitekim ünlü şair olan babası Arseni Tarkovsky’nin şiirlerini de eserlerinin merkezine yerleştirmiştir. Böylece babasının edebi mirasını kendi sinematografik dünyasıyla birleştirmiştir. Otobiyografik Bir Başyapıt: Ayna

devamını oku

Andrei Tarkovsky neden “film çekmek, zamanı yontmaktır” ifadesini kullanmıştır?

Zamanı Yontmak: Andrei Tarkovsky’nin Sinema Estetiği Ve Zaman Felsefesi Sovyet yönetmen Andrei Tarkovsky, sinema tarihinin en özgün kurgu ve zaman anlayışlarından birini geliştirdi. Nitekim o, sinematografik üretimi bir heykeltıraşın mermeri işlemesine benzetti. Bu doğrultuda meşhur “zamanı yontmak” (Sculpting in Time) kavrayışını sinema teorisinin merkezine yerleştirdi. Mermer Bloktan Zamansal Parçacıklara: Yontma Eylemi Bir heykeltıraş mermer bloğun

devamını oku

Andrei Tarkovsky Sinemasında Doğa Unsurları: Su, Ateş, Ayna Ve Sis Simgeselliği

Rus yönetmen Andrei Tarkovsky, sinema tarihinin en özgün ve felsefi görsel dillerinden birini inşa etti. Nitekim onun filmlerinde su, ateş, ayna ve sis gibi doğa unsurları öylesine sık karşımıza çıkar ki, bu ögeler sıradan birer dekor olmanın ötesine geçer. Ünlü yönetmen, bu doğal unsurları karakterlerin iç dünyasını, zaman algısını ve varoluşsal arayışlarını aktarmak için birer

devamını oku

Kopernik’in mezarı yüzyıllar boyunca neden bulunamadı?

Rönesans döneminde evren anlayışını değiştiren Nikolaus Kopernik, 1543 yılında hayatını kaybetti. Fakat bu büyük astronomun mezarı neredeyse dört yüz elli yıl boyunca bir sır olarak kaldı. Nitekim bilim insanları ancak 21. yüzyılın başlarında modern teknoloji sayesinde onun kemiklerine ulaşabildi. Mezarlık Arşivlerinin Kaybolması Ve İsimsiz Definler Kopernik, hayatının son yıllarını Polonya’nın Frombork kentinde geçirdi. Öldüğünde ise

devamını oku

Kopernik’in teorisini ilk destekleyen ünlü bilim insanları kimlerdi?

Kopernik Teorisi ve Güneş Merkezli Evreni Savunan İlk Bilim İnsanları Nikolaus Kopernik, 1543 yılında yayımladığı De revolutionibus orbium coelestium adlı eseriyle Güneş merkezli (helyosantrik) evren modelini duyurdu. Fakat dönemin dini ve bilimsel otoriteleri bu yeni teoriyi büyük bir dirençle karşıladı. Buna rağmen çağının önde gelen bazı gözlemci ve matematikçileri, Kopernik’in kuramını cesaretle savundu. Georg Joachim

devamını oku