
Johannes Kepler, modern astronominin kurucuları arasında yer alırken aynı zamanda edebiyat tarihinde de sıra dışı bir iz bıraktı. 1634’te ölümünden sonra yayımlanan Somnium (Düş) adlı eserinde Ay’a yolculuğu konu aldı. Ancak Kepler, bu yolculuğu bir uzay aracı, bilim insanı ya da kaşif üzerinden anlatmadı. Hikâyenin merkezine Fiolxhilde adlı bir cadıyı ve onun oğlu Duracotus’u yerleştirdi. (Smithsonian Institution)
Bu tercih ilk bakışta şaşırtıcı görünür. Çünkü Kepler, eser boyunca fantastik bir anlatıyı astronomik hesaplamalarla birleştirdi. Dahası, Ay’ın yüzeyi, iklimi, gece-gündüz döngüsü ve olası yaşam biçimleri hakkında bilimsel varsayımlar geliştirdi. Böylece Somnium, yalnızca fantastik bir hikâye olmaktan çıktı; Kopernikçi astronomiyi edebiyat yoluyla düşünme deneyine dönüştü. (The Somnium Project)
Peki Kepler neden cadıyı seçti? Bunun yanıtı, 17. yüzyıl Avrupa’sının düşünce dünyasında, cadılık inancında ve Kepler’in kendi hayatında saklıdır.
Kepler’in Somnium Eseri Neyi Anlatıyordu?
Kepler, Somnium üzerinde uzun yıllar çalıştı. Eserin ilk fikri 1593’te Tübingen Üniversitesi’ndeki öğrencilik dönemine kadar uzanıyordu. Daha sonra anlatıyı genişletti ve astronomik açıklamalar içeren kapsamlı notlar ekledi. Eser, Kepler’in ölümünden sonra 1634’te yayımlandı. (pure-oai.bham.ac.uk)
Hikâyenin kahramanı Duracotus adlı genç bir adamdır. Annesi Fiolxhilde, doğaüstü güçlerle ilişki kurabilen yaşlı bir kadın olarak karşımıza çıkar. Duracotus astronomi öğrenir ve Tycho Brahe’nin çalışmalarına bağlanan bir yaşam sürer. Daha sonra annesi aracılığıyla Ay’a ulaşma fikri ortaya çıkar. (The Somnium Project)
Ancak Kepler burada fantastik anlatıyı yalnızca eğlence amacıyla kullanmaz. Asıl amacı, “Dünya’dan başka bir gök cismine gitseydik ne görürdük?” sorusunu düşünmektir.
Cadı Neden Ay’a Yolculuğun Aracına Dönüştü?
Kepler’in döneminde cadıların gece uçtuğuna ilişkin anlatılar Avrupa kültüründe önemli bir yer tutuyordu. Bazı düşünürler bu uçuşların gerçek olup olmadığını tartışıyordu. Kepler de bu tartışmaların farkındaydı. Nitekim Victoria Flood, Kepler’in cadıların gece uçuşu motifini Ay yolculuğu için uygun bir düşünsel alan olarak kullandığını belirtir. (University of Birmingham)
Dolayısıyla Kepler, cadıyı yalnızca “büyülü” bir karakter olarak kullanmadı. Cadının gökyüzüne uçabilmesi fikrini, Dünya ile Ay arasındaki mesafeyi zihinsel olarak aşmanın edebî aracı haline getirdi.
Bu açıdan Somnium, dönemin doğaüstü anlatıları ile yeni astronomi arasında bir köprü kurdu.
Kepler Bilim ile Fantastik Anlatıyı Neden Birleştirdi?
- yüzyılın başında Ay’a fiziksel olarak gitmek mümkün değildi. İnsanlar henüz atmosfer, ağırlıksızlık veya uzay yolculuğu gibi kavramları deneysel olarak inceleyemiyordu.
Kepler ise astronomik bilgiyi bir düşünce deneyi aracılığıyla ileri taşıdı. Ay’a giden bir insanın karşılaşabileceği koşulları hayal etti. Böylece astronomi, yalnızca gökyüzünü Dünya’dan gözlemleyen bir bilim olmaktan çıktı.
Kepler, Ay’ı başka bir dünya gibi düşünmeye başladı. Ona göre Ay’ın kendine özgü yüzeyi, ışık koşulları ve çevresel özellikleri bulunabilirdi. Bu yaklaşım, daha sonra bilimkurgu edebiyatının temel özelliklerinden biri haline gelecek olan bilimsel varsayım ile hayal gücünü birleştirme yönteminin erken örneklerinden birini oluşturdu. (The Somnium Project)
Cadılık Hikâyesi Aslında Bir Bilimsel Kılıf mıydı?
Burada Somnium‘un en ilginç yönlerinden biri ortaya çıkar.
Kepler, Kopernikçi astronomiyi savunuyordu. Dünya’nın evrenin hareketsiz merkezi olmadığı düşüncesi, döneminin yerleşik kozmolojisine ciddi bir meydan okuma oluşturuyordu.
Bu nedenle “Dünya’dan ayrılıp Ay’a giden bir gözlemci” fikri çok güçlü bir perspektif değişimi sağlıyordu. İnsan, Dünya’nın dışına çıktığında gezegenini artık evrenin merkezi olarak görmek zorunda kalmıyordu.
Bu bakımdan Ay yolculuğu, yalnızca fiziksel bir yolculuk değildi. Kozmolojik bakış açısını değiştiren bir düşünce deneyiydi. Kepler, astronomik teorinin sonuçlarını edebî bir kurgu üzerinden görünür hale getirdi. (University of California Press)
Kepler’in Annesi Neden Bu Hikâyeyle İlişkilendirildi?
İşin trajik tarafı, Kepler’in gerçek hayatının da Somnium‘daki cadı figürüyle kesişmesidir.
Kepler’in annesi Katharina Kepler, 1615’te cadılık suçlamasıyla yargılandı. Kepler, annesini savunmak için yıllarca hukuk mücadelesi yürüttü ve sonunda onun serbest kalmasına katkı sağladı. (chandra.si.edu)
Daha da dikkat çekici olan nokta şudur: Somnium‘daki Fiolxhilde karakteri ile Katharina Kepler arasında benzerlikler bulunuyordu. Bu nedenle bazı araştırmacılar, eserdeki cadı figürünün Kepler’in annesine yönelik suçlamalarla ilişkilendirilmiş olabileceğini belirtir. (chandra.si.edu)
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. “Kepler’in kitabı annesinin tutuklanmasına doğrudan neden oldu” demek fazla kesin olur. Araştırmalar, eserin bu sürece katkıda bulunmuş olabileceğini gösterirken, cadılık suçlamalarının daha geniş toplumsal ve hukuki koşulları da vardı.
Kepler Cadılık İnancına Gerçekten İnanıyor muydu?
Bu soruya basit bir “evet” veya “hayır” cevabı vermek doğru olmaz.
Kepler, 17. yüzyılın başında yaşadı. Dolayısıyla doğaüstü olaylar, büyü, ruhlar ve cadılık hakkındaki tartışmalar onun döneminin entelektüel dünyasının parçasıydı.
Bununla birlikte Kepler’in Somnium‘daki yaklaşımı, cadılık anlatısını doğrudan gerçek kabul etmekten çok daha karmaşıktır. Victoria Flood’a göre Kepler, cadıların gece uçuşu meselesinin tartışmalı gerçeklik statüsünü Ay yolculuğu için yaratıcı bir alan olarak değerlendirdi. (riviste.unimi.it)
Bu nedenle cadı karakteri, Kepler’in bilimsel düşüncesiyle batıl inancı arasında basit bir uzlaşma anlamına gelmez. Daha çok, dönemin kültürel malzemesini kullanarak henüz gerçekleştirilemeyen bir bilimsel düşünce deneyini anlatma yöntemini gösterir.
Somnium Bilimkurgu Edebiyatının Öncüsü müydü?
Birçok araştırmacı Somnium‘u bilimkurgu tarihinin erken ve önemli metinlerinden biri kabul eder. Bunun temel nedeni, Kepler’in fantastik bir yolculuğu astronomik varsayımlarla ilişkilendirmesidir. (University of California Press)
Kepler’in metni, Lucianus ve Plutarkhos gibi Antik Çağ yazarlarının Ay hakkındaki anlatılarından da yararlanıyordu. Ancak önemli bir fark ortaya çıktı: Kepler, Ay yolculuğunu yalnızca fantastik bir macera olarak ele almadı. Astronomik bilginin sonuçlarını sınamak için kurmaca bir dünya yarattı. (The Somnium Project)
Bu yönüyle Somnium, daha sonra Jules Verne ve diğer bilimkurgu yazarlarında göreceğimiz yöntemin erken bir örneği sayılabilir.
Kepler’in Ay Yolculuğu Bugün Neden Önemli?
Kepler’in Ay’a yolculuk fikri, modern uzay araştırmalarından yaklaşık üç yüzyıl önce ortaya çıktı. Elbette onun Ay hakkındaki bazı fiziksel varsayımları günümüz bilimi açısından doğru değildi. Buna rağmen metnin bilim tarihi açısından değeri büyüktür.
Çünkü Kepler önemli bir soru sordu:
İnsan Dünya’nın dışına çıksaydı, evreni nasıl görürdü?
Bu soru, astronomiyi gözlemden perspektife taşıdı. Ayrıca bilimsel teorinin yalnızca matematiksel denklemlerle değil, hayal gücü ve düşünce deneyleriyle de sınanabileceğini gösterdi.
Sonuç olarak Kepler’in cadısı, aslında yalnızca bir cadı değildir. Fiolxhilde, insanın Dünya’dan ayrılarak kozmik ölçekte düşünmesini sağlayan edebî bir araçtır. Kepler, doğaüstü bir anlatının içinden bilimsel bir soru çıkardı. Bu nedenle Somnium, bilim ile edebiyatın modern çağın başlangıcında nasıl birbirini beslediğini gösteren sıra dışı bir metin olarak önemini koruyor.
Kaynakça
- Flood, Victoria. “Johannes Kepler’s Somnium and the Witches’ Night Flight.” Interfaces, no. 8 (2021): 74–97. (riviste.unimi.it)
- Bozzetto, Roger. “Kepler’s Somnium; or, Science Fiction’s Missing Link.” Science Fiction Studies 17, no. 3 (1990): 370–382. (University of California Press)
- Lear, John. Kepler’s Dream: With the Full Text and Notes of Somnium, Sive Astronomia Lunaris, Joannis Kepleri. University of California Press, 2022. (University of California Press)
- Giacomini, Gustavo Santos. “A Link Between Science and Literature: Johannes Kepler’s Somnium.” Khronos, no. 9. University of São Paulo. (Portal de Revistas da USP)
- Smithsonian Libraries and Archives. Joh. Keppleri mathematici olim imperatorii Somnium, seu opus posthumum De astronomia lunari. 1634. (Smithsonian Institution)