
Yaşamın sağlıklı olarak devam edebilmesinde, beslenme ritüeli içerisinde yer alan yeme davranışı kişiye bir mutluluk kaynağı olmasının yanı sıra beslenmedeki yeterli ve dengeli beslenme ve yeme bozuklukları gibi sağlık problemlerine de yol açabilmektedir. (Baysal, 2017). Kişilerin sahip olduğu yeme alışkanlıkları ve kilo yönetimleri aslında kişilerin psikolojisi ile doğrudan bağlantılı olabilmektedir. Bu durum fazla kilolu, obez olan ve ideal vücut ağırlığına sahip olan kişiler dahil olmak üzere görülmektedir. (Özkan & Bilici, 2018)
Duygusal açlık, çeşitli duygu durumlarına karşı oluşan bir tepki olarak ani olarak ortaya çıkıp, hissedilen açlık durumu olarak tanımlanmaktadır. Kişilerin öğün zamanının gelmesiyle ya da açlık hissi yaşamasıyla (fiziksel olarak açlık hissetme) değil, sadece duygu durumları nedeni ile ortaya çıkan bir yeme davranışı olup, fiziksel açlıkta yaşanan belirtileri göstermemektedir. (Van, 2015).
Spesifik olarak, gıda bağımlılığı olan bireyler sıklıkla enerji yoğun ve şeker, yağ ve tuz oranı yüksek işlenmiş gıdaları tüketmektedir. Bu konu üzerinde yapılan çalışmalarda, bu kadar lezzetli yiyeceklerin içerdiği tuz, şekerler ve yağların, beyindeki dopamin ödül sistemlerini aktive ederek bağımlılık potansiyeline sahip olabileceğini düşündürmektedir.
Duygusal iştah, bireyin bedensel açlık ya da enerji gereksinimi gibi fizyolojik ihtiyaçlar söz konusu olmaksızın, yaşadığı çeşitli duygu durumlarının etkisiyle yemek yeme isteği duyması ve bu isteğin yeme davranışını harekete geçirmesi şeklinde tanımlanmaktadır. (Köseoğlu ve Smail, 2023). Bu bağlamda yeme davranışı, organizmanın biyolojik gereksinimlerinden çok, duygusal yaşantılara verilen bir tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Duygusal iştahı tetikleyen duygular yalnızca üzüntü, kaygı ve öfke gibi olumsuz duygularla sınırlı olmayıp; sevinç, mutluluk, heyecan ve coşku gibi olumlu duygu durumlar da bu sürecin başlamasında etkili olabilmektedir. (Altıntaş ve Özgen, 2017).
Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, duygusal iştahla ilişkili yeme davranışının temel işlevlerinden biri, bireyin yaşadığı duygusal yoğunluğu düzenlemek ve dengelemektir. Bu süreçte yemek yeme, kişinin içsel gerilimini azaltmasına, hoş olmayan duyguları bastırmasına ya da olumlu duyguları sürdürmesine hizmet eden bir araç haline gelmektedir. Dolayısıyla yeme davranışı, yalnızca beslenme ihtiyacını karşılayan bir eylem olmaktan çıkarak, duygusal iniş ve çıkışlar karşısında kullanılan bir duygu düzenleme ve baş etme stratejisi niteliği kazanmaktadır. Bu yönüyle duygusal iştah, bireyin duygusal deneyimleriyle yakından ilişkili, öğrenilmiş ve işlevsel olduğu kadar uzun vadede sorunlu sonuçlara da yol açabilen çok boyutlu bir psikolojik kavram olarak ele alınmaktadır. (Macht, 2008; Van Strien vd., 1986 Akt. Ateş,2026).
Duygusal iştah kavramı, yeme davranışının yalnızca fizyolojik gereksinimler doğrultusunda şekillenmediğini, aynı zamanda psikolojik, çevresel ve sosyal etmenlerden de güçlü biçimde etkilendiğini ortaya koyması açısından önemli bir çerçeve sunmaktadır. Modern yaşamın beraberinde getirdiği teknolojik ve ekonomik dönüşümler, bireylerin günlük yaşam ritmini önemli ölçüde değiştirmiş; bu yeni yaşam düzeni içerisinde kronik stres, yoğun zaman baskısı, sosyal ilişkilerde azalma, yalnızlık ve sürekli uyarana maruz kalma gibi durumlar giderek daha yaygın hâle gelmiştir. Söz konusu faktörler, bireylerin duygu düzenleme süreçlerini zorlaştırarak yeme davranışını duygusal bir başa çıkma yolu olarak kullanma eğilimini artırmakta ve duygusal iştahın güçlenmesine zemin hazırlamaktadır .(Ganley, 1989).
Duygusal iştahla ilişkili yeme davranışları çoğunlukla besleyici değeri düşük ancak enerjisi yoğun, şeker ve yağ içeriği yüksek gıdalara yönelim şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu tür besinlerin tüketimi, kısa vadede haz ve geçici bir rahatlama hissi sağlasa da duygusal gereksinimleri kalıcı biçimde karşılamaktan uzaktır. (Büyükuslu, 2019). Bu yeme örüntüsünün zaman içerisinde tekrarlanması, kilo artışı, metabolik bozukluklar ve çeşitli kronik sağlık sorunlarının gelişme riskini artırmaktadır. Dolayısıyla duygusal iştah, başlangıçta birey için işlevsel bir rahatlama aracı gibi görünse de, uzun vadede hem fiziksel sağlık hem de psikolojik iyilik hâli üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilen bir süreç olarak değerlendirilmektedir. (Geliebter ve Aversa, 2002; Konttinen vd., 2010 ,Akt. Ateş,2026).
Duygusal iştah kavramının ayırt edici ve klinik açıdan dikkat çeken yönlerinden biri, çeşitli yeme bozukluklarıyla kurduğu güçlü ilişkidir. Yapılan araştırmalar, duygusal iştahın özellikle bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve gece yemek yeme bozukluğu gibi yeme bozukluklarının ortaya çıkmasında ya da sürdürülmesinde tetikleyici bir işlev üstlenebildiğini göstermektedir. Bu klinik tablolarda bireylerin yoğun duygusal yaşantılar karşısında yeme davranışını kontrol etmekte zorlandıkları ve duygusal yükü azaltma amacıyla yemeğe yöneldikleri dikkat çekmektedir. Dolayısıyla duygusal iştah, yalnızca günlük yeme alışkanlıklarını etkileyen bir eğilim değil, aynı zamanda psikopatoloji ile ilişkili bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. (Meule vd., 2019, Akt. Ateş,2026)
Psikolojik bakış açısından değerlendirildiğinde, duygusal iştah çoğu zaman olumsuz duygusal deneyimlerle başa çıkmak amacıyla geliştirilen bir strateji olarak tanımlanmaktadır. Kaygı, stres, üzüntü ya da içsel gerilim gibi zorlayıcı duygular karşısında birey, bu duyguları bastırmak ya da geçici olarak hafifletmek için yeme davranışına yönelebilmektedir. Bu süreçte yeme davranışı kısa vadede rahatlatıcı bir etki yaratsa da, uzun vadede duygusal sorunları çözmemekte ve işlevsel olmayan bir baş etme biçimine dönüşebilmektedir.
Dürtüsellik, bireyin davranışlarını yeterli biçimde planlamadan, olası sonuçları göz önünde bulundurmaksızın ve çoğunlukla anlık haz ya da hedeflere yönelerek hareket etme eğilimi olarak tanımlanmaktadır. (Patton vd., 1995). Dürtüsellik düzeyinin yüksek olması, bireyin çevresel ya da içsel olumsuz uyaranlara karşı kendini kontrol etme kapasitesini zayıflatmakta ve ani tepkiler verme olasılığını artırmaktadır. Bu özellik, özellikle duygusal açıdan zorlayıcı durumlarda bireyin düzenleyici stratejiler geliştirmesini güçleştirmektedir. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, dürtüsel bireylerin stres, kaygı ve gerginlik gibi yoğun duygusal durumlar karşısında kısa sürede rahatlama sağlama arayışına girdikleri görülmektedir. Bu bağlamda yeme davranışı, hızlı ve kolay ulaşılabilir bir rahatlama aracı olarak ön plana çıkmaktadır. Dürtüsellik düzeyi yüksek bireyler, açlık hissi yaşamaksızın, yalnızca anlık duygusal sıkıntıyı azaltmak amacıyla yeme davranışına yönelme eğilimi gösterebilmektedir.
Kişilik boyutları içerisinde öne çıkan unsurlardan biri olan duygusal denge, bireylerin stresli ve zorlayıcı yaşam olaylarına verdikleri duygusal tepkilerin yoğunluğu ve sürekliliği ile yakından ilişkilidir. Duygusal denge düzeyi düşük olan bireyler, çevresel talepleri ve stres kaynaklarını daha tehdit edici algılama eğiliminde olup, bu durum karşısında daha yoğun ve dalgalı duygusal tepkiler gösterebilmektedirler. Özellikle stres, kaygı ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygu durumları sırasında bu bireylerin duygusal tepkilerini düzenlemekte zorlandıkları görülmektedir. (Konttinen, 2020). Bu bağlamda, duygusal dengesi düşük olan kişiler, yaşadıkları olumsuz duygularla baş edebilmek ve içsel gerilimi azaltmak amacıyla yeme davranışına yönelmeye daha yatkın olabilmektedirler. Duygu durumundaki ani değişimler ve duygusal iniş çıkışlara karşı artan hassasiyet, yeme davranışının bir dengeleme ve rahatlama aracı olarak kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Benzer şekilde, sık duygusal dalgalanma yaşayan bireyler, bu dengesizliği telafi etme çabasıyla yeme davranışını bir başa çıkma stratejisi hâline getirebilmektedirler. (Ateş,2026)
Özdenetim, bireyin duygusal tepkilerini, dürtülerini ve davranışlarını bilinçli bir biçimde düzenleyebilme kapasitesini ifade eden temel bir kişilik özelliği olarak, duygusal iştahın ortaya çıkışı ve sürdürülmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Özdenetim düzeyi yüksek olan bireyler, anlık hazlara yönelmek yerine uzun vadeli hedeflerini gözetebilmekte; bu doğrultuda kısa süreli rahatlama sağlayan ancak uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilecek davranışlardan kaçınabilmektedirler. Bu bireyler için yeme davranışı, duygusal bir tepki olmaktan ziyade planlı ve kontrollü bir süreç olarak şekillenmektedir (Leahy, 2006). Buna karşılık özdenetim kapasitesi düşük olan bireylerde, stres, kaygı ve diğer olumsuz duygu durumları karşısında dürtüsel tepkiler verme olasılığı artmakta ve yeme davranışı sıklıkla bir başa çıkma ve rahatlama aracı olarak kullanılmaktadır. Bu durum, yeme davranışının bilinçli kontrolünü zorlaştırmakta ve duygusal iştahın gelişimini destekleyen bir zemin oluşturmaktadır.
Depresyon; anhedoni, düşük benlik saygısı, enerji kaybı ve umutsuzluk gibi belirtilerle karakterize edilmekte olup, bu belirtileri deneyimleyen bireyler genellikle işlevsel olmayan başa çıkma stratejilerine yönelme eğilimi göstermektedir. (Spoor vd., 2007; Macht, 2008). Bu noktada yeme davranışı, özellikle şeker ve yağ içeriği yüksek besinler aracılığıyla kısa süreli haz ve rahatlama sağlayan bir araç haline gelebilmektedir. Ancak bu geçici rahatlama, depresif duygudurumu kalıcı olarak azaltmadığı gibi, bireyin kendine yönelik olumsuz değerlendirmelerini ve suçluluk hislerini daha da artırabilmektedir.
Anksiyete bozuklukları, bireylerin günlük işlevselliğini, duygu düzenleme kapasitelerini ve başa çıkma becerilerini belirgin biçimde zorlayan yaygın psikopatolojik durumlar arasında yer almaktadır. Özellikle yaygın anksiyete bozukluğu olan bireylerde, sürekli kaygı hali, belirsizlik algısı ve yoğun stres deneyimleri, duygusal yeme davranışının ortaya çıkmasında önemli bir tetikleyici rol oynayabilmektedir. Bu bireyler, artan içsel gerginlik ve huzursuzlukla baş edebilmek amacıyla, fizyolojik açlık hissetmedikleri hâlde yeme davranışına yönelebilmekte ve bu davranışı kısa süreli bir rahatlama aracı olarak kullanabilmektedirler. Nitekim yapılan araştırmalar, özellikle yaygın anksiyete bozukluğu tanısı bulunan kadınlarda, etkili başa çıkma stratejileri zayıfladıkça duygusal yemenin daha sık görüldüğünü ve zaman içerisinde bu davranışın alışkanlık haline gelerek pekişebildiğini göstermektedir. (Fonseca vd., 2022, Akt. Ateş,2026).
Olumsuz duygulara karşı düşük tolerans düzeyine sahip bireylerde, yoğun duygusal uyarılma durumlarının işlevsel olmayan yeme davranışlarıyla yönetilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu bağlamda yeme, bireyin duygusal sıkıntısını azaltmak, içsel gerilimi bastırmak ya da kontrol hissini yeniden kazanmak amacıyla kullanılan bir başa çıkma stratejisine dönüşebilmektedir. Özellikle duygu düzenleme becerilerinde yetersizlik yaşayan bireylerin, tıkınırcasına yeme atakları yoluyla duygusal durumlara tepki verdikleri ifade edilmektedir. Duygularını tanımlamakta, ayırt etmekte, kabul etmekte ve uygun biçimde ifade etmekte zorlanan bireylerin, bu eksikliği telafi etmek amacıyla yeme davranışına daha sık başvurdukları ve duygusal yeme eğilimini daha yoğun biçimde sergiledikleri vurgulanmaktadır.
Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde bakım verenlerle kurulan ilişkiler, yaşanan ihmal, reddedilme ya da aşırı kontrol gibi deneyimler sonucunda gelişen bu uyumsuz şemalar, bireyin stresli ya da duygusal açıdan zorlayıcı durumlara karşı hassasiyetini artırmaktadır. Bu bağlamda, olumsuz duygularla baş etmede etkili bilişsel ve duygusal düzenleme stratejileri geliştiremeyen bireyler, yeme davranışını bir telafi ya da rahatlama aracı olarak kullanabilmektedir. Dolayısıyla duygusal yeme davranışı, yalnızca anlık bir dürtüsel tepki değil; kökeni erken yaşam deneyimlerine dayanan bilişsel şemaların tetiklediği, öğrenilmiş ve süreklilik kazanabilen bir başa çıkma biçimi olarak değerlendirilmektedir. Bu yönüyle bilişsel şemalar, duygusal iştahın altında yatan psikolojik süreçlerin anlaşılmasında önemli bir kuramsal çerçeve sunmaktadır. (Tan ve Chow, 2014, Akt. Ateş,2026).
Not:Bazı hastalıklar ve aldığınız ilaçlar da iştahınızın kabarmasına yol açabilir.
Duygusal İştah Anketi (DİA) Katılımcıların duygusal durumlarının iştah üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla, Nolan vd. (2010) tarafından geliştirilen Duygusal İştah Anketi (DİA) kullanılmıştır. Ölçek, Türkiye örneklemine Demirel vd. (2014) tarafından uyarlanmış ve geçerlik-güvenirlik analizleri yapılmıştır. Toplam 22 maddeden oluşan ölçek, iki alt boyuttan meydana gelmektedir: (i) Olumlu/olumsuz duygular altında yeme davranışı (14 madde) (ii) Olumlu/olumsuz durumlar altında yeme davranışı (8 madde). Ölçek, katılımcıların her bir ifadeye ilişkin iştah düzeylerini değerlendirmelerine olanak tanımakta olup, puanlama 1–9 aralığında gerçekleştirilmektedir. Buna göre 1–4 arası “daha az”, 5 “aynı” ve 6–9 arası “daha fazla” iştah düzeyini ifade etmektedir. Yapılan güvenirlik analizlerinde, ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0,730 olarak bulunmuş; madde-toplam korelasyonlarının 0,195 ile 0,883 arasında değiştiği ve maddeler arası korelasyon katsayılarının 0,141 ile 0,725 arasında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca test-tekrar test yöntemiyle elde edilen sonuçlar, ölçeğin yüksek düzeyde güvenilirliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Duygusal İştah Anketi (DİA) DUYGUSAL İŞTAH ANKETİ (DİA) Lütfen yemek yeme davranışınızın belirli duygular, durumlar ve şartlar ile nasıl etkilendiğini aşağıdaki tablodan bir numarayı işaretleyerek belirtiniz. Tablo 1 ile 9 arasında değişmektedir, 1 normalden çok daha az yemek yediğinizi, 9 normalden çok daha fazla yemek yediğinizi, 5 ise yemek yemenizde bir değişiklik olmadığını belirtmektedir.
Eğer o soru sizin için uygun değilse lütfen UD’yi, eğer cevabı bilmiyorsanız lütfen CB’u işaretleyiniz.
Aşağıdakiler sizin DUYGULARINIZI ifade ediyor:
Normal ile kıyaslandığında, yemek yemeniz: Daha Az….. Aynı ……Daha Fazla
SİZ: üzgün (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D C B
– sıkılmış (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– güvenli (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– kızgın (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– kaygılı (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– mutlu (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– yılgın (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D C B
– yorgun (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D CB
– karamsar (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D CB
– korkmuş (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– rahat (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D CB
– neşeli (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D CB
– yalnız (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D CB
– hevesli (olduğunuzda) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D C B
– Aşağıdakiler sizin içinde bulunduğunuz ŞARTLARI ifade ediyor: Normal ile kıyaslandığında, yemek yemeniz:
Daha Az
Aynı
Daha Fazla
SİZ: Baskı altında iken 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB-
Hararetli bir tartışmadan sonra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– Size yakın olan biri felakete uğradıktan sonra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– Aşık olduğunuzda 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– Bir ilişkiyi bitirdikten sonra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– Keyif veren bir hobi ile meşgul olduktan sırada 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– Para veya bir eşyanızı kaybettikten sonra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 UD CB
– İyi haberler aldıktan sonra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 U D C B-
Kaynakça
Altıntaş M. ve Özgen U. (2017). Kişilik yapısının yeme biçimleri üzerindeki etkisi. International Journal of Social Sciences and Education Research. 3(5), 1797- 1810.
Ateş, öznur (2026)duygusal iştah ile çevrimiçi alışverişte sepeti terk etme davranışı arasındaki ilişkide dürtüselliğin aracı rolü yüksek lisans tezi t.c. istanbul beykent üniversitesi lisansüstü eğitim enstitüsü psikoloji anabilim dalı klinik psikoloji bilim dalı stanbul,
Baysal A. Beslenme. Hatiboğlu Yayınevi, 17.Baskı, Ankara, 2017.
Büyükuslu, N. (2019). İştah-doygunluk metabolizmasını etkileyen faktörler. Klinik Tıp Dergisi, 22-28
Özkan, N. ve Bilici, S. (2018, 10 Haziran). Yeme Davranışında Yeni Yaklaşımlar: Sezgisel Yeme ve Yeme Farkındalığı.
Ateş, öznur (2026)Duygusal İştah ile Çevrimiçi Alışverişte Sepeti Terk Etme Davranışı Arasındaki İlişkide Dürtüselliğin Aracı Rolü .Yüksek lisans tezi. TC. İstanbul Beykent Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Klinik Psikoloji Bilim Dalı.İstanbul,
Van Strien, T. (2015). Nederlandse Vragenlijst voor eetgedrag (NVE). Handleiding. [Dutch Eating Behaviour Questionnaire. Manual] Amsterdam: Hogrefe. Van Strien, T. (2018). Causes of emotional eating and matched treatment of obesity. Current diabetes reports, 18(6), 1-8.