İstanbul’da 400 Bin “Ev Genci” Olduğu Belirlenmiş ; Engelli ya da Otistik Gençler” Dahil Mi Bu Sayıya ?

Bugün medyada şöyle bir haber okudum ve bunun üzerine düşündüm.

“İstanbul’da 400 bin “ev genci” olduğu belirlendi.

Ev genci: Ne okula giden ne de bir işte çalışan, günlerini evde geçiren genç nüfus. “

İstanbul’da 400 bin “ev genci” olduğuna dair açıklamalar yapıldığında, bu verinin kapsamı, yani kimlerin dahil edilip kimlerin edilmediği, sorunun toplumsal boyutunu anlamak açısından kritik. Bu nedenle:

“Evde olan engelli/otistik genç yetişkin sayısı buna dahil mi?”

sorusu, sadece bir sayı değil, bir temsil meselesidir.

🔍 Mevcut Durum: “Ev Genci” Tanımı Ne Kadar Kapsayıcı?

Türkiye’de “ev genci” ifadesi genellikle şu şekilde tanımlanır:

  • Ne eğitimde ne istihdamda (NEET)
  • 15-29 yaş arasında
  • Genellikle sosyoekonomik dışlanma riski olan gençler

Ancak burada bir sorun başlar:

❗ Engelli bireyler — özellikle otistik gençler — bu tanıma genellikle dahil edilmez.

Çünkü:

  • TÜİK verilerinde ya da sosyal politika raporlarında, engelli bireyler ayrı kategorilerde tutulur
  • Otizmli genç yetişkinlerin sosyal dışlanma biçimi “özel ihtiyaç” adı altında görünmezleştirilir

🧠 SPR (Sosyal Politikalar Raporu) veya benzeri belgelerde ne olur?

Eğer bu veri, bir Sosyal Politika Raporu (SPR), yerel yönetim strateji belgesi ya da kalkınma planında geçiyorsa, şu iki şeyi kontrol etmek gerekir:

  1. “Ev genci” tanımı açıkça yapılmış mı?
  • “Çalışmayan ve eğitimde olmayan gençler” ifadesi mi var?
  • “Özel gereksinimli bireyler” istisna mı tutulmuş?

2.  Veri kaynağı TÜİK mi, saha araştırması mı?

  • TÜİK’in istatistik sistemlerinde engelli bireyler genelde ayrı tutulur.
  • Belediyelerin saha araştırmalarında ise engellilik çoğu zaman “aileye destek ihtiyacı” olarak geçer ama bireyin kendi sesi duyulmaz.

⚠️ Eleştirel Not:

Otistik bireyler ya da ağır destek ihtiyacı olan gençler çoğunlukla:

  • “İş gücüne dahil edilemeyen”
  • “Sosyal yardım kapsamındaki birey”
  • “Aileye bakım yükü getiren kişi”

olarak konumlandırılır. Bu nedenle “ev genci” gibi gençliği ve bireyliği tanıyan kategorilere dahil edilmezler. Bu da onların sosyal görünürlüğünü azaltır, bakım yükünü tamamen aileye iter.

🎯 Sonuç:

İstanbul’daki 400 bin “ev genci” verisi, çok büyük ihtimalle otistik ve engelli genç yetişkinleri dışarıda bırakmaktadır.

Bu da şu soruyu gündeme getirir:

❓ Engelli gençler neden “genç” olarak sayılmıyor?

❓ Otistik bireyler neden NEET istatistiklerinde yok?

❓ Sosyal dışlanmanın en yoğun biçimini yaşayanlar neden veri dışında?