Acıyı dindirmenin çeşitli yolları var. Unutmak bu yollardan en kolayı. Belleksizleşmemek için direnenler ise acıyı yüreklerinde taşırken onu dayanılabilir kılmanın da yollarını bulurlar. Yitirilenin sevdiği, gönül verdiği bir alana katkı getirmek O’nu anmanın en güzel yolu değil mi? Yitirilenler belleklerde, yüreklerde yaşamlarını sürdürebilirler. Yeter ki biz bu yürekleri barındırabilenlerin sayısını arttıralım. Biz unutmazsak, gelecek kuşaklar da unutmayacaktır. Gelecek kuşaklara yazılı metinlerle ulaşabiliriz. Yazılı metinler somut tanıklara dönüşürken, çalışarak, yazarak anmanın örneği de olurlar. Belleksizleşmemek umudu ile kitabı okuyuculara sunuyoruz.
Seçil Büker
Seçil Büker
Karpuz Kabuğu Denize Düşünce – Seçil Büker
Karpuz kabuğundan gemiler yapmak kimin aklına gelir? Arzu, bir “delilik” olarak tezahür ederse yönetmen karpuz kabuklarından filmler çeker. Sinema bir cennet midir gerçekten? Salvatore 1988’de sinemanın yeni bir cennet olduğunu söylemişti (Nuovo Cinema Paradiso, Giuseppe Tornatore). Çocuk Salvatore öylesine mutluydu ki, onu cennette kollayan, koruyan bir “baba”sı (Alfredo) vardı ve üstelik bu makinist “baba” kesmek zorunda olduğu sevişme sahnelerini sinema tutkunu olan bu çocukla paylaşıyordu. Genç erkek için tam bir cennet! “Baba” ona makineyi nasıl kullanacağını da öğretiyordu. Makinist bu görevi yerine getiremediğinde Salvatore gösterimi sürdürebilirdi. Ahmet Uluçay için işler o kadar da kolay değildi, köy yerinde (ya da köylük yerde) kolay mıydı “gımıldak” için yanıp tutuşmak, insanın ancak deli olması gerekirdi böyle bir işe girişmek için. Salvatore gibi uzaklara gitme olanağı da yoktu, “okul” köydeydi. Salvatore’ye makinist “baba”sı düşlerini