Oda, mahallede oynayan çocuk sesleriyle dolmaya başladığına göre öğlen olmalı. Saatin biri vurması bu vakti belirsizlikten kurtarıyor. Vuruşu sadece Ali Ersan fark ediyor. Gece boyu gözünü kırpmayıp, tavana, tavandaki girintilere, lekelere hapsolmasına rağmen uykusu yok. Saatlerdir soluğunu ilk defa bir sesle dışarı bırakıyor. İç çekmesi rahatlatıyor biraz. Yatağından kalkıp bir iki adım uzaklıktaki sandalyeye oturuyor. Duvardaki takvim resmi gözüne ilişiyor. Kulaklarını elleriyle kapamış çığlık atan bir adam… Etrafında can sıkıcı, boğucu renkler. Çığlık atan adamın neden bağırdığı belli değil. Belki bir nedeni de yok.
Sokak başından penceresinin dibine kadar büyük bir tangırtı ve