Kategori: Araştırmalar

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu / Tanı ve Baş Etme Yolları – Astrid Neuy-Bartmann

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da kısaca DEHB, günümüzde çocuk ve ergen psikiyatrisinde en sık konulan tanılardan biri. Pek çok kişi bu sebeple, onun yaramaz veya tembel çocuklar için kullanılan moda bir kavram olduğunu düşünüyor. Peki DEHB tam olarak ne anlama geliyor? Gerçekten ebeveynlerin yetiştirme hatalarını ya da çocuğun karakter zaaflarını örtbas etmeye hizmet

okumak için tıklayınız

Osmanlı Anadolusu’nda Kızılbaş Aleviler / Sufilik, Siyaset ve Toplumsal Kimlik – Ayfer Karakaya-Stump

Osmanlı Anadolusu’nda iz bırakmış topluluklardan biri olan Kızılbaş Aleviler bilhassa resmî tarihyazımında yok sayılmış, akademik çalışmalarda ise yeterince araştırılmamıştır. Osmanlı Anadolusu’nda Kızılbaş Aleviler daha çok mistik ya da folklorik bir gözle değerlendirilen bu inanç topluluğunun kökenlerine iniyor, Anadolu’daki Sufilerin ve seyit ailelerinin izini sürüyor, Kızılbaş Alevi topluluklarının Bektaşilikle olan bağlarını inceliyor. Kızılbaş hareketinin oluşumuna dair

okumak için tıklayınız

Roman Aleviler – Ozan Doğan

“Alevi Romanların tahakküm ilişkileriyle yüzleşme biçimleri (farklı etnik kökenlere mensup Aleviler tarafından dışlandıkları düşünüldüğünde) çifte tahakkümü de aşar. Örneğin Türk Aleviler tarafından dışlanan Kürt ya da Arap Aleviler, Roman bir Aleviyle karşılaştığında onu dışlayabilmektedir. Bu nedenle Aleviler içerisinde Roman olmak ile Türkiye’de Roman olmak arasında anlamlı bir fark bulunmadığı söylenebilir. Zira benzer kodların her iki

okumak için tıklayınız

Beden Utandırma

Beden utancı, kişinin kendini içselleştirilmiş veya kültürel bir standarda göre ölçmesinden ve bu standarda uymadığını algılamasından kaynaklanabilecek duygudur. (Moradi & Huang, 2008). Birey olumsuz beden imajına sahip olduğunda ya da başka bir ifade ile bedeni beğenme düzeyi düşük olduğunda beden utancı ortaya çıkabilmektedir. Beden utancı, genellikle toplumun belirli bir beden idealine uymayan kişilerde ortaya çıkmaktadır.

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Beş Tuhaf Yüzü – Varoluşun Gölgesinde Bir Adam

Franz Kafka… Karanlığın, bürokrasinin ve yalnızlığın yazarı olarak bilinir. Oysa bu tanım, onun yalnızca bir yüzünü gösterir. Kafka’nın içinde, trajediyle mizahın, acıyla merhametin, ölüm isteğiyle yaşam sevgisinin aynı bedende barındığı bir ikilik vardır. İşte, bu çelişkili dehanın az bilinen beş tuhaf yönü: 1. Trajedide Gizlenen Kahkaha Kafka, eserlerinde karanlığı anlatırken aslında onun absürtlüğüne gülerdi. “Dava”yı

okumak için tıklayınız

Kafka bugün edebiyatın en büyük isimlerinden biri olarak anılıyorsa bu dostunun “ihaneti” sayesinde.

Ateşe Verilmek İstenen Hakikat: Kafka ve Varoluşun Çelişkisi Franz Kafka, yaşamıyla da, yazdıklarıyla da insanın varoluşsal yalnızlığını temsil eden bir figürdür. Onun ölüm döşeğinde dostu Max Brod’a “yazdıklarımı yak” diye vasiyet etmesi, sıradan bir isteğin değil, insanın kendi varlığına duyduğu derin güvensizliğin simgesidir. Kafka için yazmak, bir tür iç hesaplaşmaydı; ama aynı zamanda bu hesaplaşmanın

okumak için tıklayınız

Göçebeler ve ev sahipleri: Yerleşiklik ve küresel hareketlilik felsefesi

İnsanlık tarihinin başından beri insanlar iki zıt arzu arasında yaşamıştır: kök salma isteği ve özgürlüğe duyulan özlem. Bazıları kalıcı yerleşim yerleri kurmuş, evler inşa etmiş, toprağı işlemiştir. Diğerleri ise hareket etmeyi tercih etmiş; her gün yeni ufukları arayan bir yaşam biçimini benimsemiştir. Bu iki tip — göçebe ve ev sahibi — yalnızca farklı çağların temsilcileri

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin yazdıkları, bireysel mi toplumsal mı daha çok acı taşıyor?

Bireysel Acı: Toplumsalın Yansımasıdır Sabahattin Ali’de bireyin yaşadığı yalnızlık, umutsuzluk, aşk acısı, hayal kırıklığı veya iç çatışma asla sadece kişisel bir mesele değildir. Bu acılar, içinde bulunulan toplumsal yapının, adaletsizliğin, baskının ve yozlaşmış ilişkilerin doğrudan bir sonucudur. Yani, bireyin acısı, toplumsalın sahnelendiği bir sahnedir. Acıyı birey çeker, ama bu acının kaynağı ve nedeni toplumsaldır. Toplumsal

okumak için tıklayınız

Bir insanın kıskanç olduğu nasıl anlaşılır? Öz-bildirim Kıskançlık Değerlendirme Formu

1) Kavramsal ayrım — kıskançlık vs haset 2) Psikanalitik çözümleme (dil ve kavramlar) Psikanalitik dilde kıskançlık, yüzeydeki davranışların arkasında işleyen bilinçdışı fantaziler, içselleştirilmiş nesne temsilleri ve erken bağlanma deneyimlerinin dışavurumudur. Psikanalitik açıklama, kıskançlığın bir “içsel dram” olduğunu söyler: dışarıdaki olaylar (partnerin bir mesajı) tetikleyicidir; asıl senaryo bilinçdışında yazılıdır. 3) Felsefi çözümleme (kıskançlığın anlamı ve etik

okumak için tıklayınız

Kişi, kendini “iyi tarafa ait” görüyorsa, “öteki”ne uyguladığı şiddeti haklı görebilir mi?

İnsanların kendilerini “iyi taraf” olarak görmeleri, “öteki”ne yönelik şiddeti haklı çıkarmak için kullanılan bir mekanizma olabilir, ancak bu durumun ahlaki, felsefi ve insani boyutları derinlemesine sorgulanmalıdır. 1. Ahlaki İkilem ve Öz-Haklılaştırma 2. Etik Perspektifler 3. Psikolojik Mekanizmalar 4. Tarihsel ve Sosyal Örnekler 5. Haklı Gösterilebilir mi? 6. Alternatif Yaklaşımlar ———————————– Şiddetin “iyi taraf” adına meşrulaştırılması, insanlık tarihinde yıkıcı sonuçlar doğurmuştur. Ahlaki

okumak için tıklayınız

İvan İlyiç’in ölmeden önce fark ettiği “hakiki yaşam” nedir?

Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü adlı eserinde, başkahraman İvan İlyiç’in ölüm döşeğinde fark ettiği “hakiki yaşam”, varoluşçu ve fenomenolojik bir perspektifle derinlemesine irdelenebilecek bir kavramdır. Bu kavram, yüzeysel toplumsal normların, otantik olmayan yaşam tarzlarının ve ölümün kaçınılmazlığının farkındalığıyla ortaya çıkan bir tinsel uyanışı temsil eder. İvan’ın trajedisi, yaşamının son anlarına kadar “hakiki olmayan” bir varoluş sürdürmüş

okumak için tıklayınız

Bir insanın cahil olduğunu nasıl anlarsın?

Bir insanın cahil olduğunu anlamak, yalnızca bilgi eksikliğine bakmakla olmaz; bu durum, epistemolojik (bilgisel), psikanalitik ve ahlaki boyutları olan karmaşık bir meseledir. 1. Sokratesçi Perspektif: “Bilmediğini Bilmemek” (Cehaletin Katmanları) Sokrates, “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” diyerek cehaletin farkında olmamanın asıl tehlike olduğunu vurgular. Cahil insan: Psikanalitik Yorum: Bilinçdışı bir narsisistik savunma mekanizmasıyla, cahillik kendini koruma aracı haline gelir. Kişi, bilgisizliğini kabul etmektense, kibrini bilginin yerine koyar.

okumak için tıklayınız

Jonathan Swift, Gulliver’in Gezileri eserinde hicvettiği temel sosyal ya da siyasal kurumlar nelerdir?

Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri (1726) eseri, çağının sosyal, siyasal ve bilimsel kurumlarını keskin bir hicivle eleştiren bir başyapıttır. Swift, dört farklı hayali ülkeye yapılan seyahatler aracılığıyla insan doğasını, yönetim sistemlerini, bilimsel çabaları ve ahlaki değerleri alaycı bir dille sorgular. 1. Siyaset ve Yönetim Sistemleri Lilliput (Cüceler Ülkesi) Brobdingnag (Devler Ülkesi) Laputa (Uçan Ada) 2. Bilim

okumak için tıklayınız

Bir duygunun gerçek olduğunu nasıl anlarız?

Bir duygunun gerçek olup olmadığını anlamak, hem içsel hem de dışsal faktörleri değerlendirmeyi gerektiren karmaşık bir süreçtir. Duyguların gerçekliği, genellikle otantiklik (samimiyet), tutarlılık, bedensel tepkiler ve uzun vadeli davranışlarla ilişkilendirilir. 1. Fizyolojik Tepkiler ve Bedensel Uyum 2. Zaman ve Tutarlılık 3. Derinlik ve Bilişsel İşlemleme 4. Dışsal Doğrulama 5. Süreklilik ve Dayanıklılık 6. Psikolojik Kuramlar

okumak için tıklayınız

Kara Kediler Neden “Şeytanın Yardımcısı” Sayılıyordu?

Orta Çağ Avrupası’nda kara kediler, şeytanın yardımcıları, cadıların yoldaşları ve uğursuzluk sembolleri olarak görülüyordu. Bu batıl inançlar, binlerce kedinin öldürülmesine yol açtı ve ilginç bir şekilde veba salgınlarının yayılmasına dolaylı olarak katkıda bulundu. Peki kara kediler neden bu kadar nefret edilen varlıklar haline geldi? İşte bu karanlık tarihin detayları… 1. Kara Kediler Neden “Şeytanın Yardımcısı” Sayılıyordu? Kara kedilerin kötü

okumak için tıklayınız

Ortaçağda Kitaplar Neden Zincirlenirdi?

Orta Çağ’da kitapların zincirlenmesi, özellikle 15. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan bir uygulamaydı. Bu uygulamanın temel nedeni, kitapların değerli ve nadir olması, aynı zamanda çalınma veya kaybolma riskinin yüksek olmasıydı. İşte zincirli kitapların (Latince: libri catenati) arkasındaki başlıca sebepler: 1. Kitapların Aşırı Değerli Olması 2. Kütüphanelerde Güvenlik Önlemi 3. Kitapların Halka Açık Olması, Ama Kontrollü Erişim 4.

okumak için tıklayınız

“En Kötü Ne Olabilir?” Sorusunun Gücü ve Tuzakları

🔍 I. Bu Soru Ne Anlatır? Ne Amaçlar? 👉 1. Zihinsel Felaketleştirmeye Müdahale İnsan zihni, belirsizlik karşısında en kötü senaryoyu kurgulama eğilimindedir. Bu soru, o otomatik düşünceyi yavaşlatır. “Ya başarısız olursam?”→ “En kötü ne olur?”→ “Kaybederim. Ama belki tekrar denerim.” Bu yapı, zihni dramatikleştirmeden uzaklaştırır, somutlaştırır. 🧠 II. Psikolojik Derinlik: Sadece Sormak Yetmez Bu sorunun

okumak için tıklayınız

Cahil insanı tanımak için şu soruları sorun:

Cahil insanı tanımak, yalnızca bilgi eksikliğini değil, aynı zamanda eleştirel düşünme yetisinin zayıflığını, dogmatikliği ve kendini aşma isteksizliğini de ortaya çıkarır. 1. Bilgi ve Gerçeklik Algısı Üzerine (Epistemolojik Sorular) 2. Benlik ve Öz-Farkındalık Üzerine (Psikanalitik Sorular) 3. Ahlak ve Değerler Üzerine (Etiğe Dair Sorular) 4. İktidar ve Güç İstenci Üzerine (Nietzscheci Sorular) 5. Ölüm ve Anlam Arayışı

okumak için tıklayınız

Brecht’in Galilei’si: Kahraman mı, Korkak mı?

🎭 Bertolt Brecht’in “Galilei’nin Yaşamı” adlı oyunu, bilim tarihindeki en çarpıcı figürlerden biri olan Galileo Galilei’yi merkezine alır. Ancak bu Galileo, ne tam anlamıyla bir kahramandır ne de sıradan bir kurbandır. Brecht’in kaleminde Galilei, çelişkilerle örülü bir düşünen insan, hem aydınlanmanın taşıyıcısı, hem de korkunun tutsağıdır. 🔍 Gerçeği Keşfeden Adam Galilei, teleskopla yaptığı gözlemler sonucunda,

okumak için tıklayınız

Don Quijote’ye Yazılan Sahte Devam Kitabı: Edebiyat Dünyasında Skandal!

✍️ Miguel de Cervantes’in Efsane Eseri Cervantes’in Don Quijote de la Mancha adlı romanı, ilk cildiyle 1605 yılında yayımlandı ve kısa sürede büyük ilgi gördü. Bu roman, hem şövalye romanlarının parodisi hem de modern romanın doğuşu olarak kabul edilir. Ancak asıl ilginç olan, ilk cildin başarısından sonra yaşanan sahte ikinci kitap olaylarıdır. 🕵️‍♂️ Sahte Cilt

okumak için tıklayınız