Savaş ve Barış’ta Tarih ve İrade Problemi: Prens Andrey Bolkonski ile Piyer Bezuhov’un Diyalogları Üzerinden Bir İnceleme
Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı romanı yalnızca bir tarihsel anlatı değil, aynı zamanda tarihin nasıl oluştuğu ve insan iradesinin bu süreçteki rolü üzerine felsefi bir sorgulamadır. Romanın merkez karakterlerinden Prens Andrey Bolkonski ile Piyer Bezuhov arasındaki diyaloglar, bu sorgulamanın kuramsal taşıyıcısıdır. Bu makale, Andrey ve Piyer’in tarih, bireysel irade, zorunluluk ve ahlaki sorumluluk üzerine geliştirdikleri karşıt yaklaşımları inceleyerek Tolstoy’un tarih felsefesini çözümlemeyi amaçlamaktadır.
1. Giriş
Tolstoy, Savaş ve Barış’ta Napolyon Savaşları’nı anlatırken klasik tarih yazımını eleştirir. Ona göre tarih, “büyük adamlar” tarafından değil, görünmez ve sayısız bireysel hareketin toplamıyla şekillenir (Tolstoy, 1869/2007). Bu düşünce romanın kuramsal bölümlerinde açıkça ifade edilirken, anlatı içinde en yoğun biçimde Prens Andrey Bolkonski ile Piyer Bezuhov’un tartışmalarında dramatize edilir.
Andrey ve Piyer yalnızca karakter değil, Tolstoy’un iki düşünce eksenini temsil eder: biri deneyimle kırılmış gerçekçilik, diğeri ahlaki arayışa yaslanan irade inancıdır.
2. Tolstoy’da Tarih Felsefesi
Tolstoy, pozitivist tarih anlayışına karşı çıkar. Büyük komutanların ve liderlerin tarihi yönlendirdiği fikrini reddeder:
“Bir insanın tarihî olayları yönettiğini sanmak, saatin ibresinin zamanı yarattığını sanmaya benzer.” (Tolstoy, 1869/2007).
Tolstoy’a göre tarih, bireysel niyetlerden bağımsız, çok sayıda küçük nedenin birleşimiyle oluşur. İnsan kendini özgür hisseder, fakat tarihsel süreç içinde çoğu zaman zorunluluklara bağlıdır (Berlin, 1961).
Bu kuram romanın soyut bölümlerinde olduğu kadar, Andrey ile Piyer’in sohbetlerinde de anlatısal biçimde kurulmuştur.
3. Prens Andrey: İradenin Çözülüşü
Romanın başında Prens Andrey, Napolyoncu kahramanlık mitine inanır. Tarihin büyük insanlar tarafından yazıldığına kanaat getirir. Austerlitz Savaşı’ndan sonra yaşadığı ünlü “gökyüzü sahnesi” ise onun düşüncesini kökten değiştirir:
“O sonsuz gökyüzü karşısında Napolyon’un büyüklüğü anlamsız görünüyordu.” (Tolstoy, 1869/2007).
Bu deneyimden sonra Andrey, bireysel iradenin tarih üzerindeki gücüne şüpheyle yaklaşır. Piyer’le konuşmalarında sık sık şunu vurgular: İnsan olayları yönetmez, olaylar insanı yönetir.
Andrey’in tarih anlayışı giderek determinizme yaklaşır. Ona göre insan, tarihin devasa akışı içinde küçük ve etkisizdir.
4. Piyer: Ahlaki İrade ve Sorumluluk
Piyer Bezuhov ise Andrey’den farklı olarak insanın ahlaki sorumluluğunu merkeze alır. Masonluğa yönelmesiyle birlikte bireysel iradenin dünyayı dönüştürebileceğine inanır:
“İnsan kendi içini düzeltmeden dışarıyı düzeltemez.” (Tolstoy, 1869/2007).
Piyer, tarihin bütünüyle zorunluluklardan ibaret olmadığını, insanın küçük de olsa etkili eylemlerle anlam yaratabileceğini savunur. Berlin’e göre Piyer, Tolstoy’un irade ile zorunluluk arasındaki çelişkiyi dramatize ettiği karakterdir (Berlin, 1961).
Piyer’in pozisyonu, determinizme karşı etik bir dirençtir: Tarih sürükleyebilir, ama insan yine de ahlaken sorumludur.
5. Andrey–Piyer Diyaloğunda Tarih ve İrade Gerilimi
Andrey ile Piyer’in tartışmaları üç temel eksende yoğunlaşır:
5.1 Büyük Adamlar Sorunu
Andrey, Napolyon mitinin çöküşünü yaşadıktan sonra şunu savunur:
Tarihi yöneten liderler değil, koşullardır.
Piyer ise liderlerin değil ama insanların vicdanlı eylemlerinin anlam taşıdığını ileri sürer.
Tolstoy burada Carlyle’ın “kahramanlar tarihi” anlayışını eleştirir (Carlyle, 1841).
5.2 Özgürlük ve Zorunluluk
Andrey:
İnsan kendini özgür sanır, ama zorunluluklara bağlıdır.
Piyer:
İnsan koşullara bağlıdır, ama sorumluluktan kaçamaz.
Bu çatışma, Tolstoy’un özgürlük paradoksunu yansıtır: İnsan tarih içinde belirlenmiştir ama ahlaki düzeyde özgürdür (Berlin, 1961).
5.3 Ahlakın Tarihteki Yeri
Andrey tarihsel gerçekliğe bakar.
Piyer ahlaki anlam arar.
Tolstoy, bu iki pozisyonu uzlaştırmaz; bilerek gerilimde bırakır. Çünkü onun için tarih ne salt irade ne de salt zorunluluktur; ikisinin sürekli çatışmasıdır (Wilson, 2000).
6. Tartışma: Tolstoy’un Sentezi
Tolstoy, Andrey ve Piyer üzerinden şunu kurar:
- Andrey → tarihsel gerçekçilik
- Piyer → etik idealizm
Roman ilerledikçe Andrey iradeye olan inancını yitirir, Piyer ise iradesini daha bilinçli biçimde kurar. Bu karşıtlık, Tolstoy’un tarih anlayışını insanî bir düzleme taşır: Tarih yönetilemez, fakat insan anlam üretmek zorundadır.
Bu nedenle Tolstoy’da tarih felsefesi, soyut değil, karakterlerin iç dönüşümü üzerinden kurulmuş bir epistemolojidir.
Özet
Prens Andrey Bolkonski ile Piyer Bezuhov arasındaki tarih ve irade tartışması, Savaş ve Barış’ın düşünsel merkezidir. Andrey determinizme yaklaşırken, Piyer etik iradeyi savunur. Tolstoy bu çatışma üzerinden modern insanın temel sorununu sorar:
Tarih bizi mi sürükler, yoksa biz tarihin içinde sorumluluk mu taşırız?
Romanın cevabı keskin değildir: İnsan tarih karşısında güçsüzdür, fakat vicdan karşısında özgürdür.
Kaynakça
Tolstoy, L. (1869/2007). Savaş ve Barış. (Çev. A. Türker). İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.
Berlin, I. (1961). The Hedgehog and the Fox: An Essay on Tolstoy’s View of History. London: Weidenfeld & Nicolson.
Carlyle, T. (1841). On Heroes, Hero-Worship and the Heroic in History. London.
Wilson, E. (2000). Tolstoy and the Novel. New York: Farrar, Straus and Giroux.