
Nikolay Gogol, Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak özellikle Palto, Burun, Ölü Canlar ve Müfettişgibi eserleriyle tanınır. Ancak Gogol’un hayatındaki en ilginç dönemlerden biri edebiyat kariyerinden çok 1834’te Petersburg Üniversitesi’nde üstlendiği tarih hocalığıdır.
Gogol, 24 Temmuz 1834’te Petersburg Üniversitesi’nde Ortaçağ tarihi alanında adjunkt profesör olarak göreve başladı. Burada önemli bir ayrıntı bulunur: Gogol modern anlamda üniversite eğitimi almış bir tarihçi değildi. Nizhyn Lisesi’nde eğitim görmüş, ardından devlet memurluğu ve edebiyat alanında çeşitli girişimlerde bulunmuştu. Dolayısıyla üniversitede tarih dersi vermesi, dönemin akademik ölçütleri açısından oldukça sıra dışı bir durum oluşturdu. (biography.wikireading.ru)
Üstelik Gogol’un akademik kariyeri uzun sürmedi. İlk derslerde etkileyici bir anlatım sergilemesine rağmen tarih bilgisinin akademik derinliği konusunda ciddi sorunlar ortaya çıktı. Sonunda derslere düzenli biçimde katılmadı ve öğrencilerin sınavlarında görev almaktan kaçındı. Bu süreçte diş ağrısı bahanesi, Gogol’un akademik macerasının en meşhur ayrıntılarından biri hâline geldi. (The New Yorker)
Gogol Üniversitede Nasıl Profesör Oldu?
Gogol’un üniversitedeki görevi, onun tarih alanındaki akademik uzmanlığından çok dönemin entelektüel ve bürokratik ilişkileriyle bağlantılıydı. Yazar, 1830’ların başında Ukrayna tarihi ve Ortaçağ tarihiyle yakından ilgilenmeye başlamıştı.
Ayrıca edebiyat dünyasında hızla tanınmaya başlamıştı. Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşamlar adlı öykü kitabı ona önemli bir ün kazandırdı. Aleksandr Puşkin’in de Gogol’a duyduğu hayranlık, onun entelektüel çevrelerdeki konumunu güçlendirdi.
Bu ortam Gogol’un akademik bir göreve ulaşmasını kolaylaştırdı. Nitekim Donald Fanger, Gogol’un kısa süreli profesörlüğünü onun edebî kariyerinin çevresinde gelişen bir girişim olarak değerlendirir. Gogol aynı dönemde tarih, coğrafya ve Ukrayna tarihi üzerine geniş kapsamlı projeler tasarlıyordu. (Scribd)
Gogol’un Tarih Eğitimi Akademik Nitelikte Değildi
Gogol’un üniversitedeki görevini anlamak için eğitim geçmişine bakmak gerekir. Gogol üniversitede tarih eğitimi almış profesyonel bir tarihçi değildi. Bununla birlikte tarih konusuna ilgisi yüzeysel değildi.
Özellikle Ukrayna tarihi, halk kültürü, Ortaçağ ve Avrupa tarihine büyük merak duyuyordu. Üniversite görevi öncesinde tarih üzerine çeşitli yazılar hazırladı. 1834’te yayımlanan “Ortaçağ Üzerine” başlıklı yazı da bu entelektüel ilginin ürünlerinden biriydi.
Gogol bu metni Petersburg Üniversitesi’ndeki Ortaçağ tarihi dersinin giriş konuşması olarak kullandı. Dolayısıyla onun tarih alanındaki ilgisini yalnızca bir “sahtekârlık” olarak değerlendirmek doğru olmaz. Asıl sorun, tarih konusundaki entelektüel merakı ile üniversite düzeyinde sistematik tarih eğitimi verme yeterliliği arasındaki farktı. (biography.wikireading.ru)
İlk Dersler Neden İlgi Çekti?
Gogol’un tarih dersleri tamamen başarısız değildi. Tam tersine, bazı öğrenciler onun anlatımından oldukça etkilenmişti.
Bunun temel nedeni Gogol’un edebî anlatım yeteneğiydi. O, kronolojik bilgileri aktaran klasik bir akademisyen olmaktan çok, tarihi büyük fikirler ve dramatik ilişkiler üzerinden anlatmayı tercih ediyordu.
Örneğin Ortaçağ tarihini anlatırken papalığın Avrupa üzerindeki etkisine özel önem verdi. “Ortaçağ Üzerine” başlıklı giriş dersinde papayı dönemin tarihsel gelişiminin merkezine yerleştirdi. Bu yaklaşım, akademik tarihçiliğin kaynak eleştirisine dayalı yönteminden ziyade felsefi ve edebî bir tarih yorumuna yakındı. (biography.wikireading.ru)
Dahası, öğrenciler Gogol’un bazı derslerini edebî değerleri nedeniyle hatırladı. Modern araştırmalar da onun derslerinin öğrenciler üzerinde retorik açıdan etkili olduğunu, ancak profesyonel tarihçilik bakımından ciddi sınırlılıklar taşıdığını vurgular. (ciss-journal.org)
Gogol Neden Derslere Gitmemeye Başladı?
Gogol’un akademik görevi kısa sürede sorunlu hâle geldi. İlk derslerdeki etkileyici anlatım, tarih alanındaki bilgi eksikliğini uzun süre gizleyemedi.
Kaynaklar, Gogol’un derslere düzenli biçimde katılmadığını ve bazı derslerde hazırlıksız göründüğünü aktarır. Bir anlatıya göre, derslerin önemli bölümünü kaçırıyor; derse geldiğinde ise tarihsel bilgileri oldukça genel ve dağınık biçimde aktarıyordu. (The New Yorker)
Burada Gogol’un kişiliği ile akademik kurum arasındaki gerilim ortaya çıkar. Edebiyatçı olarak sezgi, hayal gücü ve retorik onun güçlü yönleriydi. Üniversite hocası olarak ise düzenli çalışma, kaynak bilgisi, kronoloji ve metodolojik disiplin gerekiyordu.
Dolayısıyla Gogol’un üniversitedeki başarısızlığı yalnızca “derslere gitmemesi” ile açıklanamaz. Edebî yetenek ile akademik uzmanlık arasındaki fark, bu olayın temelinde yer alır.
“Diş Ağrısı” Hikâyesi Nasıl Ortaya Çıktı?
Gogol’un üniversite kariyerini en ünlü hâle getiren ayrıntı, öğrencilerin sınavları sırasında yaşandı.
Dönemin anlatılarına göre Gogol, öğrencileri sınamak yerine başına bir mendil bağlayarak diş ağrısı çekiyormuş gibi davrandı. Böylece sınav sırasında konuşmaktan ve öğrencilere soru sormaktan kaçındı. Başka bir profesör öğrencileri sınadı. (writersalmanac.org)
Bu olayın ayrıntıları farklı biyografik kaynaklarda küçük değişikliklerle aktarılır. Ancak Gogol’un sınavlarda diş ağrısını bahane ettiği anlatısı, onun üniversitedeki kısa kariyerine ilişkin en yaygın tarihsel anekdotlardan biridir.
Anekdotun dikkat çekici yanı, Gogol’un daha sonra edebiyatında kullanacağı bürokrasi, makam ve görünüş ile gerçeklik arasındaki çatışmayı kendi yaşamında da sergilemesidir.
Gogol’un Üniversite Kariyeri Neden Başarısız Oldu?
Gogol’un başarısızlığını birkaç faktör birlikte açıklar.
1. Akademik uzmanlık eksikliği
Gogol tarih alanında sistematik bir üniversite eğitimi almamıştı. Tarihe büyük ilgi duysa da profesyonel tarihçilik için gerekli metodolojik altyapıya sahip değildi. (ciss-journal.org)
2. Edebiyat ile akademi arasındaki fark
Gogol’un güçlü tarafı tarihsel kaynakları sistematik biçimde incelemek değil, büyük tarihsel süreçleri etkileyici imgelerle anlatmaktı.
3. Kariyer hedeflerindeki belirsizlik
1830’ların ortasında Gogol hâlâ edebiyat, tarih ve devlet hizmeti arasında bir yön arıyordu. Fanger’ın araştırması, Gogol’un bu dönemde çok sayıda tarih ve coğrafya projesi tasarladığını gösterir. Ancak bu projelerin büyük bölümü tamamlanmadı. (Scribd)
4. Üniversitenin beklentileri
Üniversite kürsüsü yalnızca iyi konuşmayı değil, düzenli ders vermeyi ve öğrencileri değerlendirmeyi gerektiriyordu. Gogol bu kurumsal sorumlulukları sürdüremedi.
Gogol’un Akademik Deneyiminin Edebiyatına Etkisi
Gogol’un üniversitedeki kısa deneyimi, edebî dünyasından tamamen bağımsız değildi.
Gogol’un eserlerinde kurumlar, bürokrasi, makamlar ve insanların bu makamlar karşısındaki davranışlarıönemli yer tutar. Müfettiş ve Palto gibi eserlerde kurumların insan davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini görürüz.
Bu açıdan üniversite deneyimi ilginç bir biyografik arka plan oluşturur. Gogol bir kurumun parçası olduğunda kurumun beklentileriyle kendi yetenekleri arasında ciddi bir uyumsuzluk yaşadı.
Üstelik tarih profesörlüğü ona akademik otoritenin nasıl çalıştığını yakından gözlemleme fırsatı verdi. Bu deneyimin daha sonra bürokratik dünyanın absürtlüğünü anlatan edebiyatına doğrudan bir “neden” oluşturduğunu söylemek güçtür. Ancak yaşam deneyimi ile edebî temalar arasında dikkat çekici bir paralellik bulunur.
Gogol Profesörlüğünü Ne Zaman Bıraktı?
Gogol’un üniversitedeki görevi yaklaşık bir yıl sürdü. 1835’te akademik görevinden ayrıldı ve giderek edebiyata daha fazla yöneldi. Aynı dönem Gogol için son derece verimli bir edebî dönemin başlangıcını oluşturdu.
1835’te Mirgorod ve Arabeskler yayımlandı. Ardından Müfettiş ve Ölü Canlar gibi eserler Gogol’un Rus edebiyatındaki konumunu daha da güçlendirdi.
Dolayısıyla tarih profesörlüğündeki başarısızlık, Gogol’un entelektüel hayatının sonu değil, edebiyat kariyerine yönelişini hızlandıran deneyimlerden biri olarak değerlendirilebilir.
Sonuç: Başarısız Bir Profesör, Büyük Bir Yazar
Nikolay Gogol’un 1834’te Petersburg Üniversitesi’nde Ortaçağ tarihi dersleri vermesi, edebiyat tarihinin en sıra dışı akademik hikâyelerinden biridir.
Gogol akademik tarihçi değildi. Buna rağmen tarih üzerine ciddi biçimde düşündü, ders programları hazırladı ve Ortaçağ tarihine ilişkin metinler yazdı. İlk derslerinde güçlü anlatım yeteneği sayesinde öğrencilerin ilgisini çekti. Ancak akademik disiplin, uzmanlık ve düzenli öğretim konusundaki eksiklikleri kısa sürede ortaya çıktı. (ru.wikisource.org)
Diş ağrısı bahanesi ise bu başarısızlığın sembolü hâline geldi. Bununla birlikte olayı yalnızca komik bir anekdot olarak görmek eksik kalır. Gogol’un üniversite deneyimi, 19. yüzyıl Rus entelektüel hayatında edebiyat, tarih ve akademi arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu da gösterir.
Sonuç olarak Gogol iyi bir tarih profesörü olamadı. Fakat tarihsel düşünceye duyduğu ilgi, edebî hayal gücüyle birleşerek Rus edebiyatının en özgün yazarlarından birini ortaya çıkardı.
Kaynakça
- Fanger, Donald. The Creation of Nikolai Gogol. Cambridge, MA: Harvard University Press, 1982. (Scribd)
- Gogol, Nikolay. “О средних веках” (Ortaçağ Üzerine). 1834. Metin, Gogol’un Petersburg Üniversitesi’ndeki giriş dersiyle bağlantılı olarak yayımlandı. (biography.wikireading.ru)
- Proffer, Carl. Gogol üzerine biyografik ve edebî çalışmalar; Gogol’un Petersburg Üniversitesi’ndeki kısa akademik kariyerine ilişkin değerlendirmeler. (collectionscanada.gc.ca)
- Санкт-Петербургский государственный университет. Petersburg Üniversitesi’nin tarihine ilişkin kurumsal çalışma; Gogol’un 1834’te Ortaçağ tarihi dersleri verdiğini belirtir. (vekavrory.ru)
- The New Yorker. “The Prankster and the Prophet.” Gogol’un 1834’teki profesörlüğü ve diş ağrısı anekdotu üzerine biyografik değerlendirme. (The New Yorker)