Kategori: Otizm

Otizm ve Nöroçeşitlilik Manifestosu (2018)

Beş Temel İlke 1️⃣ Engelliliğin Sosyal ModeliOtistik insanlar ve diğer nöroçeşitli bireyler, “bozuk” oldukları için değil; toplumun onlara kattığı engeller yüzünden engellenirler. Engellilik, bireyin içindeki bir kusur değil, toplumsal ve çevresel koşulların yarattığı bir durumdur. 2️⃣ Nöroçeşitlilik Yaklaşımıİnsanlık farklı beyin örgütlenmeleriyle çeşitlidir. Otizm, ADHD, disleksi, dispraksi gibi durumlar bu çeşitliliğin

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Meltdowns’un Gizli Koruyuculuğu”: Yıkımın Arkasındaki Direniş

Giriş: Bir Kabullenme Hikâyesi Meltdown anları — o ani, bedensel seviyeyi tümüyle ele geçiren, içten gelen patlamalar— çoğumuzun anlatmakta zorlandığı deneyimlerdir. MaxField Sparrow’un sözleriyle: “Meltdownlardan nefret ediyorum… Bedeni ele geçirip kontrolü tamamen elimden alıyorlar. Beni hasta hissettiriyorlar… Bazen birkaç dakika sürüyor, bazen günler. Her şeyi durdurup, sadece toparlanmam gerekiyor.” (cle-autistes.fr)

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Tedavi Değil, Kabul: Otizm Hareketinin Umudu”

Tedavi Değil, Kabul: Otizm Hareketinin Öyküsü ve Gücü Giriş Otizmle ilgili hikâyeler genellikle hastalık, tedavi ve “iyileştirme” odaklı ilerler. Ama ya bu bakış açısını tersine çevirebilirsek? 26 Haziran 2006’da NPR, bu değişimin ilk yankılarından birini “Autism Movement Seeks Acceptance, Not Cures” başlığıyla duyurdu. Bu sadece bir başlık değildi: Otistik bireylerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Delilik ve Nöroçeşitlilik: Kritik Bir Diyalog İçin

Akademik dünya ve aktivizm, uzun yıllar boyunca deneyim sahibi bireyleri, yani “söz konusu” olanları, bilgi üretim süreçlerinin dışında bıraktı. Ancak son yıllarda ortaya çıkan iki güçlü çalışma alanı, bu durumu değiştirmeyi hedefliyor: Delilik Çalışmaları (Mad Studies) ve Nöroçeşitlilik. Bu iki hareket, tıp ve toplumun baskıcı normlarına karşı ortak bir zemin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Nöroçeşitlilik Hareketi: Neye İzin Verir, Neye İzin Vermez?

Nöroçeşitlilik hareketine karşı sıkça yöneltilen bir eleştiri, bu hareketin sadece “yüksek işlevli” otistikler tarafından desteklendiği ve “gerçekten engelli” olanların zorluklarını anlamadığıdır. Ancak bu suçlama, hareketin temel değerleriyle ve tarihiyle çelişir. Nöroçeşitlilik hareketi, nörolojik farklılıkları olan bireylerin insan olduğunu ve diğerleriyle aynı haklara sahip olmaları gerektiğini savunur. Yarım ölçülere izin vermez.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizm, Cinsiyet ve Toplumsal Adalet

Otizm dünyasında tanınmış bir figür olan Josef Schovanec’in tartışmalı açıklamaları, otistik topluluk içinde derin bir rahatsızlık yarattı. Schovanec, Fransa’da bir “sahte otizm salgını” olduğunu, özellikle kadınların otistik olamayacak kadar sosyal olduğunu ve kötü niyetli teşhisler aldığını iddia etti. Ancak bu iddialar, otistik bireylerin deneyimini ve nöroçeşitlilik hareketinin temelini oluşturan prensipleri

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Plus jamais rien sur nous sans nous”,

Bu ifade, “Artık bizimle ilgili hiçbir şey, biz olmadan (karar verilmesin)” anlamına geliyor. Fransızca’daki “Plus jamais rien sur nous sans nous”, özellikle hak mücadelelerinde, engelli hareketinde, feminist ve azınlık politikalarında kullanılan güçlü bir slogandır. Kökleri aslında II. Dünya Savaşı sonrası “Nothing about us without us” (Biz olmadan bizim hakkımızda hiçbir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Asperger ve Otizm Mirası: Neden “Asperger” Demeyi Bırakmalıyız?

Otizm spektrumundaki bireyler için kullanılan terimler, sadece tıbbi etiketler değil, aynı zamanda derin tarihsel ve sosyal anlamlar taşır. Bu bağlamda, “Asperger” terimi, otistik topluluk içinde hem tartışmalı hem de acı verici bir mirasa sahiptir. Bu ismi kullanmaya devam etmek, sadece geçmişin karanlık gölgelerini bugüne taşımakla kalmaz, aynı zamanda otistik bireyleri

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bir Meydan Okuma: Otizm Profesyonellerine Bir Sesleniş

Otizm hakkında konuşurken, genellikle dışarıdan gelen bir gözlemle karşılaşırız. Teşhisler, tuhaf davranışların ve eksikliklerin listesinden ibaret. “Sınırlı göz teması var,” “ince motor kontrolü zayıf,” “duygularını kontrol edemiyor.” Bu listeler, beni ve benim gibi otistik bireyleri, ne kadar “yetersiz” olduğumuzu gösteren bir veri yığınına dönüştürüyor. Peki ya bu listelerin ardında ne

OKUMAK İÇİN TIKLA

Nöroçeşitlilik Hareketi: Otistik Kimliğin Uyanışı

Otizm, uzun yıllar boyunca tıp tarafından bir “hastalık” ya da “bozukluk” olarak görüldü. Otistik bireylerin deneyimleri, tıp otoriteleri ve ebeveynler tarafından belirleniyordu. Ancak 1990’larda, internetin yükselişiyle birlikte, bu anlatı kökten değişmeye başladı. Nöroçeşitlilik hareketi, otizmi bir kusur değil, beynin farklı bir şekilde çalışması olarak kabul eden yeni bir paradigma sundu.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kuraldışı Filmi: Otizm Temsili Değil, Nörotipik Bir Fantezi

2019 yapımı Türkçe’ye “Kuraldışı” olarak gösterime giren (Hors-Normes- The Specials, Éric Toledano ve Olivier Nakache tarafından yönetilen 2019 Fransız drama filmidir. 2019 Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterildi. Film, Stéphane Benhamou ve Daoud Tatou’nun gerçek hikayesinden esinlenmiştir.) filmi, yönetmenlerin “iyi niyetli” bir otizm portresi sunma çabası olarak görülse de, otistik

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizm: Patolojikleştirme ve Normalleştirme Çelişkisi

Otizmin toplumda nasıl ele alındığına dair iki yaygın ancak birbiriyle çelişen yaklaşımı, patolojikleştirme ve normalleştirmeyi, gündelik hayat örnekleriyle açıklayacağım. Otizmi bir hastalık olarak görmek ya da onu yok saymak yerine, otistik bireylerin deneyimlerini anlamak ve desteklemek çok daha önemli. Patolojikleştirme: Otizmi Bir Hastalık Olarak Görmek Patolojikleştirme, otizmi bir “bozukluk,” bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Biz Olmadan Bizim İçin Hiçbir Şey”: Otistik Savunuculuk ve Gündelik Hayat

Otistik bireylerin hakları ve temsiliyetleri söz konusu olduğunda, en güçlü sloganlardan biri şudur: “Biz olmadan bizim için hiçbir şey.” Bu söz, sadece bir talep değil, aynı zamanda otistik bireylerin kendi hayatları, ihtiyaçları ve deneyimleri hakkında söz sahibi olmaları gerektiği yönünde temel bir felsefedir. Bu slogan, otistik savunuculuğun kalbinde yer alır

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizm ve Boş Kalenin Anlam Ağı

Bruno Bettelheim’ın “boş kale” metaforu, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların dünyayı algılama ve çevreleriyle etkileşim kurma biçimlerini anlamak için güçlü bir kavramsal çerçeve sunar. Bu metafor, çocukların iç dünyalarının karmaşıklığını, toplumsal bağlardan kopukluklarını ve kendilerini dış dünyaya karşı koruma çabalarını betimler. Bettelheim, bu kavramı özellikle otizmin erken çocukluk dönemindeki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Melatoninin Otistik Bireylerde Uyku Düzenlemedeki Rolü ve Uzun Vadeli Etkileri

Uyku Bozukluklarının Otistik Bireylerdeki Yaygınlığı Otistik spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerde uyku problemleri sıkça gözlemlenir ve bu durum, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Araştırmalar, OSB’li bireylerin %50-80’inin uyku bozuklukları yaşadığını göstermektedir. Bu bozukluklar, uykuya dalma güçlüğü, sık gece uyanmaları, düzensiz uyku-uyanıklık döngüleri ve kısa uyku süreleri gibi çeşitli formlarda ortaya

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yüksek İşlevli Otizm ve Asperger Sendromu: Nosolojik Ayrımların Çok Yönlü Analizi

Yüksek işlevli otizm (HFA) ile Asperger sendromu arasındaki nosolojik ayrımlar, tarih boyunca ve günümüzde hem klinik hem de bilimsel bağlamda tartışma konusu olmuştur. Bu metin, iki durumun tarihsel gelişimini, kavramsal temellerini, bilimsel sınıflandırmalarını, etik ve ahlaki boyutlarını, dilbilimsel etkilerini, toplumsal algılarını, gelecek öngörülerini ve sanatsal temsillerini ayrıntılı bir şekilde ele

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ketojenik Diyetin Otizm ve Epilepsi Arasındaki Köprüdeki Rolü

Ketojenik diyetin otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve epilepsi arasındaki ilişki üzerindeki etkileri, nörobilimsel, klinik ve toplumsal boyutlarıyla karmaşık bir konudur. Bu diyet, yüksek yağ, düşük karbonhidrat ve yeterli protein içeren bir beslenme modelidir ve özellikle epilepsi tedavisinde uzun süredir kullanılmaktadır. OSB ile epilepsi arasında sık gözlemlenen komorbidite, ketojenik diyetin her

OKUMAK İÇİN TIKLA

Buzdolabı Anne Mitinin Çöküşü: Otizmin Anlaşılmasında Bilimsel ve İnsani Bir Dönüşüm

Bettelheim’ın “buzdolabı anne” hipotezi, otizmin anne-çocuk ilişkisindeki duygusal soğukluktan kaynaklandığını öne sürerek 20. yüzyılın ortalarında psikanalitik teorinin otizm açıklamalarında önemli bir yer edinmişti. Ancak bu hipotez, bilimsel, toplumsal ve etik eleştirilerin birleşimiyle tamamen terk edildi. Kökenler ve İlk Kabul Bruno Bettelheim, 1960’larda otizmi açıklamak için “buzdolabı anne” kavramını ortaya attığında,

OKUMAK İÇİN TIKLA