
Gogol’ün hayatındaki iki yangın
Nikolay Gogol’ün edebî hayatında yaklaşık yirmi üç yıl arayla gerçekleşen iki yakma olayı, onun sanat anlayışındaki büyük dönüşümü gösterir. 1829’da genç Gogol, Hans Küchelgarten adlı şiirinin aldığı ağır eleştirilerin ardından elde kalan nüshaları toplattı ve yaktı. Ardından Almanya’ya gitti. 1852’de ise artık Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Gogol, yıllardır üzerinde çalıştığı Ölü Canlar’ın ikinci cildinin büyük bölümünü ateşe attı. (Ansiklopedim)
İlk olayda Gogol, başarısız olduğunu düşündüğü bir kitabı ortadan kaldırdı. İkinci olayda ise yalnızca bir kitabı değil, kendi edebî idealine ulaşamadığını düşündüğü bir eseri yok etti. Bu nedenle iki olay arasında yalnızca biyografik bir benzerlik bulunmaz. Her iki yakma eylemi de Gogol’ün yazarlık, başarısızlık, mükemmellik ve kendi eserleri üzerindeki yıkıcı denetimi ile bağlantılıdır.
Ancak önemli bir fark vardır: 1829’daki Gogol henüz edebiyat dünyasında kendisine yer arayan genç bir yazardır. 1852’deki Gogol ise Palto, Burun, Müfettiş ve Ölü Canlar gibi eserlerle Rus edebiyatında kalıcı bir konuma ulaşmıştır. Dolayısıyla ikinci yakma, ilk olayın basit bir tekrarı değildir. Aksine, gençlik dönemindeki dış eleştiriye tepki zamanla daha derin bir içsel ve ahlaki yargıya dönüşür.
Tarihsel bir düzeltme: Gogol’ün 1829’da Almanya’ya gitmesi kaynaklarla doğrulanıyor. Ancak “annesinin çiftlik ipoteği için gönderdiği parayı cebine indirip kaçtı” biçimindeki ayrıntı güvenilir biyografik kaynaklarda bu kesinlikle doğrulanmıyor. Benzer şekilde, Ölü Canlar’ın ikinci cildini yakma tarihi kaynaklara göre 11–12 Şubat 1852 gecesidir; Gogol 21 Şubat 1852’de hayatını kaybetmiştir. (domgogolya.ru)
1829: Hans Küchelgarten ve ilk büyük hayal kırıklığı
Gogol, 1828’de Petersburg’a geldiğinde edebiyat dünyasında kendisine bir gelecek kurmak istiyordu. Henüz gençti ve edebî yeteneği konusunda kendisine büyük umutlar bağlıyordu. 1829’da V. Alov takma adıyla Hans Küchelgarten adlı pastoral şiirini kendi parasıyla yayımladı. Ancak kitap beklediği ilgiyi görmedi. Eleştiriler de oldukça olumsuzdu. (Ansiklopedim)
Gogol bunun üzerine yayımlanmamış nüshaları toplamaya başladı ve onları yaktı. Ardından ilk yurtdışı seyahatine çıktı. Lübeck, Travemünde ve Hamburg gibi yerlere gitti. (domgogolya.ru)
Bu davranış, genç yazarın başarısızlık karşısındaki psikolojik tepkisini gösterir. Gogol yalnızca eleştirileri kabul etmekte zorlanmadı; eleştirilen nesneyi ortadan kaldırarak başarısızlığı da ortadan kaldırmaya çalıştı.
Burada önemli bir psikolojik ve estetik mekanizma ortaya çıkar: Gogol için eser, yazardan bağımsız bir nesne değildir. Eser aynı zamanda yazarın kendi değerinin bir göstergesidir. Dolayısıyla eserin başarısızlığı, genç Gogol açısından kişisel bir başarısızlık anlamına gelir.
1852: Ölü Canlar neden yeniden ateşe gitti?
Yirmi üç yıl sonra durum tamamen değişti. Gogol artık tanınmış bir yazardı. Ölü Canların ilk cildi 1842’de yayımlanmıştı ve yazar ikinci cilt üzerinde yıllarca çalışmıştı. (Wikisource)
Fakat Gogol zaman içinde edebiyata bakışını değiştirdi. İlk dönemindeki mizah ve toplumsal eleştiri anlayışının yanında giderek daha güçlü bir dinsel ve ahlaki düşünce geliştirdi.
1845’te ikinci cildin ilk versiyonunu da yakmıştı. Gogol daha sonra bu eylemi, eserin yeterince iyi olmadığı ve yeniden doğması gerektiği düşüncesiyle açıklamaya çalıştı. Yani 1845’teki yakma bile basit bir öfke hareketi değildi. Gogol, edebî eseri sürekli olarak yeniden kurulan ahlaki bir proje olarak görüyordu. (domgogolya.ru)
1852’de ise çok daha ağır bir kriz ortaya çıktı.
Matvey Konstantinovski ve edebiyatın ahlaki bir probleme dönüşmesi
Gogol’ün son yıllarında din, yazarlık anlayışının merkezine yerleşti. Rahip Matvey Konstantinovski ile ilişkisi bu süreçte önem kazandı. Konstantinovski, Gogol’ün edebiyatını ve özellikle Ölü Canların ikinci bölümünü eleştirdi. Kaynaklar, rahibin eserin yok edilmesini istediğine ilişkin farklı anlatılar aktarır. Bu nedenle “Gogol yalnızca rahibin emriyle kitabı yaktı” biçimindeki kesin açıklama, akademik açıdan fazla basit kalır. (Russia Beyond)
Daha geniş bağlama baktığımızda Gogol’ün zaten uzun süredir kendi eserlerinden kuşku duyduğunu görürüz.
1847’de yayımladığı Dostlarla Yazışmalardan Seçme Pasajlar da ağır eleştiriler aldı. Yakın çevresindeki bazı kişiler bile kitabı Gogol’ün önceki sanat anlayışından uzaklaşmakla suçladı. (domgogolya.ru)
Böylece edebiyat Gogol için yalnızca estetik bir etkinlik olmaktan çıktı. Yazmak, ahlaki sorumluluk taşımaya başladı.
İki yakma olayının temel bağlantısı: Başarısızlığı yok etmek
1829 ve 1852 olaylarını birlikte düşündüğümüzde belirgin bir süreklilik ortaya çıkar.
1829’da:
Eleştirmenler → başarısızlık duygusu → kitabın yakılması → kaçış
1852’de:
Dinsel ve estetik kriz → eserin yetersizliği düşüncesi → el yazmasının yakılması → içe kapanma ve fiziksel çöküş
İki olay arasındaki en önemli ortak nokta, Gogol’ün eser üzerinde olağanüstü derecede sert bir öz-denetim uygulamasıdır.
İlk olayda dış dünyanın yargısı belirleyici olur. İkinci olayda ise dış eleştirinin yerini büyük ölçüde Gogol’ün kendi içindeki yargıç alır.
Bu nedenle 1852’deki yangını 1829’daki olayın daha büyük bir versiyonu olarak değil, aynı psikolojik ve estetik eğilimin daha ileri bir aşaması olarak değerlendirmek daha isabetlidir.
Genç Gogol ile son dönem Gogol arasındaki fark
1829’daki Gogol, edebî dünyada kabul görmek isteyen genç bir yazardır. Onun için temel soru şudur:
“Okurlar ve eleştirmenler eserimi beğenecek mi?”
1852’de ise soru değişir:
“Yazdığım eser insanlara ve ruhsal kurtuluşa hizmet ediyor mu?”
Bu değişim, Gogol’ün edebî düşüncesindeki dönüşümü gösterir.
İlk dönemde Gogol daha çok edebî başarı arar. Son dönemde ise ahlaki ve ruhsal doğruluk arar. Böylece eleştirmenin yerini vicdan, estetik ölçütün yerini ise giderek dinsel ölçüt alır.
Sonuç olarak, 1829’daki genç yazar başarısız kitabını yakarken 1852’deki olgun yazar kendi sanatının temelini sorgular.
Ölü Canlar ve Gogol’ün imkânsız mükemmellik arayışı
Ölü Canların ikinci cildi üzerindeki sorun yalnızca dışarıdan gelen eleştiriler değildi. Gogol eserin kendisinden de memnun değildi. İkinci cilt üzerinde tekrar tekrar çalıştı ve farklı versiyonlar oluşturdu. 1845’te ilk versiyonu yaktı; daha sonra yeniden yazdı. 1852’de ise elindeki metnin büyük bölümünü bir kez daha yok etti. (Wikisource)
Bu durum, Gogol’ün mükemmeliyetçiliğini anlamak açısından önemlidir.
Mükemmeliyetçi sanatçı için eser hiçbir zaman yalnızca tamamlanmış bir metin değildir. Eser, ulaşılması gereken ideal biçimin gerisinde kalabilir. Gogol’ün durumunda bu düşünce giderek daha yıkıcı bir karakter kazandı.
Nitekim Ölü Canların ikinci cildi için farklı açıklamalar ortaya çıktı: dinsel pişmanlık, sanatsal başarısızlık duygusu, eleştirilere öfke ve metnin ideal biçime ulaşmaması bunlar arasında yer alır. Araştırmacılar bu nedenlerden yalnızca birini kesin açıklama olarak kabul etmez. (Wikisource)
“Şeytan bana oyun oynadı” sözü nasıl anlaşılmalı?
Gogol’ün el yazmalarını yakmasından sonra olayı “şeytanın oyunu” biçiminde açıkladığı aktarılır. Ancak bu ifade, tek başına olayın nedenini açıklamaz.
Gogol’ün son dönemindeki dinsel düşünceyi hesaba katmak gerekir. Yazar, eserleriyle ruhsal yaşamı arasında güçlü bir ilişki kurmuştu. Dolayısıyla el yazmasının yok edilmesini yalnızca öfke veya bir anlık dürtü olarak açıklamak yetersiz kalır.
Daha doğru bir yorum, edebî üretim ile dinsel vicdan arasındaki çatışmaya odaklanır.
Bu çatışma Gogol’ün son döneminin temel problemlerinden biridir.
Yakma eylemi neden Gogol’ün sanat anlayışını açıklıyor?
Gogol’ün iki farklı dönemde eserlerini yakması tesadüfi bir biyografik ayrıntı değildir. Bu davranış, onun sanatla kurduğu ilişkinin aşırı biçimde kişisel olduğunu gösterir.
Birinci aşamada Gogol, dışarıdan gelen hükmü reddeder.
İkinci aşamada ise kendi hükmünü kendi eserine uygular.
Bu açıdan bakıldığında 1829’daki Hans Küchelgarten yangını ile 1852’deki Ölü Canlar yangını arasında güçlü bir tarihsel süreklilik vardır. İlk yangın genç yazarın başarısızlık korkusunu gösterirken ikinci yangın, aynı eğilimin dinsel kaygılar ve mükemmeliyetçilikle birleşmiş daha ağır biçimini ortaya koyar.
Gogol’ün son günleri: Edebiyat, beden ve irade
Gogol, el yazmasını yaktıktan sonra daha da içine kapandı. Gogol Evi’nin kronolojisine göre yemek yemeyi ve ilaç almayı reddetti. 21 Şubat 1852’de hayatını kaybetti. (domgogolya.ru)
Bu nedenle “yakma olayından 9-10 gün sonra öldü” ifadesi genel kronoloji açısından doğrudur; ancak tarihler konusunda eski ve yeni takvim farklarını dikkate almak gerekir.
“Merdiven! Merdiven!” sözleri ise Gogol’ün son anlarıyla ilgili biyografik anlatılarda yer alan meşhur bir ayrıntıdır. Bununla birlikte bu tür son söz anlatılarını tarihsel belgeyle kesinleşmiş ifadeler gibi değerlendirmemek gerekir. Gogol’ün son günlerine ilişkin hatıralar, ölümünden sonra oluşan biyografik gelenek içinde farklı biçimlerde aktarılmıştır.
Kaynakça
- Gogol House – Memorial Museum and Research Library. Gogol Biography and Chronology. (domgogolya.ru)
- Vinogradov, I. A. (2018). Летопись жизни и творчества Н. В. Гоголя. 1851–1852. Moskova: İMLİ RAN. (domgogolya.ru)
- Kuliş, P. A. (2003). Записки о жизни Николая Васильевича Гоголя. Moskova: İMLİ RAN. (domgogolya.ru)
- Encyclopedia.com. “Gogol, Nikolai Vasilievich.” (Ansiklopedim)
- Dead Souls üzerine biyografik ve eleştirel değerlendirmeler. (Wikisource)