
José Saramago’nun 2004 yılında yayımladığı Görmek (Ensaio sobre a Lucidez) romanı, demokrasinin temel kavramlarını alışılmışın dışında bir siyasal deney üzerinden tartışır. Roman, Körlük’teki aynı isimsiz başkente döner ve seçim günü ortaya çıkan olağanüstü bir sonuçla başlar. Seçmenlerin büyük çoğunluğu herhangi bir partiye oy vermek yerine boş oy kullanır. İlk seçimde boş oyların oranı yüzde 70’in üzerine çıkar; seçim tekrarlandığında oran yüzde 83’e ulaşır. (periodicos.uff.br)
Saramago bu olay üzerinden basit bir siyasal protesto hikâyesi anlatmaz. Asıl mesele, seçmenin demokratik sisteme katıldığı hâlde mevcut seçeneklerin hiçbirini onaylamamasıdır. Dolayısıyla roman şu temel soruyu gündeme getirir: Bir yurttaş, kendisine sunulan siyasal seçeneklerin hiçbirini kabul etmediğinde yine de demokratik iradesini ortaya koyabilir mi?
Boş Oy Neyi İfade Eder?
Demokratik seçimler genellikle seçmenin mevcut adaylar veya partiler arasından bir tercih yapmasını gerektirir. Ancak Görmek bu varsayımı tersine çevirir. Yurttaşlar sandığa gider ve oy pusulasını boş bırakır.
Burada önemli bir ayrım ortaya çıkar. Boş oy kullanmak, sandığa gitmemekten farklıdır. Sandığa gitmeyen seçmen siyasal katılımın dışında kalabilir. Buna karşılık boş oy kullanan seçmen seçim sürecine katılır, fakat mevcut siyasal seçeneklerden hiçbirine onay vermez. Saramago tam da bu ayrım üzerinden demokratik temsil mekanizmasının sınırlarını sorgular.
Nitekim Saramago Vakfı da romandaki boş oyları, demokrasinin temel sembolü olan sandık üzerinden hükümet sistemine yönelik radikal bir sorgulama olarak değerlendirir. (Fundação José Saramago)
Demokrasiye Karşı Bir İsyan mı?
Romanın iktidar temsilcileri boş oyları demokratik düzen için bir tehdit olarak görür. Hükümet, seçmenlerin davranışının arkasında örgütlü bir komplo bulunduğunu düşünür ve giderek daha sert önlemlere yönelir. Böylece romanın önemli paradokslarından biri ortaya çıkar.
Devlet, demokratik seçim sonucunu kabul etmek yerine seçmenin iradesini suç olarak yorumlamaya başlar.
Bu noktada Saramago’nun eleştirisi yalnızca seçmene yönelmez. Yönetimin demokrasi anlayışı da sorgulanır. Çünkü iktidar, yurttaşın yalnızca kendisine sunulan seçeneklerden birini seçmesini ister. Yurttaş ise bu seçeneklerin tamamını reddettiğinde sistem bunu demokratik bir tercih olarak görmekte zorlanır.
Lígia Bernardino’nun çalışması da romanın bu yönüne dikkat çeker. Ona göre Görmek, boş oy aracılığıyla çağdaş demokrasinin meşruiyetini ve temsil biçimini sorgular. (periodicos.uff.br)
Boş Oy ve Temsil Krizi
Saramago’nun romanında asıl kriz seçim sonuçlarından çok temsil krizidir.
Temsili demokraside yurttaş, siyasal iktidarı doğrudan kullanmak yerine temsilcilerini seçer. Ancak temsilciler yurttaşların taleplerinden uzaklaştığında seçim mekanizması biçimsel bir ritüele dönüşebilir.
Görmek tam olarak bu noktayı hedef alır. Yurttaşlar seçim sistemini terk etmez. Aksine sistemi kullanarak sisteme itiraz eder.
Bu nedenle romandaki boş oyları yalnızca “demokrasi karşıtlığı” şeklinde yorumlamak yetersiz kalır. Daha güçlü yorum, bu davranışın temsil mekanizmasının sınırlarını açığa çıkardığı yönündedir.
Saramago’nun Demokrasi Paradoksu
Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, hükümetin yurttaşların davranışını anlamaya çalışmak yerine onları suçlamaya başlamasıdır. Gazeteciler, bürokratlar, polis ve hükümet yetkilileri boş oyların arkasında bir örgüt veya lider arar.
Fakat romandaki kitlesel eylemin belirli bir lideri yoktur. Nitekim siyaset bilimci Ivan Krastev de Saramago’nun kurgusundaki boş oy hareketinin örgütlü bir komploya dayanmadığını ve hükümetin karşısında müzakere edebileceği belirli bir lider bulunmadığını vurgular. (Journal of Democracy)
Bu ayrıntı büyük önem taşır. Çünkü modern siyasal iktidar çoğu zaman toplumsal muhalefeti temsilciler, örgütler veya liderler üzerinden tanımlamaya alışır. Saramago ise örgütsüz ve lidersiz bir kolektif iradenin iktidarı nasıl zor durumda bırakabileceğini gösterir.
Boş Oy Bir “Hayır” Mıdır?
Romanı yalnızca “hükümete hayır” şeklinde okumak da yeterli değildir.
Çünkü seçmenler belirli bir hükümete alternatif başka bir parti seçmez. Bunun yerine bütün seçenekleri reddederler. Dolayısıyla ortaya çıkan tavır, hükümete yönelik klasik bir güvensizlik oyundan daha geniş bir anlam taşır.
Slavoj Žižek’in Görmek üzerine yorumunda öne çıkan düşünce de burada önem kazanır: boş oy, yalnızca mevcut siyasal aktörlerden birini reddetmez; karar verme çerçevesinin kendisini sorgular. Bernardino’nun akademik incelemesi de bu yoruma yer verir. (ResearchGate)
Böylece Saramago’nun sorusu şu biçime dönüşür:
Demokrasi yalnızca mevcut seçeneklerden birini seçmek midir, yoksa mevcut seçeneklerin tamamını reddetme hakkını da içerir mi?
Demokrasi ve “Görmek” Metaforu
Romanın adı da bu tartışmayı derinleştirir. Körlük romanında fiziksel görme yetisini kaybeden toplum, insanlığın ahlaki ve siyasal körlüğünü ortaya çıkarır. Görmek ise bunun tersine, insanların siyasal gerçekliği fark etmeye başlaması üzerine kuruludur.
Bu nedenle “görmek”, yalnızca gözle algılamak anlamına gelmez. Siyasal gerçekliği fark etmek, temsil mekanizmasını sorgulamak ve iktidarın söylemlerinin arkasındaki yapıyı kavramak anlamlarını da taşır.
Romanın ironisi burada yoğunlaşır: İnsanlar görmeye başladıkça iktidar onları yeniden “kör” hâle getirmek ister.
Devletin Tepkisi Neden Önemlidir?
Saramago’nun asıl eleştirisi belki de boş oyların kendisinden çok, iktidarın boş oylara verdiği tepkide ortaya çıkar.
Demokratik sistem, seçim sonucunu kabul etme kapasitesiyle sınanır. Eğer iktidar yalnızca kendi lehine çıkan sonuçları meşru kabul ederse, seçim mekanizması demokratik niteliğini kaybetmeye başlar.
Bu nedenle romanda ortaya çıkan paradoks oldukça güçlüdür:
Yurttaşlar demokratik hakkını kullanır; ancak iktidar yurttaşların tercihinden hoşlanmadığı için demokrasiyi askıya almaya yönelir.
Bernardino’nun araştırması da romandaki bu gerilimi “demokrasinin eşiği” ve olağanüstü hâl siyaseti üzerinden inceler. (periodicos.uff.br)
Demokrasiye Karşı Değil, Demokrasinin Sınırlarına Karşı
Görmek romanındaki boş oyları doğrudan demokrasi karşıtlığı olarak değerlendirmek, Saramago’nun politik eleştirisini daraltır. Romanın daha güçlü yorumu, boş oyun demokratik temsil sistemine yöneltilmiş radikal bir sorgulamaolduğudur.
Yurttaşlar sandığı terk etmez. Sandığa gider ve mevcut siyasal seçeneklerin hiçbirini onaylamaz. Böylece seçim mekanizmasını reddetmek yerine onun sınırlarını görünür hâle getirir.
Dolayısıyla Saramago’nun romanı şu paradoksu ortaya koyar:
Bir demokrasi, yurttaşların yalnızca “evet” veya “seçeneklerden biri” demesine izin veriyorsa, yurttaşların kolektif bir “hayır” deme hakkını nasıl tanımlamalıdır?
Bu açıdan Görmek, demokrasiye karşı bir manifesto olmaktan çok, demokrasinin gerçekten ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye çağıran politik bir roman niteliği taşır. Romanın boş oyları, temsil krizini görünür kılar; iktidarın tepkisi ise demokratik kurumların kendi sınırlarını ortaya çıkarır.
Saramago’nun asıl sorusu bu nedenle “İnsanlar neden oy vermedi?” değildir. Daha derin soru şudur:
İnsanlar oy verdiği hâlde hiçbir adayı seçmiyorsa, demokrasi bu iradeyi nasıl okuyacaktır?
Kaynakça
- Bernardino, Lígia. (2018). “The Threshold of Democracy in José Saramago’s Seeing.” Gragoatá, 23(45), 317–333. (periodicos.uff.br)
- Bird, Michael. (2006). “The Plague of Blank Ballots.” The Guardian. (The Guardian)
- Krastev, Ivan. (2014). “The Blank Ballot.” Journal of Democracy, 25(4). (Journal of Democracy)
- Saramago, José. (2004). Ensaio sobre a Lucidez. Lisboa: Editorial Caminho.
- Saramago Foundation. “Essay on Lucidity.” (Fundação José Saramago)
- Silva, Gabriela Carvalho & Amorim, Jacylene Freire. “A lúcida democracia de Saramago.” Anais do CIDIL. (periodicos.rdl.org.br)
- Žižek, Slavoj. (2009). In Defense of Lost Causes. Verso.