8 Ağustos 2026

Kategori: Bilim

Görelilikten önce ne vardı?

– Konumuz olan görelilik bağlamında o zaman Einstein özel göreliliği ve mekaniği, Newton mekaniği ve Galileo göreliliğinden sonra gelen kuram/yasa. Peki Galileo öncesi ne vardı? – İlkçağ filozoflarının, görelilik diye bir dertleri yoktu. Neden olsun ki?.. – Bir dakika, bir dakika… Filozofların görelilikle ya da fizikle ilgisi ne? – Filozof kelimesinin orijinal anlamı, “bilgiyi seven”dir. İlkçağlarda insanlığın “bilimsel”5 bilgi

devamını oku

Galileo göreliliğiyle Einstein özel göreliliği arasındaki ilişki nedir?

– İyi ama, şimdiye kadar hiç Einstein’dan bahsetmedik? – Görelilik kavramı, çoğu kişinin zannettiğinin aksine Einstein ile değil, Galileo ile başlar. Galileo’dan Einstein’a kadar görelilik, hareket yasalarının bir özelliği olarak düşünülüyordu. Einstein ise bunun bir bilimsel ilke olması, yani tüm doğa yasalarının bu özelliğe sahip olması gerektiğinde ısrar etti. Galileo/Newton zamanında elektromanyetizma yasaları bilinmiyordu. Sonraki yüzyıllarda bu yasalar keşfedildi, üstelik—

devamını oku

Görelilik kuramı nedir?

– Görelilik kuramı nedir? – Bana göre olan ile sana göre olan ne bakımdan aynıdır, ne bakımdan farklıdır? Farklı olan tarafların bana göre ve sana göre görünümleri birbiriyle ilişkili midir? Evet ise, bu ilişki nedir? Biraz somutlaştırmak gerekirse, bana göre hızla giden bir araba, sen giden bir otobüste otururken, sana göre ne yapıyordur? Benim falanca frekansta duyduğum sesi ya da gördüğüm ışığı,

devamını oku

Kierkegaard’ın Absürd Kavramı ve Bilimsel Determinizm Arasındaki Çatışma

Absürd Kavramının Felsefi Temelleri Kierkegaard’ın absürd kavramı, insan varoluşunun sınırlarında ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanabilir. Bu kavram, özellikle onun “Korku ve Titreme” eserinde, inancın rasyonel olmayan bir sıçrayış gerektirdiği fikriyle şekillenir. Absürd, insanın akıl yoluyla kavrayamayacağı bir gerçeklik karşısında, mantıksız görünen bir inanç eylemine yönelmesini ifade eder. Bu, bireyin evrensel etik normlarla çelişen bir

devamını oku

Pythagoras’ın Matematiksel Evren Anlayışının Antik Yunan Müzik Teorisi ve Harmonia Kavramıyla Bağlantısı

Sayısal Düzenin Kozmik Temelleri Pythagoras, evrenin matematiksel bir düzene sahip olduğunu öne sürmüştür. Sayıların evrensel bir dil olduğu fikri, onun felsefesinin temelini oluşturur. Evrendeki her olgunun oranlar ve ölçüler aracılığıyla açıklanabileceği düşüncesi, Pythagorasçıların kozmolojiye yaklaşımını şekillendirmiştir. Bu görüş, evrenin bir kaos değil, bir kosmos (düzenli bütün) olduğu fikrini destekler. Matematiksel oranlar, özellikle altın oran gibi

devamını oku

Okült Bilimlerle Dinî Ritüellerin Kesişim Noktaları

Okült bilimler (astroloji, numeroloji, simya gibi) ve dinî ritüeller, insanlık tarihinin anlam arayışı içinde kesişen iki farklı ama birbirini tamamlayan disiplindir. Kozmik Düzenin Kodlarını Çözme Çabası Astroloji ve numeroloji, evrendeki olayların ve insan yaşamının ardındaki düzeni anlamak için semboller ve sayılar üzerinden bir sistem önerir. Astroloji, gezegenlerin ve yıldızların hareketlerini insan davranışları ve olaylarla ilişkilendirirken,

devamını oku

Borges’in Sonsuzluk Kavrayışı ile Cantor’un Matematiksel Sonsuzluk Anlayışının Buluşması

Jorge Luis Borges’in eserlerinde sonsuzluk teması, Georg Cantor’un matematiksel sonsuzluk teorileriyle derin bir felsefi ve kavramsal diyalog kurar. Borges’in öyküleri, sonsuzluğun insan bilinci üzerindeki etkilerini sorgularken, Cantor’un küme teorisi ve transfinite sayılar üzerine çalışmaları, sonsuzluğun matematiksel olarak yapılandırılabilir bir kavram olduğunu gösterir. Sonsuzluğun Edebiyattaki Temsili Borges’in öyküleri, sonsuzluğu insan aklının sınırlarını zorlayan bir kavram olarak

devamını oku

Neandertal Genlerinin Modern İnsanlardaki Çevresel Adaptasyonları ve İnsan Genomuna Etkileri

Neandertal Genlerinin Modern İnsanlara Katkısı Neandertal genleri, modern insan genomuna yaklaşık %1-2 oranında katkıda bulunmuştur ve bu genetik katkı, özellikle Avrasya kökenli popülasyonlarda belirgindir. Bu genler, çevresel adaptasyonlarda önemli roller oynamıştır. Örneğin, bağışıklık sistemine ait genler, Neandertallerin Avrupa ve Asya’daki zorlu çevresel koşullara uyum sağlamış genetik varyantlarını modern insanlara aktarmıştır. Bu genler, patojenlere karşı direnci

devamını oku

Bilinç Kopyalama Teknolojisi ve Geleceğin Toplumsal Dinamikleri

Bilinç Kopyalamanın Bilimsel Temelleri Bilinç kopyalama, insan bilincinin dijital veya biyolojik bir ortama aktarılması fikridir. Nörobilim, yapay zeka ve kuantum bilgi işlemindeki ilerlemeler, bu teknolojinin teorik olarak mümkün olabileceğini öne sürüyor. İnsan beynindeki nöronal bağlantıların haritalanması (connectome) ve bu verilerin yüksek kapasiteli bilgi işlem sistemlerine aktarılması, bilincin dijital bir kopyasını oluşturma potansiyeli taşıyor. Günümüzde, nöral

devamını oku

İnsanlığın Geleceği: Bilinç, Toplum ve Teknolojinin Kesişim Noktaları

Bilincin Evrimsel Kökenleriİnsan bilinci, nörobiyolojik süreçlerin karmaşık bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Beynin prefrontal korteksi, dil ve soyut düşünme yeteneği, insan türünü diğer canlılardan ayıran temel özelliklerdir. Evrimsel süreçte, sosyal işbirliği ve iletişim, bilincin gelişiminde kritik bir rol oynamıştır. Nöron ağlarının artan karmaşıklığı, bireylerin çevrelerini anlamlandırma ve geleceği öngörme kapasitesini güçlendirmiştir. Bu bağlamda, bilinç yalnızca

devamını oku

Proto-Dil’in Kökenleri ve Bilişsel Evrim

Bilişsel Temeller ve Evrimsel Kökenler Proto-dil, insan iletişiminin erken biçimlerini ifade eder ve bilişsel evrimin karmaşık bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. İnsan beyninin prefrontal korteksindeki gelişim, soyut düşünme ve sembolik ifade kapasitesini artırmıştır. Bu süreç, yaklaşık 2 milyon yıl önce Homo habilis döneminde başlayan alet kullanımıyla paralel ilerlemiştir. Alet yapımı, planlama ve öngörü gerektirdiğinden, nöral

devamını oku

Doğada zeka var mı?

Doğada zekânın varlığı, iki düzlemde incelenebilir: (1) zekânın canlı organizmalarda evrimsel süreçler yoluyla ortaya çıkışı, (2) doğanın kendi işleyişinde zekâya benzer düzenlilikler sergileyip sergilemediği. 1. Zekânın Evrimsel KökeniZekâ, biyolojik evrim içinde doğal seçilimle biçimlenmiş bir uyum stratejisidir. Sinir sistemleri geliştikçe çevreden gelen bilgiyi işleme, deneyimden öğrenme ve geleceğe dönük tahmin yapabilme kapasitesi artmıştır. Bu, özellikle

devamını oku

Yunxian Kafatasının Gizemi: İnsan Evrimini Yeniden Şekillendiren Keşif

Keşfin Kökeni Yunxian 2 olarak adlandırılan kafatası, 1990 yılında Çin’in Hubei eyaletindeki Hanjiang Nehri kıyısında kazılar sırasında ortaya çıkarıldı. Bu örnek, yaklaşık 940.000 ila 1.1 milyon yıl öncesine tarihlenen bir fosil olup, kazı sırasında sediment baskısı altında ezilmiş halde bulundu. Araştırmacılar, benzer bir kafatasının 1989’da aynı bölgede tespit edildiğini belirtiyor; üçüncü bir örnek ise 2022’de

devamını oku

Babil Kütüphanesinde Sonsuzluğun Sınırları: Bilgi, Kaos ve İnsanlığın Arayışı

Jorge Luis Borges’in “Babil Kütüphanesi” (La Biblioteca de Babel), insanlığın bilgiyle olan ilişkisini, evrenin doğasını ve varoluşsal arayışlarını sorgulayan bir başyapıttır. 1941’de yayımlanan bu kısa hikâye, sonsuz bir kütüphanede geçen anlatısıyla, insan aklının sınırlarını, bilgiye ulaşma çabasını ve bu çabanın kaotik doğasını derinlemesine inceler. Hikâye, evrenin kendisi olarak tasvir edilen bir kütüphaneyi merkeze alır; bu

devamını oku

Bir Milyon Yılın Fısıltıları: Mamut Dişlerindeki Mikrobiyal İzler

Keşfin Temel Çerçevesi Bir milyon yıldan eski mamut kalıntılarında korunan mikrobiyal DNA, bilim insanlarının elinde yeni bir pencere açtı. Centre for Palaeogenetics’teki uluslararası ekip, woolly ve steppe mamutlarından elde edilen 483 numuneyi inceledi; bunlardan 440’ı daha önce dizilenmemiş örneklerdi. Analizler, 1.1 milyon yıllık bir steppe mamut dişi dahil olmak üzere, bu kalıntılarda Erysipelothrix bakterisinin kısmi

devamını oku

Jung’un Senkronizite Kavramı ve Modern Bilimsel Nedensellik: Anlamlı Tesadüflerin Farklı Yönleri

Senkronizitenin Tanımlayıcı Çerçevesi Jung’un senkronizite kavramı, nedensel olmayan bir ilke temelinde anlamlı tesadüfleri ifade eder. Bu kavram, fiziksel olaylar ile bireyin içsel psikolojik durumları arasında, geleneksel nedensellik bağlamından bağımsız bir ilişkiyi tanımlar. Senkronizite, bireyin bilinçdışı süreçleriyle dış dünyanın belirli olaylarının eşzamanlı olarak anlamlı bir şekilde kesişmesini içerir. Örneğin, bir kişinin rüyasında gördüğü bir sembolün, ertesi

devamını oku

Kanserin 3000 Yıllık Serüveni: Bilimsel ve Kültürel Evrimi

Kanserin İlk İzleri Kanserin insanlık tarihindeki varlığı, arkeolojik bulgular ve yazılı kaynaklarla yaklaşık 3000 yıl öncesine, Antik Mısır dönemine kadar izlenebilir. MÖ 1600 civarında yazılmış Edwin Smith Papirüsü, meme tümörlerini tarif eden en eski belgelerden biridir ve cerrahi müdahale girişimlerini içerir. Bu dönemde kanser, doğaüstü güçlerle ilişkilendirilmiş ve tedavi yöntemleri genellikle ritüellerle sınırlı kalmıştır. İnsanlık,

devamını oku

Kayseri’de Keşfedilen 7,7 Milyon Yıllık Kılıç Dişli Kaplan Fosil: Miyosen Dönemi Yırtıcılarının Yeni Kanıtı

Keşif Alanı ve Yöntemler Yamula Barajı çevresinde, Kızılırmak Havzası’nın sedimanter tabakalarında yürütülen sistematik kazı çalışmaları, bu yıl önemli bir buluntuyla sonuçlandı. Çevril Mahallesi’nde odaklanan arkeo-paleontolojik ekip, stratigrafik katmanları inceleyerek 7,7 milyon yıl öncesine tarihlenen kalıntıları ortaya çıkardı. Kazı süreci, jeolojik haritalama ve kontrollü kazı teknikleriyle desteklendi; bu sayede fosil bütünlüğü korundu ve laboratuvar analizlerine hazır

devamını oku

Aristoteles’in Töz Anlayışının Modern Ontolojideki Yankıları

Varlığın Özü ve Tözün Antik Kökenleri Aristoteles’in Metafizik ve Kategoriler adlı eserlerinde töz, bir varlığın “ne olduğu” sorusuna yanıt veren temel bir kategori olarak tanımlanır. Ona göre töz, bir şeyin özünü (essence) ve bağımsız varoluşunu ifade eder; yani, bir varlığın niteliklerinden veya ilişkilerinden bağımsız olarak kendi başına var olabilen şeydir. Örneğin, bir insan, belirli özelliklere

devamını oku

Borges’in Sonsuzluk Kavramı ve Gerçekliğin Sorgulanması

Kavramın Temelleri Sonsuzluk, insan düşüncesinin sınırlarını zorlayan bir kavram olarak, gerçekliğin doğasını anlamaya yönelik çabaları derinden etkiler. Borges’in eserlerinde bu kavram, genellikle zaman, mekân ve bilincin sınırlarının ötesine uzanan bir düşünce yapısı olarak ele alınır. İnsan algısının, evrenin karmaşıklığını ve sınırsızlığını kavrama çabası, gerçekliğin sabit bir çerçevede tanımlanamayacağını gösterir. Bu bağlamda, sonsuzluk yalnızca matematiksel veya

devamını oku