Hegel’in “Aklın Kurnazlığı” (List der Vernunft) Kavramı
1. Giriş: Tarihin Rasyonel Zemini ve Teleoloji
Hegel’in tarih felsefesi, tarihin rastlantısal olayların kaotik bir yığını olmadığı, aksine rasyonel bir plana ve nihai bir amaca (telos) sahip olduğu varsayımına dayanır. Hegel’e göre dünya tarihi, “Tinin (Geist) özgürlük bilincindeki ilerleyişidir” (Hegel, 1837). Ancak bu ilerleyiş, soyut bir mantıkla değil, insan eylemleri aracılığıyla gerçekleşir. Hegel burada temel bir sorunla yüzleşir: Tarihsel aktörler (bireyler), evrensel idealler (özgürlük, devlet, hukuk) için değil, genellikle kendi bencil tutkuları, hırsları ve çıkarları için hareket ederler. “Aklın Kurnazlığı” kavramı, tam bu noktada, bencil bireysel motivasyonlar ile evrensel tarihsel sonuçlar arasındaki uçurumu kapatan teorik bir araç olarak devreye girer.
2. Tutkuların Araçsallaştırılması: Tikel ve Tümel İlişkisi
Hegel, Tarih Felsefesi Dersleri’nde, “dünyada tutku olmaksızın hiçbir yüce şeyin başarılamadığını” açıkça belirtir. Akıl (Vernunft) veya İdea, kendi başına eyleme geçme gücüne sahip değildir; eyleme geçmek için insan iradesine ve tutkularına muhtaçtır.
“Aklın Kurnazlığı”, evrensel Aklın (İdea), bireylerin tikel tutkularını kendi amacı doğrultusunda kullanmasıdır. İnsanlar kendi çıkarlarını takip ettiklerini sanırken, aslında farkında olmadan tarihin (Aklın) planını gerçekleştirirler. Charles Taylor’ın belirttiği gibi, Hegelci sistemde bireyler, “kendi amaçlarını gerçekleştirirken, aslında niyet etmedikleri ve bilincinde olmadıkları daha yüksek bir amacı üretirler” (Taylor, 1975).
Bu mekanizmada iki katmanlı bir yapı vardır:
- Bilinçli Amaç (Subjektif): Bireyin kendi çıkarı (örn. Sezar’ın iktidar hırsı).
- Gerçekleşen Sonuç (Objektif): Tarihsel ilerleme (örn. Roma’nın birleşmesi ve hukuk sisteminin evrenselleşmesi).
3. Korunan Tümel ve Harcanan Tikel: Bir Bedel Olarak Birey
Kavramın “kurnazlık” (List) olarak adlandırılmasının sebebi, Aklın kendisini doğrudan tehlikeye atmamasıdır. Akıl, tutkuları ön cepheye sürer. Tutkular çatışır, bireyler yok olur, ancak bu çatışmadan doğan “sonuç” (evrensel ilke) varlığını sürdürür. Hegel bu durumu şöyle ifade eder:
“Tikel olan, Tümel’e kıyasla çoğu zaman çok değersizdir; bireyler feda edilir ve terk edilirler. İdea, çatışmaya ve kavgaya girmemenin, tehlikeye maruz kalmamanın bedelini öder; o, arka planda kalır, zarar görmez ve güvenli bir yerdedir. Tutkuların kendisi için çalışmasını sağlar.” (Hegel, 1837).
Bu bağlamda bireyler, tarihin dokusundaki “kabuk” (husk) gibidirler; meyve (tarihsel kazanım) olgunlaştığında kabuk atılır. Bu durum, bireyin tarih karşısındaki ontolojik araçsallığını ve trajedisini ortaya koyar (Houlgate, 2005).
4. “Dünya Tarihsel Bireyler” (Weltgeschichtliche Individuen)
“Aklın Kurnazlığı”nın en somut örneği, “Dünya Tarihsel Bireyler”dir (Büyük Adamlar). İskender, Sezar veya Napolyon gibi figürler, statükoyu yıkan eylemlerde bulunurlar. Onlar kendi hırslarını tatmin ettiklerini düşünürler, ancak aslında “zamanı gelmiş olan” evrensel bir ilkenin taşıyıcısıdırlar.
Shlomo Avineri’nin analizine göre, bu bireylerin trajedisi, görevleri bittiğinde Aklın onları bir kenara atmasıdır. İşlevleri tamamlandığında bu kahramanlar “boş bir çuval gibi” düşerler; ya ölürler ya sürgüne gönderilirler ya da itibarsızlaşırlar (Avineri, 1972). Örneğin Napolyon, Avrupa’ya modern hukuk kodunu (Code Napoléon) yayarak feodalizmi bitirmiş (Aklın amacı), ancak kendisi St. Helena adasında yalnız ve yenik bir şekilde ölmüştür (Bireyin kaderi). Akıl hedefine ulaşmış, araç ise tasfiye edilmiştir.
5. Sonuç: Etik Bir Problem Olarak Araçsallık
Hegel’in “Aklın Kurnazlığı” teorisi, tarihi rasyonel ve anlamlı bir bütün olarak açıklasa da, ciddi bir etik sorunu beraberinde getirir. Kantçı etiğin “insanı asla sadece bir araç olarak görmeme” ilkesinin aksine, Hegelci tarih felsefesinde birey, “Geist”ın kendini gerçekleştirmesi uğruna harcanabilir bir araçtır.
Walter Kaufmann’ın vurguladığı gibi, Hegel tarihi meşrulaştırır ancak bireysel acıyı “tarihin mezbahası” (slaughter-bench) olarak nitelendirerek, ilerlemenin kaçınılmaz bedeli olarak görür (Kaufmann, 1965). Sonuç olarak “Aklın Kurnazlığı”, insan eylemlerinin öznel niyetleri ile nesnel tarihsel sonuçları arasındaki ironik ve diyalektik uçurumu tanımlayan en güçlü felsefi metaforlardan biri olarak kalmıştır.
Kaynakça
- Avineri, S. (1972). Hegel’s Theory of the Modern State. Cambridge University Press.
- Hegel, G.W.F. (1837). Vorlesungen über die Philosophie der Weltgeschichte (Tarih Felsefesi Dersleri). (Ed. J. Hoffmeister, 1955). Felix Meiner.
- Houlgate, S. (2005). An Introduction to Hegel: Freedom, Truth and History. Blackwell Publishing.
- Kaufmann, W. (1965). Hegel: A Reinterpretation. University of Notre Dame Press.
- Taylor, C. (1975). Hegel. Cambridge University Press.
