18 Ağustos 2026

Oylum Höyük’te Keşfedilen Hitit Tabletleri Anadolu Tarihini Yeniden Şekillendiriyor

Oylum Höyük, Güneydoğu Anadolu’nun en büyük arkeolojik alanlarından biri olarak, Suriye sınırında yer alan stratejik konumuyla dikkat çeker. Bu höyükte yürütülen kazı çalışmaları, 1989 yılından beri sistematik biçimde sürdürülmekte olup, özellikle Geç Tunç Çağı’na dair bulgularla zenginleşmiştir. Son dönemde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gaziantep Üniversitesi ve Kilis Valiliği’nin ortaklığıyla yürütülen “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında, M.Ö.

devamını oku

Antik Yunan’da Physis ve Nomos: Solon’un Yasalarıyla Doğanın ve Toplumun Dengesi

Physis ve Nomos’un Kökleri Antik Yunan düşüncesinde physis ve nomos, insan yaşamının düzenlenmesinde iki temel dayanak olarak ortaya çıkar. Physis, evrenin doğal işleyişini, canlıların doğuştan gelen özelliklerini ve evrensel yasaları ifade eder. Presokratik filozoflar, özellikle Herakleitos ve Anaksimandros, physis’i evrenin temel yapısını anlamak için bir anahtar olarak görmüşlerdir. Herakleitos’un “her şey akar” (panta rhei) ifadesi,

devamını oku

Wabi-Sabi Estetiği ile Özel Gereksinimli Bireylerin Toplumsal Damgalanmaya Karşı Mücadelesi: Kusurun Güzelliği ve İnsan Onuru

Wabi-Sabi’nin Temel İlkeleri ve İnsan Deneyimine Yansımaları Wabi-sabi, Japon estetik geleneğinde sadelik, doğallık ve kusurun güzelliğini vurgulayan bir dünya görüşüdür. “Wabi” terimi, sade ve mütevazı bir yaşam tarzını ifade ederken, “sabi” zamanın geçişiyle ortaya çıkan güzelliği ve yıpranmışlığın estetiğini temsil eder. Bu anlayış, mükemmeliyet arayışına karşı çıkar ve her şeyin geçici, eksik ve kusurlu olduğunu

devamını oku

Wabi-Sabi’nin Kusurlu Güzelliği: Modern Sanatın Estetik Anlayışına Alternatif Bir Yol

Wabi-Sabi’nin Kökleri ve Temel İlkeleri Wabi-sabi, Japon estetik geleneğinin derinliklerinde kök salmış bir kavramdır ve Zen Budizmi’nin sade, mütevazı ve geçici olanı kucaklayan dünya görüşünden büyük ölçüde etkilenmiştir. Wabi, basitlik, yalnızlık ve doğayla uyum içinde olma hissini ifade ederken; sabi, zamanın geçişiyle ortaya çıkan güzelliği, yani aşınmışlığın ve eskimişliğin estetik değerini vurgular. Bu iki kavram

devamını oku

Wabi-Sabi ile Schopenhauer’in Felsefesi: Geçicilik ve İrade Arasındaki Zıtlıkların Çarpışması

Wabi-Sabi’nin Özü ve Geçicilik Anlayışı Wabi-sabi, Japon estetiğinin temel taşlarından biri olarak, kusurluluğun, sadeliğin ve geçiciliğin güzelliğini yüceltir. Bu anlayış, doğanın döngüsel yapısına ve her şeyin geçici olduğuna dair bir kabullenmeyi içerir. Wabi, sadelik ve alçakgönüllülükle ilişkilendirilirken, sabi, zamanın geçişiyle ortaya çıkan melankolik bir güzelliği ifade eder. Örneğin, bir çay seremonisinde kullanılan çatlak bir fincan,

devamını oku

Wabi-Sabi: Kusurların Hikmeti, Minimalizm ve Japon Kültürünün Zamansız Bilgeliği

Tarihsel Kökler ve Gelişim Süreci Wabi-sabi felsefesinin temelleri, Japon kültürünün Zen Budizmi ve çay seremonisi geleneklerinde yatmaktadır. Wabi, başlangıçta yalnızlık, sadelik ve yoksullukla ilişkilendirilen bir kavramken, sabi, zamanın geçişiyle ortaya çıkan melankolik güzelliği ifade eder. Bu iki kavram, 15. ve 16. yüzyıllarda, özellikle Muromachi döneminde (1336-1573) birleşerek wabi-sabi felsefesini oluşturmuştur. Bu dönem, Japonya’da siyasi istikrarsızlık

devamını oku

Kapitalist Toplumun Gölgesinde Depresyon: Mark Fisher’ın Kapitalist Realizm Perspektifinden Bir İnceleme

Depresyonun Toplumsal Kökenleri Depresyon, modern toplumlarda giderek yaygınlaşan bir durum olarak dikkat çeker. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 2020 yılında küresel olarak yaklaşık 264 milyon kişi depresyonla mücadele etmiştir. Ancak bu durumun kökenleri yalnızca biyolojik veya genetik faktörlerle açıklanamaz. Fisher, Kapitalist Realizm’de, kapitalizmin bireyler üzerinde yarattığı sürekli rekabet, belirsizlik ve tüketim baskısının ruhsal sağlığı derinden

devamını oku

Frantz Fanon’un “Siyah Deri, Beyaz Maskeler” Eserinde İçselleştirilmiş Irkçılığın Çözümlemesi

Sömürgecilik ve Kimlik Oluşumu Fanon, Siyah Deri, Beyaz Maskeler’de sömürgeciliğin bireylerin kimlik algılarını nasıl şekillendirdiğini ele alır. Sömürgeci sistemler, ırksal hiyerarşiler oluşturarak siyah bireyleri “aşağı” konumuna yerleştirir ve beyazlığı bir üstünlük sembolü olarak yüceltir. Bu hiyerarşi, siyah bireylerin kendilerini beyaz normlar üzerinden değerlendirmelerine yol açar. Fanon, bu süreci “epidermalizasyon” olarak tanımlar; yani, bireyin kimliğinin ten

devamını oku

Sylvia Plath’ın Şiirlerinde Klinik Depresyonun Edebi Yansıması: Çok Katmanlı Bir İnceleme

Plath’ın Yaşamı ve Psikolojik Arka Plan Sylvia Plath’ın hayatı, şiirlerinin anlaşılmasında önemli bir bağlam sunar. 1932’de Boston’da doğan Plath, erken yaşta babasının kaybıyla sarsıldı; bu olay, onun duygusal dünyasında derin bir yara açtı. Akademik başarılarına rağmen, Plath’ın gençlik yıllarında başlayan depresyon nöbetleri, intihar girişimleri ve psikiyatrik tedaviler, onun ruhsal dünyasının kırılganlığını ortaya koyar. 1953’teki intihar

devamını oku

Dini Vecd Halleri ile Epileptik Nöbetler Arasındaki Nöral Bağlantılar

Beyin Aktivitesindeki Ortak Noktalar Dini vecd halleri ve epileptik nöbetler, beyin aktivitelerinde gözlemlenen bazı benzerlikler nedeniyle dikkat çeker. Vecd halleri, genellikle derin bir manevi deneyimle ilişkilendirilir ve bireyde coşku, trans hali veya çevreden kopma gibi durumlar yaratabilir. Epileptik nöbetler ise nöronların anormal ve senkronize ateşlenmesiyle ortaya çıkar. Her iki durumda da temporal lob, özellikle limbik

devamını oku

The Great Gatsby’de Yansıtma: Karakterlerin İç Dünyasının Dışa Vurumu

Gatsby’nin İdealize Edilmiş Aşkı Jay Gatsby, romanın merkezinde yer alan ve yansıtma mekanizmasının en belirgin örneklerini sergileyen karakterdir. Gatsby, Daisy Buchanan’ı yalnızca bir birey olarak değil, aynı zamanda kendi hayallerinin, özlemlerinin ve geçmişine dair idealize edilmiş bir anının temsilcisi olarak görür. Onun Daisy’ye duyduğu tutku, kendi eksikliklerini ve toplumsal statüye ulaşma arzusunu yansıtır. Gatsby’nin fakir

devamını oku

Odysseus’un “Hiçbir Kimse” Adlandırması: Kimlik ve Benliğin Derinliklerinde Bir Yolculuk

Kurnazlık ve Hayatta Kalma Stratejisi Odysseus’un Polyphemos’a kendisini “Hiçbir Kimse” olarak tanıtması, ilk bakışta pratik bir hayatta kalma stratejisi olarak öne çıkar. Kiklop Polyphemos’un mağarasında tutsak olan Odysseus, fiziksel gücünün yetersiz olduğu bir durumda zekâsını ve dilin gücünü kullanır. “Outis” ismi, Yunanca’da “hiç kimse” anlamına gelir ve bu kelime, Polyphemos’un diğer Kikloplar’a “Hiç kimse beni

devamını oku

Kynik Yaşam Tarzı ile Ostracism: Antik Yunan’da Toplum ve Birey Arasındaki Çatışma

Kyniklerin Toplum Dışı Yaşam Anlayışı Kynik felsefe, Antik Yunan’da bireyin toplumun dayattığı normlara ve maddi değerlere karşı radikal bir başkaldırısını temsil eder. MÖ 4. yüzyılda Antisthenes tarafından temelleri atılan ve Diogenes tarafından popüler hale getirilen Kynizm, bireyin özgürlüğünü doğaya uygun bir yaşamda aramasını savunur. Kynikler, toplumsal hiyerarşileri, zenginlik arayışını ve geleneksel ahlak anlayışlarını reddederek, bireysel

devamını oku

Hayalperest Bir Şiir: Kızıl Ekimin Uyanışı – Luna Madanoğlu

1917 sonbaharında, Petrograd’ın sokakları soğuktu.Ama o soğuğun altında, yıllardır bastırılmış bir sıcaklık vardı: öfke.Yorgun bedenlerin, aç çocukların, susturulmuş kadınların öfkesi.Ve bir gün, o öfke artık sessiz kalmayı reddetti.O gün, takvim Ekim’i gösteriyordu. Bir Halkın Sabrı Tükendiğinde Yüzyıllarca süren adaletsizlik, savaşın açlığı ve yoksulluk…Rusya artık nefes alamıyordu.Çar devrilmişti, ama iktidar yine zenginin ellerindeydi.İşte o anda, Lenin’in

devamını oku

Kardeşlerin Nefreti – Altın Koyun – Güneşin Doğudan Batması – Tüyler Ürpertici Bir Yemek – Zapt Olunmaz Bir Nefret – Bir Ölüm Makinesi

ATREUS ve THYESTES Şimdi de geldik Yunan Mitolojisi’nin belki de en zalim hikâyesine! Başka hiçbir söylencede bir lanetin mantıksal, psikolojik ve ahlaksal gelişimi, böylesine korkunç bir tutarlılık içinde ortaya konulmamıştır. Başka hiçbir söylencede nefret ve savaşın iç dinamikleri bu kadar açıkça ortaya konmamıştır. Pelops oğulları olan Atreus ve Thyestes’in birbirlerinden nefret ettiklerini biliyordu ve yaşamı

devamını oku

Tanrıların Yiyeceği – Zalim Bir Sınama – Pelops ve Hippodameia – Arabacı Myrtilos – Lanetler

TANTALOS ve OĞLU “Gölgeler Ülkesi hayalcilerin cennetidir.” Immanuel Kant sözleridir bunlar. Gerçekten de tüm zamanların romantikleri daima gölgelerle ilgilenmiş, karanlığın kendilerini çektiğini hissetmişlerdi. Fakat Gölgeler Ülkesi aynı zamanda korkuların da kaynağıdır. Hıristiyanlık dininin cehennem haline soktuğu bu ülke, kutsal Roma’nın en yağlı kazanç kapılarından birisi olmuştur. Kralının adı olan Hades’le anılan Gölgeler Ülkesi’nde, bazı kahramanlara

devamını oku

Altın Yağmuru – Verginin İcadı – Bir Ayna Nerelerde Kullanılır; Kötü Kokan Üç Kadın – Medusa ve Başı – Pegasos – Atlas – Andromeda – Gerçekleşen Bir Kehanet ve Mutlu Bir Evlilik

Acaba önceliği hangi kahramana versek? Bana kalırsa sıralamada ilk yer Antik Çağ’ın en önemli kahramanı Herakles’e aittir. Romalılar da onu benimsemiş ve Herkules ismini vermişlerdir. Klasik bir kahramandır o. On iki işi ile ün kazanmıştır, başarması gereken on iki sınavdır bunlar aslında. Küçükken odamı temizlemem bana çok zor geldiği için, Herakles’in başardığı bu işlerden özellikle

devamını oku

TANRILAR ve İNSANLAR – Hephaistos ve Hera – Ares ve Aphrodite – Athena – Hermes ve Apollon – Zagreus – Prometheus ve Biz İnsanlar

Hephaistos ve Hera – Ares ve Aphrodite – Athena – Hermes ve Apollon – Zagreus – Prometheus ve Biz İnsanlar Hephaistos’un tanrıların en mükemmeli olduğu söylenemez, fakat bizim için oldukça ilginç bir hikâyesi vardır. Doğumu oldukça muammalıdır. Hera onu kendi kendine doğurmuştur. Kocası Zeus’un kendisini sürekli olarak aldatmasından bıkıp usanmıştı ve bu şekilde ona ihtiyacı

devamını oku

Başlangıçta kaos vardı. Yunan Mitolojisi böyle der bize.

DÜNYANIN YARADILIŞI Gaia ve Uranos – Kronos ve Rhea – Zeus ve Kardeşleri – Titanlar ve Gigantlar Başlangıçta kaos vardı. Yunan Mitolojisi böyle der bize. Bu kaosun ne olduğunu kimseler bilemez. Kaosu bir tanrı olarak kabul etmek de insanı ürkütür. Bu kaostan bir anda neden Gaia’nın, yani toprağın oluştuğunu da kimseler bilmez. Fakat Gaia bir

devamını oku

Odysseus ve Deniz

Uygarlık bir özgürleşme ve fetih harekâtıdır. Ünlü Homeros’un adıyla bize ulaşan ikinci destan bu fetihlerin en önemlilerinden biridir: Cesaret, sabır ve zekâ ile Yunan halkının denize açılması. İşte bu fethin kahramanı Odysseus’dur (Odysseia destanı onun adını taşır). Odysseia’nın şairinin İlyada’nınkiyle aynı kişi olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi yoktur, hatta çok kuşkuludur. Eskiler daha o zamanlar bile

devamını oku