Etiket: psikolojik baskı

Zimbardo’nun Hapishane Deneyi ile Foucault’nun Panoptikon Modeli: İktidar, Denetim, Gözetim ve İnsan Davranışının Hapishanesi

Ergün DOĞAN Deneyin Yapısı ve Panoptikonun Temel İlkeleri Stanford Hapishane Deneyi, 1971 yılında Philip Zimbardo liderliğinde, Stanford Üniversitesi’nin bodrum katında oluşturulan sahte bir hapishane ortamında gerçekleştirilmiştir. Deneyde, gönüllü üniversite öğrencileri rastgele gardiyan ve mahkûm rollerine atanmış, bu rollerin bireylerin davranışlarını nasıl etkilediği gözlemlenmiştir. Deney, kısa sürede kontrolden çıkmış; gardiyanlar otoriter ve baskıcı davranışlar sergilerken, mahkûmlar

okumak için tıklayınız

Asur İstilalarındaki Deri Yüzme Uygulamalarının Korku İktidarı Üzerindeki Etkileri

Şiddetin Görselleştirilmesi ve İktidar Aracı Olarak Kullanımı Asur istila sahnelerindeki deri yüzme tasvirleri, yalnızca fiziksel bir cezalandırma yöntemi değil, aynı zamanda toplumu kontrol altına almak için kullanılan bir görsel propaganda aracıdır. Bu uygulamalar, düşmanlara ve fethedilen topluluklara karşı uygulanan vahşetin ötesine geçerek, Asur hükümdarlarının mutlak otoritesini pekiştirme amacı taşımıştır. Deri yüzme, bir bireyin insanlığını ve

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Dava Eserinde Joseph K.’nın Suçluluk Hissinin Freud’un Süperego Kavramıyla İlişkisi ve Modern Bürokrasinin Psikolojik Baskıları

Joseph K.’nın İçsel Çatışması ve Süperego’nun Yargılayıcı Rolü Joseph K.’nın Dava eserindeki suçluluk hissi, Freud’un süperego kavramıyla derin bir bağ kurar. Süperego, bireyin içselleştirdiği toplumsal normlar ve ahlaki kurallar üzerinden bireyi yargılayan ve denetleyen bir psikolojik yapıdır. Joseph K., herhangi bir somut suç isnadı olmaksızın yargılanır ve bu belirsizlik, süperegonun sürekli eleştiren ve cezalandıran doğasını

okumak için tıklayınız

Totaliter Rejimlerin Mimari Fetişizmi: Güç ve Kontrolün Taşlaşmış İfadesi

İktidarın Taşlaşmış Gösterisi Totaliter rejimlerin devasa ve gösterişli mimari yapılar inşa etme eğilimi, iktidarın fiziksel bir yansıması olarak ortaya çıkar. Bu yapılar, rejimin ideolojik üstünlüğünü ve mutlak kontrolünü somutlaştırmak için tasarlanır. Mimari, yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda toplum üzerinde psikolojik bir baskı aracıdır. Büyük ölçekli yapılar, bireyi küçülterek rejimin ezici gücünü hissettirir. Örneğin,

okumak için tıklayınız