Ehmedê Xanî’nin eserinde trajik son; Mem ile Zîn’in ölümü, absürd bir son mu, yoksa aşkın ölümle taçlandığı romantik bir katharsis mi?

Mem û Zîn’in Ölümü: Absürd mü, Katharsis mi?

Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’indeki trajik son, felsefi açıdan iki temel perspektifle okunabilir: Albert Camus’nün “absürd” kavramı ile yüzleşen bir anlamsızlık çıkmazı mıdır, yoksa Hegelci diyalektiğin “aşkın ölümle yüceltilmesi” (Aufhebung) olarak mı görülmelidir? Bu soru, insan varoluşunun temel çelişkilerini (anlam/absürd, özgürlük/yazgı) derinleştirir.


1. Camus’nün Absürdü Bağlamında: “Anlamsız Bir Direnç”

Camus’ye göre absürd, insanın anlam arayışı ile evrenin sessiz kayıtsızlığı arasındaki çatışmadır. Sisifos, kayayı tepeye çıkarma çabasının boşunalığını bilse de bu bilinçle isyan eder. Mem ve Zîn’in ölümü de benzer bir paradoks taşır:

  • Aşkın İmkânsızlığı: Mem ile Zîn’in kavuşma arzusu, feodal düzenin katı yasaları (Bey’in iktidarı, Bekir’in ihaneti) tarafından sistematik olarak engellenir. Bu, Camus’nün “dünyanın irrasyonelliği”ne denk düşer.
  • Bilinçli Trajedi: Mem, Zîn’siz bir dünyada yaşamayı reddeder. Bu seçim, “intiharın felsefi sorunu”na (Camus) bir yanıttır: Ölüm, absürde boyun eğmek değil, onunla yüzleşmenin radikal bir biçimidir. Ancak Camus’den farklı olarak, Mem’in eylemi bir “isyan” değil, kaderin kabullenilmesi gibi görünür.
  • Anlamsızın Estetiği: Xanî, ölümü “güzelleştirerek” (Zîn’in mezarında can verme sahnesi) absürdü romantize eder mi? Camus, Sisifos’un “mutlu” olduğunu söylerken bile anlamsızlığı yüceltmez; Xanî ise trajediyi bir tür lirik direnişe dönüştürür.

2. Hegelci-Romantik Katharsis: “Aşkın Ölümle Yüceltilmesi”

Hegel’e göre trajedi, çelişkilerin diyalektik aşılmasıdır. Antigone’nin ölümü, ahlaki çatışmanın “ruh” tarafından aşıldığı bir yüceltmedir. Mem û Zîn’in sonu da benzer bir katharsis sunar:

  • Ölümde Birlik: Hegel’in “tin” (Geist) kavramında olduğu gibi, aşkın hakiki gerçekleşmesi ancak bedensel sınırların ötesinde mümkündür. Mezarda birleşme, duyusal aşkın tinsel aşka dönüşümüdür.
  • Toplumsal Çelişkinin Aşılması: Feodal düzen, aşkı yok ederek kendi meşruiyetini çürütür. Mem ile Zîn’in ölümü, iktidarın şiddetini ifşa eden bir etik zaferdir (Hegel’in “köle-efendi diyalektiği”nde olduğu gibi).
  • Romantik Sublime: Schiller’in romantik trajedisindeki gibi, ölüm aşkı “ebedi” kılan bir yüceltme aracıdır. Zîn’in mezarı, artık bir zindan değil, özgürlüğün simgesel mekânı haline gelir.

3. İki Okumanın Çatışması: Absürd mü, Diyalektik mi?

  • Camus’nün İtirazı: Hegelci katharsis, anlamı ölüme atfederek absürdü gizler. Oysa Mem’in son sözleri (“Ey Zîn, ben geldim!”) bir umuttan çok çaresizliğin itirafıdır.
  • Hegel’in Yanıtı: Absürd, yalnızca tarihsel diyalektiğin tamamlanmamışlığından doğar. Mem û Zîn’in ölümü, toplumsal bilincin uyanışı için bir aşamadır (Marx’ın “tarihsel materyalizm”indeki gibi).

Trajedinin İki Yüzü

Xanî’nin metni, hem Camus’nün absürd isyanını hem de Hegelci diyalektiği içerir:

  • Absürd Okuma: Aşk ve ölüm, anlamsız bir dünyada insanın kırılganlığının kanıtıdır.
  • Katharsis Okuması: Ölüm, aşkı tarih ve tin düzleminde ölümsüzleştiren bir devrimdir.

Belki de Xanî’nin asıl mesajı şudur: İnsan, ancak absürdün farkındalığıyla (Camus) ve tinsel yücelmeyle (Hegel) “zincirlerini” kırabilir. Mem û Zîn’in mezarı, bu paradoksun somutlaşmış halidir.