Ergenlerde Akran Baskısı – Psk. Banu Beyaz

Akranlar, bireyin; yaşama dair beklentilerini, planlarını, değer ve inançlarını, kişisel ve akademik meselelerini vs. paylaştığı kişilerden oluşur. Bu sebeple akranlar birey için duygusal ve sosyal destek unsuru oluşturarak yalnızlık duygusunu hafifletir Akran baskısının akran kabulü ile ilişkili olduğu ve kabul edilmeyen ergenlerin akran baskısına maruz kaldıkları belirtilmektedir. Ergenlerde akran baskısı sosyal kabul, olumlu sosyal davranışlar

okumak için tıklayınız

Hemşirelikte Hümanist Yaklaşım – Psk. Banu Beyaz

İlk defa “hümanizmi” terim olarak kullanan bilim insanı Alman pedagog Friedrich Immanuel Niethammer’dir. Niethammer, insanı sadece ruhla sınırlı gören orta çağ kalıplarını reddederek, ruh ve bedenin bütünlüğünü savunmuştur. (Zekiyan, 1982) Hümanizm sadece dinle değil, aynı zamanda felsefe ve edebiyatla da ilgili bir düşünce akımıdır. Türk edebiyatında da hümanizmin etkilerini gösteren eserler bulunmaktadır. Hümanizmin temel prensipleri

okumak için tıklayınız

Budala Romanında Rogojin karakteri Dostoyevski’nin diğer “karanlık” karakterleriyle hangi açılardan benzerlik gösterir?

Fyodor Dostoyevski, dünya edebiyatında insan ruhunun çatışmalı, karanlık ve parçalanmış yönlerini en derin biçimde işleyen yazarlardan biri olarak kabul edilmektedir. Onun romanlarında suç, vicdan, tutku, inanç, yabancılaşma ve psikolojik bölünme gibi temalar sürekli tekrar eder. Dostoyevski’nin karakterleri çoğu zaman yalnızca bireysel kişiler değil; aynı zamanda felsefi, psikolojik ve ahlaki krizlerin taşıyıcılarıdır. Parfyon Rogojin karakteri de

okumak için tıklayınız

Budala Romanında Rogojin’in Mişkin’i Öldürmeye Çalıştığı Sahne Neyi Simgeler?

Fyodor Dostoyevski’nin Budala adlı romanı, yalnızca bireysel psikolojiyi değil, insan doğasının ahlaki ve metafizik çatışmalarını da ele alan çok katmanlı bir eserdir. Romanın merkezindeki iki önemli karakter olan Prens Lev Nikolayeviç Mişkin ile Parfyon Rogojin arasındaki ilişki, Dostoyevski’nin insan ruhuna dair geliştirdiği karşıtlıkların temel taşıdır. Özellikle Rogojin’in Mişkin’i öldürmeye çalıştığı sahne, romanın psikolojik, dini ve

okumak için tıklayınız

Hemşirelik Öğrencilerinin Acil Tıp Hemşirelerine İlişkin Algılarının Metafor  Örnekleri – Psk. Banu Beyaz

Özet: Bu yazıda metafor nedir, metafor kullanımının yararları ,acil tıp hemşireliği  algısına dair katılımcıların   verdikleri metafor örnekleri tanıtılmıştır İÇERİK Metaforlar, karşılaştırmalara izin vermesi ve sonrasında problemi doğrudan ifade etmeden bir anlayışa ulaşması nedeniyle psikoloji alanında zemin kazanan edebi araçlardır. Köklerini Yunanca bir kelime olan metapherein’den (meta: öte, üst; pherein: taşımak) alan metafor, en genel tanımıy­la

okumak için tıklayınız

İndüksiyon Eritme Ocağı Fiyatları

İndüksiyon eritme ocağı fiyatları  metalurji ve döküm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin üretim kapasitesini, enerji verimliliğini ve ürün kalitesini belirleyen en kritik yatırım kalemlerinden biridir. Demir, çelik, bakır, alüminyum veya değerli metallerin eritilmesi süreçlerinde kullanılan bu yüksek teknolojili sistemler, işletme maliyetlerini doğrudan etkiler. Ancak bu sistemlerin maliyetini sadece bir satın alma rakamı olarak değil, uzun vadeli

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Budala Romanında Rogojin’in davranışları obsesif kişilik özellikleriyle ilişkilendirilebilir mi?

Fyodor Dostoyevski, insan ruhunun karanlık yönlerini ve bilinçdışı çatışmalarını derinlemesine ele alan romanlarıyla modern psikolojik edebiyatın öncülerinden biri kabul edilmektedir. Özellikle Budala adlı eserinde yer alan Rogojin karakteri, yoğun tutku, kıskançlık, sahip olma arzusu ve yıkıcı aşk ekseninde şekillenen psikolojik yapısıyla dikkat çeker. Rogojin’in davranışları modern psikoloji bağlamında değerlendirildiğinde obsesif eğilimler, patolojik kıskançlık ve dürtü

okumak için tıklayınız

Rüyalardaki Semboller

Rüyalardaki semboller, bilinen bir nesneyi temsil eden basit işaretler (semiyotik) veya alegoriler değildir; aksine, henüz bilinçli olarak tanınmamış, tam olarak formüle edilemeyen bilinçdışı ve arketipik içeriklerin en iyi ifade biçimleridir. İnsan ruhu (psike), mantıklı ve soyut bir dille değil, binlerce yıl öncesine dayanan mitolojik motifleri ve arkaik (ilkel) bir dili barındıran sembollerle konuşur. Sembollerin Doğası:

okumak için tıklayınız

Carlos Castaneda’nın Şamanik Rüya Görme Sanatı

Carlos Castaneda’nın aktardığı Toltek şamanizminde (Don Juan Matus’un öğretilerinde) “rüya görme sanatı”, rüyaları psikolojik birer sembol veya zihinsel bir yansıma olarak değil, farklı evrenlere ve gerçekliklere açılan nesnel birer kapı olarak ele alan mistik ve son derece pratik bir disiplindir. Psikanalizin aksine amaç rüyayı yorumlamak değil, rüya aracılığıyla bilinçli eylemlerde bulunmak ve başka boyutlara seyahat

okumak için tıklayınız

Rüyalarla İlgili Çeşitli Görüşler

Rüya analizi denildiğinde birkaç kişinin ismi bilinir. Biz de Jung, Carlos Castaneda, Hall, Meier ve Freud ‘un bazı rüyalara yaklaşımlarını anlamak istedik. Onlar rüyanın doğası, işlevi ve analizi bakımından hem ortak noktalara hem de çok keskin felsefi ve pratik farklılıklara sahiptir. İşte bu yazarlara göre rüyalarla ilgili benzerlikler ve farklılıklar: Genel Benzerlikler Yazarlara Göre Temel

okumak için tıklayınız

Nebukadnezar Tipi Rüyalar Nedir ?

Nebukadnezar (metinlerde Nabukodnozor veya Nebukadnessar olarak da geçer), Kutsal Kitap’taki Daniel kitabında adı geçen Babil kralıdır. Kaynaklarda Nebukadnezar, kendi döneminde yaşadığı olaylar ve gördüğü, daha sonra derin psikolojik analizlere konu olan meşhur rüyalarıyla anlatılır: Rüyayı yorumlayan Daniel peygambere ve modern psikolojiye göre, rüyadaki o büyük ağaç bizzat kralın kendisidir. Carl Gustav Jung bu vakayı, rüyaların

okumak için tıklayınız

Bireyleşme süreci rüya analiziyle nasıl hızlanır?

Bireyleşme (ferdileşme) süreci, bilincin sorumlu merkezi olan ego ile tüm psişenin düzenleyici merkezi olan Benlik arasında devam eden organik bir diyalog ve kişinin kendi doğuştan gelen potansiyellerini geliştirme çabasıdır. Rüya analizi, bilinçdışında kendiliğinden işlemekte olan bu gelişimi görünür kılarak sürecin doğal hızını artırır ve bireyi ruhsal bütünlüğe daha çabuk ulaştıran bir katalizör işlevi görür. Rüya

okumak için tıklayınız

Bilinçdışının telafi edici işlevi tam olarak nedir?

Bilinçdışının telafi edici (dengeleyici) işlevi, en temel anlamıyla insan ruhunun (psikenin) kendi kendini düzenleyen doğal bir otoregülasyon mekanizmasıdır. Tıpkı fiziksel bedenin enfeksiyon veya yaralanma gibi anormal durumlara karşı (örneğin ateşin yükselmesiyle) amaçsal bir savunma mekanizması geliştirmesi gibi, ruh da bilinçteki doğal olmayan, aşırı tek taraflı veya tehlikeli gidişatlara karşı dengeleyici bir tepki üretir. Telafi Edici

okumak için tıklayınız

Carl Jung’a Göre Rüyanın Dört Aşamalı Dramatik Yapısı Nasıl Çözümlenir?

Carl Gustav Jung’a göre rüyalar, rastgele imgeler dizisi değil; başlangıcı, sonu, çatışması ve çözümü olan, tıpkı klasik bir tiyatro oyunu gibi kurgulanmış “içsel dramalar”dır (drames interieurs). Bir rüyanın gizli yapısını, problemini ve bilinçdışının ne söylemek istediğini ortaya çıkarabilmek için bu dramatik örgünün dört aşamalı bir modelle çözümlenmesi gerekir. Bu dört aşama şu şekilde analiz edilir:

okumak için tıklayınız

Rüya Analizi İlkeleri

Carl Gustav Jung’un kitaplarından çıkardığım rüya analizi ilkelerini aşağıda bulabilirsiniz. 1. Önyargısız Yaklaşım ve Doğallık İlkesi Rüya yorumlarken analist/hekim her vakada teorik varsayımları bir kenara bırakıp yepyeni bir rüya teorisi keşfetmeye gönüllü olmalı ve peşin doktrinlerle rüyanın anlamını kısıtlamamalıdır. Rüyaların asıl anlamını gizleyen yanıltıcı bir “dış cephesi” (facade) veya sansür mekanizması yoktur; rüyadaki apaçık sembol

okumak için tıklayınız

Rüya Yorumunda Temel Yaklaşımlar ve Bilinçdışının Doğası

Carl Gustav Jung Rüya yorumunda bilinçli telkinden kaçınmak ve hastanın rızasına ulaşan bir formül bulunana dek yorumu geçersiz saymak temel bir kuraldır. Hekim, her vakada bütün teorik varsayımları bir kenara bırakıp yepyeni bir rüya teorisi keşfetmeye gönüllü olmalıdır. Rüyaların sadece bastırılmış arzuların gerçekleşmesi olduğu görüşü çoktan aşılmıştır; rüyalar amansız hakikatler, felsefi sentezler, illüzyonlar, hatıralar, planlar

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un analitik psikoloji yaklaşımına ve genel sembolojiye göre atın temsil ettiği temel kavramlar

At, rüya analizinde, mitolojide ve folklorde oldukça güçlü ve çok katmanlı bir semboldür. C.G. Jung’un analitik psikoloji yaklaşımına ve genel sembolojiye göre atın temsil ettiği temel kavramlar şunlardır: 1. Bilinçdışı Güç ve Dürtüler At, insanın kontrolü altındaki ama ondan daha güçlü olan gayriinsani ruhu ve hayvani içgüdüleri temsil eder. Bu dürtüler alemi (iştah, cinsellik, öfke

okumak için tıklayınız

Hesco Bariyer Sistemlerinin Güvenlikteki Önemi

Modern güvenlik çözümleri arasında yer alan Hesco sistemleri, özellikle askeri bölgeler, sınır güvenliği ve kritik tesislerin korunmasında yaygın olarak tercih edilmektedir. Dayanıklı çelik kafes yapısı ve özel koruyucu kumaş sistemi sayesinde yüksek mukavemet sağlayan bu yapılar, zorlu koşullarda etkili koruma sunar. Hızlı kurulum avantajı sayesinde operasyonel alanlarda kısa sürede kullanıma hazır hale getirilebilir. Günümüzde farklı ihtiyaçlara göre

okumak için tıklayınız

Rüyaların Analizi

Carl Gustav Jung’un rüya psikolojisine dair kuramını temellendirdiği, Sigmund Freud ile ayrıştığı noktaları ve analitik psikolojinin rüyalara yaklaşımını detaylandırdığı oldukça kapsamlı bir çalışmayı sizlere sunmak isteriz. 1. Rüyaların Özgün Doğası ve Dili Rüyalar, anlamsız ya da rastlantısal oluşumlar değildir; uykudaki olağandışı psişik aktivitenin bıraktığı kalıntılardır ve kendilerine has bir yapıları vardır. Rüyaların bize anlamsız veya

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Gözünden Rüyalar: Bilinçdışımız Bize Ne Söylüyor?

Rüyalarımız uyandıktan sonra genellikle bize mantıksız, saçma, kopuk kopuk ve anlaşılmaz bir imgeler dizisi olarak gelir. Ancak analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’a göre, rüyalarımızın anlamsız görünmesinin tek sebebi bizim onları anlama yetisinden yoksun oluşumuzdur. Rüyalar, uyku sırasında meydana gelen olağandışı psişik aktivitenin kalıntılarıdır ve aslında kendilerine has çok derin bir içsel anlamları vardır. Sigmund

okumak için tıklayınız