Franz Werfel’ın başyapıtı olan “Musa Dağ’da: Kırk Gün”, Almanya’da basıldığı ilk yıllarda Naziler tarafından yasaklanmıştır. Yazarın diğer eserleri ile birlikte bu kitapta meydanlarda yakılmıştır.
Bu eser gerçek bir yaşam öyküsü olup “Musa Dağ?da Kırk Gün” Franz Werfel’in 1929 yılında Suriye ve Antakya’yı dolaşmasından sonra 1932-1933 yılları arasında Şam’da yazılmıştır.
Kitabın Belge Yayınları tarafından basılmasında sorumluluk sahibi olan Ragıp Zarakolu, Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinin 70. sayısındaki röportajında şöyle tanıtıyor kitabı:
Alparslan Tuygan
Kara Kefen (Müslümanlaştırılan Ermeni Kadınların Dramı) – Gülçiçek Günel Tekin
Gülçiçek Günel Tekin, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınlarının dramını ele alırken, Türkiye’nin en tabu konularından birini daha deşiyor, otopsi masasına yatırıyor. 1915 travması yalnız Ermeniler açısından değil, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere onlarla birlikte yaşamış olan tüm halk grupları açısından da geçerli ve etkileri hala devam etmekte.
Bu travmanın ele alınmayan grubu ise, karma köklere sahip ailelerin çocukları. Bu gerçeklik, bir aile sırrı olarak, bilinçlerinin en ücra köşelerinde bulunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
(*) Varter Tumacanyan, Elazığ?ın Kulveng köyünden, Zarure, Adana Hacun köyünden, Xezal Van?lı, Zero Kozluk?lu? Bu kadınların ortak yanı Ermeni olmaları, 1915 yılında yaşanan Ermeni tehcirinden kurtulmaları ve kendilerini kaçıran ya da kurtaran
Hozandaki Kız – Azimet Ceyhan
Azimet Ceyhan, cezaevinde yazan kalemlerin umut verici olanlarından. On yıldır cezaevinde bulunan ve müebbet hapse mahkum edilen Ceyhan?ın daha önce yayımlanmış ?Savruluş? adlı bir kitabı bulunuyor. Ceyhan elimizdeki romanı ?Hozandaki Kız?da ise, küçük bir kız çocuğunun hayatı ekseninde, Türkiye?nin trajik yakın tarihine odaklanıyor. Büyük kıyımlardan geçmiş Ermenilerin yaşadıkları, roman boyunca, bir hayalet gibi karakterlerin karşısına çıkar. Topraklarından ayrılmamanın acısına dayanamayan Ermenilerin Uçurum Kayası?ndan atlayarak intihar edişi ve bunun bir lanet gibi daha sonraki kuşakların hayatlarını şekillendirmesi, romanın öne çıkan temalarından.
“Babasının bir türlü tükenmek bilmeyen üzgün hali nedendi acaba? Toprağını terk
Hapishane Defterleri (Felsefe ve Politika Sorunları Seçmeler) – Antonio Gramsci
Mussolini, 1926’dan 1937’ye dek hapiste tuttuğu Gramsci için, “bu beynin çalışmasını yirmi yıl durdurmalıyız” demişti. Ama onbir yıllık cezaevi yaşamında bu büyük beynin işlemesi durmadı. 32 parçadan oluşan “Quaderni dal Carcere / Hapisane Defterleri” böyle oluştu.
“Öyle sanıyorum ki, insanlık tarihinde, son nefesine dek kendi yetileri ile amansız yazgı arasında, çalışmak, öğrenmek ve savaşmak isteyen insan ile, onu yavaş yavaş yitirip tüketen kaba güç arasında böylesine acıklı bir savaş örneği yoktur.”
(Arka Kapak)
A.Gramsci Düşüncesi ve Hapishane Defterleri – Veli Umut Arslan
Gramsci Marksizm’e katkılarını devrimci dönemin neticesinde, yani iki kızıl yılın ardından