
Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat döneminde Türk edebiyatının Batı edebiyatıyla ilişkisini derinleştiren en önemli sanatçılardan biridir. Onun edebî kişiliğini yalnızca “Batı etkisindeki Tanzimat yazarı” şeklinde tanımlamak yeterli değildir. Çünkü Ekrem, Fransız edebiyatından aldığı estetik anlayışı, tür bilgisini ve edebiyat düşüncesini Osmanlı edebiyatının değişen şartları içinde yeniden yorumlamıştır. Özellikle şiir alanında romantik Fransız edebiyatının etkisi belirginleşirken, Araba Sevdası ile birlikte realizme yaklaşan farklı bir anlatım anlayışı ortaya çıkmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi de Ekrem’in özellikle Fransız romantik şiirinin etkisinde kaldığını; Alfred de Musset ve Alphonse de Lamartine gibi şairlerden yararlandığını belirtmektedir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Bu nedenle Ekrem’in edebî etkilerini iki ayrı düzlemde değerlendirmek gerekir. Birinci düzlemde Fransız romantizmi, ikinci düzlemde ise Fransız realizmi ve Batılı roman tekniği bulunur. Ekrem’in şiirlerinde duygu, tabiat, aşk ve ölüm gibi romantik temalar öne çıkarken Araba Sevdasında gündelik hayat, sosyal çevre, kıyafet, mekân, tüketim ve davranış biçimleri daha belirgin hâle gelir.
Bununla birlikte Araba Sevdasındaki Batı etkisi yalnızca edebî teknikle sınırlı değildir. Roman, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunda Batılılaşmanın yarattığı kültürel değişimi de konu edinir. Bihruz Bey üzerinden Fransızca hayranlığı, Batılı giyim, araba tutkusu, tüketim kültürü ve yüzeysel modernleşme eleştirilir. Dolayısıyla roman hem Batı edebiyatından yararlanan hem de Batılılaşmanın sorunlu biçimlerini sorgulayan çift yönlü bir metin niteliği taşır. (DergiPark)
1. Recaizade Mahmut Ekrem’in Edebî Kişiliğinin Oluşumu
Recaizade Mahmut Ekrem, 1847 yılında İstanbul’da doğdu ve 1914 yılında hayatını kaybetti. Tanzimat’ın ikinci kuşağında yer alan sanatçı, Şinasi ve Namık Kemal’in başlattığı edebî yenileşmeyi farklı bir estetik anlayışla sürdürdü.
Ekrem’in edebî kişiliğinde önemli bir ikilik dikkat çeker. Bir tarafta Divan şiirinin biçim ve dil mirası bulunur. Diğer tarafta Fransız edebiyatının getirdiği yeni estetik anlayış yer alır. Bu nedenle Ekrem, eski edebiyatı bütünüyle reddeden bir sanatçı değildir. Daha çok eski edebiyatın imkânlarını yeni edebiyat anlayışıyla yeniden değerlendirmeye çalışır. Kılıç ve Gürbüz de Ekrem’in eski-yeni edebiyat tartışmalarında “yeni” edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirtir. (DergiPark)
Bu özellik, onun Batı etkisini nasıl yorumladığını anlamak açısından önemlidir. Ekrem, Batı edebiyatını hazır bir model olarak kopyalamaz. Onun amacı, Türk edebiyatının tür, biçim ve estetik bakımından yenilenmesini sağlamaktır.
2. Recaizade Mahmut Ekrem En Çok Kimlerden Etkilendi?
2.1. Alfred de Musset
Ekrem’in özellikle şiir alanındaki Fransız etkilerinden biri Alfred de Musset’dir.
Musset, Fransız romantizminin önemli temsilcileri arasında yer alır. Şiirlerinde aşk, bireysel acı, hayal kırıklığı ve ölüm gibi temalar öne çıkar. Ekrem’in şiir dünyasında da benzer duygusal yönelimler görülür.
TDV İslâm Ansiklopedisi, Ekrem’in aşk şiirlerinde ve yeni tarz şiirlerinde Musset ile Lamartine etkisine dikkat çeker. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Bu etki, Ekrem’in sanat anlayışındaki romantik yönü açıklar. Özellikle bireysel duyguya, tabiata ve melankoliye verdiği önem, Fransız romantizmiyle kurduğu ilişkinin sonucudur.
2.2. Alphonse de Lamartine
Alphonse de Lamartine, Ekrem’in şiir anlayışını etkileyen bir diğer Fransız romantik şairidir.
Lamartine’in şiirlerinde tabiat, aşk, yalnızlık, ölüm ve insan ruhunun iç dünyası önemli yer tutar. Ekrem de şiirlerinde benzer temalara yönelir. Dolayısıyla Fransız romantizminin Ekrem üzerindeki etkisi yalnızca biçimsel değildir; şiirin konusu ve şairin dünyaya bakışı üzerinde de görülür. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Burada önemli bir nokta ortaya çıkar: Ekrem’in Batı etkisi denildiğinde doğrudan realizmden söz etmek eksik kalır. Çünkü sanatçının şiir anlayışının temelinde güçlü bir romantik duyarlılık bulunur.
3. Victor Hugo’nun Etkisi Var mı?
Victor Hugo, Tanzimat kuşağının genelinde olduğu gibi Ekrem’in bulunduğu edebî ortam üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir. Ancak Ekrem’i yalnızca Hugo’nun takipçisi olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Hugo, Türk edebiyatında özellikle Namık Kemal üzerinden güçlü bir etki oluşturmuştur. Ekrem ise Fransız romantizminin farklı temsilcilerinden yararlanarak kendi estetik anlayışını geliştirmiştir.
Bu nedenle Ekrem’in kaynaklarını tek bir Fransız yazara indirgemek yerine Fransız romantizmi ve genel olarak 19. yüzyıl Fransız edebiyatı içinde değerlendirmek daha sağlıklı olur.
4. Recaizade Mahmut Ekrem ve Tanzimat’ın Fransız Etkisi

Ekrem’in Fransız edebiyatından etkilenmesini kişisel bir tercih olarak görmek yeterli değildir. Tanzimat dönemindeki kültürel değişim, Fransızcayı Osmanlı aydınları için önemli bir kültür dili hâline getirmişti.
- ve 19. yüzyıllarda gelişen Türk-Fransız ilişkileri sonucunda Fransızca eserler Osmanlı aydın çevrelerinde daha fazla okunmaya başladı. Çeviriler aracılığıyla yeni edebî türler, düşünceler ve kavramlar Türk edebiyatına girdi. Araştırmalar, Tanzimat döneminde “Batı edebiyatı” kavramının büyük ölçüde Fransız edebiyatıyla özdeşleştiğini belirtmektedir. (DergiPark)
Bu kültürel ortam Ekrem’in sanat anlayışını doğrudan etkiledi. Roman, tiyatro, eleştiri ve yeni şiir anlayışı gibi alanlarda Fransız edebiyatı önemli bir kaynak hâline geldi.
5. Ekrem Sadece Fransız Edebiyatından mı Etkilendi?
Hayır. Ekrem’in edebî dünyası tek bir kaynağa indirgenemez.
Bir tarafta Divan şiiri geleneği, diğer tarafta Fransız romantizmi, ayrıca Tanzimat dönemindeki yeni edebiyat tartışmaları bulunur. Bunun yanında çağdaşı Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan da onun edebî çevresinin önemli isimleridir.
TDV, Ekrem’in şiir anlayışını değerlendirirken onu Namık Kemal’in coşkulu söyleyişi ile Abdülhak Hamit’in metafizik yönelimleri arasında konumlandırır. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Dolayısıyla Ekrem’in edebî kişiliği bir geçiş noktası oluşturur. Eski edebiyatın mirası ile Batı kaynaklı yeni edebiyat anlayışı onun eserlerinde yan yana gelir.
6. Araba Sevdası’nda Batı Etkisi Var mı?
Evet. Üstelik bu etki romanın temel yapısını belirleyecek kadar güçlüdür.
Ancak burada önemli bir paradoks vardır:
Ekrem, Batı edebiyatından yararlanarak Batılılaşmanın yanlış biçimini eleştirir.
Bu paradoks Araba Sevdasının en önemli özelliklerinden biridir.
Romanın başkişisi Bihruz Bey, Batılılaşmayı düşünsel ve kültürel bir dönüşüm olarak kavramaz. Onun dünyasında Batılı olmak; Fransızca kelimeler kullanmak, şık giyinmek, araba sahibi olmak, pahalı mekânlarda görünmek ve Fransız kültürünün yüzeysel göstergelerini taklit etmek anlamına gelir.
Ekrem bu davranışları doğrudan açıklamak yerine Bihruz Bey’in hayatı üzerinden gösterir.
Bu nedenle roman, bir anlamda Batılılaşmanın içeriği ile görüntüsü arasındaki farkı ortaya çıkarır.
7. Bihruz Bey Neden Batılılaşmanın Sembolüdür?
Bihruz Bey, Tanzimat romanında “yanlış Batılılaşma” tipinin en önemli örneklerinden biridir.
Onun temel problemi Batı kültürünü sevmesi değildir. Problem, Batı kültürünün yalnızca dış görünüşünübenimsemesidir.
Bihruz Bey:
- Fransızca kelimeleri gösteriş amacıyla kullanır.
- Batılı giyim tarzına büyük önem verir.
- Arabayı sosyal statü göstergesine dönüştürür.
- Aşk anlayışını romantik edebiyatın yüzeysel kalıpları üzerinden kurar.
- Gerçeklik ile hayal arasındaki sınırı sık sık kaybeder.
- Ekonomik imkânlarını gösteriş uğruna tüketir.
Bu özellikler Bihruz Bey’i sıradan bir “züppe” karakterinden daha önemli hâle getirir. Çünkü karakter, Osmanlı toplumunun modernleşme sürecindeki kimlik krizini temsil eder.
Aydın’ın çalışması da Bihruz Bey’in eğitim ortamı ile kişilik özellikleri arasında doğrudan ilişki kurar. Çalışmaya göre yanlış eğitim ve niteliksiz sosyal çevre, karakterin araba ve Fransızca hayranlığını aşırı bir düzeye taşır. (DergiPark)
8. Araba Neden Romanın Merkezindeki Semboldür?
Romanın adı bile Batılılaşma tartışmasının merkezini gösterir: Araba Sevdası.
Buradaki araba basit bir eşya değildir. Araba, Bihruz Bey açısından modernliğin ve toplumsal prestijin sembolüdür.
Bihruz Bey arabaya sahip olduğunda kendisini diğer insanlardan farklı görür. Böylece tüketim nesnesi, kimlik inşasının aracına dönüşür.
Bu açıdan romanı yalnızca “yanlış Batılılaşma romanı” şeklinde okumak yeterli değildir. Roman aynı zamanda gösterişçi tüketim, sınıfsal özentiler ve modern kent kültürü hakkında da önemli gözlemler içerir.
Nitekim güncel bir akademik çalışma Bihruz Bey’i yalnızca Batı hayranlığının karikatürü olarak değil, sınıfsal arzuların, gösterişçi tüketimin ve modern şehir hayatının şekillendirdiği bir karakter olarak değerlendirir. (DergiPark)
9. Fransızca Kullanımı Neyi Gösterir?
Araba Sevdasında Fransızca kullanımı özel bir önem taşır.
Bihruz Bey Fransızcayı yalnızca iletişim amacıyla kullanmaz. Fransızca kelimeler onun için kültürel statü göstergesidir.
Bu durum romanın dil düzeyinde de bir Batı etkisi oluşturur.
Tanzimat ve Servet-i Fünun edebiyatında Fransızcanın etkisini inceleyen araştırmalar, Recaizade Mahmut Ekrem’in eserlerinde Fransızca kelimelerin yoğun biçimde kullanıldığını ve Araba Sevdası’nın sonunda Fransızca-Türkçe bir sözlük bulunduğunu belirtmektedir. (DergiPark)
Ancak Ekrem burada yalnızca Fransızcayı kullanmaz; Fransızcayı yanlış kullanan bir karakteri de eleştirir.
Bu nedenle dil, romanda hem Batı etkisinin göstergesi hem de Batılılaşma eleştirisinin aracıdır.
10. Bihruz Bey’in Fransızca Tutkusu Neden Eleştirilir?
Bihruz Bey’in Fransızca kullanımı ile gerçek kültürel birikimi arasında ciddi bir mesafe vardır.
O, Fransızca kelimeleri çoğu zaman anlamını tam kavramadan veya bağlamını yanlış kullanarak tercih eder. Böylece dil, iletişim aracı olmaktan çıkar ve gösteriş aracına dönüşür.
Ekrem bu durumu mizahla ortaya koyar.
Burada yazarın temel eleştirisi Fransızcaya yönelmez. Eleştiri, bilgi sahibi olmadan kültürel göstergeleri tüketme davranışına yönelir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü Ekrem aynı dönemde Fransız edebiyatından yoğun biçimde yararlanır. Dolayısıyla Fransız kültürünü bütünüyle reddeden bir sanatçı değildir.
11. Araba Sevdası’nda Realizm Etkisi
Araba Sevdası genellikle Türk edebiyatında romantizmden realizme geçişin önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Romanın realist yönü özellikle gözleme dayalı çevre tasvirlerinde görülür. Ekrem, İstanbul’un belirli semtlerini, kıyafetleri, arabaları, sosyal çevreleri ve gündelik davranışları ayrıntılı biçimde ele alır.
TDV İslâm Ansiklopedisi de romanda realist anlayış doğrultusunda dış mekân ve kıyafet tasvirlerinin önemli yer tuttuğunu belirtir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Bununla birlikte romanı bütünüyle realist kabul etmek bazı sorunlar doğurur.
Çünkü Bihruz Bey’in aşkı, hayalleri ve romantik dünyası güçlü biçimde romantik özellikler taşır. Nitekim 2025 tarihli bir çalışma, romanın biçim ve üslup bakımından realist kabul edildiğini; buna karşılık içerik açısından romantik mi yoksa realist mi olduğu konusunda kesin bir sınıflandırmanın güç olduğunu vurgular. (DergiPark)
12. Romantizm ile Realizm Arasında Bir Roman
Bu nedenle Araba Sevdasını romantizmden realizme geçiş romanı olarak değerlendirmek daha açıklayıcıdır.
Romanın çevre tasvirleri gerçekçidir. Sosyal tipler gözleme dayanır. İstanbul hayatı ayrıntılı biçimde aktarılır.
Buna karşılık Bihruz Bey’in Periveş’e duyduğu aşk, romantik hayaller ve edebî özentiler romantik dünyanın özelliklerini taşır.
Dolayısıyla romanın yapısında iki farklı edebî eğilim bir arada bulunur:
| Romantik özellikler | Realist özellikler |
|---|---|
| Hayal ve gerçek çatışması | Gündelik hayatın gözlemi |
| İdealize edilen aşk | Sosyal çevre tasvirleri |
| Duygusal yoğunluk | Ayrıntılı mekân tasvirleri |
| Romantik edebiyat özentisi | Toplumsal eleştiri |
| Hayal kırıklığı | Gerçeklik duygusu |
Bu ikili yapı, Araba Sevdasını Tanzimat romanının gelişiminde özel bir noktaya yerleştirir.
13. Periveş ve Romantik Aşk Eleştirisi
Bihruz Bey’in Periveş’e duyduğu aşk da Batı etkisiyle bağlantılıdır.
Bihruz Bey gerçek bir aşk deneyiminden çok, romantik edebiyatın oluşturduğu aşk imgesini yaşamak ister. Periveş’i gerçek kişiliğiyle tanımak yerine kendi hayal dünyasında idealize eder.
Bu nedenle Bihruz Bey’in aşkı gerçeklikten kopar.
Ekrem burada yalnızca aşkı anlatmaz. Aynı zamanda okunan edebiyatın gerçek hayat algısını nasıl şekillendirebileceğini de sorgular.
Bihruz Bey, romantik eserlerdeki kahramanların davranışlarını kendi hayatına taşımaya çalışır. Fakat gerçek hayat edebî kurguya uymaz.
Sonuçta hayal ile gerçek arasındaki çatışma kaçınılmaz hâle gelir.
14. Mösyö Pierre Karakteri ve Batı’nın Eleştirisi
Romandaki önemli karakterlerden biri de Mösyö Pierredir.
Bihruz Bey’in Fransızca hocası olan Mösyö Pierre, Batı kültürünün romandaki farklı bir temsilini oluşturur.
Burada Ekrem yalnızca Doğu toplumundaki Batılılaşmayı eleştirmez. Aynı zamanda Osmanlı toplumunda Batılı müşterilerin zaaflarından yararlanan bazı Avrupalı tipleri de gösterir.
TDV’nin değerlendirmesine göre Mösyö Pierre ciddi ve kültürlü bir kişi olmasına rağmen Bihruz Bey’in zaaflarından ekonomik çıkar sağlamak için onu istismar eder. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü roman, “Doğu kötü, Batı iyi” gibi basit bir karşıtlık kurmaz.
Aksine her iki tarafın da sorunlarını gösterir.
15. Araba Sevdası Batı Karşıtı mı?
Hayır.
Bu romanı Batı karşıtı olarak değerlendirmek, Ekrem’in sanat anlayışıyla çelişir.
Ekrem Batı edebiyatından yoğun biçimde yararlanır. Fransız romantizmini tanır, Batılı türleri Türk edebiyatına taşır ve roman tekniğini geliştirir.
Dolayısıyla onun karşı çıktığı şey Batı kültürünün kendisi değildir.
Asıl eleştiri şuna yönelir:
Batı’yı anlamadan Batılı görünmeye çalışmak.
Bihruz Bey tam olarak bu davranışı temsil eder.
Bu nedenle Araba Sevdası, Batı karşıtı bir roman olmaktan çok bilinçsiz Batılılaşma karşıtı bir roman niteliği taşır.
16. Ekrem’in Batı Etkisini Kullanarak Batılılaşmayı Eleştirmesi
Burada romanın en önemli paradoksu ortaya çıkar.
Ekrem:
Batı edebiyatından yararlanır → Batılılaşmanın yüzeysel biçimini eleştirir.
Bu durum ilk bakışta çelişkili görünse de aslında Tanzimat edebiyatının temel problemlerinden birini açıklar.
Tanzimat aydını Batı’yı öğrenmek ister. Ancak aynı zamanda kendi toplumunun Batı karşısındaki durumunu sorgular.
Ekrem de bu sorunu edebiyat aracılığıyla işler.
Dolayısıyla Araba Sevdası, Batı etkisini reddetmez. Tam tersine Batı kaynaklı roman tekniğini kullanarak Batı etkisinin Osmanlı toplumundaki sonuçlarını eleştirel biçimde inceler.
17. Eğitim Sorunu ve Batılılaşma
Romanın önemli meselelerinden biri de eğitimdir.
Bihruz Bey’in Batılılaşması sistemli bir eğitim sürecine dayanmaz. O, Batı kültürünün düşünsel altyapısını öğrenmek yerine yüzeysel unsurlarını edinir.
Bu nedenle romanın Batılılaşma eleştirisi aynı zamanda eğitim eleştirisidir.
Aydın’ın araştırması, Bihruz Bey’in kişiliği ile aldığı eğitim arasında doğrudan bağlantı kurar. Araştırmaya göre karakterin yanlış yetişme ortamı, yüzeysel kültürel ilgileri ve sosyal çevresi onun kişilik yapısını şekillendirir. (DergiPark)
Bu açıdan Ekrem’in sorusu yalnızca “Batılılaşmalı mıyız?” değildir.
Daha önemli soru şudur:
Nasıl bir eğitim ve kültür anlayışıyla Batılılaşmalıyız?
18. Araba Sevdası’nda Tüketim Kültürü
Romanın günümüzde de ilgi çekmesinin nedenlerinden biri, tüketim ile kimlik arasındaki ilişkiyi göstermesidir.
Bihruz Bey için araba bir ihtiyaç olmaktan çıkar. Araba, onun sosyal kimliğinin parçasına dönüşür.
Aynı durum kıyafet, mekân ve dil için de geçerlidir.
Bihruz Bey kendisini sahip olduğu nesneler ve kullandığı kelimeler üzerinden tanımlar.
Bu açıdan roman, 19. yüzyıl İstanbul’unda ortaya çıkan gösterişçi tüketim kültürünün erken edebî örneklerinden biri olarak okunabilir.
2025 tarihli çalışma da Bihruz Bey’i sınıfsal arzular ve gösterişçi tüketim alışkanlıkları bağlamında değerlendirir. (DergiPark)
19. İstanbul’un Modernleşen Mekânları
Batı etkisi romanda yalnızca karakterlerin düşüncelerinde ortaya çıkmaz. İstanbul’un mekânsal dönüşümü de önemlidir.
Beykoz, Çamlıca ve diğer mesire alanları, arabalar, kıyafetler ve sosyal karşılaşmalar modernleşen şehir hayatının göstergelerine dönüşür.
Bu mekânlar, farklı toplumsal grupların karşılaşmasını sağlar.
Dolayısıyla Ekrem’in İstanbul’u yalnızca olayların geçtiği bir fon değildir. Şehir, romanın toplumsal anlamını taşıyan önemli unsurlardan biridir.
Güncel araştırmalar da Araba Sevdasını 19. yüzyıl İstanbul’unun gündelik hayatını ve Fransa etkisiyle değişen sosyokültürel yapısını inceleyen bir metin olarak ele almaktadır. (DergiPark)
20. Araba Sevdası’nın İlk Resimli Roman Olmasının Batı Etkisiyle İlişkisi
Romanın Batı etkisi yalnızca metin içinde bulunmaz. Eserin yayın biçimi de dikkat çekicidir.
Araba Sevdası, Servet-i Fünûn’da tefrika edildikten sonra kitap hâline getirildi. Roman, on iki resimle yayımlandı ve resimlerin büyük kısmını ressam Halil Paşa hazırladı. Araştırmalar eseri Türk edebiyatının ilk resimli roman örneklerinden biri olarak değerlendirir. (DergiPark)
Bu özellik, dönemin yeni okuma kültürü açısından önemlidir.
Roman artık yalnızca yazılı bir metin değildir. Görsel malzeme de anlatının parçası hâline gelir.
Dolayısıyla Araba Sevdası, Batı kaynaklı roman türünün Osmanlı kültür ortamında nasıl yeniden biçimlendiğini gösteren önemli bir örnektir.
21. Araba Sevdası’nda Batı Etkisinin Dört Temel Boyutu
Romanın Batı etkisini dört ana başlık altında toplamak mümkündür.
1. Edebî etki
Ekrem, Batı romanının teknik imkânlarından yararlanır.
2. Dilsel etki
Fransızca kelimeler ve Fransız kültürüne ait ifadeler metnin önemli bir parçasını oluşturur.
3. Toplumsal etki
Bihruz Bey üzerinden Batılılaşan Osmanlı toplumunun yeni tüketim ve davranış biçimleri incelenir.
4. Psikolojik etki
Romantik edebiyatın oluşturduğu hayal dünyası ile gerçek hayat arasındaki çatışma Bihruz Bey üzerinden gösterilir.
Bu dört düzlem bir araya geldiğinde Araba Sevdası yalnızca “Batılılaşma romanı” olmaktan çıkar. Aynı zamanda edebiyat, kültür, tüketim, eğitim ve kimlik ilişkilerini inceleyen modernleşme romanına dönüşür.
22. Recaizade Mahmut Ekrem’in Batı Etkisi Neden Önemlidir?
Ekrem’in önemi, Batı edebiyatını Türk edebiyatına aktarmasından çok daha geniştir.
O, Batı edebiyatıyla kurduğu ilişkiyi Türk edebiyatının kendi problemlerini tartışmak için kullanır.
Bu nedenle Ekrem’in edebî modernleşmedeki rolünü üç aşamada değerlendirmek mümkündür:
Birinci aşama: Fransız edebiyatını tanıması.
İkinci aşama: Batılı estetik anlayışını Türk edebiyatına taşıması.
Üçüncü aşama: Batılılaşmanın Osmanlı toplumundaki sonuçlarını edebî bir problem hâline getirmesi.
Araba Sevdası özellikle üçüncü aşamanın ürünüdür.
Kaynakça
- Aydın, Elif. (2023). “Yanlış Batılılaşmanın Sembolü Araba Sevdası’nda Kişilik-Eğitim İlişkisi.” RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 33, 568-589. (DergiPark)
- El, Erden. (2024). “Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası İsimli Romanı ile F. Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby İsimli Romanının Özenti ve Hayal Kırıklığı Kavramları Açısından İncelenmesi.” RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 38, 483-499. (DergiPark)
- Kılıç, Ahmet Fikret & Gürbüz, Handan. (2019). “Recaizade Mahmut Ekrem’in Edebiyata Dair Bazı Dikkatleri ve Eleştirileri.” Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12(2). (DergiPark)
- Kerman, Zeynep. “Araba Sevdası.” TDV İslâm Ansiklopedisi. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
- Sazyek, Esra. (2025). “Araba Sevdası’nda 19. Yüzyıl İstanbul’unun Gündelik Yaşamına Dair İzlenimci Göstergeler.” Türkbilig, 50. (DergiPark)
- Tekinalp, Ayşe Pelin. (2011). “Araba Sevdası: Recaizade Mahmut Ekrem ve Halil Paşa Buluşması.” Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 15. (DergiPark)
- “Tanzimat ve Servet-i Fünun Edebiyatında Fransızcanın Etkisi.” Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. (DergiPark)