Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri’ndeki en güçlü kavramlardan biri olan INTERREGNUM çağında mıyız?
Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri (Quaderni del carcere) içinde formüle ettiği en çarpıcı gözlemlerden biri olan Interregnum (Fetret Devri), tarihsel bir tıkanıklığı ve bu tıkanıklığın yarattığı “canavarlıklar” dönemini betimler.
Gramsci bu durumu şu ünlü pasajla tarif eder: “Eski dünya ölüyor, yenisi ise bir türlü doğamıyor; bu alacakaranlıkta (interregnum) çok çeşitli hastalık belirtileri [canavarlıklar] ortaya çıkar” (Gramsci, Selections from the Prison Notebooks, 1971).
Günümüz küresel konjonktürünün bir “Interregnum” olup olmadığı meselesi, siyaset bilimi ve sosyolojide akademik bir tartışma konusudur.
1. Gramsci’nin Kavramsal Çerçevesi: Hegemonya Krizi
Gramsci için Interregnum, basit bir hükümet krizi değil, bir hegemonya krizidir. Hakim sınıfın artık toplumu rıza yoluyla yönetemediği, ancak muhalif sınıfların da iktidarı alacak güce erişemediği bir “pat” durumunu ifade eder.
- Rızanın Çöküşü: Yönetenlerin artık “yönetemediği”, yönetilenlerin ise artık “yönetilmek istemediği” bir evredir. Bu aşamada ideolojik aygıtlar işlevini yitirir ve devlet, çıplak zora (baskıya) daha fazla başvurmaya başlar.
- Tarihsel Blokların Çözülmesi: Mevcut toplumsal ittifakların dağıldığı ancak yeni bir tarihsel bloğun (yeni değerler, ekonomik yapılar ve siyasi ittifaklar) henüz inşa edilemediği bir boşluk anıdır.
2. Günümüz Bir Interregnum mu? Zygmunt Bauman’ın Analizi
Sosyolog Zygmunt Bauman, Gramsci’nin bu kavramını modern dünyaya uyarlayan en önemli isimlerden biridir. Bauman’a göre, 21. yüzyıl tam anlamıyla bir Interregnum dönemidir çünkü küresel çapta bir “güç ve siyaset ayrışması” yaşanmaktadır.
- Küresel Güç vs. Yerel Siyaset: Güç (ekonomi, sermaye, bilgi akışı) artık küresel düzeydedir ve ulus-devletlerin kontrolünden çıkmıştır. Ancak siyaset hâlâ yerel/ulusal düzeyde kalmıştır. Bauman’a göre bu durum, “eski” ulus-devlet düzeninin işlevsizleştiği, ancak “yeni” bir küresel yönetim biçiminin doğamadığı bir boşluk yaratır (Bauman, 44 Letters from the Liquid Modern World, 2010).
- Belirsizlik ve Korku: Bauman, bu geçiş döneminin en büyük özelliğinin “belirsizlik” olduğunu vurgular. Yeni bir düzenin yokluğunda, bireyler ve toplumlar aşırılıkçı akımlara ve popülizme yönelmektedir.
3. “Morbidi” (Hastalık Belirtileri) ve Modern Canavarlıklar
Gramsci, Interregnum döneminde ortaya çıkan tuhaf fenomenleri “morbidi” (hastalıklı belirtiler veya canavarlıklar) olarak adlandırır. Akademik literatürde bugün yaşanan pek çok gelişme bu kavramla ilişkilendirilir:
- Popülizm ve Otoriterlik: Jan-Werner Müller gibi düşünürler, yerleşik demokrasilerin krizini ve yükselen sağ popülizmi, eski liberal hegemonyanın çöküşüyle ilişkilendirir. Eski düzenin vaatleri (refah, ilerleme) yerine getirememesi, “canavarlıklar” olarak nitelenen aşırı uç söylemlerin ana akımlaşmasına yol açmaktadır (Müller, What is Populism?, 2016).
- Ekolojik ve Ekonomik Krizler: Mevcut neoliberal modelin gezegeni sürdüremediği (iklim krizi) açıktır; ancak bu modele alternatif olacak küresel bir sistem henüz konsolide olmamıştır. Bu “kararsız denge”, Interregnum’un karakteristik özelliğidir.
4. Karşıt Görüşler: Süreklilik mi, Kırılma mı?
Bazı teorisyenler, yaşananların bir Interregnum değil, kapitalizmin kendi içindeki bir yeniden yapılanma süreciolduğunu savunur. Bu görüşe göre, sistem ölmemekte; sadece teknolojik devrim (dijitalleşme, yapay zeka) aracılığıyla yeni bir hegemonya biçimine evrilmektedir.
Ancak hakim olan bilimsel kanı, kurumların (BM, AB, ulus-devlet) meşruiyet kaybı ve küresel yönetişimdeki büyük boşluk göz önüne alındığında, Gramsci’nin “fetret” tanımının günümüzü anlamlandırmak için güçlü bir araç olduğu yönündedir.
Özet
Günümüz dünyası, Gramsci’nin tanımına uygun olarak; eski jeopolitik ve ekonomik kesinliklerin (Pax Americana, neoliberal rıza) öldüğü, ancak yerine geçecek çok kutuplu veya sürdürülebilir yeni bir düzenin sancılarının devam ettiği bir Interregnum dönemindedir. Bu dönem, Gramsci’nin uyardığı gibi, yaratıcılıktan ziyade belirsizlikten beslenen “hastalıklı” siyasi akımların yükselişine zemin hazırlamaktadır.