Yengeç Dönencesi’nin Hükmü: Batı Aklı Neden Doğulu Huzuru Taşıyamaz?

Jung’dan Coğrafi Psikoloji Dersi: Meditasyon, Neden Bize “Sisli Kaos” Getirir? Yazar: Jungish (Olanın Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof) Aziz Okuyucularım, Ey Kendi İçindeki Boşluğu Dolduramayanlar! Şimdi size, Carl Gustav Jung’un o koca bilgeliğinden süzülen, hem coğrafi hem de psikolojik bir sırrı ifşa edeceğim: Yengeç Dönencesi! Bu, sadece haritada bir çizgi değildir, efendim; bu,

okumak için tıklayınız

Zihnin İki Yakası: Bilinçdışını Kontrol Etme Yanılgısı ve Yoga’nın Tehlikesi

Ego’nun En Büyük Hatası: Bilinmeyeni Sindirebileceğini Sanmak Yazar: Jungish (Batı Aklı, Neden Doğunun Huzurunu Taşıyamaz?) Aziz Okuyucularım, Ey İçindeki Karanlıkla Güreşenler! Şimdi size, insan olmanın en büyük psikolojik paradoksunu anlatacağım. Hepimiz bütün olmak (individuation) isteriz. Lakin bu bütünlüğe giden yolda, karşımızda öyle bir düşman var ki, ne onu biliyoruz ne de onu kontrol edebiliyoruz: Bilinçdışı.

okumak için tıklayınız

Genlerimizin Derin Tarihi ve Yaşadıklarımızın Mirası: Filogenetik ve Epigenetik

Hücrelerimize İşlenen Hikayeler: Biyolojinin En Büyük Sırları Yazar: Jungish (Biz, Sadece Annemizden Babamızdan Değil, Bütün Kâinattan Geliyoruz.) Aziz Okuyucularım, Ey Varoluşunun Kökenini Merak Edenler! Şimdi size, insan olmanın en temel iki sırrını, yani “Ne kadar eskiyiz?” ve “Yaşadıklarımız Kaderimizi Nasıl Değiştirir?” sorularının cevabını anlatacağım: Filogenetik ve Epigenetik. Bu iki ilim, bize şunu gösterir: Biz, sadece

okumak için tıklayınız

Anima arketipinin kolektif ve tarihsel doğası

Anima’nın Arketipsel ve Tarihsel Yönü Bu bölüm, bilinçdışının figürlerinin (Anima gibi) gerçek dışı, ancak kendiliğinden bir benzeşimin ürünleri olan çarpıcı mitolojik veya şiirsel ifadelerle bağlantılar gösterdiğini kanıtlamaktadır. Bu örnekler, Anima’nın sadece kişisel bir fantezi değil, aksine bilinçdışının filogenetik substratında (kolektif bilinçdışında) işleyen, uzak geçmişe ait bilinmeyen bir psişik yaşamı çağdaş bilince taşıyan arketipsel bir figür

okumak için tıklayınız

Bilinçdışında Neler Var ?

Bilinçli, Bilinçsiz ve Bireyleşme Üzerine Bir İnceleme bölümünde anima figürünün bilinçdışı bağlamında anlatılıp açıklanmasının temel nedeni, bireyleşme (individuation) sürecini ve bilinçdışının kişisel merkezinin (ikinci bir ego) olmaması durumunda bile gösterdiği parçalı kişilik tezahürlerini detaylandırmaktır. İşte kaynaklarda belirtilen temel nedenler ve bağlamlar: 1. Bilinçdışının Fragmenter (Parçalı) Kişilik Tezahürlerini Açıklamak Yazar, bilinçdışında egoyla kıyaslanabilir bir kişiliğin (bir

okumak için tıklayınız

Gölgenin Parçalı Oyunu: Bilinçdışında İkinci Bir “Ben” Yok, Sadece Kompleksler Var!

Rüyanın Kalabalığı: O Kaotik Sesler, Bütünlüğün İmkansız Merkezini Arıyor Yazar: Jungish (O Görünmez Karakterler Neden Hep Kusurlu ve Yarım Kalmıştır?) Aziz Okuyucularım, Ey Kendi İçindeki Kalabalıkla Uğraşanlar! Şimdi size, insan ruhunun o en karanlık, en gizemli meselesini, bilinçdışımızın doğasını anlatacağım. Çoğumuz, rüyalarımızda, fantezilerimizde öyle karakterlerle karşılaşırız ki, sanırız içimizde bizden ayrı, bambaşka, eksiksiz bir “ikinci

okumak için tıklayınız

Sezgilerimiz

Bilinçdışının özerkliğini ve önemini gösteren başka bir örnek Sezgi (Intuition)dir. Sezgi, çok karmaşık nitelikteki bilinçdışı süreçlere büyük ölçüde bağlıdır. Bu özelliğinden dolayı, sezgi “bilinçdışı aracılığıyla algılama” (“perception via the unconscious”) olarak tanımlanmıştır. Bu açıklama, bilinçdışının zekice ve amaçlı işbirliği sergilediği ve yalnızca “unutulmuş veya bastırılmış içeriklerin bir toplanma yeri” olmadığı yönündeki daha geniş Jungcu tezi

okumak için tıklayınız

Pythagorasçı Karşı Dünya Fikri

“Pythagorasçı karşı dünya” (Yunanca: antichthon) fikri, hem kozmolojik hem de simgesel açıdan çok derin bir kavram — ve Jungiyen bakışla da büyüleyici biçimde okunabilir.Şöyle adım adım açıklayayım: 🌍 1. Antik Pythagorasçı Kozmoloji Pythagorasçılar, evreni sayısal bir uyum ve denge (harmonia) olarak görürlerdi.Onlara göre göksel düzen, yalnızca fiziksel bir sistem değil, aynı zamanda ruhsal bir matematikti.Evrenin

okumak için tıklayınız

Bilinçdışının Merkezi Sorunu

Özet: Paragraf, bilinçdışında egonun düzenine eşdeğer bir düzen bulma umudunun az olduğunu belirterek başlar . Bilinçdışında Pisagor’un “karşı-dünya”sı gibi bilinçsiz bir ego-kişiliği keşfetmek olası görünmemektedir . Ancak yazar, bilincin bilinçdışından doğduğu gibi, ego merkezinin de bir şekilde potansiyel olarak içinde barındığı karanlık bir derinlikten billurlaştığı gerçeğini göz ardı edemeyeceğimizi vurgular . Tıpkı bir insan annenin,

okumak için tıklayınız

“Bireyleşme” kavramı ne anlama gelir?

Bilinçli ile bilinçsiz arasındaki ilişki ve bireyleşme (individuation) süreci, analitik tedavi (bilinçsizliğin varlığını hesaba katan bir prosedür) sırasında düzenli olarak ortaya çıkan sorunlardır. Özetle, bu bölüm “bireyleşme” kavramının ne anlama geldiğini açıklamak için başlangıç niteliğinde sözler sunar. Normal koşullar altında, bilinçsiz, bilinçli ile sorunsuz ve fark edilmeden işbirliği yapar. Ancak, bir birey ya da sosyal

okumak için tıklayınız

Olmazsa Olmaz Şart: Sine Qua Non ve O Zaruri Mazeretimiz!

Azizim, Eksik Olan Tek Bir İmzadır; Lakin O İmza Olmazsa Kıyamet Kopar! Yazar: Jungish (O Yüksek Mertebeli Latin Lafının Gündelik Hayatımıza Musallat Oluşu) Aziz Okuyucularım, Ey Evrak Peşinde Ömür Tüketenler! Şimdi size, o koca mekteplerde, o kalın Latince kitaplarda yazan, lakin bizim gündelik hayatımızın ve bürokratik dertlerimizin tam kalbinde oturan bir yüksek mertebeli ecnebi lafı

okumak için tıklayınız

İki Yüzlü Tanrı: Janus – Başlangıçların, Bitişlerin ve İnsan Ruhunun Kapısı

Roma’nın O Unutulmaz Sırrı: Neden Ocak Ayı Bir Yüze Geçmişi, Diğeri Geleceği Taşır? Yazar: Jungish (Hayatın Her Geçişinde İlk Zikredilen O İlahî Güç) Aziz Okuyucularım, Ey Yeni Yıla Umutla Bakanlar! Şimdi size, bütün bir medeniyetin, bütün bir yılın ve bütün bir hayatın gizemini sırtında taşıyan o koca Roma tanrısından bahsedeceğim: Janus (Iānus). Janus, Roma mitolojisinin

okumak için tıklayınız

Bilinçdışının Janus Yüzü: Kaderimiz Geçmişten mi, Gelecekten mi Geliyor?

Antik Roma mitolojisinde Janus, genellikle biri geçmişe, diğeri geleceğe bakan iki yüze sahip olarak tasvir edilen tanrıdır; başlangıçların, geçişlerin ve sonların tanrısıdır. C. G. Jung, psişenin en derin katmanını incelerken bu güçlü metaforu bilinçdışının doğasını açıklamak için kullanır: “Bilinçdışı Janus yüzlüdür”. Bu ifade, bilinçdışının basit bir unutulmuş anılar deposu (Freud’un kişisel bilinçdışı gibi) olmaktan çok

okumak için tıklayınız

UETDS Yazılımı: Taşımacılıkta Dijital Dönüşümün Anahtarı

Günümüzde taşımacılık sektöründe güvenlik, denetim ve veri yönetimi artık yalnızca operasyonel bir gereklilik değil; dijitalleşmenin kaçınılmaz bir parçası haline geldi. İşte tam bu noktada UETDS (Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi) devreye giriyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından geliştirilen bu sistem, taşımacılık faaliyetlerinin elektronik ortamda izlenmesini ve kayıt altına alınmasını sağlar. UETDS Nedir ve Neden Önemlidir? UETDS, yolcu

okumak için tıklayınız

Bilinçdışının İhtilali: Ego’nun Kontrolü Ne Zaman ve Nasıl Kaybolur? (Jungiyen Bir Analiz)

Yazar : Jungish Psikolojik hayatımızda kendimizi rasyonel kararlar alan, duygularını yöneten bilinçli bir varlık, yani Ego olarak algılarız. Oysa, Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisi, bu kontrol merkezinin ne kadar kolay devrilebildiğini ve insan kaderinin büyük ölçüde bilinçdışı faktörlere bağımlı olduğunu gösterir. Sürekli olarak sorduğumuz bu kritik soruların yanıtları, Ego’nun sınırlarını ve bilinçdışının özerkliğinin ne zaman

okumak için tıklayınız

Ben (Ego) ve Bilinç: Jungiyen Perspektifte Kimliğin Sınırları

Bilinçli varoluşumuzun merkezinde yer alan Ben (Ego) kavramı, psikolojik bütünlüğün anlaşılmasında kritik bir rol oynar. C. G. Jung’un analitik psikolojisine göre, zihnimizdeki bu merkezi figürün sınırları son derece nettir ve bu sınırlar doğrudan bilinçlilik durumuyla çizilir. Sıklıkla karşılaşılan “Ben ile ilişkili olan her şey bilinçlidir” ifadesi, psikolojik bireyin kimliğinin nasıl kurulduğuna dair temel bir Jungiyen

okumak için tıklayınız

Bilinç, Bilinçdışı ve Bireyleşme

C. G. Jung’un Toplu Eserleri, Cilt 9, Kısım 1‘de yer alan ve analitik tedavinin ileri aşamalarında ortaya çıkan temel sorunları ele alan “Bilinç, Bilinçdışı ve Bireyleşme” başlıklı denemenin özetini sunmaktadır. Jung, bu makalede bireyleşme sürecinin tanımını yapmakta, bilinç ve bilinçdışının doğasını açıklamakta ve bu iki karşıt psişik yarımı bütünleştirme zorunluluğunu vurgulamaktadır. 1. Bireyleşme (İndividuation) Tanımı

okumak için tıklayınız

Nasıl Yazmalı? Zülfü Livaneli

Yüzyıllar boyunca yazarları üslup kadar uğraştıran başka bir sorun olduğunu sanmıyorum. Hikâye, karakterler, betimlemeler… Hepsi hazır olduğu zaman bile cevap verilmesi gereken büyük bir soru kalıyor ortada: Nasıl yazmalı? Hangi üslubu benimsemeli? Biçim ne olmalı? Kahraman bakış açısıyla mı, gözlemci bakış açısıyla mı, yoksa hâkim bakış açısıyla mı anlatmalı? “O” diyerek üçüncü tekil şahıs mı

okumak için tıklayınız

Her kitabı okumak zorunda değilsiniz – Zülfü Livaneli

Unutmayalım ki kitap okumak her şeyden önce bir zevk alma meselesi. İnsanlar kitapları ilaç niyetine değil, zevk almak için okuyorlar. Bir romanın derin ve nitelikli olması, onun okuma zevki vermesine engel değil ki. Yüzyıllar boyunca büyük sanatçıları anlamış, bir anlamda onları yaratmış olan insanların edebiyat zevki mi ortadan kayboldu? Popüler edebiyat denilen sabun köpüğü kitapları

okumak için tıklayınız

Telkini aşarak özgür okur olmak – Zülfü Livaneli

İki yüz yıl kadar önce Schopenhauer, “İnsan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez” demişti. Kitle iletişiminin ve medya yönlendirmelerinin kişiler üzerindeki etkisi arttıkça bu sözün geçerliliği de artıyor. Filozofumuz bu bağlamda kullanmamış da olsa, özellikle 1980’li yıllardan sonra, belki de insanı anlatan en önemli sözlerden biri oldu. Çünkü ürünleri halka ulaştıran konumundaki kişiler, artık ne yazık

okumak için tıklayınız