Uyku – Orhan Kemal

Türkiye edebiyatının en özgün ve gerçekçi yazarlarından Orhan Kemal, yazdığı roman, oyun ve öykülerin hepsinde yoksul, hayatla mücadele etmek zorunda olan ama umudunu, yaşama sevincini kaybetmeyen insanlardan söz eder. Uyku’daki yedi öykü, yine aynı dünyanın çocuklarını anlatıyor. 

Açlık ve Savaş, Abdullah Rıza Ergüven

Aydınlanmacı yazar, eleştirmen Abdullah Rıza Ergüven’in, “Açlık ve Savaş” adlı yapıtı 1992 yılında basıldı. Yazar, eserinde madalyonun bir yüzü çağa uyumlu yaşamı gösterirken, diğer yüzü de ilkel ilişki ve olguların yoğun olarak varlığını gözlemleyerek iki yıkımın yani “Açlık” ve “Savaş”ın acılı portresini çiziyor. Ve ekleyerek soruyor: İnsanlık bu çifte kamburu ne zamana dek sırtında taşıyacak?
“Bu sabah da soluk alıyorum işte soluk almaksa, mavi göğe uçan kuşa türküler söylüyorum.
Duyuyor biliyorum doyurmuyor insanları, Ortadoğu’da yıkım Etiyopya’da açlık ve savaş”
“Abdullah Rıza Ergüven, Anadolu’nun ortasında, Avanos’ta “magazin” türüne bürünmüş bir dergi de olsa, görebildiği, bulabildiği Yedigün’e şiirler gönderir. Gönderdiği her şiiri beğenirler. Abdullah Rıza Ergüven adı, babasının, dedesinin yaşındaki adamlar arasında tanınır. Onbeş on altı yaşındadır. Sonradan onu “Yedigün Şairleri? arasında anmışlardır.
Yoksul mu yoksul bir çocuktu Abdullah Rıza. İstanbul’a gelmiş ama ne yatacak yeri vardır ne de karnını doyurma olanağı. Babasının gönderdiği bir yatağı yükler sırtına İstanbul’un

Birleşmiş halk asla yenilmeyecek! / El Pueblo unido, jamás será vencido – (seslendiren: Inti Illimani)

el pueblo unidoInti-Illimani grubu 1973 yılında Pinochet’in darbesinden nasibini almıştır. Darbe sırasında yurtdışında olan grup, darbeden sonra 14 yıl boyunca Şili’ye dönememiştir. 

Pinochet rejimi sırasında direnişin simge şarkılarından biri haline gelen “El Pueblo Unido Jamás Será Vencido” darbeden sonra yurtdışına kaçma zorunda kalan Şilili besteci ve piyanist Sergio Ortega tarafından yazılmıştır ve “Birleşmiş Halk Asla Yenilmeyecek” anlamına gelmektedir. “El Pueblo Unido Jamás Será Vencido”nun Türkçe sözleri şöyledir:

Ağıt – Ülkü Tamer (seslendiren: Grup Yorum)

Ülkü_tamerAĞIT
Bu toprakta kalır adın
Tohumların arasında
Yeşilinde tarlaların
Başakların sarısında

“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler”

nazım2GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!

Harold Bloom – Batı Kanonu

İncelemesinde Batı Kanonu içindeki belli başlı yazarları ele alıyor Harold Bloom, Teokratik Çağ’ın edebiyatını dışarıda bırakarak. Tarihsel seyri Dante ile başlatıp Samuel Beckett ile sona erdiriyor. Aristokratik Çağ’ı ise, Batı Kanonu’nun merkezi figürü olarak nitelediği Shakespeare ile başlatıyor ve diğer tüm yazarları onunla ilişkilendirerek değerlendiriyor.

Zamana direnenler kulübü!

ABD’li usta eleştirmen Harold Bloom imzalı “Batı Kanonu-Çağın Ekolleri ve Kitapları” adlı geniş incelemesi okunduğunda ilk akılda tutulması gereken bilgi; Batı Kanonu’nun ne olursa olsun toplumsal kurtuluş için bir program olmadığı olmalı. Zira kökeni dini bir kelime olan “Kanon”un tarihsel olarak anlamı, eğitim kurumlarında okutulmak üzere “seçilen” kitaplar.

35 Kilo Tembel Teneke adlı kitaba dair – Sadık Güvenç

35 Kilo Tembel TenekeFransız yazar Anna Gavalda’nın yazdığı roman 35 Kilo Tembel Teneke, çocuklara okumayı sevdirecek bir yapıt. İkinci sınıfta ve altıncı sınıfta sınıfta kalan küçük Gregoire’nin gözüyle ana baba ilişkilerinin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri, okulu sevmeme nedenleri, ilgi ve yetenek üzerine eğitimin gerekliliği gibi herkese ders olacak bir konu ele alınmakta bu romanda. Yazar, Gregoire’nin yeteneğini ve okuldaki başarısızlığını esprili bir dille anlatırken inceden inceye eleştirisini de ortaya koymaktadır. Okuyucu sıkılmıyor, yazarın ders verme gayreti içinde olduğunu görmüyor ve zevkle izliyor küçük çocuğun eğitim serüvenini.

‘Vatansever’ sanatçılar, faşizm ve ‘Kör Olmak’

yilmaz-murat-bilicanNazım Hikmet’in İtalya’da faşist Musolini iktidarının en gösterişli yıllarında yazdığı “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı kitabı, Roma’ya resim öğrenimi için gelip faşistler tarafından kurşuna dizilen bir Habeş delikanlısının, memleketindeki sevgilisi Taranta-Babu’ya yazdığı aşk dolu şiir/mektuplardan oluşur. Usta şairimiz, bir yandan sevgiliye söylenebilecek en güzel aşk dolu dizeleri sıralarken, öbür yandan Musolini İtalya’sını ekonomik, siyasal ve sosyal bütün boyutlarıyla önümüze serer.