Etiket: Albert Camus

Meursault’nün Yıldızlı Gökyüzü: Camus’nün Evrene Karşı Kabullenme Anlayışının İfadesi

Meursault’nün Son Anındaki Tutumu Meursault’nün Yabancı romanının sonunda idamını beklerken yıldızlı gökyüzüne bakışı, onun karakter gelişiminde bir kırılma anını temsil eder. Roman boyunca duygusal olarak mesafeli ve toplumsal normlara kayıtsız bir tavır sergileyen Meursault, bu sahnede evrenle doğrudan bir ilişki kurar. Bu bakış, onun içsel bir dönüşüm geçirdiğini gösterir; ancak

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kuyucaklı Yusuf’un Adalet Çabası: Camus Absürdüyle Uyum Noktaları

Romanın Temel Çerçevesi Sabahattin Ali’nin 1937 tarihli romanı, Anadolu taşrasındaki toplumsal dinamikleri bireysel trajediler üzerinden inceler. Hikaye, öksüz bir çocuğun evlat edinilmesinden başlayarak, kasaba eşrafının egemen olduğu bir ortamda bireysel çabaların nasıl engellendiğini gösterir. Ana karakter, erken yaşta ailesini kaybeden bir birey olarak, evlat edinen ailenin iç çatışmalarına tanık olur

OKUMAK İÇİN TIKLA

Galip’in İstanbul’u: Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ında Toplumsal Katmanlar ve Sınıf Dönüşümleri

İstanbul’un Toplumsal Haritası ve Galip’in Yön Arayışı Galip’in İstanbul’un sokaklarında, apartmanlarında ve yeraltı dünyasında dolaşması, modern Türkiye’nin toplumsal katmanlarını bir kesit gibi ortaya koyar. Şehir, birbiriyle kesişen ancak uyumsuzluk içinde var olan farklı sınıfların, kültürlerin ve ideolojilerin buluşma noktasıdır. Galip’in karşılaştığı karakterler –esnaf, entelektüeller, gecekondu sakinleri, burjuva aileler– Türkiye’nin modernleşme

OKUMAK İÇİN TIKLA

Roman Kahramanlarının Varoluşsal Arayışları: Siddhartha ve Meursault Üzerine Bir İnceleme

Bu metin, Hermann Hesse’nin Siddhartha adlı eserindeki Siddhartha ile Albert Camus’nün Yabancı adlı eserindeki Meursault karakterlerinin varoluşsal arayışlarını, Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluğu ve Camus’nün absürdizmi çerçevesinde karşılaştırmalı olarak inceler. Her iki karakter, bireyin anlam arayışı ve varoluşsal krizlerle yüzleşme biçimleri açısından farklı yaklaşımlar sunar. Siddhartha, içsel bir yolculukla hakikati ararken, Meursault

OKUMAK İÇİN TIKLA

Anlam Arayışı: Logoterapi ve Absürdizm Arasında Bir Karşılaştırma

İnsan Varoluşunda Anlamın Kökenleri İnsan, tarih boyunca varoluşsal bir sorgulama içinde olmuştur. Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımı, bireyin yaşamındaki anlam arayışını merkeze alarak bu sorgulamaya bir yanıt sunar. Logoterapi, bireyin her koşulda anlam bulabileceğini ve bu anlamın, yaşamın zorluklarına karşı bir dayanıklılık kaynağı olduğunu savunur. Frankl’a göre, anlam, bireyin özgür iradesiyle

OKUMAK İÇİN TIKLA

La solidaridad ante el sufrimiento en La peste de Albert Camus: ¿salvación de la humanidad o consuelo temporal?

La novela de Albert Camus, La peste (La Peste, 1947), cuestiona profundamente no sólo la destrucción física de una enfermedad epidémica, sino también la naturaleza absurda de la existencia humana y cómo los individuos buscan significado frente a este absurdo. La novela examina las actitudes de la humanidad hacia el

OKUMAK İÇİN TIKLA

Solidarität angesichts des Leidens in Albert Camus‘ „Die Pest“: Rettung der Menschheit oder vorübergehender Trost?

Albert Camus‘ Roman „Die Pest“ (La Peste, 1947) hinterfragt nicht nur die physische Zerstörung durch eine epidemische Krankheit, sondern auch die Absurdität der menschlichen Existenz und wie der Einzelne angesichts dieser Absurdität nach Sinn sucht. Der Roman untersucht die Einstellung der Menschheit zu Schmerz, Tod und Sinnlosigkeit, insbesondere zur Solidarität,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Solidarity in the Face of Suffering in Albert Camus’s The Plague: Humanity’s Salvation or Temporary Consolation?

Albert Camus’s novel The Plague (La Peste, 1947) deeply questions not only the physical destruction of an epidemic disease, but also the absurd nature of human existence and how individuals seek meaning in the face of this absurdity. Through the plague outbreak in the city of Oran, the novel examines

OKUMAK İÇİN TIKLA

Albert Camus’nün Veba Romanında Acı Karşısında Dayanışma: İnsanlığın Kurtuluşu mu, Geçici Teselli mi?

Albert Camus’nün Veba (La Peste, 1947) romanı, yalnızca bir salgın hastalığın fiziksel yıkımını değil, aynı zamanda insan varoluşunun absürt doğasını ve bu absürtlük karşısında bireylerin nasıl anlam aradığını derinlemesine sorgular. Roman, Oran kentinde ortaya çıkan veba salgını üzerinden, insanlığın acı, ölüm ve anlamsızlık karşısında sergilediği tutumları, özellikle dayanışmayı mercek altına

OKUMAK İÇİN TIKLA

Turgenyev’in Bazarov’u: Bir İsyankâr mı? Camus’nün Meursault’u: Umursamaz Bir Gözlemci mi?

19. yüzyılın sonlarında Avrupa düşüncesinde büyük bir çalkantı yaşanıyordu. Pozitivizm, rasyonalizm ve materyalizm gibi akımlar, geleneksel değerleri sarsarken, bireyin toplum içindeki konumunu da yeniden tanımlıyordu. İvan Turgenyev’in Babalar ve Oğullar romanındaki Bazarov ile Albert Camus’nün Yabancı eserindeki Meursault, bu dönüşümün iki farklı filozofik yansımasını temsil eder. Bazarov, nihilist bir figür olarak toplumsal ve kültürel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Edward Said, Yabancı’nın sıklıkla insanlık durumuna ilişkin bir tür soyut metafor olarak yorumlanmasına rağmen, romanın tarihsel bağlamına, yani Albert Camus’nün büyüdüğü sömürge Cezayiri’yle yakından ilişkili olduğuna dikkat çekiyordu.

Yabancının yolculuğu“Edward Said Yabancı’nın sıklıkla insanlık durumuna ilişkin bir tür soyut metafor olarak yorumlanmasına rağmen, romanın tarihsel bağlamına, yani Albert Camus’nün büyüdüğü sömürge Cezayiri’ne dikkat çekiyordu.” Hiçbir yere sığamaz yabancı, dokuz köyden kovulur… Antik Roma’da pérégrin’ken (Roma İmparatorluğu’nda hacı; Roma tarafından fethedilen eyaletlerde yaşayan, ancak Roma vatandaşlığına ya da Latinlerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yabancı – Albert Camus (Radyo Tiyatrosu)

Albert Camus’nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan “Yabancı”, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir “varlık”ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi “Meursault”, bir simge kahraman

OKUMAK İÇİN TIKLA

Franz Kafka’nın Yapıtında Umut ve Uyumsuz – Albert Camus

Kafka’nın bütün sanatı, okuru yeni baştan okumak zorunda bırakmaktır. Olayların sonuçlanmaları ya da sonuç yoklukları, birtakım açıklamalar esinler, ama bunlar açıkça belirlenmez, geçerlik kazanabilmeleri için, öykünün yeniden, yeni bir açıdan okunması gerekir. Bazı bazı ikili yorum olanağı vardır, bu da iki kez okumanın zorunluğunu gösterir. Yazarın yapmak istediği de budur.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sisyphos tanrılara karşı suç işlemiş kişidir, onlarla boy ölçüşmeye giriştiği için de ölüler ülkesinde korkunç bir cezaya çarpılır.

Sisyphos. İlkçağın efsanelik kişileri arasında zamanımızın yazar ve düşünürlerini en çok ilgilendiren biri de Sisyphos’tur. Prometheus gibi insanları tanrılara karşı tuttugundan, Odysseus gibi insan aklı ve kurnazlığıyla tanrılara bile üstün olduğundan olsa gerek. Sisyphos tanrılara karşı suç işlemiş kişidir, onlarla boy ölçüşmeye giriştiği için de ölüler ülkesinde korkunç bir cezaya

OKUMAK İÇİN TIKLA

Albert Camus: “Tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır”

“.. Vebadan sonra bunu yapacağım, şunu yapacağım… Sakin duracakları yerde varoluşlarını zehirliyorlar.” Corona salgınıyla birlikte ölümün yakınlığını hissettiğimiz günümüzde ‘hayat’ karşısında gerçek fikirleri oluşturacak mıyız?.. Absürdizmin öncülerinden olan Albert Camus, edebiyat dünyasında ses getiren ‘Yabancı’ ve ‘Sisifos Söyleni’ adlı kitaplarından sonra 1947’de yazdığı sembolik ve natüralistromanı ‘Veba’ ile baştan sona

OKUMAK İÇİN TIKLA

Albert Camus: “Vebanın hüküm sürdüğü bir ülkede SİZE BİR FELSEFE LAZIM”

Albert Camus, veba salgınıyla mücadele eden hekimlere yönelik tavsiyelerini içeren, bugüne kadar gözden kaçan ama güncelliğini koruyan bu güçlü metni “Veba”dan altı yıl önce yazmış. Kızı Catherine Camus’nün özel izni, yazar ve çevirmen Yiğit Bener’in çevirisiyle Artı Gerçek’te yayımlandı. Albert Camus, bugüne kadar tamamen gözden kaçmış olan bu kısa metni

OKUMAK İÇİN TIKLA

Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor.

‘Felaketler oldukça kimse asla özgür olamayacak’ 1947’de yayımlanan Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor. Camus, sadece vebaya bir başkarakter anlamı yüklemiyor, mekânı da bir karakter olarak kabul ediyor. Özellikle salgının hepten yükseldiği ve ölüm sayılarının her geçen gün arttığı günlerde bunu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Albert Camus, Veba, Dr. Rieux ve “Saçma” Kavramı Üzerine

Veba hem yarattığı trajik sonuçlar yüzünden hem de tüm sırları çözülemeden tarihin derinliklerinde kaybolup gidişinin yarattığı merak duygusundan olsa gerek; “toplumcu” yazarların en sevdiği hastalıklardan biridir. Fransız edebiyatının aykırı ismi Albert Camus (1913-1960) 17 yaşında Cezayir Üniversitesi’nin Felsefe bölümüne girer ve kendi ifadesiyle “verem ve komünizm illetine” yakalanır.Bu iki olgu

OKUMAK İÇİN TIKLA