
Kendini açma kavramını bilimsel olarak ele alan ilk kişi Sydney M. Jourard’tır. Jourard’a (1958) göre kendini açma bireyin duygu ve düşüncesini anlatarak kendisi hakkında olanları başkalarına yansıtmadır. Bireyin düşünce, inanç, duygu ve ihtiyaçlarını karşısındakine ifade edebilme becerisine kendini açma (self-disclosure) denir. (Arslan, 2017)
Kendini açma kişiler arası iletişimin davranışsal bir boyutudur. Kendini açma sadece düz bir yansıtma olmamak ile birlikte bu düşünce ve duyguları coşku ile dışa vurmayı da içermektedir (Selçuk, 1989). Ayrıca kendini açmanın başkalarının da iletişime geçmesini teşvik edecek özelliği bulunmaktadır. Böylelikle kendi özellikleri hakkında paylaşımda bulunan kişi iletişimde karşı tarafın da benzer açılımlar yapmasına kapı aralar (Arslan, 2017; Jale, 1996; Tong, 1998). Kısaca kendini açma o an içimizde olanları karşıya içten bir şekilde yansıtarak iletişime teşvik eden bir davranışsal bir beceridir.
Kendini açma bir başka tanımda, kişinin kendisine ait özelliklerini, iyi ya da kötü yönlerini, sevinç, mutluluk ve üzüntülerini, duygu ve düşüncelerini, arzu istek ve beklentilerini, yetenek ve becerilerini kendince en uygun kişi veya kişilerle, sözel veya sözel olmayan yollarla paylaşması olarak tanımlanır. (Kaya, 2014).
Kendini açma iletişim becerilerindendir ve bireylerin daha çok doyum alabilecek ilişkiler oluşturmasında etkilidir. Kişiler arası iletişimin fiili kısmında bulunan kendini açma kişinin kendine ait his, fikir ve ihtiyaçlarıyla ilgili bilgileri bir farklı kişiyle sözel yollarla paylaştığı bir iletişim sürecidir. (Ağlamaz, 2006) İnsanlar her gün pek çok hislerini ve fikirlerini başkalarına aktarmaktadır. Kişi duygularını ve düşüncelerini etrafında ilişki geliştirdiği kişilerle paylaşmak ve ilişki geliştirdiği insanları da anlamak ister. (Yüksel, 1997). Doğru bir şekilde kendini açmanın ileri seviyede farkındalık, güven, içtenlik ve gizlilik unsurlarıyla bağlantılı olduğu söylenebilir. (Ağlamaz, 2006)
Luft (1969) uygun kendini açma becerisinin kullanmanın 5 temel özelliği olması gerektiğini vurgulamıştır :(Akt. Selçuk, 1989).
a. Devam eden bir ilişki içerisinde işlevsel olması,
b. Karşılıklı olarak yapılması,
c. İletişim konusu ve durumdan ayrı ve/veya kopuk olmaması,
d. Bireyin iç dünyasında ve/veya kişiler arası ilişkisinde o ana ait olması,
e. Küçük adımlarla ilerleyen bir seyir izlemesidir
Egan (1970), kendini açma davranışını türü ve niteliği bakımından geçmiş türü ve hikâye türü olmak üzere ikiye ayırmıştır. Kendini açma davranışının geçmiş türünde bireyler, “orada ve o zaman” ağırlıklı olarak geçmiş zamanda olup biten duygu, düşünce ve deneyimlerinden bahsetmektedirler. Kendini açmanın geçmiş türünde, bireyler arasında yakın ilişkinin gelişmesi için gerekli açıklık yoktur. Geçmiş türünde kendini açan birey, karşısındaki bireyi konu dışı bırakarak paylaşılan konular arasında zamansal ve mekânsal bir farklılık oluşmasına sebep olmaktadırlar. Egan (1970), geçmiş türünde kendini açma davranışını “sahte kendini açma” veya “sözde kendini açma” olarak adlandırmaktadır. Kendini açma davranışının hikâye türünde ise bireyler, “şimdi ve burada” ağırlıklı olarak duygu, düşünce ve deneyimlerini paylaşmaktadırlar. Hikâye türünde kendini açan birey içinde bulunulan zaman ve mekân üzerine yoğunlaşmış ve geri bildirime açık demektir, bu da karşısındaki bireye kapılarının açık olduğuna ilişkin bir izlenim vermektedir (Egan, 1970). Hikâye türünde kendini açan bireyler arasında zamansal ve mekânsal bir farklılığın olmaması, paylaşımın karşılıklı olarak devam etmesine ve sürüp giden bir ilişki sürecinin oluşmasına katkı sağlamaktadır. (Çetinkaya, 2016)
Jourard (1971), kendini açmanın boyutları sağlıklı-uygun düzeyde veya sağlıksız uygunsuz düzeyde olabileceğini bahsetmiştir. Sağlıksız veya uygunsuz kendini açmayı “gelişigüzel kendini açma (indscriminate self-disclosure)” olarak bahsetmiştir. Gelişigüzel kendini açmada birey söylediklerini herhangi bir filtreden geçirmeden karşıdakine aktarır. Bu iletişim şekli sonucunda birey kendini küçük düşürebilecek bir konuma gelir. Birey sağlıksız bir iletişim biçimi sonucunda zarar görür.
Kendini açma eylemi ilişkilerin daha sağlıklı olmasına katkı sağlamaktadır. (Arslan, 2017). Ancak bu durum davranışsal olarak sınırsız bir şekilde kendini açma becerisini kullanmayı gerektirmez. Cüceloğlu’na (1997, s.8) göre “kendini açmak, eski ve önemli olayları anlatmak değil, içinde bulunan zaman süresi içinde duygu ve düşünceleri paylaşmak olarak anlaşılmalıdır.”
Kendini açmanın sınırlarını bilmek, duruma uygunluk ve öz farkındalık gerektirir. Bireyin gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki fark yüksek düzeydeyse birey kendini açma yerine ilişkide kaçınma davranışı sergileyecektir. Ayrıca kendini açma yalnızca benlik farkındalığını değil karşısındakini tanıyabilmeyi de içerir. (Arslan, 2017; Jourard, 1958). Cüceloğlu’na (1997) göre kendini açma karşısındakine ne derece güvenebileceğini bilmeyi içerir. Tubbs ve Moss (1974), bireylerin iletişim sürecinde kişiler arası iletişim kurabilmesi adına şu üç ögeyi barındırması gerekir: İletişim kuranların belli bir yakınlık içinde yüz yüze olmaları, iletişim kuranların tek yönlü değil çift yönlü mesajları ile etkileşimde olmaları ve iletilen mesajların sözel ve sözel olmayan nitelikte olması gerekmektedir.
Jourard (1971) ise bireyin gerçek benliğini bilmemesinin ve kendini başkalarına olduğu gibi gösterememesinin nevroz ile yakından ilişkili olduğunu, buna ek olarak gerçek benliğini doğru bir şekilde başkalarına yansıtabilmesinin ise sağlıklı bir kişiliğin belirleyici bir ölçütü olduğunu öne sürmüştür.
Nelson-Jones (1982) ise kendini açma davranışının kişilerarası ilişkilere yönelik işlevleri üzerine odaklanarak bu işlevleri beş ayrı başlıkta toplamıştır. Bu işlevler sırasıyla; anlatım, benlikte içsel açıklık, sosyal onay, ilişki gelişimi, sosyal kontrol şeklindedir (akt. Çetinkaya, 2016). Bu işlevler aşağıda açıkça belirtilmiştir:
Anlatım, kendini açma davranışı aracılığıyla bireyin katarsis yaşamasını duygu ve düşüncelerini ifade etmesini;
Benlikte içsel açıklık, bireyin kendini açması esnasında duygu ve düşüncelerini fark edebilmesini;
Sosyal onay, bireyin benliğine ilişkin farkındalık kazanmasını veya benliğini değiştirmesini;
İlişki gelişimi, yakın bir ilişkinin gelişiminde kendini açma davranışının bir araç olmasını;
Sosyal kontrol ise, paylaşılan bilginin gizliliğinin ve özelliğinin sağlanabilmesini ifade etmektedir.
Özellikle romantik ilişkilerde ve evliliklerde, kendini açma düzeyinin artması ilişkiyi geliştirmektedir ancak aynı zamanda birey tarafından verilen bilgiler; özel, önemli ve gizli olmaları sebebiyle de karşısındaki kişi tarafından kullanılması durumunda bireyi yaralayabilecek bir potansiyel oluşturabilmektedir (akt. Çağ, 2016). Diğer bir deyişle özellikle yakın ilişkilerde kendini açma davranışı bir yandan ilişkinin derinleşmesine ve yakınlığın artmasına katkı sağlarken diğer yandan da bireyler için ilişki içerisinde bir risk faktörü oluşturmaktadır. (Çağ, 2016)
Baxter ve Montgomery (1996) kendini açma davranışının neden olduğu dört ayrı risk grubu belirlemiştir. Bunlar;
· Bireyin dinleyici tarafından reddedilmesi,
· Bireyin kişisel bütünlüğünün veya özerkliğinin azalması,
· Bireyin öz-yeterlik algısının azalması ve kontrol kaybı yaşaması,
· Bireyin dinleyici tarafından utandırılması veya kırılması şeklindedir (akt.· Omarzu, 2000).
Alanyazında, kendini açma davranışı üzerine yapılan çalışmalarda, kendini açma davranışının sağlıklı ve uygun bir şekilde yapılması gerektiği belirtilmektedir. Alanyazında uygun kendini açmaya ek olarak, uygun olmayan diğer bir deyişle “gelişigüzel kendini açmanın” da var olduğu belirtilmektedir (Jourard, 1971). Kişilerarası ilişkilerde bireyin kendisi hakkında bilgi vermesi, içinde bulunulan yer ve zamanın uygunluğu ölçüsünde sağlıklı olarak değerlendirilmektedir. (Çetinkaya, 2005). Gelişigüzel yapılan kendini açma davranışında bireyin duygu, düşünce ve yaşantılarını herhangi bir süzgeçten geçirmeden, zamanın ve mekânın uygunluğu üzerine düşünmeden kendisi hakkında bilgi vermesi söz konusudur. Dolayısıyla bireyin gelişigüzel kendini açması ilişkilerinin gelişmesinin veya derinleşmesinin aksine bireyin ilişkilerine zarar verebilmektedir. (Çetinkaya, 2005). Bireyin herhangi bir sınır veya süzgeç olmaksızın duygularını, düşüncelerini ve özel yaşantılarını tüm çıplaklığı ile karşısındaki bireye anlatması, bireyi kişilerarası ilişkilerde teşhirciliğe sürükleyebilecek tehlikeli durumlardan birisidir. (Çetinkaya, 2016).
Luft (1969) uygun kendini açma davranışının, sürekliliği olan bir ilişkide gerçekleşmesi; karşılıklı bir şekilde olması; anda gerçekleşenlere uygun olması; zaman içinde küçük ilerlemelerle artış göstermesi gibi niteliklere sahip olması gerektiğini vurgulamıştır. (akt. Çetinkaya, 2005)
Cozby (1973), kendini açma davranışının genişlik, derinlik ve devamlılık olmak üzere üç temel boyutu olduğunu ifade etmektedir. Genişlik boyutu, bireyin gönüllü bir şekilde başkalarına kendini açtığı konu çeşitliliği diğer bir deyişle ele alınan konuların sayıca çokluğu olarak ifade edilmektedir. (Omarzu, 2000; Seamon, 2003). Genişlik, bilgi alış veriş ranjını yansıtmaktadır. Bireyin kendini açmalarının içeriği analiz edilerek konu başlıkları çıkarılabilir, kendini açmanın genişliği bu konu başlığı sayıları ile dolaylı bir şekilde de olsa ölçülebilir. (Çağ, 2016; Omarzu, 2000). Devamlılık, genellikle uzun süreli bir ilişkiyi içermesine rağmen bireyin başkalarıyla kişisel bilgilerini paylaşmaya ayırdığı zamanı diğer bir deyişle bireyin kendini açma davranışının sürekliliğini ifade etmektedir. Kendini açma, ilişki süresi arttıkça artış gösterir. (Omarzu, 2000; Seamon, 2003). Derinlik boyutu, bireyin kendini açtığı konuya verdiği önem olarak ifade edilmektedir. (Seamon, 2003). Kendini açmanın derinliği, bireyin yaşamında kendisi için özel ve önemli olan bir konuya ilişkin karşısındaki bireye açılma derecesidir. (Altman ve Taylor, 2012). Kendini açma davranışında derinlik boyutu olmadan da genişlik ve devamlılık olabilir. (Seamon, 2003). Ancak bir ilişkiden doyum sağlanabilmesi için genişlik, devamlılık ve derinlik faktörlerinin üçünün de eşit bir dağılım göstermesi gerekmektedir. (Parks, 2000 akt. Seamon, 2003).
Kendini açma davranışına ilişkin önemli kavramlardan biri de kendini açmanın karşılıklılığıdır. Kendini açma davranışının kişilerarası ilişkilere etkisine ilişkin sıklıkla bahsedilen bulgulardan biri de karşılıklılıktır. Karşılıklılık ilkesine göre, kendini açma davranışı ile karşılaşan bireyin, benzeri bir yakınlık düzeyinde kendisi hakkında bilgi vererek karşılık göstermesi beklenmektedir. (Berg ve Derlega, 1987). Jourard (1971) Kendini açmada karşıtlılık vardır. Karşıtlılık ile kendini açan bireyin, karşısındaki insanında açılımda bulunmasına yönelik isteği kastedilmektedir. İlişkilerin doyum verici bir biçimde ilerlemesi karşılıklılığın oluşmasıyla kazanılabilir. (Derin, 2016). İletişimde olan kişilerden bilgi paylaşımında bulunan taraf, karşısındaki insanda bir kuvvet elde eder. Diğer bireyde paylaşımda bulunduğunda ilişki dengelenmektedir. Bunun zıttı bir durum olarak, tek taraflı paylaşımda bulunulmasıyla denge oluşmayabilir. Bu durum paylaşımda bulunan kişinin açıklamalarından dolayı mahcup hissetmesine, çekinmesine ve sıkıntılı durumlara neden olmaktadır ve ilişkinin bitmesine yol açabilmektedir. (Beebe, Beebe ve Ivy, 2004; Akt., Özşenler, 2013).
Kendini açmanın öğeleri vardır, bunlar bilgi verir olması, uygunluk, esneklik, ulaşılabilirlik ve dürüstlük olmak üzere beş kavramı içermektedir: (Dizmen, 2006).
Bilgi verir olması: Açılan insan kendisiyle alakalı konularda bilgi vermektedir (Dizmen, 2006).
Uygunluk: Açılmanın en önemli unsurudur. Her kendini açma, meydana geldiği çevre ve bilginin öncülüğünde ele alınmalıdır.
Açılma dinleyen bireyi sıkmadıkça uygun olmaktadır. Kendini açmanın uygunluğu ile psikolojik uyum, insanların rolleri ve ortamın ilişkisi bulunmaktadır (Hargie, 1981; Akt., Dizmen, 2006).
Esneklik: Genişlik ve derinliği değiştirebilme kabiliyetidir. Buna göre esnek bireyler, açılımda bulunurken paylaşımın özünü ve düzeyini değiştirebilme kabiliyetini ellerinde bulundurur. Esnek olmayan bireyler, konuyu ve ortamı dikkate almadan benzer biçimde açılımda bulunmaktadır (Dizmen, 2006).
Ulaşılabilirlik: Kendisi ile ilgili bilgi elde etmede bireyin kolaylık seviyesidir (Dizmen, 2006).
Dürüstlük: Açılımdaki etki ve dönüttür. Kişi açılımda bulunurken, samimiyet ve dürüstlüğe özen gösterilmesi gereklidir. (Hargie, 1981; Akt., Dizmen, 2006).
Johari Penceresi: Bu kuram bireyin kişisel bilgilerinin farkında olması ve diğer kişilerin bunları bilmesine göre dört kısımda incelenmiştir. Kuramı oluşturanlar Joe Luft ve Harry Inghamdır (Çetinkaya, 2016). Doğan Cüceloğlu, Johari penceresi ile ilgili çalışmalar yapan araştırmacılardandır. Johari penceresini kendini tanıma penceresi şeklinde kullanarak, Türk literatürüne bu kavramı katmıştır. (Dur, 2020). Johari penceresine göre kişinin açılımda bulunmasında kendisine ait farkındalığının olması önemlidir. (Çetinkaya, 2016). İnsanların hayatları boyunca kendileri hakkında her şeyi bilmeleri mümkün değildir. Birey, kendini tanımayı ve kendi hakkında yeni yönler keşfetmeyi sürekli sürdürmektedir .(Cüceloğlu, 1996)
Johari penceresi dört kısımdan oluşur. Bireysel bilgi dört değişik kategoriye ayrılmaktadır. (Cüceloğlu, 1996). Bu alanlar isteyerek sergilenen davranışları, kişinin kendisi ve diğer insanlar tarafından bilinen bilgilerini içeren açık alan; başkalarının onunla ilgili bildiği kişinin kendisinin farkında olmadığı, kör alan; yalnızca bireyin kendisinin farkında olduğu yönleri ve kendisinin bildiği başkalarından sakladığı, gizli alandır. Sonuncu ise kişinin kendisinin ve başkalarının farkında olmadığı, bilinçaltında yer alan bilgilerden oluşan bilinmeyen- karanlık alandır. (Kaya, 2013). Bir kişinin benliği ne kadar geniş ve fazlaysa iletişiminde o kadar verimli bir biçimde meydana gelmektedir. Fakat benlik darsa iletişime geçmekte güç olmaktadır. (Dikmen, 2014). Pencerelerdeki farklılaşmanın anlatıldığı bazı ilkeler (Luft, 1982) bulunmaktadır:
• Bir penceredeki farklılaşma öteki pencerelerin hepsini etkilemektedir.
• Etkileşime dahil olan davranışı saklamak, inkar etmek ya da davranışa kör olmak enerji gerektirir.
• Tehdit farkındalığı azaltırken, karşılıklı güven arttırma eğilimdedir.
• Zoraki farkındalık istenilmez ve genellikle etkisi yoktur.
• İnsanlar arası öğrenmenin anlamı değişimdir ve pencereler bakımından bunun anlamı birinci pencerenin genişlemesi ötekilerinse daralmasıdır.
• Diğer insanlarla beraber olmak açık kısmın artmasını sağlar. Bu kişinin yeteneklerinin ve kaynaklarının daha çok olduğu anlamını taşır.
• İlk bölme ne kadar darsa iletişimde o denli zayıftır.
• Bilinmeyen kısımla alakalı genel bir merak bulunmaktadır. Bu alanın içinde alışkanlıklar, sosyal öğrenmeler ve türlü korkular bulunabilir.
• Duyarlılık gizli, kör ve bilinmeyen alanlardaki davranışların gizli yönlerini takdir etmek ve kişinin bunu sürdürme isteğine saygı duymaktır.
Alanyazın incelendiğinde kendini açmanın karşılıklılığına ilişkin üç farklı açıklama olduğu görülmektedir. (Berg ve Derlega, 1987). Bu açıklamalardan ilki, güven-hoşlanma yaklaşımından temel almaktadır ve dinleyicinin, kendini açan bireye duyduğu güvenin artması ve ondan daha çok hoşlanması durumunda, kendisi hakkında daha samimi açıklamalarda bulunarak karşılık vereceğini ifade etmektedir. İkinci açıklama, eşitlik teorisine dayanan sosyal normlara vurgu yapmaktadır. Benzer özellikteki bilgilerin iki insan arasında sırasıyla paylaşılmasını vurgulayan sosyal normlara göre, kendini açan bireyin karşısındaki dinleyici konumundaki kişinin de kendini açması zorunlu bir eylem olarak değerlendirilmektedir. Üçüncü ve son açıklamaya göre ise kendini açma davranışının karşılıklılığı, dinleyici konumundaki kişinin kendini açan bireyi taklit ederek model almasının bir sonucudur. (Berg ve Derlega, 1987). Omarzu (2000) ise, kendini açma davranışında karşılıklılığın önemini vurgulamak üzere, dinleyicinin kendini açan bireyi olumlu veya olumsuz şekilde etkileyebileceğini diğer bir deyişle, kendini açan bireyin karşısındaki dinleyiciden cesaret alarak kendisi hakkında daha önemli ve özel bilgiler verebileceğini ya da aksine geri çekilme davranışı gösterebileceğini belirtmektedir. Araştırmacılar, bir ilişkinin niteliğinin önemli göstergelerinden biri olan kendini açma davranışının (Ataşalar, 1996) işlevlerini yerine getirebilmesinde karşılıklı bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğini önemle vurgulamışlardır. (Duck, 1988, akt. Çağ, 2016; Luft, 1969, akt. Çetinkaya, 2005).
Evlilik ilişkisi üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, evlilik ilişkisinin can damarı olarak nitelenen çiftler arasındaki iletişim (Gilbert, 1976); aile kuramcıları, terapistleri ve araştırmacıları tarafından evlilik doyumuna ve evlilik kalitesine en önemli katkıyı sağlayan faktörlerden biri olarak belirtilmektedir .
Fromm (1956), bireylerin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin içerisinde özellikle romantik ilişkilerinde yoğun duygusal paylaşımın oluşabilmesi için kendini açma davranışının büyük bir role sahip olduğunu ifade etmektedir. (Akt. Critelli ve Dupre, 1978). Bu noktada; kendini açma davranışının bireylerin birbirlerine karşı güven ve yakınlık hissini oluşturmalarında ve birbirlerini oldukları gibi kabul etmelerinde bir zemin oluşturduğu, kurulan ilişkinin derinliğini arttırmasına ve gelişmesine katkı sağladığı görülmektedir .(Ataşalar, 1996).
Kendini açma davranışı ise, özellikle ilişkinin gelişmesinde önemli bir rolü olan evlilik iletişiminin bir boyutu olarak ele alınmaktadır. (Derlega ve Chaikin, 1975 akt. Jorgensen ve Gaudy, 1980). Eşe kendini açma çiftler arasındaki günlük etkileşimde normalde ortaya çıkmayacak nispeten özel bilgilerin yüzeye çıkmasına izin vererek eşlerden birinin diğerine duygularını, düşüncelerini ve korkularını ifade etmesini sağlayan süreç olarak ifade edilmektedir. (Jorgensen ve Gaudy, 1980). Evlilik ilişkisi içerisinde diğerlerine nazaran keşfedilmemiş, önemli bir sosyal davranış olan eşe kendini açma (Katz, Goldston, Cohen ve Stucker, 1963), güçlü bir ilişki temeli oluşturmanın ön koşuludur (Jorgensen ve Gaudy, 1980). Jourard’a (1971) göre iki insan arasında gelişen herhangi bir ilişkide olduğu gibi evlilik ilişkisinde de en uygun seçenek, her iki bireyin de herhangi bir bilgiyi saklamaksızın kendini açmasıdır. Kendini açma davranışının, evlilik ilişkisinde diğer birçok ilişkide olduğundan çok daha yüksek olması beklenmektedir .(Levinger ve Senn, 1967). Eşe kendini açmanın, çiftlerde problem çözme becerisini geliştirmesi aracılığıyla ilişkinin daha istikrarlı ve doyum sağlayıcı bir hal alması beklenmektedir (Jorgensen ve Gaudy, 1980).
Adams ve Lez (1979), kendi açmayı düşük, uygun ve yüksek seviyede olmak üzere üç grupta ele almaktadır. Düşük düzey kendini açma davranışı sergileyen bireylerin daha pasif ve edilgen bir yapıda oldukları düşünülürken yüksek düzey kendini açma davranışı sergileyen bireylerin daha saldırgan bir kişiliklerinin olduğu, şiddete daha yatkın oldukları öne sürülmektedir. (Akt. Demirhan, 2002; Öksüz, 2004).
Alanyazın incelendiğinde eşe kendini açma davranışının sıklıkla mutlu bir evliliğin göstergesi olarak kabul edilen evlilik doyumu (Tezer, 1996) ile birlikte çalışıldığı görülmektedir. (Barnes, Schumm, Jurich ve Bollman, 1984; Çağ, 2016; Gilbert, 1976; Hansen ve Schuldt, 1984; Jorgensen ve Gaudy, 1980; Rosenfeld ve Bowen, 1991)
Evlilik doyumu ve eşe kendini açma arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde üç farklı modelin ortaya konulduğu görülmüştür. Bu modeller aşağıdaki gibidir:
a. Doğrusal model. Doğrusal modele göre evlilikten sağlanan doyumla eşe kendini açma arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki vardır. Başka bir ifade ile bir bireyin eşine kendini açma düzeyi arttıkça evliliğindeki genel doyum düzeyi de artmaktadır. (Derlega ve Chaikin, 1975 akt. Jorgensen ve Gaudy, 1980; Levinger ve Senn, 1967). Bu modele göre, daha mutlu bir evlilik ilişkisi için bireyler eşlerine kendilerini daha geniş ve daha derin bir biçimde açmalıdır. (Çağ, 2016). Ayrıca, eşe kendini açmanın evlilik ilişkisindeki en belirgin işlevi çiftler arasında yakınlığın, güvenin ve önemsemenin gelişmesini sağlamaktır. Bu işlev aracılığıyla eşlerin evlilikten genel doyum düzeyleri sistematik olarak artacaktır. (Jorgensen ve Gaudy, 1980)
b. Eğrisel model. Doğrusal modelin tersine eğrisel model, eşe kendini açma evlilik doyumu arasındaki ilişkinin orta düzeyde olduğunu öne sürmektedir. (Jorgensen ve Gaudy, 1980). Bu modele göre eşe kendini açma en düşük düzeydeyken de en yüksek en yüksek düzeydeyken de evlilik doyumu azalacaktır. Diğer bir deyişle evlilik içerisinde gerçekleşen kendini açma davranışı evlilik doyumu ile ilişkilidir ancak evlilik doyumunun azalmasına sebep olan bir kendini açma noktası vardır. (Cozby, 1973; Gilbert, 1976). Bu modele göre eşe kendini açma davranışı, eşler arasında güveni ve önemsemeyi ve bunun sonucunda da evlilik doyumunu artırabilir ancak eşe kendini açma davranışının fazlalığı, bireyin partnerinde olumsuz bir etkinin veya düşmanlık duygularının ortaya çıkmasına sebep olabilir (Jorgensen ve Gaudy, 1980). Dolayısıyla, bu modele göre, eşe kendini açma düzeyinin dengelenmesi evlilik doyumu için önem arz etmektedir. (Çağ, 2016).
c. Sosyal etki modeli. Eşe kendini ama ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik üçüncü ve son yaklaşım sosyal etki modelidir. Bu modele göre, eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasında teorik veya deneysel olarak evlilik iletişimi alanyazınında yer alabilecek kadar önemli bir ilişki yoktur. Bu model, evliliğin gelenekselleşmesine vurgu yaparak gelenekselleşme kontrol edildiğinde eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkinin ortadan kalkacağını ileri sürmektedir. (Jorgensen ve Gaudy, 1980)
Levinger ve Senn (1967) yaptıkları bir araştırma sonucunda evlilik doyum düzeyi yüksek olan evli bireylerin eşlerine kendilerini daha fazla açtıklarını ancak evlilik doyum düzeyi düşük olan bireylerin hoş olmayan duygularını eşlerine daha fazla açtıklarını belirtmişlerdir. Diğer bir ifadeyle, hoş olmayan duyguların açıklanmasından ziyade güzel duyguların açıklanması, bireylerin evlilikten sağladıkları genel doyum düzeyini artırmaktadır. Gilbert (1976), bu araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak dinleyicide uyanması muhtemel tepki açısından, kendini açma davranışının değerinin, yakınlık seviyesinden bile daha önemli olabileceğini ifade etmiştir.
Sosyal Penetrasyon teorisine göre, kendini açma ödüllendirici veya olumlu bir sonuç alınan durum olarak görülür. Bu teoriye göre kendini açan birey, iletişim isteğini ve samimi ilişki kurma arzusunu dile getirir. (Collins ve Miller, 1994). Bu duruma zıt olarak, kendini açan birey her zaman bunu olumlu bir niyetle yapmayabilir. Narsist bireyin kendine eş edinmek üzere yaptığı ajitasyon dolu kendini açma buna bir örnek olabilir. Örnekte bireyin amacı karşısındakini kandırmaktır. (Chapaux vd., 2017). Evlilikte, partnerlerden birinin düşük duygusal istikrara, düşük vicdana, düşük uyumluluk düzeyine ve düşük kendini açma seviyesine sahip olması diğer partner için birçok olumsuz durum oluşturur. Bunun yanında bireysel zaman yönetiminin sadece bir eşin isteklerine göre tekelleşmesi, duygusal manipülasyon, aldatma tehditleri veya bir ceza yöntemi olarak aldatma evlilik doyumu ile olumsuz yönde ilişkilidir (Shackelford ve Buss, 2000). Dolayısıyla, kendini açma davranışının yapıcı yönde ortaya konulması ve iyi niyet çerçevesinde yapılması gerekmektedir.
Evlilik ilişkisinde çiftlerden birinin girdisi diğerinin çıktısını oluşturur. Girdiler ve çıktılar arasında algılanan tutarsızlıklar ise düşük evlilik memnuniyetine ve yüksek boşanma oranlarına zemin hazırlar. Partnelerden daha az verici olup daha fazla yarar sağlayanların ve daha fazla verici olup daha az yarar sağlayanların evlilik memnuniyeti düşük olacaktır. Eşlerin duygularını aktarma dereceleri arasındaki farklar düşük evlilik memnuniyetiyle ilişkilidir. Bu durumda kendini açma davranışı ile evlilik uyumu arasında açıkça bir ilişki vardır ve önemli olan kendini açmanın karşılıklı olmasıdır (Davidson vd., 1983; Levinger ve Senn, 1967). Çiftler duygularını daha fazla açtığında, karşılıklı kendini açma olması durumunda evlilik memnuniyeti artmaktadır. (Levinger ve Senn, 1967; Miller, Corrales ve Wackman, 1975). Çiftler arasındaki kendini açma karşılıklı bir eylemdir ve tek tarafa yönelmekten çok her iki eş için de incelenmelidir (Chelune vd., 1984). Etkileşimden yarar sağlayan çiftlerin kendini açma olasılığının da arttığı görülmüştür. (Burke, Weir ve Harrison, 1976). Eşler arasında kendini açma ve empatik olma, yüksek evlilik doyumu ile ilişkilidir. (Boyd ve Roach, 1977; Noller, 1984). Özetle, evli çiftlerin evlilik doyumlarındaki artışta karşılıklı bir kendini açma davranışının olması etkilidir. Partnerler diyaloglarında bilgi, olay konuşulmasından daha çok duygularını paylaşmaya önem vermelidir. Kadınların sorunlarını eşleriyle paylaşmamalarının önemli bir nedeni eşleri tarafından tepkisiz kalınması, erkekler için bu durumun nedenlerinden biri evliliklerine diğer sorunları yansıtmak istememeleridir. (Burke, Weir ve Harrison, 1976). Çiftler kendilerini bazı konularda daha az açarak tartışmaktan da kaçınıyor olabilmektedir (Farber ve Sohn, 2007). Diğer taraftan zamanla çiftler birbirlerini daha iyi tanıyacaklarından kendini açmanın evlilik doyumuna etkisi azalabilir bu nedenle kendini açma ve evlilik doyumu çalışmalarında evlilik süresinin kontrol edilmesi önemlidir (Finkenauer ve Hazam, 2000). Evliliğin ilerleyen yıllarında sorun ve problemlerin paylaşımı azalır. Bu durum uzun yıllar evli bireylerin daha mutlu olduğunu yansıtmazken onların bezginliklerini yansıtabilir. (Burke, Weir ve Harrison, 1976). Bir çalışmaya göre de, yeni evli çiftler birbirleriyle sohbet etmek için oldukça fazla zaman harcarlar. Çiftlerin evlilik süreleri uzadıkça iletişim miktarlarında dikkat çekecek ölçüde bir değişim olmamasına karşın iletişim kalitelerinin arttığı gözlemlenmiştir. Eşler evlilikleri ilerledikçe kendilerini açtıklarını, birbirlerini daha iyi tanıdıklarını ve evlilik doyumlarının tatmin edici seviyeye geldiğini söylemişlerdir. Evliliğin ilerleyen yıllarında görülen etkili iletişim ve evlilik doyumu, evliliğin ilk yıllarındaki iletişimin niteliğinden kaynaklanmıştır (Noller ve Feeney, 2002). Literatürdeki bu çalışmalara dayanarak kendini açma davranışının önündeki engellerin cinsiyetlere göre farklılaştığı ve evlilik süresinin de çeşitli nedenlerle kendini açmayı etkilediği söylenebilir.
Evlilik içinde çiftlerin kendilerini yeterince açamamalarının nedenlerinden bir başkası da koruyucu engellemedir. Koruyucu engelleme, eşlerden birinin partnerini sıkıntıya sokmamak amacıyla duygu, düşünce ve endişelerini dışa vuramaması veya inkâr etmesidir. Koruyucu engellemenin hem evlilik doyumu hem de çiftlerin ruh sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebilecek önemli sonuçları vardır. Kendini açma, özellikle kadınlar için evlilik doyumu ile yakından ilişkilidir ve evlilik doyumunu yapılandıran faktörlerdendir. Koruyucu engelleme ise kadınları fiziksel ve ruhsal olarak kötüye götüren bir süreçtir. Eşler, ilişki içinde kendilerini açarken birbirlerinin refahlarını ve güvenliğini düşünürler, eğer ortada kendini açmanın oluşturabilceği herhangi bir risk faktörü varsa, kendini açma yerine koruyucu engelleme devreye girer. (Joseph ve Afifi, 2010). Bu duruma benzer şekilde bireylerin tartışmadan kaçmak için kendilerini açmaması ve düşüncelerini yok sayması da evlilik doyumunu olumsuz yönde etkiler. (Quek ve Fitzpatrick, 2013, Akt. Gürer;2019).
Kendini açma davranışında cinsiyetlere göre birtakım farklar vardır. Kendini açma durumunun bir parçası olarak, erkekler istenmeyen samimi sohbetler içinde kendilerini daha fazla tehdit altında hissedebilmektedir. (Collins ve Miller, 1994). Kadınlar ise ilişkideki duygu, düşüncelerini daha fazla açarlar ve kendilerini partnerlerinden daha fazla açıklayıcı bulurlar. Aynı zamanda erkekler kadınlara göre cinsellik konusunda kendilerini daha az açarlar). Genel olarak kendini açma en çok feminen kadınlarda ve androjen erkeklerde görülmektedir. Maskülen erkekler ve kadınlar ise en düşük kendini açma seviyesine sahiptir. (Antill ve Cotton, 1987). Erkekler, kadınlara oranla duygularını daha çok kontrol eder, problemleri kabullenir, durum hakkında daha az düşünür fakat kadınlar daha çok sosyal destek arayışında olup, duygularını daha çok açığa vururlar. (Thoits, 1995). Kadınlar kocalarından çok, yakın arkadaşlarına kendilerini açarken; erkekler yabancı kişilerden ziyade eşlerine kendilerini açmayı tercih etmektedir. Kendini açma davranışında cinsiyetin rolü zamanla değişmiştir. Özellikle son otuz yılda cinsiyet rolleri, normları ve tutumları kendini açmada farklılıklar göstermiştir. Kadın ve erkekler, geçmişten bu zamana kendilerini daha benzer şekilde ifade etmeye başlamıştır. Kendini açma durumu ırklara, kültürel farklıklara ve etnik özelliklere göre değişiklik göstermektedir. (Dindia ve Allen, 1992, Akt. Gürer;2019). Cozby (1973)’ye göre, ırklar arasındaki kendini açma farklılıkları sosyal sınıf farklılıklarına da dayanmaktadır. Dolayısıyla cinsiyete göre kendini açma davranışı farklılık göstermektedir. Kadınlar kendilerini hem daha fazla ifade ederler hem de bu ifadeleri daha çok duygu içerir. Sonuç olarak cinsiyete göre kendini açma konuları değişirken, kendini açma davranışının cinsiyetler açısından gittikçe benzeşmeye başladığı anlaşılmıştır.
Waring (1981), bireyin kendi iç derinliğinde yer alan, kendine ilişkin özel bilgileri açmasının yakınlığı kolaylaştıracağını varsaymıştır. Bu durumu Johari Penceresi Modeli’ndeki saklı alan olarak tanımlayabiliriz. Saklı alanımız kendimizin bildiği ve başkalarının bilmediği bize ilişkin fikir, tecrübe, tutum, duygu, güdü ve amaçları yansıtan alanımızdır. (Luft ve Ingham, 1961). İlişkide kendini açma davranışıyla birlikte güvenli bağlanma gelişebilir. Güvenli bağlanma kendini duygusal yakınlık, rahatlık ve güvenin olduğu ve aktif, şefkatli ve karşılıklılık arz eden ilişkilerde gösterir. (Gladding, 2011). Güvenli bağlanmanın ve evlilik doyumunun olduğu çift ilişkilerinde de kendini açma, güvenli bağlanmayı desteklemektedir. (Mikulincer vd., 2002). Eşler arasında kendini açma davranışı sonucunda eşlerin birbirlerine olan sosyal desteği ve aralarındaki samimiyet bunlara bağlı olarak da evlilik doyumları artar (Çağ ve Yıldırım, 2018). Evli bireyler eşlerine diğer bireylerden(anne, baba, arkadaş gibi) daha fazla kendini açarken evliliğin kendini açmayı arttırdığı düşünülmüştür (Jourard, 1958). Arkadaşlar ve akrabalarla olan destekleyici ilişkiler, eşler arasındaki destekleyici ilişkilerle de bağlantılıdır. Arkadaşlardan ve aileden gelen yüksek seviyedeki destek ve kendini açma, karı koca arasındaki yüksek destek ve kendini açmayla doğru orantılıdır. (Horwitz, McLaughlin ve White, 1998; Akt. Gürer;2019)
Kaynakça
Ağlamaz, T. (2006). Lise Öğrencilerinin Saldırganlık Puanlarının Kendini Açma Davranışı, Okul Türü, Cinsiyet, Sınıf Düzeyi, Anne- Baba Öğrenim Düzeyi ve Ailenin Aylık Gelir Düzeyi Açısından İncelenmesi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans tezi). Ondokuz Mayıs Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp
Arslan, N. (2017). Kendini açma ölçeğinin türk kültürüne uyarlanması. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, (9), 63-72. http://dergi.fsm.edu.tr/index.php/ia/article/view/791/791
Ataşalar, J. (1996). Üniversite öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine cinsiyet ve yaşlarına göre kendini açma davranışları. Yüksek lisans tezi. Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara.
Cüceloğlu, D. (1997): İnsan ve davranışı. Psikolojinin temel kavramları. Yedinci Basım. Remzi Kitapevi.
Çağ, P, ve Yıldırım, İ. (2018). Evlilik doyumunda öznel iyi olma: Yaşam doyumu ve iyimserliğin rolü. Turkish Studies, 13(4), 203-224. http://dx.doi.org/10.7827/ TurkishStudies.12849
Çağ, P. (2011). Evli bireylerde eş desteği ve evlilik doyumu (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
Çağ, P. ve Yıldırım, İ. (2013). Evlilik doyumunu yordayan ilişkisel ve kişisel değişkenler. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4 (39), 13-23. http://www.pegem.net/dosyalar/dokuman/138869-2014012512846-2.pdf
Çağ, P. ve Yıldırım, İ. (2017). Eşe kendini açma ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 7(48), 1-13. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tpdrd/issue/41239/488646
Çetinkaya, B. (2020). The effect of written self-disclosure on positive and negative emotions. European Journal of Education Studies, 7(7), 359-375. http://dx.doi.org/10.46827/ejes.v7i7.3177
Dikmen, S. M. (2014). Sosyal Ağlar Bağlamında Kişilerarası İletişim Sürecinde Kendini Açma. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp
Dizmen, F. (2006). Farklı Okul Programlarındaki Lise Öğrencilerinin Kendini Açma Davranışlarının İncelenmesi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans tezi). Atatürk Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp Egan, G., (1970). Encounter: Groups Process for İnterpersonal Growth, Wadswarth Pub. Comp.
Gürer , T. 2019Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı Evli Bireylerde Eşe Kendini Açma ve Evlilik Doyumu. Yüksek Lisans Tezi Ankara,
Öksüz, Y. (2004). Duyguların açılması eğitiminin üniversite öğrencilerinin atılganlık düzeylerine etkisi. Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 5(2), 147-156. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/en/download/articlefile/1336982
Özşenler, D. (2013). Grup İçi İletişimin Etkinliğinde Yaratıcı Drama Kullanımı ve Kendini Açma Becerisi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans tezi). Ege Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir.
Selçuk, Z., (1989). Üniversite öğrencilerinin kendini açma davranışları. (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Ankara, Hacettepe Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Tezer, E. (1996). Evlilik ilişkisinden sağlanan doyum: Evlilik yaşamı ölçeği. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 2(7), 1-7. http://www.turkpdrdergisi.com/index.php/pdr/article/download/395/335
Yüksel, G. (1997). Sosyal Beceri Eğitiminin Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Beceri Düzeyine Etkisi. (Yayımlanmamış Doktora tezi). Gazi Üniversitesi/Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp