Thomas Paine’in toplum sözleşmesi anlayışı Rousseau’nunkinden hangi yönleriyle ayrılır?
Thomas Paine ve Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi Anlayışları
Thomas Paine (1737–1809) ve Jean-Jacques Rousseau (1712–1778), her ikisi de siyasal otoritenin kaynağını halk egemenliğinde temellendiren Aydınlanma düşünürleridir. Ancak iki filozofun toplum sözleşmesi anlayışları hem kuramsal temeller hem de siyasal sonuçlar bakımından önemli ölçüde farklılık gösterir.
1. Doğal Durum Anlayışı
Rousseau, Du Contrat Social’de (“Toplum Sözleşmesi”, 1762) doğal durumu ahlâken saf, fakat siyasal olarak biçimlenmemiş bir insanlık hâli olarak tasvir eder; insanlar eşit, bağımsız ve merhametlidir (Rousseau, 1762/1978, s. 53–54). Ona göre siyasal toplum, bu doğal eşitliği yeniden tesis etmek amacıyla yapılan bir sözleşmenin ürünüdür.
Paine ise Rights of Man (1791) ve Common Sense (1776) eserlerinde doğal durumu “barışçıl ve toplumsal bir uyum hâli” olarak görür; insanlar doğaları gereği toplumsal varlıklardır. Bu nedenle Paine’in toplum sözleşmesi, Rousseau’daki gibi “doğal durumdan kaçış” değil, doğal toplumsallığın kurumsal biçimidir (Paine, 1791/1995, s. 8; Kramnick, 1982, s. 114).
2. Sözleşmenin Niteliği
Rousseau için sözleşme, bireylerin kendi özel iradelerini (“volonté particulière”) birleştirip genel iradeye (“volonté générale”) dönüştürmeleriyle oluşur. Bu irade mutlak bir otorite taşır; birey, bu genel iradenin hem yapıcısı hem de itaatkârıdır (Rousseau, 1762/1978, s. 60).
Paine ise sözleşmeyi sürekli halk rızasına dayalı pragmatik bir düzenleme olarak görür. Hükümet, halkın yetkisini yalnızca geçici olarak kullanır; meşruiyetini sürdürmesi, bu rızanın devamına bağlıdır (Paine, 1791/1995, s. 35). Paine’in sözleşmesi, Rousseau’nunki gibi metafizik değil, liberal ve deneyimsel bir karakter taşır (Keane, 1995, s. 142).
3. Egemenlik Anlayışı
Rousseau’da egemenlik bölünmez ve devredilemezdir; halk egemenliği mutlak biçimde yasama gücünü temsil eder. Paine ise egemenliği, halktan türeyen ama temsil yoluyla devlete aktarılabilen bir güç olarak düşünür. Bu yönüyle Paine, Rousseau’nun doğrudan demokrasisine karşı temsili demokrasiyi savunur (Paine, 1791/1995, s. 47; West, 2003, s. 213).
4. Din, Ahlak ve Akıl
Rousseau, toplum sözleşmesinin sürdürülebilmesi için yurttaşların ahlaki-dinsel birliğini sağlayacak bir “sivil din” kavramı geliştirir (Rousseau, 1762/1978, s. 170). Paine ise The Age of Reason (1794) adlı eserinde vahiy dinlerini eleştirir ve siyasal düzenin dayanağını akıl ve doğal hukuk ilkelerine indirger. Böylece, Rousseau’daki dinsel-ahlaki boyut Paine’de yerini seküler rasyonalizme bırakır (Paine, 1794/1993; Israel, 2001, s. 236).
5. Sonuç
Özetle, Rousseau’nun toplum sözleşmesi ahlaki-kolektivist bir temele dayanırken, Paine’in sözleşmesi bireyci-liberal bir çerçeveye sahiptir. Rousseau toplumu birey üzerinde ahlaki bir birlik olarak inşa eder; Paine ise bireyi toplumun merkezine yerleştirir. Paine’e göre meşru hükümet, halkın onayına dayanan bir “hizmet organı”dır; Rousseau’ya göre ise genel iradenin kendisidir. Bu fark, Aydınlanma siyaset düşüncesinde cumhuriyetçi idealizm ile liberal rasyonalizm arasındaki en belirgin ayrımı temsil eder.
Kaynakça
- Israel, J. (2001). Radical Enlightenment: Philosophy and the Making of Modernity, 1650–1750. Oxford: Oxford University Press.
- Keane, J. (1995). Tom Paine: A Political Life. London: Bloomsbury.
- Kramnick, I. (1982). Republicanism and Bourgeois Radicalism: Political Ideology in Late Eighteenth-Century England and America. Ithaca: Cornell University Press.
- Paine, T. (1776). Common Sense. Philadelphia: R. Bell.
- Paine, T. (1791/1995). The Rights of Man. New York: Penguin Classics.
- Paine, T. (1794/1993). The Age of Reason. Buffalo: Prometheus Books.
- Rousseau, J.-J. (1762/1978). Du Contrat Social [Toplum Sözleşmesi]. Paris: Garnier-Flammarion.
- West, R. (2003). “Tom Paine’s Constitution.” Georgetown Law Journal, 92(2), 205–230.
